Çoğumuz Topkapı Sarayı'nı gezmişizdir. Sarayın üçüncü avlusunda, Arz Odası'nın önünde,dıştan sade bir güzelliğe sahip, içi tipik Lale Devri yapısı bir bina karşılar bizi. Bu müstakil bina görkemli ve ince tasarımları ile Osmanlı kütüphane mimarisinin şaheserlerinden sayılan III. Ahmed Kütüphanesi'dir. Sarayda dağınık bir halde bulunan kitapları bir çatı altında toplamak isteyen III. Ahmed, Mimar Sinan'ın II.Selim döneminde yaptığı Havuz Köşkü'nü yıktırıp yerine bu kütüphaneyi yaptırmıştır. Kütüphanenin bir diğer adı da Enderun Kitaplığı'dır. Binanın Şehremini Bekir Ağa eli ile yapıldığı arşiv kayıtlarında yer almaktadır. Kütüphanenin vakfiyesi Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından düzenlenmiş ve açılış töreni 24 ikinci teşrin 1719 (10 muharrem 1132) bir huzur dersi ile yapılmıştı.


Törene başta Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa bulunmak üzere tüm devlet erkânı, Şeyhülislam ve kibar ulema davet edilmişti. İki yüz akçe yevmiye ile kütüphane muallimi tayin edilen Üsküdar kadılığından mazul Selim Efendi, karşısında diz çöken Enderun-ı Hümayun'dan birkaç çocuğa fatiha sûresini okutmuş, kendisi de bu sûreyi tefsir etmişti. Duadan sonra III. Ahmed davetlilerine birer samur kürk hediye etmişti. Kütüphane 235x18 metre bir alana, kitapların nemden korunması amacı ile hava cereyanlı bir bodrum katı üzerine kurulmuştur. Merkezde bir kubbe, bunun arka ve iki yanında birer tekne kubbe, önünde (giriş üstü) üç ufak kubbe bulunmaktadır. Üstleri kurşun kaplı kubbelerin lale, nar şekillerinde bakır âlemleri son derece nadir bulunan âlemlerdir. Kütüphaneye ön cepheden iki taraflı mermer merdiven ile girilmektedir. Merdivenlerden çıkılınca istalaktitli başlıklı dört sütunun taşıdığı sivri kemerlerle çevrilmiş üzeri üç kubbeli bir sahanlığa girilir.


Tam ortada fildişi ve bağa ile bezenmiş kapının üzerinde binanın yapılış tarihini gösteren kitabe yer alır. Kapının tam karşısında ufak bir çeşme ve merdiven sahanlığının önünde, aynaları istalaktitler ve lalelerle bezenmiş olan bir çeşme daha vardır. Binaya girilince; önceden tahmin edilemeyecek bir güzellikle karşı karşıya kalırız. Binanın ölçüleri, mermer işçilikleri, alçı kabartmaları, çinileri, alçı camları, sedef ve bağa işleri, kullanılan renkler, taşıdığı kitabelerle birlikte her şey tam bir Lale Devri inceliğini yansıtmaktadır. Kitaplığın merkez kubbesi, altı tam ve dört yarım sütuna oturtulmuştur. Yüksek kubbenin içi, göbekten başlayarak kısım kısım kabartma alçı motiflerle bezenmiştir. Bunlar istalaktitlerle köşe uçlarına kadar yayılmakta ve serpilmektedir. Tekne şeklinde ki yan kubbelerin ortasındaki girintinin içi yine kabartma alçı motiflerle bezenmiş ve yanlarda beyzi madalyonlar, bordürler ve istalaktitler duvar çinilerine bağlanmıştır. Merkez tonozu ise panolara ayrılmıştır.her birinin içi, vazolardan çıkmış lâleler, güller, karanfiller, yüksek alçı kabartma olarak bezenmiş ve kalan kısımların içindeki çiçek ve yapraklar tatlı sarı renge boyanarak sadelik içinde bir ahenk yaratılmıştır. Bu kısmın Hadîsi şerif okunmasına mahsus olduğunu, duvarda asılı bulunan ve III. Ahmed tarafından yazılmış güzel bir levha göstermektedir.


Meşrutiyet Devri'ne kadar Salı günleri buradaki sedirlere kırmızı ehramlar serilir, vazife sahibi hoca efendiler Enderun memurları karşısında takrirlerini yaparlardı. Bu okuma yerinin önündeki kemeri, çok güzel istalaktitlerle işlenmiş ve uçarlı laleli başlıkları taşıyan sütunlar tutmaktadır. Kütüphanenin duvarları 16, yüzyılın en güzel çini örneklerini oluşturur. Bu çinilerin Boğaziçi'nde Kara Mustafa paşa yalısından sökülerek getirildiğini yine arşiv malzemelerinden anlıyoruz. Alçı pencereler kitaplığa uygun bir ışık verecek şekilde yapılmıştır. Kapı ve pencere kanatları fildişi işlemelidir. Bugün tam olarak bilemediğimiz bir nokta ise kitap dolaplarıdır. Kütüphanenin yanında ayrı bölmelerde bulunan ikişer camekân 20. yüzyıl işidir. Bunların sabit rafları, kitap boylarına göre ayarlamak üzere tadil edilmiştir. Ancak araştırmalar burada eskiden ağaç oyma ve altın yaldızlı ine telli kitap dolaplarının bulunmuş olabileceğini göstermektedir. Bunlar zamanla eskimiş ve maalesef yerlerine yeni dolaplar konularak özgünlüğü bozulmuştur. III Ahmed Kütüphanesi'nde 20 konuya taksim edilmiş 4364 cilt kitap bulunmaktaydı; bunların 29'u murakka, 13'ü basma kitap, 115 cildi de Yunanca, Latince, İbranice, Slavca ve başka dillerde eserler idi. Günümüzde Topkapı Sarayı Müze Müdürlüğü bünyesinde bulunan III. Ahmed Kütüphanesinin dermesi Saray kütüphanesine devredilmiştir.