Geleneksel Tiyatro - Karagöz Hacivat - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Geleneksel Tiyatro - Karagöz Hacivat

  1. Karagöz Hacivat Karakterleri - Karagöz Hacivat Oyunundaki Karakterler

    Oyunun baş kişileri Karagöz ve Hacivat'tır. Diğer tipler Tuzsuz, Çelebi, Matiz, Tiryaki, Beberuhi, Arnavut, Yahudi, Kürt, Laz, Zenneler vb.


    KARAGÖZ : Konuşmaları ve davranışları kaba olmasına rağmen halkın ahlak ve sağduyusunun temsilcisidir. Özü sözü bir, dürüst bir kişiliktir.


    HACİVAT : Medrese eğitimi görmüş, düzene uygun davranışlar sergileyen bir kişiliktir. Şiirsel ve edebi konuşmaları ile dikkat çeker.


    ÇELEBİ : Osmanlı döneminde, eğitim görmüş, kibar sosyete tipini temsil eder.


    MATİZ : Sürekli alkol alan bir kişiliği temsil eder.


    TUZSUZ : Kabadayı bir kişiliği temsil eder.


    BEBERUHİ : Davranışları ile yarı çocuk özelliği gösteren bir tiptir.


    ZENNE : Oyunda yer alan kadınlara denilir. Her oyunda farklı bir tipi canlandırmaktadır.


    TİRYAKİ : Sürekli afyon içen, uyuyan bir kişiliği temsil eder.


    ARNAVUT, ACEM, RUM, YAHUDİ : Osmanlı İmparatorluğu içinde yaşayan azınlıkları kendi ismiyle temsil eden tiplerdir.


    LAZ, KAYSERİLİ, RUMELİLİ, EFE, ZEYBEK : Osmanlı İmparatorluğu içinde halkı oluşturan bölgesel tiplerdir. Konuşmaları ile yöresel özellikleri yansıtırlar.

  2. 2010-02-05 #2
    Karagöz oyunu dört ana bölümden oluşur.

    A. Mukaddime (Başlangıç)
    B. Muhavere (Söyleşme)
    C. Fasıl
    D. Bitiş

    A. Mukaddime: Oyun başlamadan perde ortasına göstermelik denen figürler (Limon ağacı, Çiçek saksısı, Gemi, Çeşme, Hamam vb.) yerleştirilir. Göstermelik hangi oyunun oynanacağına dair bir ipucu olabildiği gibi oyundan tamamen bağımsız da olabilir. Göstermelik Hayali ya da Yardağın çaldığı kamıştan yapılmış nareke ismi verilen düdüğün çıkardığı zırıltılı ses ve def velvelesi eşliğinde perdeden yavaş yavaş kaldırılır. Bu oyunun başladığına işarettir. Daha sonra seyirciye göre sol taraftan Hacıvat semai formunda bir şarkı söyleyerek gelir, şarkısını bitirdikten sonra perde gazelini okur.

    Perde Gazeli: Perdeden Göstermelik nareke vızıltısı ve def velvelesi eşliğinde kaldırıldıktan sonra Hacıvat tarafından söylenen uyaklı manzum şiirlerdir. Hayali perde gazeline başlamadan Oof Hay Hak! diye yaratana seslenir. Oyunların tasavvufî yönlerinin ağırlıklı olarak vurgulandığı perde gazellerinde, yaratanın varlığı ve birliği övülürken insanın aciz bir kul olduğunun altı çizilir. Karagözün ibret perdesi olduğu ve gösterinin bir ders niteliğinde olduğu belirtilir. En bilinen perde gazeli;

    Nakş-ı sunun remz ider hüsnünde rüyet perdesi
    Hace-i hükmü ezeldendir hakikat perdesi
    Sîreti sûrette mümkündür temaşa eylemek
    Hâil olmaz ayn-ı irfâna basiret perdesi
    Her neye iman ile baksan olur iş âşikâr
    Kılmış istilâ cihanı hab-ı gaflet perdesi
    Bu hayâl-i âlemi gözden geçirmektir hüner
    Nice Karagözleri mahvetti bu sûret perdesi
    Şem-i aşkın yandırıp tasviri cismindir geçen
    Âdemi amed şüt etmekte azimet perdesi
    Hangi zılla iltica etsen fena bulmaz acep
    Oynatan üstadı gör kurmuş muhabbet perdesi
    Dergah-ı Âl-i Abâda müstakim ol Kemterî
    Gösterir vahdet elin kalktıkça kesret perdesi.

    (Türk Folklor Araştırmaları Yıllığı, Karagöz Özel Sayısı, İstanbul Haziran 1959, Sayı 119, s: 1935-1936.)
    Bu gazel 1312 (H.) senesinde Üsküdarda ölen Kemteri mahlasını alan Raşit Ali Efendinindir. Karagöze izafe edilen ve Bursada Çekirge yolundaki mezar taşına 1310 (H.) yılında yazılmıştır. Bu ve bunun gibi değişik perde gazellerinin okunmasıyla oyun açılmış olur. Perde gazeli bitimiyle Hacıvat seyirciyi selamlar ve Karagözü çağırmak için teganniye başlar. Karagöz bağırmamasını söylese de Hacıvat bağırmaya devam eder. Bunun üzerine Karagöz aşağıya atlayıp, Hacıvatla alt alta, üst üste kavga ederler. Hacıvat kaçar, Karagöz sırt üstü yerde yatarken anlamsız sözlerden oluşan tekerlemesini söyler.

    Karagöz Hacıvata kızıp söylenirken, Bir daha gel bak ben sana neler yaparım der. Hacıvat tekrar perdeye gelir ve Mukaddime biter, Muhavere (söyleşi atışma) başlar.

    B. Muhavere: Kelime anlamı karşılıklı konuşma olan muhavere, Karagöz ve Hacıvatın tüm özelliklerini bünyesinde barındıran bir bölümdür. Yanlış anlamalara dayalı, kelimelerin ses oyunlarıyla farklı anlamlarda kullanılmaları, ikilinin eğitim öğretim durumları ve kişilik özellikleri bu bölümde iyice belirginleşir. Eski oyunlardan günümüze ulaşan muhavereler asıl oyunun konusuyla ilgili değildir. Yeni yazılan muhavareler ise oyunla ilgili olabiliyor. Bu bölüm Karagözün yabancı sözcükler kullanarak konuşan Hacıvatı yanlış anlaması ya da yanlış anlar görünmesi üzerine kuruludur. Böylece muhavere, ortaya türlü cinaslar ve nükteler çıkmasıyla sürer gider. Muhavereler her konuya açıktır, önceden bilinen bir muhaverenin içine günlük olaylar sokulabileceği gibi, günlük olayları şakacı bir dille eleştiren doğaçlama muhaverelerde olabilir. Bu Karagöz oynatan ustanın maharetine ve kültürüne bağlıdır. Evliya Çelebinin çok övdüğü Hayâlî Kör Hasanzade Mehmet Çelebinin akşamdan sabaha dek değişik taklitler yapıp herkesi hayretler içinde bıraktığı, 18. yüzyıl sonlarında yetişen Kasımpaşalı Hafızın da gece sabaha kadar sadece Hacıvat ile Karagözü oynatıp konuşturduğu, dinleyenlerin çatlamak derecesine geldiği ve vaktin nasıl geçtiğini fark etmedikleri biliniyor. 18. yüzyıl sonlarında yetişen hayal küpü Emin Ağanın bir söylediği muhavereyi bir daha söylemez diye şöhreti vardır. Muhavere bölümü Hacıvatın Karagözden dayak yiyip kaçması, yalnız kalan Karagözün Sen gidersin de ben durur muyum. Ben de giderim evime bakalım ayine-i devran ne suretler gösterir diyerek çıkması ile sona erer.

    C. Fasıl: Oyunlara ad olan bölümdür. Karagöz oyunları isimlerini burada geçen olay örgüsünden alırlar. Karagöz ve Hacıvat dışındaki diğer tipler ağırlıklı olarak bu bölümde perdeye gelir, kendilerini gösterirler. Basit entrikalarla oluşan düğüm yine bu bölümde çözüme kavuşturulur. Hacıvatın Karagöze iş bulması, Karagözün kendisini zor durumda bırakacak işler yapması en çok kullanılan temalardır. Akışa göre kendi kılık ve şiveleri ile çeşitli tipler perdeye gelip giderler. Gelen her tip kendi müziği eşliğinde şarkısını söyler.

    D. Bitiş: Karagöz oyununun en kısa bölümü bitiştir. Fasıl bölümü sona erdikten sonra Karagöz ile Hacıvat perdeye gelirler. Burada kıssadan hisse söylenir. Gelecek oyunun adı, yeri ve zamanı konuşma arasında ilan edilir. Karagöz Hacıvatı tekrar döver, bunun üzerine Hacıvat, klasik sözü, Yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber vereyim heman diyerek yukarı sola doğru perdeden ayrılır. Oyunu kapatan Karagözdür. Her ne kadar sürç-i lisan ettikse affola! Bak yarın akşam ben sana neler ederim neler! diyerek yukarı sağa doğru perdeden çekilir. Hayal perdesinde ışığın kararmasıyla oyun sona erer.

    Karagöz oyun metinleri Kar-i kadim ve Nev icad olmak üzere ikiye ayrılır. Eski Karagöz oyunlarına (Kar-i kadim), yeni olanlara ise (Nev icad) denir.


  3. 2010-02-05 #3
    Kâr-ı Kadîm Karagöz Oyunları Ağalık,

    Aptal Bekçi,
    Bahçe,
    Bakkallık,
    Balıkçılar,
    Baskın,
    Bursalı Leyla,
    Büyük Evlenme,
    Cambazlar,
    Çeşme (Kütahya Çeşmesi),
    Çifte Cazular,
    Ferhat ile Şirin,
    Hamam,
    Kanlı Kavak,
    Kanlı Nigâr,
    Kayık,
    Kırgınlar,
    Leyla ile Mecnun,
    Mal Çıkarma,
    Mandıra,
    Meyhane,
    Orman,
    Ortaklar,
    Pehlivanlar,
    Salıncak,
    Sünnet,
    Şairlik (Âşıklar),
    Tahir ile Zühre,
    Tahmis,
    Ters Evlenme,
    Tımarhane,
    Yalova Sefası,
    Yangın,
    Yazıcı.
    Nev-i İcâd Karagöz Oyunları
    Asçılık,
    Bakkallık,
    Cincilik,
    Eczahane,
    Hain Kahya,
    Hançerli Hanım,
    Hekimlik,
    Kâğıthane Sefası,
    Karagöz Dans Salonunda,
    Sahte Esirci.


  4. 2010-05-22 #4
    Türkler'in toplumsal yaşamında önemli bir yeri olan bir başka geleneksel gösteri türü de, bir çeşit gölge oyunu olan Karagöz'dür. Gölge oyununun kökeni konusunda değişik görüşler ileri sürülmektedir. Cava, Endonezya ya da Çin gibi Uzakdoğu ülkesinde ortaya çıkmış ve HindistanOrtadoğu'ya gelmiş olması akla yakındır. Bazı kaynaklar Karagöz'ün 14. yüzyılda Orhan Gazi zamanında Bursa'da ortaya çıktığını ileri sürüyorsa da, günümüzde daha yaygın bir görüşe göre Türkler gölge oyunu tekniğini 16. yüzyılda Mısır'dan almış ve bu oyun türüne Karagöz adı altında kesin biçimini 17. yüzyılda kazandırmışlardır.

    Karagöz de meddahlık gibi, bir kişinin yaratıcılığına dayanan bir gösteri türüdür. Hayali ya da hayalbaz denilen karagözcünün bir de yardak adı verilen yardımcısı vardır. Klasik bir Karagöz oyunu genellikle dört bölümden oluşur:

    • Hacivat'ın semai söyleyerek perdeye geldiği ve perde gazelini okuduktan sonra dua edip Karagöz'ü perdeye çağırdı mukkadime (giriş) bölümü.
    • Hacivat'la Karagöz arasında geçen ve doğrudan konuyla ilgisi olmayıp daha çok Karagöz'ün yanlış anlamalarından ortaya çıkan güldürücü muhavere (karşılıklı konuşma) bölümü.
    • Başka kişilerin de katıldığı ve oyuna adını veren olayların yer aldığı fasıl.
    • Karagöz'le Hacivat arasında geçen kısa bir uzlaşma konuşmasıyla noktalanan bitiş bölümü.

    Karagöz oyunlarının konuları çoğunlukla gerçek yaşamdan alınmış sahnelerden oluşur: Mahalle yaşayışı, esnaf ve evlenme töreleri, toplumsal ve siyasal taşlamaya elverişli olaylar gibi. Bunun dışında Ferhad ile Şirin, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber gibi halk hikâyelerinden, olağandışı öğelere yer veren masallardan da yararlanıldığı görülür. Sarayda oynatılan örneklerinde belli bir inceliğe ulaşan Karagöz oyunlarının, özellikle Osmanlı toplumunun kadınların ve erkeklerin birlikte eğlenmelerini yasakladığı bağnaz dönemlerinde, daha çok yetişkin, erkek seyircilerin gittiği kahvehanelerdeki gösterilerinde açık saçık bir kimliğe büründüğü de göze çarpar. Karagöz'ün başlıca dağarcığı 28 oyundan oluşmakla birlikte, zaman zaman güncel olaylardan da esinlenerek yeni Karagöz oyunlarının türetildiği görülmüştür. Oyunun iki baş kişisi halk zekâsını ve halkın gözündeki bilgiç Osmanlı münevverini temsil eden, ama bir yandan da Karagöz'e ve mahalleliye yardımdan geri kalmayan Hacivat'tır. Bunlar dışında Tiryaki, giyimine düşkün Mirasyedi Çelebi, genellikle zenne denilen genç kadın tipleri, mahallenin aptalı Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, Zeybek gibi kabadayı ve külhanbeyi tipleri, Kürt, Laz, Kastamonulu, Bolulu, Acem, Rumelili, Yahudi, Rum, Ermeni, Arap, Zenci, Frenk gibi taşralı ya da azınlıktan olup şive taklidi yapan Osmanlı İmparatorluğu'nun değişik kesimlerinden gelip İstanbul'da toplanmış olanlar ile cin, büyücü, yılan ve canavar gibi olağanüstü yaratıklar vardır.


    Geleneksel Türk tiyatrosunun parlak bir örneği olan Karagöz'ün 16. yüzyıldan bu yana pek çok usta hayalci geliştirip zenginleştirmişse de bu sanat türünün bütün inceliklerini bilen geleneksel hayal ustalarının nesli artık tükenmiştir. Karagöz sanatını zamanımıza kadar getirmiş büyük hayalciler arasında Hayali Memduh Bey ile Hayali Küçük Ali'den sonra günümüzde bu sanatı yaşatmaya çalışan Tacettin Diker ve Metin Özlen'in adlarını da anmak gerekir.


  5. 2010-10-26 #5
    Geleneksel gölge oyunumuz karagöz ve hacivat gösterisinde ışık ve gölge nasıl kullanılır?
    Her zaman savunduğum tez gölge oyununun doğaçlama oynatılmasıdır. Unutmayınız ki eskiden karagöz sanatçıları hemen hemen bugünkü köşe yazarlarının işlevini yerine getirirlermiş, yani güncel olayları mizahi bir dille karagöz perdesinde yorumlarlarmış. Tanzimat'tan sonra batı tiyatrosunun etkisi ile yazılı metin geleneği başlamış. Zaten karagöz sanatımızın bugünkü içler acısı hale düşmesinin en önemli nedenlerinden biri de budur. Sürekli olarak ezberlenmiş bir metni oynatmak seyirci açısından hiç cazip bir durum değildir, o yüzden çevrenizdeki güncel konuları mizahi bir dille perdede oynatmak - oynamak en ideal durumdur, bir kaç örnek verelim.
    Öğrenciler için;
    Zaman zaman Karagöz Hacıvat gölge oyunu ödevi olan öğrenciler, öğretmen ya da öğrenci velileri benden yazılı bir karagöz metni isterler, benim önerim ise öğrencilerin yaşlarına uygun olacak bir konuyu perdede canlandırmalarıdır, örneğin ikinci sınıfa giden bir öğrenci karagöz hacıvatı eline alıp trafik kurallarını işleyebilir, Hacıvat "Haydi Karagözüm karşıya geçelim" der karagöz ise "Dur yahu Hacıvat görmüyor musun kırmızı ışık yanıyor" der, Hacıvat'ın "Olsun ne olacak kırmızıda geçersek" demesi üzerine Karagöz trafik kurallarını anlatmaya başlar; bunun gibi binlerce örnek verilebilir..


    Anne babalar için;
    Evlerinde çocuklarına Karagöz Hacıvat oynatmak isteyen anne babalar ise evlerinde geçen olayları karagöz perdesinde canlandırabilirler, gölge oyunu perdesini kullanarak çocuklarına vermek istedikleri mesajları, öğretmek istedikleri şeyleri rahatça öğretebilirler, unutmayınız ki gölge oyunu Karagöz Hacıvat çok önemli bir eğitim aracı olarak kullanılabilir. Örneğin, diyelim ki anaokulu çağında parmağını emen bir çocuğunuz var, Karagöz Hacıvat'a parmağını emmemesini, emmeye devam ederse mikrop kapabileceğini, hasta olabileceğini söyleyebilir, ya da annesinin yaptığı herhangi bir yemeği yemeyen çocuğa Karagöz Hacıvat aracılığı ile o yemeğin ne kadar yararlı olduğu, o yemeği yerse çok daha akıllı, çok daha güçlü vs olacağı anlatılabilir. Ya da çocuğunuzun bazı davranışlarını değiştirmek istiyorsanız bunu Karagöz ve Hacıvat ile başarabilirsiniz. Emin olun ki çocuk belki anne babasını dinlemez ama Karagöz'ü dinler. Daha da önemlisi çocuklarımızı televizyon ve internet bağımlılığından kurtarabilir, çocuklarımızın daha sosyal ve yaratıcı olmalarını sağlayabilir ve aile içi sosyal iletişimi güçlendirebilirsiniz. Örnek olarak küçük Mustafa'nın Karagöz oynatarak televizyon bağımlılığından nasıl kurtulduğunu buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.


    Dikkat edilmesi gereken husus: Evinizde amatörce Karagöz oynattığınızda dikkat edeceğiniz en önemli konu Karagöz ve Hacıvat'ın zıt fikirleri savunmaları, fakat oyunun sonunda doğru olan fikrin vurgulanmasıdır. Hacıvat tiplemesinin karakteristik özelliği çıkarcı olması dolayısı ile doğru olanı değil işine geleni savunmasıdır, Karagöz ise kendi zararına bile olsa doğru olanı savunur. Ayrıca evinizde çocuğunuza Karagöz oynatırken zaman zaman Karagöz ya da Hacıvat çocuklara söz atar, onları da oyuna dahil ederse tahmin edemeyeceğiniz kadar eğlenceli oyunlar ortaya çıkabilir.

    Evinizde kuracağınız gölge oyunu perdesi ile çocuğunuzu televizyon bağımlılığından kurtarabilir ve aile içi sosyal iletişimi kuvvetlendirebilirsiniz.

    KARAGÖZ GÖLGE OYUNU NASIL OYNATILIR? TEKNİKLERİ NELERDİR?

    • Karagöz Gölge Oyunu bir çerçeveye gerdirilmiş olan beyaz bir perdenin ardında oynanır. Figürler, perdeye gölgenin vurmasını sağlayan bir ışık kaynağının önüne tutularak oynatılır.
    • Eskiden meşale - mum olan bu ışık kaynağının yerini bugün elektrik ampulleri almıştır.
    • Bütün tasvirlerin tek taklitlerini HAYALİ denen usta yapar. Şarkılarda ÇIRAK yardım eder. Yardımcı sesler ve diğer işler ilerde Hayali olacak olan YARDAK tarafından yapılır. Tef, Zil, Nareke, oyunda YARDAK tarafından kullanılır.Beyaz perdeye Ayna denilir. Orjinali 2 x 2.5 m. olan perdenin boyutları sonradan 1.10 x 80 cm.'ye inmiştir.Aynanın çevresine kalın, siyah bir perde kapatılır. Aynanın alt iç tarafında ise peş tahtası olarak bilinen tahta bir raf bulunmaktadır. Karagözcünün oynattığı figürler bu peş thatası deen çıtaya basarak hareket alır.
    • Tasvir adı verilen figürler 32 ila 40 cm boyundadırlar ve manda, deve, dana, sığır derisinden yapılırlar. Deve derisinen imal edilenler diğer derilere göre daha transparan, ışığı ve renkleri daha iyi geçirebilme özelliğine sahip olabilmektedir. Deri özel kimyasal maddelerle yapılan işlemlerle transparan hale getirilmektedir. Bu işlemlerden sonra deri, ıhlamur ağacı üzerine gerilerek "nevrekan adı verilen özel bir bıçakla kesilir. Ortaya çıkan figürler sentetik veya doğal boyalar kullanılarak renklendirilir. Son olarak da değneklerin geçeceği delikler açılarak figürlerin eklem yerleri birbirine bağlanır.


    Not: Sizde küçük çaplı araştırmalarla evinizde karagöz oynatıp çocuklarınızı televizyonun olumsuz etkilerinden kurtarabilir hatta evinizde o büyülü otantik
    havayı yakalayabilirsiniz.

    KARAGÖZ Oynatım Tekniği
    Karagöz perdesi 180 cm X 100 cm ebadındadır ancak bu oran oyunun yapısına göre değişebilir. Perdenin alt tarafında peş tahtası denilen bir tezgah bulunur. Perdeyi aydınlatan ışık kaynağı ve oyunda kullanılacak tasvir, nâreke, tef vs. bu tezgahın üzerinde bulunur. Ayrıca, zaman zaman perdede aynı anda ikiden daha fazla tasvir kullanıldığı zamanlarda hareketsiz duran tasvirlerin sopalarının takıldığı Y şeklinde çatal (hayal ağacı) sopalar takılır. Karagöz oynatan hayâlî konuşan tasvirleri iki eliyle idare ettiği zamanlarda diğer tasvirlerin perdeye yapışık halde durmalarını hayal ağacı sağlar. Karagöz oyununu tek kişi oynatır, yanında ise yardak adı verilen bir yardımcı olur. Yardak tef çalar, rol sırası gelen tasvirleri hayâlîye verir, gerekirse şarkı söyler. Tef çalmak kolay gibi görünürse de aslında pek kolay değildir. Hakkıyla tef çalabilmek için Türk Sanat Müziğinde kullanılan basit usülleri bilmek gerekir. Karagöz oyunlarında, oyuna giren her tipleme kendi karakteristiğine uygun bir şarkı eşliğinde perdeye gelir. Eskiden karagöz oyunlarında sekiz on kişilik bir saz heyeti bulunur ve tiplemeler bu saz heyetinin seslendirdiği şarkılar eşliğinde perdeye gelirlermiş. Ne yazık ki günümüzde ekonomik olanaksızlıklar yüzünden bu tür bir uygulama yapılamamaktadır.

    KARAGÖZ tasvir yapım tekniği
    Karagöz tasvirleri, özel olarak yapılan yarı şeffaf derilerden yapılır. Eskiden deve derisinden köpek boku, zırnık gibi doğal malzemelerin kullanımıyla tabaklanan deriler deri teknolojisinin ilerlemesiyle artık çeşitli kimyasal enzimler kullanılarak yapılmaktadır, günümüzde ne yazık ki deve derisi bulabilmek mümkün olmadığından dana, sığır gibi büyük baş hayvan derileri kullanılmaktadır. (Köpek boku, derinin tüylerinin dökülmesinden sonra deri yüzeyinde kalan kıl köklerini temizlemek için kullanılırmış. Köpek bokunun deri üzerinde iyi işlem yapabilmesi için çok taze olması gerekir, bayatlayınca hiç bir işe yaramazmış. Köpek boku toplayanlar tabakhaneye çabucak yetiştirmek için koşa koşa giderlermiş. Bu yüzden aceleci insanlara tabakhaneye b.k mu yetiştiriyorsun denir. Deri tabaka halinde satılır. Önce yapılacak tasvir büyüklüğünde bir deri parçası kesilir ve cam ile kazınarak temizlenip hafifçe ıslatıldıktan sonra düz hale gelmesi için düz yüzeyli bir ağırlık altına konur ve burada iyice düzleşene kadar bekletilir.Daha sonra, iyice temizlenip şeffaflığı artırılan ve düzleştirilen deri yapılacak olan tasvirin resminin üzerine konarak tasvirin resmi çizilir. Resim çizildikten sonra etrafı uygun olan kesici bir alet ile kesilir. İç hatlar ise arkadan verilecek ışığın deliklerden geçip perdeye yansıması için nevregan adı verilen ucu sivri bir alet ile delinir.Kesme ve delme işlemi çok yumuşak olduğu için ıhlamur kütüğü üzerinde yapılır. Kesme ve delme işlemi bittikten sonra deliklerin etrafında oluşan kabarıklıklar spatula benzeri ucu keskin bir alet ile kazınır. Sopaların geçeceği deliklerin etrafına kalınca bir deri parçası dikilerek deliklerin daha derin hale gelmesi sağlanır. Bu deri parçası sopanın tasviri daha sağlam tutup oynatırken çıkmasına engel olmak içindir. Tüm bu işlemlerden sonra ince bir zımpara ile iyice zımparalanıp boyama işlemine geçilir. Karagöz tasvirlerinin boyanmasında eskiden bitkilerden elde edilen kök boyalar kullanılırmış ancak kök boya yapmak zahmetli bir iş olduğundan günümüzde tasvir yapımcılarının büyük bir bölümü Ecoline boyalar kullanmaktadırlar. Kök boyalar son derece dayanıklı boyalardır, yapay boyalar yılar geçtikçe dökülüp kalitesini yitirirler ancak kök boyalar hiç bir zaman bozulmazlar. Ben kendi tasvirlerimi kök boyalarla boyuyorum.

    Tasvir uygun renklerle boyandıktan sonra kenarlarına ve iç hatlara siyah boya ile kontür çekilir. Boyama işlemi de bittikten sonra tasvirin parçaları uygun yerlerinden mumlu iplik, kat küt ya da misina ile birbirine bağlanır, artık tasvir oynatıma hazır hale gelmiştir.


  6. 2010-10-26 #6
    Karagöz ve Hacivat'ın "Kütahya Çeşmesi" oyunundan kısa bir bir bölüm

    Hacivat semai okuyarak gelir. "Şu âlemde bir vefalı dostum ol*sa, geliverse karşıma, o söylese ben dinlesem, ben söylesem o dinlese!"
    Karagöz (penceresinden): "Şu Hacivat da benim oğlanın burnu*nu yese."
    Karagöz: "Ve bizi seyreden dostlar eğlenseler. Diyelim, işimiz ne imiş? İşimizi Mevla'm rast getire..
    Yâr bana bir eğlence medet… Aman bana bir eğlence medet-"
    Karagöz (penceresinden): "Karagöz, defol şuradan, aşağıya gelir*sem görürsün'…."
    Hacivat: "Ah bana
    Karagöz pencereden Hacivat'ın üzerine atlar ve boğuşmaya başlarlar.
    Hacivat- "Karagöz etme, çenem kırıldı."
    Karagöz: "Kırılsın kerata!"
    Hacivat: "Yapma birader boğacaksın beni!"
    Karagöz: Geber keratal (Hacivat kaçar, Karagöz sırtüstü yatar, kalır.) Aman…Öldüm, bayıldım, of aman! Keratayı kaçırdım, ama ben de yerlere yayıldım. (Ayağa kalkar.) Seni gidi sivri sakallı, keçi suratlı herif seni…Gelmiş kapımın önünde Medine dilencisi gibi bağırır durur. Hele bir daha gel de bak seni kuyruğundan tutup da, KafDağı'mn arka*sına kadar atmazsam, bana da Karagöz demesinler. Amma da attık ha…"
    Hacivat: "Vay Karagöz'üm, benim iki gözüm merhaba .'" Karagöz: "Hoş geldin suda pişmiş balkabağı!" (Tokadı patlatır.)
    Hacivat: "Aman Karagöz'üm beni gelir gelmez darp etmenizin se*bebi?"
    Karagöz: "Bizim bekçinin ne poturu var, ne de cübbesi."(Bir tokat daha atar.)
    Hacivat: "Yazıklar olsun sana Karagöz! Adam olmamışsın, hâşâ huzurdan şu dünyaya eşek gelmişsin, gidiyorsun."
    Karagöz: "Ona yarabbi şükür."
    Karagöz, tekrar tokat atar, Hacivat kaçar.
    "Yürü!. Seni gidi idare fitili, mum bacaklı kerata! Az kaldı beni de eşek yapacaktı. Sen gidersen beni de buraya mıhlamazlar ya, ben de çekilir giderim…" der ve gider.



  Okunma: 11764 - Yorum: 5 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -