Ana Menü

Rüyaların Gizemi – Neden Rüya Görürüz?

Rüya hayatın en büyük gizemlerinden biridir. Yakın zamana kadar rüyalar hakkında pek bir bilgiye sahip değildik ama teknoloji ve tıp biliminin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni teknikler rüya görme işlevinin neden gerçekleştiği hakkında bilgiler sunmaktadır.

Rüyaların sorgulanması insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanoğlu var olduğu sürece bunu sorgulamıştır çünkü gerçekten garip bir durumdur. Uykuda  ortaya çıkan en azından bu zamana kadar böyle bildiğimiz bu durumun neden ortaya çıktığını, gördüklerimizi neden ve neye göre gördüğümüzü bilememek rüyalara olan ilgimizin hiç azalmamasına neden olmuştur.

Bazıları rüyaları gün içerisinde yaşadığımız ve gördüğümüz şeylerin psikolojik durumumuza göre beynimiz tarafından bazen karışık bazen de düzenli bir şekilde bilinç altımızdan bilinç üstümüze çıkarılması olarak yorumluyor. Rüyada görünen şeylerin hiçbir anlamının olmadığını düşüncesi çok yaygındır. Birçok insanın böyle düşünmesinin sebebi rüyaların tutarsızlığıdır. Çoğu zaman saçma sapan diyebileceğimiz, bazı zamanlarda da günüz yaşadıklarımızın farklı varyasyonlarını  görürüz. Bundan dolayı bu işin bilimselliğinin olmadığı kanaati bu zamana kadar gelmiştir. 

Fakat tarih rüyalarla ilgili çok ciddi olaylara şahitte olmuştur. Kayıt altına alınan birçok olayda görünen rüyalar kısa sürede gerçekleşmiştir. Bu birçoğumuzun başına gelmekle beraber bazı kişiler kendileri ile ilgili olamayan çok büyük olay çaptaki olayları daha gerçekleşmeden rüyalarında görmüşlerdir. Biraz araştırma yaparak bunlarla ilgili birçok örneği görebilirsiniz. Yani bazı rüyalarda gelecekle ilgili bazı görüntülerin görülebileceği yorumları da yapılmaktadır.

Aslına bakarsanız insanoğlunu meraklandıran şeyde tam da budur. Rüyalarda gelecekle ilgili şeyleri mi görüyoruz. Rüyalarla ilgili son zamanlarda bilimsel çalışmalarda yapılmaya başlandı. 

Yapılan bu çalışmalar gösterdi ki rüya uykumuzun herhangi bir zaman dilinde gördüğümüz bir aktivite değilmiş. Uyunun kişinin rüya görmesi için rem döngüsü denen ve uykunun 4. fazı olan bu faza geçmesi gerekiyor. Ve bence en garip durum burasıdır, bu fazda iken yani rüya görürken beyin aktivitelerinin uyanık olduğumuz zamanlardaki kadar fazla olması. Yine garip şekilde rüya sırasında vücudumuzun geçici felç olması. 

Bu durum rüyanın sıradan bir aktivite olmadığı açıkça gösteriyor. Rüya sırasında beyniniz ve vücudunuz doğal olmayan farklı bir evre yaşıyor. Bunların ortaya çıkması ile rüyalar üzerinde yapılan araştırmalar daha da sıklaştı ve yeni bilgiler ortaya çıkmadı.

Yapılan deneylerde, rüya sırasında artan beyin aktiviteleri sayesinde kişinin rüya evresine girdiği gözlenebilmektedir. Bilim adamları bazı denekler üzerinde yaptıkları çalışmalarda deneklerin rüya evresine girmelerini engellediler. Bu evreye gelindiğinde uyandırılan denekler bir süre rüya görmeden hayatlarına devam ettiler. Bir süre sonra uyku ihtiyaçları olmadığı halde gündüz uyanıkken rüya görmeye başlayan denekler bilim adamlarını çok şaşırttılar. 

Ortaya çıkan bu sonuç gösteriyor ki beynimiz rüya görmeye ihtiyaç duyuyor. Uykuda rüya göremeye kişiler uyanıkken rüya görmeye başlıyorlar. Bu sonuçtan yola çıkan bilim adamları şu tezi ortaya atıyorlar: Yorgunluk hissi beyin tarafından bilerek üretiliyor. Beyin rüya görebilmek için kişiyi uyumaya sevk ediyor ve zorluyor. 

Gelinen bu nokta bilimin rüyaya bakış açısını tamamen değiştirmiş durumda. İnsan vücudunun bilinenden çok daha güçlü ve dayanıklı olduğu düşüncesi bu sonuçlarla daha da güçleniyor. İnsan vücudunun uykuya ihtiyacı olmadan tüm aktivitelerini sorunsuzca gerçekleştirebileceği bilimsel olarak kanıtlanırsa insan yaşamında büyük değişiklikler olabilir. Dinlenmek için mi uykuya ihtiyaç duyuyoruz yoksa bu durum beynimizin bir oyunu mu? 

Bu sorunun cevabını ben de merakla bekliyor ve ortaya çıkacak yeni gelişmeleri takip ediyorum. 

Yorum Yap