Japon bilim adamları korkuyu beyinden sildi...

Bilimin sınırı yok. Bilinmeyenlerin bilindiği de bilinemeyeceğinden sürekli yeni bir şeyler düşünülecek, keşfedilecek, icat edilecek, yeni teknoloji ve tekniklerle yeni icatlar ortaya çıkıp duracak.

Biz burada bilimin niçin hayvanları denek olarak kullandığını, bunun etik olup olmadığını sorup tartışmayacağız... Dikkat çekilmesi gereken nokta çok daha önemli...

Hatırlarsanız bundan bir kaç ay önce görünmez montn icat edildiği haberlerde duyurulmuştu. Doğu Asya ülkelerinden bir mucidin imza attığı buluş arkasındaki kameralardan aldığı görüntüyü ön tarafa birebir aktararak elektronik bir şeffaflık sağlıyordu. Bir kaç ay geçti ki İngiliz Kara Kuvvetleri tanklarını bu sistem ile görünmez hale getirdi. Bilim ve Teknik askeri avantaj sağlamak üzere çok geçmeden ordular tarafından kullanılmaya başlandı.


Tarihin en başından beri bu böyle idi... Etik olup olmadığının tartışılması anlamsız olmakla beraber, tarih boyunca en yüksek teknolojiler savaş dönemlerinde ortaya çıktı. Dünya'nın ve bilimin bugün vardığı noktayı önemli bir ölçüde İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş dönemlerine borçlu olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Fakat şimdi...

Tıp, teknolojinin de gelişerek uygulanan tekniklere daha geniş imkan sağlamanması ile birlikte müthiş bir ilerleme gösterdi. Bugün bir çok hastalığın ölümcül ya da illet olmaktan çıkması elbette bu ilerleyişin ürünüdür. İnsan ve hayvanlara dair genetik, anatomik vb. çözülmeler bize hastalıklar, alışkanlıklar ve vücudumuzun çeşitli organlarının işleyişi hakkında daha fazla bilgi verdi. Zira...

Korkunun öğrenilip öğrenilmediği konusundaki tartışmalar sürerken Japon bilim adamları yeni bir yarattılar. Süper fare. Delta D adını taktıkları bu süper farenin bir özelliği var. Kedilerden korkmuyor... Çünkü beyninin tehdit algılama ile ilgili bölgeleri devreden çıkarılmış...

Çok ciddi görünmeyebilir. Fakat orduların gücüne güç katmak için bilimsel gelişmeleri yakından izlediği, hatta teşvik ettiği, hatta bünyesinde barındırdığı birimlerle bizzat bunu kendisinin yaptığını düşünürsek...

Bir tabur, beyninden tehdit algılama kısımları çıkarılmış cesur mu cesur (!) askerler...
Ya da Dünya'nın en tehlikeli terör örgütünün kendisini canlı bomba haline getirerek masum yüzlerce insanı yanında götürecek korkusuzâmilitanları!

Buna ne dersiniz?

Korkunç değil mi?

Artık cesur, korkusuz orduların destanları yazılacak mı?
Tevfik Uyar