Açığa çıkarmak (birini) (bir şeyi): -1. O kimsenin görevine son vermek ; onu kadrodışı bırakmak. -2. Bir durumu fark ederek aydınlatmak. -3. O şeyi kimyasal bir işlemle başka şeylerden ayırmak.


Açığa çıkmak: Bir durum başkalarınca anlaşılmak.

Açığa vurmak (bir şeyi) : -1. Gizli kalması gereken bir şeyi açıklamak, belli etmek. -2. Bir davranış her şeyin belirtisi olmalı.

Açığı çıkmak : Onun sorumluluğundaki mal ya da para tutarında, tuttuğu hesapta, eksiği olduğu anlaşılmak.

Açığını bulmak (birinin): -1. Bir hesaplamada eksiğini ortaya koymak. -2. Birini alt etmek için, bilinmeyen, gizli kalmış bir kusurunu, hatasını öğrenmek.

Açığını kapatmak (birinin) (bir şeyin) : -1. Birinin eksik bıraktığı işleri tamamlamak. -2. Birini hesap açığını ödemek.

Açığını yakalamak (birinin) : Onun hesap hilesini, yalanını, hatalı bir işini fark etmek, bulmak.

Açık açık : Hiçbir gizli yön bırakmadan ; içtenlikle.

Açık ağızlı: Aptal görünüşlü, salak, sersem kimse için söylenir.

Açık alınla : Şerefle, şerefli bir biçimde, övünçle.

Açık bono (çek, kart) vermek (birine) : Bir kimseye bir konuda sınırsız yetki vermek, tanımak

Açık elli: Cömert kimse için söylenir, eli açık.

Açık etmek (bir şeyi): Beili etmek (Kars. İpucu vermek.)

Açık fikirli: Yeniliklere İlgi duyan, ayak uydurabilen ya da hoşgörülü bir tavır takınan (kimse).

Açıkgöz: -1. Durumları, fırsatları en iyi değerlendirebilen, becerikli, uyanık (kimse). -2. Kurnaz, işini bilen, kendi
çıkarını gözeten (kimse).

Açık gözlük etmek : -1. Uyanık davranmak. -2. Fırsatlardan yararlanmasını bilmek.

Açık hava : Bir binanın dışındaki yer.

Açık hava oteli: Geceyi sokakta geçirenler için sokak.

Açık kalpli: Gizlisi saklısı olmayan, düşündüklerini olduğu gibi söyleyen, samimi (kimse); açık yürekli.

Açık kapı bırakmak : Bir konuda kesin yargıya varmamak, o konuyu yeniden ele alabilme olanağını bırakmak

Açık kapı bırakmamak : Bir konuda her türlü önlemi almış olmak

Açık konuşmak: Gerçeği korkuya, çekinme duygusuna kapılmadan, gizlemeye gerek duymadan söylemek

Açıklık getirmek (İzahetme) : Konuyu daha anlatılır kılmak.

Açık mektup : Herhangi bir kimseye, kuruma hitaben yazılan ve kamuoyunu etkilemek amacıyla basın organlarında yayımlanan mektup.

Açık olmak: Hiçbir şeyi gizlememek saklamamak; içten, samimi, art

Açık oynamak: Hiçbir art düşüncesi, gizli niyeti olmamak.

Açık saçık : Yasa ve toplum kurallarına göre ayıp ve suç sayılacak ölçüde (giyim, söz; konuşmak)

Açık seçik: Çok belirgin (biçimde), açık ve anlaşılır biçimde.

Açık söylemek : -1. Kolay anlaşılır bir biçimde söylemek. -2. Çekinmeden söylemek.

Açık sözlü : Düşüncelerini açıkça belirten, İçten kimse için söylenir.

Açık şehir: Bir savaşta, savunmasız olduğu önceden ilan edilen şehir.

Açıkta bırakmak (birini) : -1. Ona herhangi bir iş ya da görev vermemek. -2. Onu evsiz barksız bırakmak. -3. Onu çeşitli kişilere sağlanan hizmetten yoksun bırakmak.

Açıkta kalmak: -1. Herhangi bir işe ya da kuruluşa girememek. -2. Evsiz barksız kalmak. -3. Çeşitli kişilere sağlanan hizmetten yoksun kalmak yararlanamamak.

Açıktan açığa: Herkesin gözü önüride, gizleyip saklamadan. (Kars.
Göz göre göre.)

Açık teşekkür : Bastn organları yoluyla, ilgili kimse ya da kuruluşa İletilen teşekkür türü.

Açık vermek: -1. Hesabı tutturamamak, gelir ile gider arasında denge kuramamak. -2. Borçlu duruma düşmek. -3. Kendini ele verecek söz söylemek ya da davranışta bulunmak. -4. Gizlenmesi gereken bir şeyi farkında olmadan belli edivermek.

Açık yürekli: İçi dışı bir, dürüst kimse;

Açık kalpli Açık yüreklilikle (yürekle): Hiçbir şeyi gizlemeden, samimi olarak.

Açılıp saçılmak : -1. (Kadın) Oldukça açık saçık giyinmeye başlamak.
-2. (Kadın) Oldukça serbest ve pervasız davranmaya başlamak.