222 - Kızıldereliler Hakkında Bilgiler


Amerika kıtasının yerli halkları. Amerika'ya Cilalıtaş Devri'nin sonuna doğru, Bering boğazı yoluyla Asya'dan gitmiş olan Kızılderililer, türdeş bir topluluk oluşturmazlar; ama ortak özellikleri vardır: Siyah, kalın ve sert saçlar; beden kıllarının azlığı; sarımsıdan tunç rengine çalan bir renk. Gerçek'"KızıIderili" adı, Kanada'nın bir bölümünde ve ABD'nin kuzeyden güneye doğru orta kuşağında yaşamış olanlara (beden ve yüzlerini kırmızıya boyadıkları için) verilmiştir (en kalabalık küme Siu'lardı).


Kızılderililerin toplum örgütlenmesi oldukça gevşekti. Her şeyden önce dinsel önder olan reislerin yönetiminde, dağınık kabileler halinde yaşarlardı. Dinsel görevler babadan oğula geçerdi. Dinlerinin temeli toprakla ilgili ayinlerdi. Günümüzdeki VVisconsin-Florida eyaletleri arasındaki bazı kabileler, çoğunlukla savunma amacıyla yükseltilmiş, yapay toprak tepecikleriyle çevrili köylerde yaşarlar, zaman zaman ölülerin mezarları üstüne taş yapılar yaparlardı. Bu mezarlardan, yontulmuş taştan birçok gereç çıkarılmıştır: Oklar; baltalar; oymalı pipolar; küçük baltalar.* Bakır ya da pişmiş topraktan süs eşyaları da, büyük bir ustalıkla işlenmiştir. Eski Kızılderililer özellikle tarımla geçinirlerdi. Ama 17. ve 18.yy'da ülkede, New Mexico'daki İspanyol sürülerinden gelen atlar çoğaldı. Ayrıca Avrupalılar ateşli silahları getirdiler ve Kızılderililer böylece at ve yaban öküzü çağına geçtiler. Yavaş yavaş, yerleşik yaşamın yerini yarı göçebelik aldı. Kuzeydoğudan gelen Algonquin kabileleri (Çeyenler, Arapaholar, Siyah Ayaklar), çayırlar ve ormanlar bölgesinden gelen Siular (Crovvlar, Tetonlar) tarımı bütünüyle bıraktılar.


Kent-kabile Siuları gibi başka top-luluklar(Mandanlar, Hidatsalar, Pavniler) mısır tarımını bırakmamakla birlikte, yaban öküzü avcılığına daha çok eğildiler. Hayvan postundan çadır tipi, deri giysiler ve mokasen ayakkabıları benimsediler. Yeni topraklar arayan ilk beyazların gelmesi, kızılde rilileri, topraklarını savuna savuna ABD'nin batısına doğru gerilemek zorunda bıraktı. Kızılderili kabileleri ile "solukyüzlüler" arasındaki çarpışmalar, bütün 19.yüzyıl boyunca sürdü. Savaş, o sırada İspanyol egemenliği altında olan Meksika'da ve Kaliforniya'da başlayarak, her iki yanda da büyük kıyımlara yol açtı. Bu kanİı kıyımların yankısı, 19.yüzyıl başında Mississippi'yi aşmaya hazırlanan Kuzey Amerikalı sömürgecilere kadar ulaştı. Böylece, beyazlara saldıran Kızılderililer, kan dökücü ve uygarlık getirenlere acımasızca davfanan bir ırk sayılmaya başlandı. Bu yüzden, iç bölgedeki topraklara yerleşmek için yola çıkan konvoylar, anlaşma yapmak yerine silaha başvurmayı yeğlediler. Kızılderililer, buna aynı kıyıcılıkla karşılık verdiler. O sırada ateşli silahları olmamakla birlikte bölgeyi daha iyi tanıyorlardı; sayıları daha kalabalıktı ve çetecilik yöntemiyle savaşıyorlardı. Araba konvoylarını çoğunlukla Mississippi'yi yeniden aşarak geri dönmek zorunda bıraktılar ve Minnesota'dan Mis-souri'den üstü örtülü at arabalarıyla gelen göçmenleri kırıp geçirdiler.


Washington hükümeti bir süre kararsız davrandıysa da, Batı'va doğru ilerleyişi durdurmak olanaksız olduğundan. 1832'de beyazları korumak için birkaç süvari görevlendirdi. O tarihten sonra, tek tek çarpışmaların yerini gerçek bir savaş aldı. Beyazlar bu durumdan yararlanarak Kızılderilileri "rezervlere" (bir tür toplama kampı) göndermeye çalıştılar. Birçok anlaşma imzalandı; ama valiler ile generaller bu anlaşmaları dilediklerince yorumladılar ve kuzeybatı cephesinde 400'den çok anlaşma çiğnendi. Önce çiftçilerin, sonra altın arayıcılarının akınının, daha sonra da kıtayı baştan sona aşan demiryolu hattının döşenmesinin yol açtığı aşırı davranışlar, en savaşçı kabilelerin reislerini ayaklanmaya yöneltti; Siuların kutsal saydığı "Kara tepe"ye demiryolu işçilerinin tırmanması üstüne, reis Kızıl Bulut, Kuzeybatı kabilelerini birleştirmeyi (Kızılderili tarihinde ilk kez) başardı ve ABD ordusuna karşf düzenli bir savaşa girişti. Bu arada General Custer, hileyle saldırarak VVashita'da Çeyenleri kılıçtan geçirmişti. İki ünlü reis Sitting Bull (Oturan Boğa) ve Crazy Horse (Çılgın At), öç almak isteyerek, 1876yılında 10.000 kişilik bir güç toplayıp, Custer'ın süvarilerini Little Big Horn'da bozguna uğrattı.