Yazı, konuşma dışındaki muhabereye imkan sağlayan belli manalara sahip işaret ve şekillerden meydana gelmiş insan gözüne hitap eden ifade vasıtası. Şekil ve işaretler taş, metal, papirüs, kağıt üzerine çizilir. Yazı yalnız insanlara mahsus bir muhabere cinsidir. Hayvanların çoğu sesle birbiriyle anlaşırlar. Fakat hiçbir hayvan yazı yazamaz ve okuyamaz.


Arkeologların yaptığı kazılardan yazının kelimelerle ifade edilişinin ilk olarak M.Ö. 3000 senelerinde Sümerlere ait olduğu ileri sürülmüştü. Halbuki M.Ö. 20.000 senelerinden kalma Fransa'nın güneyindeki bir mağarada ayı, inek, öküz resimleri bulunmuştur. Zaman zaman insanların bulundukları kültür ve medeniyet seviyesine paralel olarak yazı şekillerinde de gelişme olduğu muhakkaktır. İlk yazılar kayalar, kerpiçler üzerine çiviyle yazılmıştır. Bunlar, Süryani, İbrani ve Arabi lisanla idi.


Yazı, tarih boyunca kullanılış şekillerine göre birçok sınıfa ayrılır. Bunlar resimlerle ifade (ikonografi); konuyu seri haldeki resimlerle anlatan (ideografi); kısmen resim, kısmen fonetik ifade (analitik sistem); sesin grafik şeklini ifade eden yazı (fonetik sistem); hecelerin ayrı ayrı sembollerle ifadesi (heceleme) ve sesli sessiz 20-40 harften meydana gelen (alfabe) yazılarıdır.


Türkler bugüne kadar çeşitli yazıları kullanmışlardır. Bunlar sırası ile Göktürk, Uygur, Arap ve Latin alfabeleridir. Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra 10. asırdan, 20. asra kadar Arap alfabesini kabul etmişlerdir. Bütün ilim eserleri Arapça yazıldığı için Arapça ilim lisanı olmuş ve yazılar bu dilde yazılmıştır. Önce devletin yazısı Uygur yazısıyken Arapçanın daha uygun bir lisan olduğunu anlayan İslam Türk alimleri, diğer İslam topluluklarıyla sürekli bir ilişki kurmak için devletin resmi yazışma dilinin de Arapça olmasını teklif etmişlerdir. Uzun seneler Arapça ve Uygurca yazılar birlikte kullanılarak nesillerin örf ve adetlerinin, teknik ve bilgilerininin birbirlerine intikali sağlanmıştır. Türkler Arap alfabesini kendilerine mal edercesine kabul ederek kullanmışlar ve hat denilen bir yazı sanatı meydana çıkarmışlardır. Hat sanatı ile yazılmış binlerce yazı kitaplarda, tablolar halinde binalarda mevcuttur. Bin seneyi aşkın Türk tarihi Arap harfleriyle yazılı ve arşivlerde saklıdır.


Arap alfabesiyle yazılan yazı sağdan sola doğrudur. Latin alfabesinde yazı soldan sağa; Çin ve Japon alfabesinde yukarıdan aşağıya doğrudur.

Dil Bilimi
Dil bilimi veya Lengüistik, insan dilinin ilmi araştırmasıdır. Hususiyet arz eden lisanların da ilmi incelenmesi olan lengüistik, lisanların gelişmesini, aralarındaki bağları ve dünya üzerinde dağılımını araştırır. Bu araştırmayı yürütene lengüist denir. Bu manada lengüist, birçok dil bilen birisi değildir. Lengüistiğin başlıca hedefi, insanın kendisi ve dünyası hakkında bilgi edinmek, depolamak ve ulaştırmaktır. İnsanın içindeki bu arzuyu tatmin etmek için de lengüistin esas aleti olan, lisan kullanılmaktadır. İnsanı insan yapan ve birbirine bağlı üç hususiyetin var olduğu kabul ediliyor: Ruhu, öğrenme arzusu ve lisana hakim olması. Lengüistik, lisanla ilgili çalışmaları içine alan bir sistem olarak filolojiden daha özeldir. Filolojinin içine edebiyat, kritik, sanat, arkeoloji ve din de girer. Uzun seneler, lengüistik tabiri yerine filoloji kullanılmıştır.

Lengüistik, konularına göre isim alır. Edebiyat konusunda lengüistik teknikleri olduğu gibi psikoloji, matematik, bilgisayar konularının da kendine has lengüistikleri vardır. Bilgisayar lengüistiği bir bakıma elektronik cihazların anlıyabileceği bir lisan sistemidir.

Bu bilim dalını üç ayrı kolda incelemek mümkündür: Bunlardan birincisi genel lengüistik, yeryüzünde konuşulan bütün lisanları ve bunların birbirleriyle olan münasebetlerini inceler. Genel lengüistiğin bir diğer çalışma alanı da konuşulan dil ile cemiyet arasındaki karşılıklı münasebetlerdir. Lengüistiğin diğer bir kolu olan tarihi lengüistik lisanların tarih içinde geçirdiği devreleri ortaya koyarken, tasviri lengüistik lisanların kendilerine has hususiyetlerini inceler.

Alfabe
Abece, her biri dildeki bir sese karşılık gelen harfler dizisidir. Alfabe.

"Abece" sözcüğü, Türkçe'deki ilk üç harfin okunuşundan oluşur.

Benzer biçimde Fransızca kökenli Alphabet'den dilimize geçen "Alfabe" sözcüğü, eski Yunanca'daki ilk iki harf olan "alpha" ile "beta"nın okunuşundan gelir.

Türk abecesinde 29 harf bulunur: A, B, C, Ç, D, E, F, G, Ğ, H, I, İ, J, K, L, M, N, O, Ö, P, R, S, Ş, T, U, Ü, V, Y, Z.