Özledim Seni - Duygusal Yazı - Sayfa 3 - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Özledim Seni - Duygusal Yazı - Sayfa 3

  1. 2007-03-29 #101
    257 - Özledim Seni - Duygusal Yazı

    Yine bir akşam,
    Karşımda güneşin muhteşem kızıllığı,
    Bir gün daha batıyor yüreğimi kanatarak,
    Bir gün diyorum, sanki yıllar geçiyor,
    İçimde ki ateş, güneşi yakacak derecede,
    Geride bıraktığım anılar, yıllar,
    Gözlerimin önünden senler geçiyor, benleri eriterek,
    Bak, oturmuş yalnız seyrediyorum güneşin batışını,
    Batarken, yüreğime batıyor hüzmeleri,
    Sanki seni benden alıp gidiyor,
    Yavaş yavaş kayboluyor gözlerden,
    Yerini karanlığa bırakarak aydınlık...
    Bakalım ne zaman doğacak benim güneşim?
    Güller kokmaz artık, bülbüller ötmez,
    Gülen yüzler gülmez, bakışlar mahzun,
    Döndü karanlıktan aydınlığa dünyam,
    Şimşekler çaktı yüreğimde, yüzünün hayali göründü,
    Silindi gözlerimden o güzel görüntü,
    Sensiz ruhum, acı bir hale büründü,
    Senden uzakta, seninle kalmak,
    Ne kadar zormuş mutlu olamak,
    Kıştan farkı ne yazın, sen olmayınca?
    Sen olsan kış bahar, sen olsan bana yaz var,
    Yoksun, yokum, hayaller ülkesinde yaşantım,
    Hüzün çöker yüreğime ağlayamam,
    Anlatmak isterim sana olan sevgimi, anlatamam,
    Gelmek isterim gelemem, yollarıma barikatlar kurulmuş,
    Yeterki, sen mutlu ol ey sevgili,
    Gülsüz bahar olmaz, ben mutlu olamam,
    Ömrümün bittiği yolda başlar sensizlik,
    Sen canımsın ey sevgili, sen olmadan olamam...


  2. 2007-03-30 #102
    264 - Özledim Seni - Duygusal Yazı

    Eğer sen benden önce ölecek olursan
    O' na arkadaşımı da getirebilir miyim diye sor
    Eğer sen yüz yaşına kadar yaşayacak olursan
    Ben ondan bir gün eksik yaşamak isterim ki
    Bu dünya da sensiz bir günüm olmasın.
    Gerçek dostluk sağlık gibidir
    Kıymeti ancak kaybedince anlaşılır
    Babam her zaman derdi ki ölürken
    Beş tane dostum var diyebiliyorsan
    O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir
    Gerçek dost
    Herkes senden uzaklaşırken
    Senin yanına gelendir.
    Eğer bütün arkadaşların
    Kendilerini bir köprüden atacak olsalardı
    Ben onlarla birlikte atlamaz
    Aşağıda beklerdim ki onları tutabileyim
    Gerçek bir dost iki elinizle sımsıkı sarılır.
    Ben sana sende bana yaslanırsan
    İkimizde güvende oluruz
    Arkadaşlık
    İki bedende tek kafa olabilmektir.
    Önümde yürüme takip edemeyebilirim
    Arkamda yürüme seni doğru yönlendirmeyebilirim
    Dostum olman için daima yanımda yürü.
    Söylediklerini her kez duyar
    Ama dostlar söylediklerini dinler
    Gerçek dostlar ise söylemediklerini de dinler
    O zaman anlamlı bir yaşam sürmüşsün demektir
    Arkadaş
    Kalbindeki melodiyi bilen
    Ve
    Sözlerini unuttuğunda
    Onu sana mırıldanandır.
    Hayatta hepimiz farklı yönlere yürürüz
    Ama nereye gidersek gidelim
    Beraberimizde birbirimizden bir şeyler gotürürüz.
    Her yabancı bir arkadaş adayıdır
    Arkadaşlar ise,
    Yaşam salatasını zenginleştiren peynir parçacıklarıdır………….


  3. 2007-04-03 #103
    Sen Özlemi

    Ah bir özlem ki sana duyduğum
    Hele de bir özlem ki
    Dayanılası değil
    Sen kokuyor denizler
    Sen esiyor rüzgarlar
    Sen uçuyor martılar
    Ne yana baksam sen
    Sen oluyor geceler
    Sen diye göz kırpıyor yıldızlar
    Sen diye parlıyor mehtap
    Sen diye ağlıyor bulutlar
    Sen diye doğuyor sabaha güneş


  4. 2007-04-04 #104
    192 - Özledim Seni - Duygusal Yazı

    Sensizliğin ışıkları vuruyor bu sabah yine,
    Ne yapsam dinmiyor hasretin.
    Varlığın hayatımı aydınlatırken,
    Yokluğun karartıyor.
    Her geçen gün hasretimi,sevgimi ve seni büyütüyor içimde.
    Biran önce kavuşmak istiyorum sana.
    Aramızdaki mesafeler,kısa bir süreliğine engel oluyor buna.
    Dayanmam lazım bu hasretine,
    Çünkü sonunda sen varsın.


  5. 2007-04-05 #105
    97 - Özledim Seni - Duygusal Yazı]

    Kelebeklere özlem

    sarmaşık hüzünler dökülür taş yüzlü eteklere
    dar patikaya kaykılır ihtiyar duvar
    solgun saçlarında ılgın kokusu
    serenat fısıldar divane rüzgâr

    tragedya çıngırağında aksar ritim
    çile perdesine giz olur nefes
    metruk cama sığınan gölgeler vurgun
    küf rengi saçaklardan dökülür güfte
    karanlığı çizen ezgiler yorgun

    başıbozuk kayalığa haykırır sevda kuşları
    ayrılık öykülerine yenik düşer kumsallar
    hançerli bakışlara saplanır binlerce sitem
    gün bozuğu ufka gömülür iason
    dalgalı yüreklerde deprem

    saklı düşlere girer
    efsunlu çiçeklerine konar yasak bahçelerin
    bilindik zilleri çalar zamanın
    renk cümbüşü kanatlar yansır son berrak suya
    soyunuk bedenlerde kanar bulut kaçkını mehtap
    özgürlük savaşçısı dalar derin uykuya

    şebnem sarhoşluğu yağar hoyrat yeşile
    ateş kızılından-kararsız mora
    büyülü dansları seviyle okşar meltem
    sabırla kazınır tutsak günlere
    tutkulu kelebeklere özlem

    Murat Aydın Doma

    97 - Özledim Seni - Duygusal Yazı


  6. 2007-04-06 #106
    ÖzLemLerim..



    Özlem…

    İlk özlem ana rahmine düştüğümüz anda başlar.. Dışarıdaki hayata çıkma çabasıyla… farkında olmadan neyi özlediğimizi bilmeden ilk kalp atışlarımızla bedenimizin ruhumuzun içine yerleşendir özlem.. Bir ana anne sıcaklığına duyulandır özlem ….masum, çaresiz, sadece beklenmez mi? Sıcak kollarında, sıcak bir nefesle uykuya dalmayı küçük beden.. İlk adım atışlar, ilk kelimeler, etrafı dünyayı tanıma telaşıdır özlem..Bizi nelerin beklediğini bilmeden büyüme telaşıdır…
    Evcilik oynamaya.. koşmaya arkadaşadır özlem..
    Özlem..
    İlk gençlik hayallerimizedir.. Bir masum mektuba.. bir bakışadır.. kaçamak el tutuşlara aşk oyunlarınadır.. Oyunu ne olduğunu… dokunmanın acısını zevkini bilmeden.. Bir cafe de oturmayadır özlem.. Kalp atışlarına mahcup bakışlara… okul kırmaya aşk uğruna…Sevgiyedir.. kalbimizi henüz keşfetmeden.. sevdayı henüz bilmeden..
    Özlem…
    Çocukluk, gençlik özlemini özlemeye özlem.. O masum sonu mutlu biten özlemler.. Çocukken bir çikolataya özlem..bayramlarda bir kırmızı pabuca duyulan özlem… alınca mutlu olunan.. Hoyrat gençlikte aşka özlem… bir bakışta bir gülüşte kalbi durduran…. Sonsuzluk.. işte bu dedirten..
    Özlem..
    En mutlu özlem… sonu olan.. sonu özlediğinle biten.. varışı sevdan olan özlemler..

    Ya gelmeyeceğini, gelemeyeceğini bildiğine özlem… ya orada olduğunu bildiğin ses vermeyene özlem…. Ya özlemekten korkana özlem… ya yaşamaktan korkana özlem.. ya düşlere özlem.. ya yarını olmayacak aşklara özlem.. gideceğini bilerek sevilene özlem.. Yaşanamayacaklara özlem… İşte sonu olmayan özlem.. İşte vazgeçilemeyen özlem.. işte çaresiz bekleyişe özlem.. İnsanın içini acıtan… boşlukta yaşanan özlemler… Peki var mı bu özlemin sonu…? biter mi….? bu özlem.. Söz verirsin kendine özlemeyeceğim diye… tutulur mu bu söz…..?
    Kalbindeki özleme söz geçer mi……?

    Özlem sevgidir…
    Özlem güçtür..
    Özlem var oluştur.
    Özlem sevdandır..
    Özlem bekleyiştir…
    Özlem içindeki acıdır..
    Özlem özlememeyi hasrettir..
    Özlem özlemeyeni özlemektir..
    Özlem özleyeni özlemektir…
    Özlem gelemem diyeni bekleme gücüdür..
    Özlem gidene ağıttır..
    Özlem sevdana söz vermektir..
    Özlem kalbine söz geçirememektir.
    Özlem kaçış değil var oluştur…
    Özlem çaresizlik değil çaredir..
    Özlem vazgeçmemektir.
    Özlem kelimelerin yetersiz kaldığı andır.
    Özlem sessizliğin çığlığıdır..
    Özlem yaşamındır..
    Özlem gelmeyeceğini bilerek bekleyebilmektir.
    Özlem siyah gecelerde siyahın izi kalabilmektir..
    Ve artık..
    Özlem....................................
    Özlem böyledir...Özlediğin seninle ise her şey unutuluyor...


  7. 2007-04-09 #107
    Özlem

    Bir şiir yazılır özlem e özlenene
    Nedense özledim deriz bazan sahtece
    İki kelam edilir sohbet biter özlem de
    Kalıcı özlemekler bekler emek ister birde sevmek

    Ben senin neyini özliycem deriz bazan
    Kaybetmeden anlaymazsınz ki değeri
    İnsan sevmek kadar zor emek isteyen şey yoktur
    Ben sevgiyi özlüyorum sevecek şeyi değil

    Seni sevmeye saçlarında başladım kıvır kıvır röfleli mi
    Ya da düz sademi boyalı mı bilmiyorum siyah mı sarı mı
    Sonuçta seni bana sevdiren saçlarındaki dünyan
    Öyle sıcak öyle uysal ki dokunsam uykun gelir dokunmasam uykum gitmez

    Dizinde uyumayı sevmeyen yoktur sevgilinin
    Ben en çok kadınlarımdan ayrılmayı özledim
    Özlerken ayrılabilmeyi değil
    Desemki seni özlüyorum o zaman donuyorum.


  8. 2007-04-09 #108
    . . .Sonunda mutsuzluk mu var,kendine yetmezlik mi,kendini değersiz bilmek mi,bir insanın varlığıyla mutlu olmayı beklemek mi,o insana değerler yüklemek mi,onsuz eksiz hissetmek mi? ? . . .

    Aşktan konuşuyorduk bir dostla..Döndü baktı bana. .''Aşk, ''dedi.. ''Kendinle mutlu olmaktır önce,kendini sevmektir...Kendinde mutlu olmayan kaç kişi,mutlu olabilmiş ki bir başkasıyla,yada kendini sevmeyen birisi nasıl sevilsin ki başkalarınca..Mutluluğu bir başkasının varlığına bağlamaktır en büyük hata,yada mutsuzluğu bir başkasının yokluğuna.Beklemektir o birisi gelsin de sevsin onu,ve değerli kılsın,çünkü zanneder değersizdir onun yokluğunda..Aşk kişide olandır,neden anlamam , insanlar ararlar dışarıda,başkalarında. . .''

    Sustum önce..Konuşmadım..Durdum,baktım,ama sonra içimdekileri dostumsa eğer,paylaşmadan duramadım..İçimin bir tarafında ufak bir acı dolandı.. Durdurmadım..Sonra kendi kendime konuşmaya başladım. . .

    ''Mutluluk kavramında söylenen her söz doğru;mutlu olmak bir karardır..Ne olduğun yerle,ne olduğun kişiyle,ne de olmasını istediğinin beklentisiyle olası mutluluğu artıramazsın..Ya mutlusundur yada değil,buna kimse dokunamaz,bunu kimse bozamaz..O senin kalbindedir çünkü,gözünde;istesen de kimseden ödünç alamazsın gerçekte..Ama aşk..Bahsettiğimiz kalptense,o biraz farklı bende. . ''

    İnsanoğlu,hepsi,her biri,iki tane gözle gelmiş olsa yeryüzüne.Ama…Biri hiç görmese ,diğeri baksa tek başına hayata,ve tüm evren bunu normal saysa..Mutlu değil midir o tek gözüyle görenler.. Mutludur elbet,olağan budur,o an yaşanan normalde. . .

    Ama bir şey olsa..Aşk ,en gerçeği girince odana ,kalbin dolunca onunla..O neden orada olduğu bilinmeyen öteki gözde görmeye başlasa.Ve bunu yaşayan şaşırsa kalsa.Ve öyle baksa sonra doğaya,kendine ve O'na,ve dahası tüm dünyaya..Her şeyin görüntüsü değişse,algısı farklılaşsa,aşkı O'na o gözü hediye eden olsa,yada aşkı o gözü olsa..Vücudunun bir parçası,onun bir uzvu;O'na O kadar yakın olsa,ve hatta..Ondan bile içeride olsa..Zaten bu armağan O'na sadece bu histen sunulsa. . .

    Gün gelirde yollar ayrıldığında..Asla hiçbir şey aynı olmuyor..İki gözün varlığını bilen ,ömrünce tek gözle görene,bunu anlatamıyor,anlatması da gerekmiyor..Ama bir zamanlar normal olan,artık yok oluyor..Normal ne ki sorusu takılıyor, hep bir yerde kalıyor..Orda bir görmeyen başka bir göz olmasıyken daha önce normali,sonra öğreniyorsun ki bulununca benzeri,tüm evren şeklini değiştiriyor sana,odağın hızlanıyor,dünyan farklılaşıyor,o görmeyen tarafın sana hizmet ediyor. . .

    Sonunda mutsuzluk mu var,kendine yetmezlik mi,kendini değersiz bilmek mi,bir insanın varlığıyla mutlu olmayı beklemek mi,o insana değerler yüklemek mi,onsuz eksiz hissetmek mi? ? . . .

    Hiç biri değil peşinden hissedilenler..Bilirsin ki sevilesisin,bilirsin ki değerli..Bilirsin mutluluk bir tercihtir özünle ve tek gözle de evrene ulaşırsın kalbinle. . .

    Eksiklik değil bu..Mutsuzluk değil..O gözle bakmak için tekrar beklemek değil..Ben böyle göremezsem ölürüm artık,yaşam manasız değip o tek gözü de harcamak,yok saymak değil..O göz görmeyince artık,gidene kızıp,öfkelenmek değil..Bu sadece tek gözünle görmek tekrar,evrenin şekil değiştirmesi belki ..Belki de Polyannacılık ama. . ''Ben biliyorum,orda bir şey oluyor,ve aşkta o görmeyen göz hediye oluyor sevilene..O göz aslında boşuna orda durmuyor,aslında o sen gerçekten sevince,ve sevilince,birleşince açılıyor. .'' diyebilme,tüm dünya sana deli dese de o anda,onun doğru olduğunu bilmek,ve deli denmeyi göze alıp,bunu yaşamış olmaya şükretmek var belki dibinde. . .

    Eksizlik değil bu,mutsuzluk değil. . .

    ''Özlem bu sadece. . Deli bir özlem. . Gözüne. . Gözünün Bebeğine. . .''


  9. 2007-04-11 #109
    ÖZLENEN'E
    Ilık bir rüzgar esti, Nereden geldi bilmiyorum...
    nereye gidiyorsun diye sordum.. Özlenen her şeye dedi..
    Aklıma sen geldin.. Çünkü özlenen bir tek sendin...
    Eğer insanlara bos elimi uzatır ve bir şey alamazsam çok üzücü;
    Ama asil ümitsiz durum;
    Dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır...
    Hiç yüz vermedim güneşe bugün..
    Resmini gösterip hava attım çiçeklere..
    Adini zıpkınla kazdım göğün en yüksek yerine...
    Bir de SENI SEVIYORUM diye bağırdım duydun mu?
    Hayalin hafızamdan silinene kadar, Izdırabın saçlarım dökülene kadar,Ağlamaktan gözlerim kör oluncaya kadar
    Her dakika Seni Seveceğim...
    Sen hiç Buğulanmış cama "SENI SEVIYORUM" yazıp,
    Harflerin arasından dışarıyı seyrederek,
    Kar taneleri altında Sevdiğini hayal ettin mi??
    Seni ne yağmurlar, seller koparabilir kalbimden,
    Ne de deli gibi esen fırtına,
    Çünkü bir ağacın toprağa kök salması gibi bağlandım sana..
    Kulaklarım sessizliğe, gözlerim sensizliğe,
    Gönlüm katlanırsa derde, Anlamı yok yasamanın..
    Nefes almak boşuna.. Senin olmadığın yerde ...
    Bulutların gözyaşları pencerene vururken,
    Düşlere daldığın bir gecede,
    Hangi hayaller sana uyumayı unutturuyorsa,
    Gelecek sana onları yaşatsın...
    İçinde öyle UMUT taşı ki Onu senden kimse alamasın.
    Gözlerin hep gülsün, mutluluğu hep sende arasınlar. Ama onu kalbinde öyle sakla ki, Gerçekten isteyen bulsun...
    Her aya bakısında beni hatırla, Yıldızlar gözlerine takılırsa,
    Gözlerine baktığımı sakin unutma,
    Bir yaprak düşerse avuçlarına, Ellerimdir sakin bırakma....
    Hayatin bir sevgi öpücüğü kadar doyumsuz,
    Sevinç gözyaşları kadar güzel,
    Seven bir kalp kadar heyecanlı,
    Aşkın dokusu kadar masum,
    Bir gül kadar gururlu olsun...
    Aşkın Kalbindeyse.. Mutluluğun elindeyse,
    istediğin iki kelimeyse
    "SENİ SEVIYORUM"


  10. 2007-04-12 #110
    Özlemek; sevmektir ilk önce


    Çünkü sevmezsen özlemezsinki delicesine.


    Özlemek; ağlamaktır


    Akan her gözyaşında anıları anımsamaktır.


    Özlemek; uzaklara dalmaktır


    Çok uzaklara…


    Özlemek; ümit etmektir


    Hayal etmek başarmanın yarısıdır misali.


    Özlemek; saklamaktır


    Bazen yalnızlığından, bazen ise etrafındaki gereksiz kalabalıktan.


    Özlemek; haykırmaktır


    Sesin kısılırcasına özledim diye bağırmaktır.......


    Özlemek; kızmaktır


    Bazen özlemine neden olanlara, bazen ise kadere çaresizce.......


    Özlemek; yanılmaktır


    Gece yarısı kalktığında, herşeyin bir rüya olduğunu anladığında mesela......


    Özlemek; sabretmektir


    Usanmadan şafağı gözlemektir.. .....


    Yılları, ayları, haftaları, günleri, saatleri, dakikaları hatta saniyeleri kovalamaktır.


    Özlemek; yaşamaktır


    Yalnızlığa inat mücadele etmektir........


    Özlemek; kavuşmaktır


    Bir daha ayrılmayacakmışçasına… Hayal bile olsa!!!!!!!!!!!


  11. 2007-04-12 #111
    496 - Özledim Seni - Duygusal Yazı


  12. 2007-04-18 #112
    Adini özlem koydun bu sonsuz sevginin,
    Özlemin tek siginagi oldu bu aci dolu yüregin,
    Bu bitmeyen özlem kaçinilmazligiydi sensizligin,
    Bitmez bu özlem sevgili, bitmeyecek bensizligin...

    Ayrildik ve her geçen gün büyüdü bu özlem,
    Her iç çekiste bir göz yasi, her göz yasinda bir sitem,
    Bitmedi bu hasret, ne yapsam nereye gitsem,
    Özlemin gösterdi, kime baksam hep sen...

    Yillarim seni beklemekle geçti umutla,
    Gelisin seni vazgeçilmez kildi bir anda,
    Sensizligin içimi, yüregimi yaktigi anlarda,
    Özlemin hep vardi, birakip gittigin zamanlarda...

    Adi hep özlem kalacak bu karsiliksiz sevginin,
    Özlemek tek çaresi olacak sensizligin,
    Bitmez bu tutku, bitmeyecek bensizligin,
    Yasadikça vazgeçilmez olacak ismin,

    Kaçinilmaz olacak özlemin,
    Özlemim...



  13. 2007-04-20 #113
    Bir deli özlem bu..
    Özlüyorum seni,
    Yalansız bir özlem bu
    Dolansız, saf bir özlem.
    Yeni doğan bir çoçuğun
    Minicik elleri gibi
    Yumuşak ve mazlum
    bir özlem bu...

    Gökyüzü kadar büyük
    Senin kadar yüce
    bir özlem bu...

    Hasretten ağlayanan sevdalıların
    Yıllarca kavuşamayanların
    İki gün bile dayanılamayan
    bir özlem bu...

    Ne yapacağini bilmeyen
    Telefonlar bekleyen
    Ağlayan, isyan eden
    Kendisini harap eden
    bir özlem bu...

    Yolda yürürken
    Otobüslere dört gözle bakan
    Belki, onu görürüm diye
    Kıpır kıpır yerinde duramayan
    Salak salak, bos bos gezinen
    Seni arayan bir özlem bu.

    Bulutlara baktığında bile
    Sanki seni göreceğini sanan
    Orda olmadiğını bilen
    Ama yinede şansını deneyen
    bir deli özlem bu...

    Yani güzelim,
    Bir kalpsizi bile,
    Ağlatabilecek,
    bir deli özlem bu...


  14. 2007-04-24 #114
    Özlenene...Yüreğimizden birkaç satır ...

    Ağla sevdiğim…
    Göz pınarların hiç bu kadar çaresiz değildi belki.
    Ve sen hiç böylesine kederle bakmadın bu şehre, daha önce.
    Üzülme!
    O ay gibi parlak göz bebeklerini titreten,
    sımsıcak bakışlarını, Kız Kulesine zincirleyen,
    ıslatan, meltem soğuğunda pembeleşen yanaklarını,
    dudağının kenarından geçip, yer çekimi istikametinde süzülen…
    tertemiz damlalar,
    alelade bir yerin zeminine değil,
    İstanbul'a düşüyor!

    Her gün, bir gün öncesinden daha güzel,
    Ve daha masumdun her ağladığında, gülen güllerden...
    Biliyorum, sen de sevdalıydın benim gibi,
    sen de çay içerdin Küçük Ayasofya'da pazar ikindileri…
    sen de binerdin Üsküdar vapuruna, seyretmek için martıları, akşam üzeri…
    sen de erken kalkardın sabahları simit kokusuna…
    sen de yürürdün Beyoğlu'nda, bir aşağı bir yukarı, öylesine…
    Biliyorum, sen de sevdalıydın benim gibi,
    İstanbul'a...

    Dökülürdü kirpiklerinden Çamlıca Akşamının kızıl güneşi...
    Sessizliğinde boğardı, gündüz keşmekeşinin son kalıntılarını...
    Böyle bir akşamın ardından, vururken avuçlarıma Eyüp Sultan sabahının ilk ışıkları,
    Üç şey için yakarmıştım Allah'a;
    cennet bahçesi,
    İstanbul kokusu,
    ve sen...
    Şimdi ise senin yokluğuna ağlar, kimsesiz güvercinler...
    Alışamadım gidişine inan!
    Yine de kesmedim umudumu, ne cennetten ne İstanbul'dan...


    Artık sen yoksun ama...
    Beni teselli eden İstanbul var.
    bir de Haliç yakamozunda asılı kalan gülümsemen...
    Ben seninle yaşadım bu şehri, şimdiye kadar,
    Ve bir gün bırakırsam, sensiz yaşamayı da,
    gene bu şehirde bırakırım.
    İstanbul kokulum...


  15. 2007-05-01 #115
    ben en çok seni özledim
    sana sarılmayı,
    sımsıcak kalp atışını
    ve ellerimin arasından
    akıp giden saçının titrek
    tellerini özledim.

    ben en çok seni özledim
    derinliğinde kaybolduğum
    gözlerine ne demeli bilmem.
    beni sonsuzluğa sürükleyen
    ve ansızın hüzünlerin en çıkmazına iten
    o derin ve
    güzel gözlerini özledim.

    ben en çok seni özledim
    sesindeki çocuksuluğu,
    varlığındaki çoşku ile
    kederin o muhteşem yoğruluşunu,
    olmadık zamanlarda
    olmadık benzetmelerini,
    mesela ile başlayan
    ve insanın ruhunu okşayan
    hecelerinin kelime olmaya
    koşuşunu özledim.

    ben en çok seni özledim
    yorgun bir akşamda
    yürürken kaldırımlarda
    sensizliği solumayı
    ve sensizlikle yürümeyi özledim

    ben en çok seni özledim
    seni seviyorum
    deyişin içindeki seni
    ve şiirlerdeki her bir satırın,
    sana dönüşünü özledim.

    ben en çok seni özledim
    yağmur yağarken üzerime
    gözyaşlarımı bırakıp gökyüzüne
    başka bir yağmurla sana yağsın diye
    umut etmeyi özledim…

    ben en çok seni özledim
    kalbindeki insanlara rağmen
    orada sıkışacak bir yer bulmak
    ve dışarda kalmamak için yaptığım
    Çırpınışları özledim…

    ben en çok seni özledim
    sen,
    kimi özledin…


  16. 2007-05-02 #116
    Satırlarıma özlemin dökülüyor...


    Satırlarıma 'sen' değil,
    Özlemin dökülüyor…

    Olmazsa olmazım 'sen'…
    Yoksun işte…

    Bir hayalden ibaret özlemlerim…Yastığıma başımı koyduğum da sadece sen'li hülyalara bırakıyorum ruhumu... Dışına çıkılması zor bir yol gibisin…Çıksam, düşeceğim sanki uçurumundan…
    Oysa yoksun, varlığımın sınırlarında…

    Anladım ki sen kolaylaştırdıkça anlamını, ben zorlaştırıyorum seni…Oysa basit bir oyunsun, beynimin içinde karmaşaya sebep olan.
    Ve karmaşık olan sen değil, sensizliği anlamak…

    Hangi kelime, hangi cümle sensizliği anlatabilir ki ?
    Düşünüyorum da düşünecek bir şey yok özünde…

    Varlığının yerine yokluğunu kabullenmeyi öğrenmeli avaz avaz…
    Bir sensizliği bir de yalnızlığı yaşayabilmeli içimde ki sesliliğe rağmen…

    Oysa,
    Bıraksam çığlıklarımı terkini sindirecek suskunluğum…
    Bu yalnızlık, suskunluğuma eşit olacak sensizliğe giden her adım da…

    Biliyorum, kendimi kandırıyorum zamana karşı…
    Ve bilmek bahane değil 'bana'…

    Olmazsa olmazım 'sen'…
    Yoksun işte…

    Ve görmüyorsun…

    Sana gözlerim değil,
    Yüreğim…
    Bedenim…
    Ağlıyor !


  17. 2007-05-04 #117
    Seni Özlemenin Kitabını Yazabilirim!

    Seni özlemenin
    Ne demek olduğunu sor bana,
    Yetmiş iki dilde anlatabilirim
    Kitabını yazabilirim sayfalarca.
    Yalnızlığın rezilliğini
    Kokuşmuşluğunu
    Ve çıplaklığını da.
    Ama hiç kimse
    Kavuşmanın güzelliğini
    Sormasın bana / anlatamam.
    Ben sana hiç kavuşmadım ki!

    Bilmiyorum
    Dudakların nasıldır.
    Sıcak mı ateş topu kadar,
    Yoksa soğuk mu
    Buza kesmiş bir bardak su gibi?
    Kıvrımlarına,
    Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
    Küle gizlenmiş kor mu var?
    Tenime değdiğinde dudakların
    Cemre mi düşer bedenime,
    Mızrap değen bir saz teli gibi
    Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
    Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!

    Bir kadını sardığında kolların,
    Ürkek ceylânlar
    Nasıl kurtulur tuzağından?
    Dolu yemiş yaprak gibi
    Nasıl titrer bir yürek?
    Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
    Goncalar
    Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
    Hiç sana sarılıp yatmadım ki!

    Kısacası:
    Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
    Ama,
    Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
    Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
    Yokluğunda yıllardır
    Özlemine dayanmayı öğrendim
    Yokluğuna katlanmayı
    Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
    Ustası oldum beklemenin
    Tükenmek pahasına.

    Ama hiç kimse / kavuşmayı,
    İki derenin birbirine karışıp
    Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
    Sormasın bana ,anlatamam.
    Çünkü seninle ben,
    Ayrı kaynaktan doğmuş
    Sularında hasretleri taşıyan
    Başka denizlere koşan iki ırmağız.
    Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
    Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
    İşte onun için
    İki dere nasıl karışır birbirine
    Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
    Seninle
    Hiç aynı yatakta coşmadım ki!

    Sen bana /yalnızca
    Ve sadece
    Kahpe sensizliği sor
    Rezil beklemeyi , özlemeyi sor.
    Tanrı şahidimdir
    Kurda kuşa
    Dağa taşa bile anlatabilirim.
    Demem o ki uzaktaki yakınım:
    Vuslatlara yabancıyım,
    Ama,
    Seni özlemenin kitabını yazabilirim.


  18. 2007-05-11 #118


  19. 2007-05-16 #119
    özlüyorum


    Özlüyorum seni. Gücüm yetmiyor unutmaya
    Özlüyorum elini tutmayi sesini duymayi
    Boynuna sarilip omuzunda aglamayi
    Nedensiz sevinçleri
    Hasret dolu sevgi dolu simsicak düslerimi
    Özlüyorum
    Gücüm yetmiyor unutmaya
    Seni aramazsam unuturum sanmistim
    Girmez sanmistim hayalin beynime
    Geceleri düslerimde
    Gündüz baktigim heryerde seni
    Özlüyorum..
    Renkler gitmenle soldu
    Kirmizi kirmiziligini unuttu
    Mavi maviliginin farkinda degil
    Beyaz yanliz sen giydiginde güzelligini haykiriyormus
    Özlüyorum
    Bu özlem bu bekleyis hiç bitmiyecek
    Ruhumda sana açan eflatun renkli çiçekler solmayacak
    Olmasanda sensiz sensizligi yasatacagim
    Sensiz seninle olmayi basaracagim
    Sonun yaklastigini hissettigim gün
    Beyaz,bembeyaz mendilimi sallayarak
    Sensiz yasamin kahrediciligine veda ederek
    Seninle sonsuzluga kavusacagim.

  20. 2007-05-17 #120
    Satırlarıma özlemin dökülüyor...


    Satırlarıma 'sen' değil,
    Özlemin dökülüyor…

    Olmazsa olmazım 'sen'…
    Yoksun işte…

    Bir hayalden ibaret özlemlerim…Yastığıma başımı koyduğum da sadece sen'li hülyalara bırakıyorum ruhumu... Dışına çıkılması zor bir yol gibisin…Çıksam, düşeceğim sanki uçurumundan…
    Oysa yoksun, varlığımın sınırlarında…

    Anladım ki sen kolaylaştırdıkça anlamını, ben zorlaştırıyorum seni…Oysa basit bir oyunsun, beynimin içinde karmaşaya sebep olan.
    Ve karmaşık olan sen değil, sensizliği anlamak…

    Hangi kelime, hangi cümle sensizliği anlatabilir ki ?
    Düşünüyorum da düşünecek bir şey yok özünde…

    Varlığının yerine yokluğunu kabullenmeyi öğrenmeli avaz avaz…
    Bir sensizliği bir de yalnızlığı yaşayabilmeli içimde ki sesliliğe rağmen…

    Oysa,
    Bıraksam çığlıklarımı terkini sindirecek suskunluğum…
    Bu yalnızlık, suskunluğuma eşit olacak sensizliğe giden her adım da…

    Biliyorum, kendimi kandırıyorum zamana karşı…
    Ve bilmek bahane değil 'bana'…

    Olmazsa olmazım 'sen'…
    Yoksun işte…

    Ve görmüyorsun…

    Sana gözlerim değil,
    Yüreğim…
    Bedenim…
    Ağlıyor !


  21. 2007-05-22 #121
    ÖZLENEN'E


    Ilık bir rüzgar esti, Nereden geldi bilmiyorum...
    nereye gidiyorsun diye sordum.. Özlenen her şeye dedi..
    Aklıma sen geldin.. Çünkü özlenen bir tek sendin...
    Eğer insanlara bos elimi uzatır ve bir şey alamazsam çok üzücü;
    Ama asil ümitsiz durum;
    Dolu elimi uzatıp kabul edecek kimseyi bulamamamdır...
    Hiç yüz vermedim güneşe bugün..
    Resmini gösterip hava attım çiçeklere..
    Adini zıpkınla kazdım göğün en yüksek yerine...
    Bir de SENI SEVIYORUM diye bağırdım duydun mu?
    Hayalin hafızamdan silinene kadar, Izdırabın saçlarım dökülene kadar,Ağlamaktan gözlerim kör oluncaya kadar
    Her dakika Seni Seveceğim...
    Sen hiç Buğulanmış cama "SENI SEVIYORUM" yazıp,
    Harflerin arasından dışarıyı seyrederek,
    Kar taneleri altında Sevdiğini hayal ettin mi??
    Seni ne yağmurlar, seller koparabilir kalbimden,
    Ne de deli gibi esen fırtına,
    Çünkü bir ağacın toprağa kök salması gibi bağlandım sana..
    Kulaklarım sessizliğe, gözlerim sensizliğe,
    Gönlüm katlanırsa derde, Anlamı yok yasamanın..
    Nefes almak boşuna.. Senin olmadığın yerde ...
    Bulutların gözyaşları pencerene vururken,
    Düşlere daldığın bir gecede,
    Hangi hayaller sana uyumayı unutturuyorsa,
    Gelecek sana onları yaşatsın...
    İçinde öyle UMUT taşı ki Onu senden kimse alamasın.
    Gözlerin hep gülsün, mutluluğu hep sende arasınlar. Ama onu kalbinde öyle sakla ki, Gerçekten isteyen bulsun...
    Her aya bakısında beni hatırla, Yıldızlar gözlerine takılırsa,
    Gözlerine baktığımı sakin unutma,
    Bir yaprak düşerse avuçlarına, Ellerimdir sakin bırakma....
    Hayatin bir sevgi öpücüğü kadar doyumsuz,
    Sevinç gözyaşları kadar güzel,
    Seven bir kalp kadar heyecanlı,
    Aşkın dokusu kadar masum,
    Bir gül kadar gururlu olsun...
    Aşkın Kalbindeyse.. Mutluluğun elindeyse,
    istediğin iki kelimeyse
    "SENİ SEVIYORUM"


  22. 2007-06-02 #122
    Şimdi bana dokunuşların kaldı.
    Gittin, ama hala tenimde ellerin.
    Küçük bir çocuk gibi dizlerinde,
    defalarca öpülmeyi özledim.


  23. 2007-06-03 #123
    Ağlamak Istedim Sensiz Bu Akşam


    Elveda diyip de gittikten sonra
    Ağlamak istedim, sensiz bu akşam
    Gözümde yaşlarla çöküp bir kenara
    Ağlamak istedim, sensiz bu akşam

    Önce yalnızlığım doldu içime
    Sonra tüm anılar düştü peşime
    Şöyle bir baktım da kendi halime
    Ağlamak istedim, sensiz bu akşam

    Seni arıyorum, senden uzakta
    Ne buldum bilmem benden kaçmakta
    Sessiz ve karanlık bomboş odamda
    Ağlamak istedim, sensiz bu akşam

    Sensizliğin izleri varken yüzümde
    Sevdamı sakladım seven gönlümde
    Seninle gezdiğim o ıssız yerde
    Ağlamak istedim, sensiz bu akşam.


  24. 2007-06-09 #124
    Ben seni işliyorum şimdi satırlarıma
    Ince ince
    Masallar anlatıyorum ya uzaklardan,
    Hepsi seni özlediğimce
    Ya da bir düş kuruyorum korkusuzca
    Ama yürüdüğüm yollar
    Her zamankinden avare
    Hayal ediyorum seni
    Sırtının çizgisi boyunca
    Methiyeler düzüyorum dudaklarının köşelerine
    Her bir kıvrımını ezberliyorum yüzünün,
    Hiç doymayacak bir susuzlukla
    Ana dilini bilmediğim bir coğrafyada
    Senin adını veriyorum gördüğüm her kuşa
    bizim martılarımız kadar kırılganlar mı bilmeden
    -ben martıdan başka kuş bilmeyen bir cahilim aslında-
    Ve kendi yarattığım bu düş girdabında
    Herşeye varken,
    ama tutkularımızı garipsemeden
    Içime çekiyorum kırgınlığını soluğunla
    Ben bu hiçbir şeyi umursamaz aşk masalının
    Hayal ettiğince var kahramanlarından biriyim

    Kalbim işgal edilmiş, kimin umurunda?
    Danışıklı dövüş bir savaş bu aramızdaki
    Ben beyaz bayraklar biriktiriyorum senin için
    Ben sana gel diyemiyorum ya
    Gel beni al istiyorum aslında
    -bu kadar basit-

    Ben seni istiyorum şimdi hayatima
    Sımarık bir çocuk,
    Hüzünbaz bir aşık,
    kırılgan bir şair gibi en fazla
    Seni özlüyorum lar yetmiyor ki
    Ben,
    Tutkunum sana


  25. 2007-06-15 #125
    Özlem Yangını


    Ne zaman hüznüne kapadıysam kapımı
    Bakışlarımın boşluğundan daldılar içime
    Ama inat olsun pes etmeyeceğim
    Havlu atan ben olmayacağım bu aşk oyununda.

    Az sonra
    Nehirlerini boşaltacağım gözlerimim
    Seni suların önüne katıp
    Süreceğim yüreğimin en uzak yerine
    Sen uzaklarımda tükeneceksin kendi kendine.

    Senin gidişinle tutuşacak yeni aşklarla yüreğim.
    Bak yıldızlar dolduruyor gayrı yokluğunu
    Üçer beşer girerek penceremden içeriye

    Güneşin altında rüzgarı beklemekteyim.
    Ya alıp çok uzaklara götürsün-
    Bendeki özlem yangın küllerini.
    Yada nefesinin sıcaklığında-
    seni bana getirsin geriye diye.

    Belli ki yine havlu atan ben olacağım-
    Bir türlü unutamadın seni….


  26. 2007-06-18 #126
    Özledİgİmİ Hİssettİm.........

    Bugün sesini duymak istedim. Özlediğimi hissettim. Olur ya insana hani bazen. Özel bir ses duymak istersin. Ayda bir kez bile olsa... Seni anlayan bir insan sesi... Ya da öyle sandığın. Yanılmış olabilirsin de. Sesinin iyi geleceğine inanırsın o an, ama duyamayabilirsin de. Zaten, o sesi duymak istediğin anın yoğunluğu geçince boşverip, her zamanki gibi hayata dönersin. Kaldığın yerden...

    Hele ki ben ne çok alışkınım tüm bu hayal kırıklıklarını göğüslemeye. Doğduğum dakikadan beri vedalarla uğraşıyorum.

    Binlerce vurgunla enkaza dönüşen kalbimin beynime verdiği emirle nihayetinde bir kadından çok erkek gibi düşünmeye başlıyorum ve senden -gelmeyen- haberle bir kez daha tüm dünyanın anasını satıyorum. Kimselere falso vermeden, mutluluk pozu veriyorum. Teoman'ın şarkıda dediği gibi, "Hem yara bandım hem yaram olamazsın", biliyorum.

    Yine hayal kırıklıklarımın, duygularım üzerinde geliştirdiği bir savunma mekanizması mıdır bilmiyorum, ama belki arayıp sormamanın iyi yanları da olabileceğini düşünüyorum. Aramıza giren uzun sessizlikler, bu durumun öyle olmasına alıştırıyor beni. Hiçbir insan bir diğerinin her şeyi olamıyor, bunu öğreniyorum. Ne kadar istesek de... Kimi zaman kendime bile şaşırıyorum; aramadığın zamanlarda sana karşı içimde beslediğim en sıcak duyguları deepfrizda muhafaza edebilmeyi nereden biliyorum?

    Hayatta, senin beni arayıp sormamandan daha mühim şeyler var. Şükür ki hayattayız, şükür ki hayattasın mesela. Sevdiğin bir insanın suskunluğu, onun ebedi sessizliğinden iyidir en azından diye düşünmeye başlıyorum.
    Ve zaman her yaraya devadır, hep söylüyorum.


  27. 2007-06-19 #127
    Özlem sevdaya yürek açmaktır
    Özlem açılan yürekte hayat bulmaktır
    Özlem aynı heyecanla canana ulaşmaktır
    Özlem yoklukta var olmaktır
    Özlem uzandığında tutmaktır
    Özlem geceyi gündüz gündüzü gece yapmaktır
    Özlem sevgiye koşulsuz bağlanmaktır
    Özlem kavrulup yanmaktır
    Özlem ne uzak ne yakındır
    Özlem her anında sevdiğini anmaktır
    Özlem kalbini sorgusuz açmaktır
    Ve ben
    Karşılık beklemeden
    Kalbime ruhuma hayat veren
    Gecemi gündüz eden
    Her anımda
    Yanımda hissettiğim
    Düşündüğüm
    Düşündüğünü bildiğim
    Gülümsemeyi
    Gülümsetmeyi
    Sevmeyi
    Sevgiye değer vermeyi
    Öğreten
    Beni benden alıp götüren
    Pırlanta yürekli meleği
    Özlüyorum
    Çok özlüyorum


  28. 2007-06-19 #128
    Özlem…
    İlk özlem ana rahmine düştüğümüz anda başlar.. dışarıdaki hayata çıkma çabasıyla… farkında olmadan neyi özlediğimizi bilmeden ilk kalp atışlarımızla bedenimizin ruhumuzun içine yerleşendir özlem.. Bir ana anne sıcaklığına duyulandır özlem ….masum, çaresiz, sadece beklenmez mi? Sıcak kollarında, sıcak bir nefesle uykuya dalmayı küçük beden.. İlk adım atışlar, ilk kelimeler, etrafı dünyayı tanıma telaşıdır özlem..Bizi nelerin beklediğini bilmeden büyüme telaşıdır… Evcilik oynamaya.. koşmaya arkadaşadır özlem..

    Özlem..
    İlk gençlik hayallerimizedir.. Bir masum mektuba.. bir bakışadır.. kaçamak el tutuşlara aşk oyunlarınadır.. oyunu ne olduğunu… dokunmanın acısını zevkini bilmeden.. Bir cafe de oturmayadır özlem.. kalp atışlarına mahçup bakışlara… okul kırmaya aşk uğruna…Sevgiyedir.. kalbimizi henüz keşfetmeden.. sevdayı henüz bilmeden..

    Özlem…
    Çocukluk, gençlik özlemini özlemeye özlem.. O masum sonu mutlu biten özlemler.. Çocukken bir çikolataya özlem..bayramlarda bir kırmızı pabuça duyulan özlem… alınca mutlu olunan.. hoyrat gençlikte aşka özlem… bir bakışta bir gülüşte kalbi durduran…. Sonsuzluk.. işte bu dedirten..

    Özlem..
    En mutlu özlem… sonu olan.. sonu özlediğinle biten.. varışı sevdan olan özlemler..

    Özlem
    Ya gelmeyeceğini, gelemeyeceğini bildiğine özlem… ya orada olduğunu bildiğin ses vermeyene özlem…. Ya özlemekten korkana özlem… ya yaşamaktan korkana özlem.. ya düşlere özlem.. ya yarını olmayacak aşklara özlem.. gideceğini bilerek sevilene özlem.. Yaşanamayacaklara özlem… İşte sonu olmayan özlem.. İşte vazgeçilemeyen özlem.. işte çaresiz bekleyişe özlem.. İnsanın içini acıtan… boşlukta yaşanan özlemler… Peki var mı bu özlemin sonu…? biter mi….? bu özlem.. Söz verirsin kendine özlemeyeceğim diye… tutulur mu bu söz…..? Kalbindeki özleme söz geçer mi……?

    Özlem sevgidir…
    Özlem güçtür..
    Özlem varoluştur.
    Özlem sevdandır..
    Özlem bekleyiştir…
    Özlem içindeki acıdır..
    Özlem özlememeyi hasrettir..
    Özlem özlemeyeni özlemektir..
    Özlem özleyeni özlemektir…
    Özlem gelemem diyeni bekleme güçüdür..
    Özlem gidene ağıttır..
    Özlem sevdana söz vermektir..
    Özlem kalbine söz geçirememektir.
    Özlem kaçış değil var oluştur…
    Özlem çaresizlik değil çaredir..
    Özlem vazgeçmemektir.
    Özlem kelimelerin yetersiz kaldığı andır.
    Özlem sessizliğin çığlığıdır..
    Özlem yaşamındır..
    Özlem gelmeyeceğini bilerek bekleyebilmektir.
    Özlem siyah gecelerde siyahın izi kalabilmektir..
    Ve artık..
    Özlem....................................

  29. 2007-06-23 #129
    Hala aşksın sen, ama sadece şarkılarda
    Sırılsıklam bir özlemdi gözlerimden akan
    Damla damla bir ümitle içimde oyalanan
    Dokunmanın coşkusuyla taştı boşaldı birden
    Saklanamaz bir haykırışla kurtuldu esaretten

    Evet sendin beklenen
    Evet sendin özlenen
    Eksikliği gözlenen
    Yokluğunda özlenen

    Asabiydim ondandı
    Hep mutsuzdum ondandı
    Yıllar yılı saklandı
    Gözyaşıyla kutlandı

    Gidişin de çok ani oldu ya gelişin gibi
    İşin doğrusu varlığına alışmaktan daha zor oldu
    Yokluğuna alışmak
    Ha, alıştım mı? - Bilmiyorum
    Ama mecbur olduğumu biliyorum
    Boşver,coşkusu da çok güzeldi varlığının
    Yokluğunun acısı da hiç fena değildi hani

    Soranlara neden böyleyim bilmediğimi söyledim
    Yalandı bu sensizlikti, keyifsizlik sebebim
    Gelişinle eksik parçam bir anda tamamlandı
    Sen de gördün ya o an sevinçten nasıl da ağlandı

    Evet sendin beklenen
    Evet sendin özlenen
    Eksikliği gözlenen
    Yokluğunda özlenen

    Asabiydim ondandı
    Hep mutsuzdum ondandı
    Yıllar yılı saklandı
    Gözyaşıyla kutlandı

  30. 2007-06-24 #130
    Ben Seni Çok Özledim


    Akşamlar vurdu yine camlarıma....sensiz batan hergün bir bir ah olur yüreğimde...sensizliğimi çekiyorum haberin olmadan yine bir hüzün gecesinde içime...kalbimi yolluyorum ellerine....almayacaksın biliyorum...aşk bu ya sevgilim!....sen almasan ne çare......yüreğim kanatlanıp gelir yine her gün yitiminde ellerine.....kulağımda hafif bir müzik esiyor......''gelemez miydin sevgilim gelemez miydin ömründen bir tek gün veremez miydin''ne güzel söylemiş değil mi sevgilim.....bak yine söz geçiremiyorum göz pınarlarıma.....sen düşüyorsun ya aklıma....fırtınalar koparıyorsun yüreğimde....ne zaman gözlerini görsem....herşeyi ertelerim birgün gelirsin ümidiyle.....insan ister padişah olsun ister vezirgan....insan sevince her halukarda insan işte.....
    Sen bilmiyorsun ya sevgilim....tükenişlerim bu çaresizliğe......ben çaresizliğin böylesi azap saatleri olduğunu bilmezdim......seni sevmeden önce....eğer ki olurda birgün gelirsen karşıma......benden sorma sevdamı!.....gözyaşlarıma sor......ağlayarak geçtiğim her sokak başına sor.....adım atarken adını yazdığım kaldırımlara sor.....istanbula sor sevdigim!......o bilir seni nasıl sevdiğimi.....bir o şahit sevdama....bir o şahit kanayan yaralarıma.....ben istanbul'u sende sevdim sevdigim.....kimseler bilmez seni.....söyleyemem!.......ağır ağır yokolurum çaresizliğimle.......kapanmaz yaralarım!.....yaralı sevdan düşmüş ya gönlüme.....avutamam..... sen yoksun ki.....nasıl kandırırım hayalinle her gece.....

    Anlayamazsın sevgilim......
    Anlatamam ki yas tutmuş yüreğimi sana.....anlatamam.... sen benim günahımsın ya......kurtulamam!......

    Kanayan yaralarımla,gözyaşlarımla yazdım seni içime...Hadi kolaysa gel de al seni benden!......eğer kolaysa dokun yanan yüreğime.....yalan öpüşler harcım değil!.....eğer varsa biraz cesaretin...gel de yüreğimden öp beni!.....
    sen başka şehirlerin adamı.....sen başka sevdaların yalancı sevdası......sen el değmemiş bir sevginin acımasız katili......sen bir hayat borçlusun şimdi yüreğime.......alacağım var ömrünün bir yerinde.....
    sen şimdi başka şehirlerin kollarında uyanırken sabaha......ben bir şiir bir mektup yazdım sana.....duyarsan gelir miydin? siler miydin gözyaşlarımı?....dokunur muydun yüreğime ellerinle?.....bir kez olsun bakmaz mıydın gözlerime yalan da olsa......
    aslında bu sözlerin hepsi hikaye......bana sen lazımsın......bana gözlerin lazım......işin aslı sevgilim......git gide büyür içimde hasretim....git gide daha da öldürürsün beni....hergün bir özlem olur içimde gözlerin.....fazla yordum seni bilirim.....kısacası sevgilim.....BEN SENİ ÇOK ÖZLEDİM......


  31. 2007-06-24 #131
    Sen hiç bilmedin ama,
    ben hep sevdim seni...
    Gülümsediğinde,
    nazlı ceylanlar inerdi
    yüreğimin umut pınarlarına...
    Kırkikindiler yağardı ansızın
    gönlümün vahalarına...

    Sen hiç bilmedin ama,
    bir derdin olduğunu anlardım
    gözlerin daldığında...
    İçim titrerdi,
    düşman kesilirdim seni incitenlere,
    hüzün dalgaları vururdu
    gönlümün kıyılarına...

    Sen hiç bilmedin ama,
    seni her düşündüğümde
    yıldızlar sevgiyle gülümserdi
    ruhumun semalarında...
    Keyifle uyanırdı düşlerim
    rengarenk şafaklara...

    Sen hiç bilmedin ama,
    gözlerin değdiğinde gözlerime,
    yeşerirdi bozkırlarım...
    Baharı yaşardım zemherilerde,
    sevda kuşları konardı
    yüreğimin ucuna...

    Sen hiç bilmedin ama,
    "Ne haber" dediğinde,
    denizine kavuşan martılar gibi
    çığlık çığlığa, kanat çırpardı sevinçlerim...
    Sihirli bir el değmişcesine
    silinirdi bütün hüzünlerim,
    günüm aydınlanırdı,
    güneşim batmazdı dağlarımda...

    Sen hiç bilmedin ama,
    kabul etmek istemesem de,
    kış ortasında düşen şaşkın cemreler gibi,
    zamansız düşmüştüm sevdana...
    Sen çoktan geçmiştin o yolları
    mümkün değildi geri dönüşün...
    Bilirdim vuslatın imkansızlığını,
    yollara düşesim gelirdi,
    ağlardım kuytularda...

    Sen hiç bilmedin ama,
    yas tuttum ardından
    uzaklara gittiğinde...
    Tutunacak bir daldan mahrum kalan
    sarmaşıklara döndüm...
    Köksüz kaldım,
    öksüz kaldım,
    sensiz kaldım,
    şu koskoca dünyada...

  32. 2007-07-12 #132
    Ve öğrendim ki seni özlediğim kadar benimsin;

    Sen hep benimsin... Gidişinde benden değil mi zaten... O hüzünlü bakışlar...

    Yokluğunun soğukluğu sardı dört yanı... Üşüyorum, sensizlikte titriyor gözyaşlarım... Özlem perdeme yansıyor geceleri...

    Ama sen yoksun....

    Gittiğin günden beni yanıyor sevdam bir mum alevinde... Şafak atmıyor, hilal yansımıyor denizlerime... Yakamozlar kırgın martılara... Gece bile küsmüş karanlığına...

    Sevgilim... Gittiğin gün, gülen yüzlü çocuklar terketti şehrimi... Şekerleri başka bayrama dağıttı amcalar... Düşlerim şu batan gemide...

    Çikolata kokulu ağızlarıyla minik minik ellerin yaşadığı aşkın masumluğu, Züleyha' daki ateş... Yaşadıklarımız.... Bitti sevgili...

    Yaşadıklarımızla birlikte bende bittim, gittim buralardan...

    Gölgenden kaçarken kendimi hiç bilmediğim bir şehrin kollarına bıraktım...

    Ama oda tanıdık sana...

    Seni de getirmişim yanımda......

    Kaçamadığım hasret yine sarıldı boğazıma...

    Işığım, karanlıktan çek çıkar artık beni...



  33. 2007-07-12 #133
    Öğrendim..
    Yokluğuna alışmayı, sensizlikte bir başıma savaşmayı..
    Bunları hiç bilemem,
    bilsem de öğrenemem,
    öğrensem de yaşayamam diyordum oysa..
    Neleri öğretiyormuş bu hayat insana..

    Unutmadım..
    Seni unutmak aklımdan bile geçmedi,
    düşünmedim bunu hiç.
    Öyle çoktun ki, hiç bir yere sığdıramadım seni.
    Ne aklıma ne de yüreğime..
    Sözler bitti..
    Böyle bitmemeliydi oysa,
    çok cümlesi vardı kurulacak bu hikayenin,
    senli, benli "biz" li öznelerle..
    Daha o kadar söylenmemiş, ertelenmiş, yaşanmamış varken,
    yazmamalıydı hayat sonunu böyle..

    Sustum..
    Ağlamıyorum artık..
    Saymadığım kaç zamandır gözlerimden bir damla bile gözyaşı akmıyor.
    Ne sana dair ne de hayata,
    içimde bir yerlerde gizliyorum onları da,
    seni gizlediğim gibi.

    Sızlıyorum..
    Zaman sarıyor elbet kanayan yaraları,
    gittikçe acısı azalıyor,
    ama geçmiyor bir türlü.
    İnce ince sızlıyor saklı bir yerlerde,
    dokunulduğunda tekrar başlıyor acımaya.

    Bir perde açılıyor önümde, geçmiş zamanlara dair..
    Gözlerimi kapatıyorum..
    Sendeki ben oluyorum..
    İlk bakışın canlanıyor gözlerimin önünde, gülümseyişin..
    Sonra gidiyorsun, ardından bakıyorum öylece durup ben de..
    Durdurmak için bu gidişi,
    sarılmak istiyorum ellerine,
    yapamıyorum..
    Kapanıyor perde…
    Suretimi kapatıp aslıma dönüyorum yine..
    Şimdilik………

    elimde duran fotografın
    baktımkı inan tanıyamadım
    bu sarkıyı ben sana yazdım
    sense hala anlayamadın..

    Alıntı

  34. 2007-07-21 #134
    Özlüyorum seni,
    Hiç olmadığı kadar çok özlüyorum…
    Nasıl dayanır bu gözler,nasıl…
    Özlüyorum…

    Yokluğuna aciz hasretlerim var,
    Bir gülüşüne,bir bakışına ömrüm bedel…
    Bitmeyen vuslatların var,
    Her dem sevdana buruk bir yürek…

    Hala bekliyorum,
    Eskisi gibi,tükenmeden, bitmeden…
    Yalnız seni bekliyorum,
    Belki gelmeyeceksin,
    Olsun…
    Özlüyorum seni çok özlüyorum…

    Gecelerim sisli,
    Sabahlarım güneşsiz,
    Yokluğun ayaz,
    Varlığın riyakar…
    Suskunluğunu bile özlüyorum…

    Biter mi dersin,sandığın kadar kolay mı gitmek,
    Gitme desen yollar sende biter…
    Git demeni özlüyorum,
    Ben sende sevdim gitmeleri…
    Acı çekmek bile güzelmiş,
    Git demeni bile özlüyorum…

    Gitme,gitme yokluğuna aciz vuslatlarım var,
    Dayanamam…
    Gitme, yüreğim her dem sevdana buruk…
    Gitme…gitme…
    Riyakar varlığını bile seviyorum…


  35. 2007-07-21 #135
    Şimdi mutlu musun.?
    Aylardır yolunu beklerken,
    Gözlerimden düşmeyesin diye
    Gözyaşlarımı içime atarken,
    Sensiz geçip giden ömrüme sitemler yağdırırken,
    Meğer sen çoktan gitmişsin benden.

    Söyle şimdi mutlu musun.?
    Sana istediğini veriyorum, alsana,
    Yıkılmış bir duvarım şimdi, ağlasana.
    Yarım kalmış bir masalım,
    Gücün yeterse tamamlasana,
    Gözlerime bakıp, yalanlar uydursana.

    Söyle mutlu musun şimdi.?
    Gelmen için açarken ellerimi göğe,
    Gitmeni diliyorum içimden iç çeke çeke,
    Gözlerimden düşmeyesin diye ağlamazken,
    Haykırarak ağlıyorum, içimden çık git diye,
    Yaralı yüreğime tuz bastın, merhem niyetine.

    Söyle mutlu musun şimdi.?
    Ben seni gerçekten sevdim,
    Küçük bir çocuğun, tertemiz duygularını besledim.
    Katran karası gecelere yandım, kan ağladım,
    Ben sevdiğimi sahte gülüşlere satmadım sevgili,
    Sana yar dedim. anlamadın...

  36. 2007-07-24 #136
    O kadaR özlediM ki Seni .. Sesini kokunu ellerini sıcaklığını Dünyayı kendisinde toplamış yosun yeşili gözlerini .. Sen gittikteN sonra muhtaç kaldım ellerine .. gözlerine .. Sesine .. Bir tek sözüne .. Öyle isterdiM ki sana olan sensizliğimi senin kollarında gidermeyi .. Öyle isterdim ki Tek bir sözü senin ağzından duymayı .. Öyle isterdim ki "Seni SeviyoruM" demeni ..
    ]Yalvarsam ağlasam kapansam dizine .. Döner miyiz yine eski günlere..
    Ahh gelmeN için bana .. DönmeN içiN .. Unutmak içiN eski günleri .. Sermez miyim dünyayı ayaklarının altına …YalvarsaM yakarsaM .. Duyar mısın hıçkırıklarımı .. Elimi uzatsaM tekrar tutar mısıN eski günlerdeki gibi .. Sana doya doya Seni SeviyoruM dememe izin verir misiN ? eski günlerdeki gibi .. Seni o kadar özledim ki .. Yine cam kenarındayıM .. Yine bir yıldıza takıldı gözüM .. En parlak ve bana en yakın olan yıldıza .. Her gece penceremden baktığımda hep gökyüzünde olan yıldıza …Ve yine her gece olduğu gibi dilek dilediM yaşlı gözlerimle .. SeniN bana gelmeNi .. Eski günlerdeki gibi olmayı dilediM .. Daha kaç gece dilek tutucam Mavi GözlüM .. Kç gece yalvarıcaM Tanrıya .. Kaç gece daha ıslak gözlerimle penceremin kenarında sabahlıycam .. Kaç gece mavi gözlüM .. Kaç gece...

    Söyle buldun mu aradığın aşkı..Söyle…
    Hani giderkeN .. Son kez vedalaşırken seninle .. Son kez yaşlı gözlerimle yarı yolda bırakırkeN söylediğiN sözleri hatırladın mı?.. Daha büyük bir aşk arıyoruM demi$tiN .. Senin tahmiN edemiyeceğiN kadar büyük demiştiN..BulduN mu tahmiN edemiyeceğiM kadar büyük aşkı ..
    Yoksa yalnız mısın sen yine..BeniM gibi boynu bükük gözü yaşlı tek başına..
    Yalnız mısıN sende .. Her gece yıldızlardan dilek diliyor musuN .. Bir kişi için hayatını mahvediyor musuN .. bir yanın eksik mi ?.. AyrılığıN acısını anladıN mı ? .. ÇektiğiM acının çeyreğini yaşadıN mı?
    Yine eskisi gibi beraber olsak…Ne olur sanki geçenleri unutsak …Hayat bitse dünya dursa…Ölüm bile olsa biz hiç
    ayrılmasak..
    Eskisi gibi tutşsak elele .. Hissetsem sıcaklığını tenimde .. Geçmişi silsek .. Ne varsa söylenen unutsak her şeyi .. Yeni bir sayfayla başlasak tekrar .. Ve o sayfanın ilk sözü "Seni Seviyorum" olsa … Ne olurdu sanki…Hayat bitene kadar .. Son nefesimizi verirken bile birbirimizin yanında olsak .. O anda bile gözlerimizde aşk aksa..Ölüm bile gelse ruhlarımız hep beraber kalsa ..biz hiç ayrılmasak …


  37. 2007-07-26 #137
    Her yemekten iki kişilik yapıyorum
    yarısını bir tabağa,
    yarısını başka bir tabağa koyuyorum
    o kadar karşımdasın ki
    benimkiyle beraber
    senin tabağın da bitiyor
    dizlerine koyup başımı uyuyorum
    o kadar yanımdasın ki
    kuş gibi hafif uyanıyorum
    o kadar önümdesin ki
    sarılıp sıcaklığını giyiyorum
    o kadar arkamdasın ki
    kendimi hiç yalnız hissetmiyorum
    boynuna sarılıp ağlıyorum
    gıdıklıyorsun gülüyorum

    beraber geziyoruz
    o kadar yanımdasın ki
    gölgen de gölgemin yanında
    beraber ıslanıyoruz dalgalarla
    vapura beraber binip beraber izliyoruz boğazı
    taksim'de birlikte iniyoruz otobüsten
    filmi yan koltukta izliyorsun
    yan koltuktakiyle göz göze geliyorsun
    gülümsüyoruz

    elin o kadar elimde ki
    terliyor avuçlarım
    gözlerin o kadar gözlerimde ki
    hiç kırpmıyorum
    o kadar yanımdasın ki
    üşümüyorum hiç

    seni özlemiyorum
    o kadar içimdesin ki


    Murat ÇETİN


  38. 2007-07-29 #138
    Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.


    Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya "Kürk Mantolu Madonna"nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya'da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle "benden uzak olsanda mutlu ol", "gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin", "sabret aşkım sabret" gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya "Endamın yeter" diye biz onu söyleyelim.


    Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.


    Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen "adamı tanımıyorsun bile" diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de... Yaşamak istediklerini söylemeden... Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp "Hayatı benimle paylaşır mısın" diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar.

    Bugün seni çook özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel.

  39. 2007-07-29 #139
    Sana gelen yollarda engeldir yüreğin. Yüreğin ki bilmez tesellilerini kimsesizliğin. yinede yar yinede takılmalarımın da sana açılası var her daim ve her kum zerresinde..bak şimdi saatlerim seni vuruyor hala her dakikada ve saniyede. Görmezliğin neden? neden bana bıraktığın bu ızdırap. Sevmeleri hep yalan mı yüreğinin. Sevmelerin söylentiden başka bir şey değil mi?



    Uykularım yok ne zaman dayadım ben sensizliğe başımı. Ne zaman yüreğim dediğim sen yüreğimi derbeder edip bıraktın böyle. Beklemek zor yar. İçimde bıraktığın hiç bir şey yokken beklemek zor. Yinede bekliyorum işte zamanın bana yaramadığını bile bile bekliyorum. Başkası gelmiyor ki elimden. Sen narin uykularındasın hayatın biliyorum. Hayat tüm güzellikleriyle önünde şimdi senin. Benim bugünsüzlüğüm engel oluyor hayatı görmeme. Bugünü olmayan insan düşler mi yarını? Düşleyemiyorum işte. Düşleyecek gücü yok ki düşlerin. En olmadık anında bir kâbusa dönüşüyor sevmelerim. Yoldayım yar. Her yolu yokluğuna giden virajlı bir yoldayım. Uyumadan gece gündüz yolunda ilerliyorum senin. Seni bulmak ümidiyle. Oysa bulunmazlığın kadar bilinmezliğinde bir gerçek bugünümde. Ben yinede yürüyorum yar. İstemeden bugünümün içinde sana giden yollarda yürüyorum. Değişen bir şey olmuyor. Yine ben adımlarımda yalnız karşılıyorum hayatın yollarını. Yine sen benden habersiz yaşıyorsun yarınlı hayatını.



    Susmalıyım yar seni söyleyen her cümlede yeniden susmalı yüreğim. Seni yazan her kalemi kırıp atmalı. Sen diye nefes alan şu ciğerleri bırakmalı. Ya sen diye çarpan yüreğimi? Onu ne yapmalı yar onu ne yapmalı. Ölümde bitiyor kederi hayatın. İsyansız cümlelerim yaşarken kuruluyor sana, ölürken de isyansız olacak… Kendime kızmışlığım... kırılmışlığım kendime. Hayatın bugününe sitemim yok; bugünün kıymetsizliğinde çırpınan kendime. Bugünsüzüm yar. İstesem de yarına adım atamıyor adımlarım. Yolun başında tökezleyip kalıyorum gözlerinde. Gözlerinin derinliği engel oluyor sana koşup yetmeme. Koşamıyorum yürüyemiyorum sen diye sen olan yüreğimin tik-takları engel oluyor sana yol almama. Zor yar. Bu kadar sen bilirken kendimi sana kıyamazken seni içimde ızdırapsız sarıp sarmalamak zor. Sen yüreğim dediğim; bırak git yüreğimi ki daha çok sancısı olmasın kalemin kelama ve bana…sustur gel de bugünümde yarın olan seni.. Sustur ve azalsın acım.

  40. 2007-07-31 #140
    özledim desem gelir misin yanıma olmuyor be bitanem sensiz yaşanmıyor desem gelir misin geri her an aklımdasın yanımdaydın herzamnda ama bak artık bana bakmıyor be sewdiğim o gözler artık özledim seni çook özledim
    haklısın kuru bir özledim yetmiyor seni geri getirmeye
    bıraktım seni haklısın ama sende sewmedin beni be sewdiğim
    sewmedin benim sewgime de inanmadın
    şimdi benim sewgime inanmayan adamdan kendini özletmemesini istiyorum
    ÖZLEDİM sewdiğim ÖZLEDİM...

  41. 2007-08-01 #141
    Karanlık zindanların,
    Benliğime işlendiği bir anda,
    Hasretin,buram buram
    Koktuğu bir anda,
    Çiçeğe özlem,bahara özlem,
    Kısacası bir tanem,
    Varlığına,tenine,kokuna
    Özlem duyduğum,bir anda
    Gel ki;
    Seni unutmaya,
    Asla gücüm yetmesin...

    Bir ürpertinin,
    Vücudumu sardığı bir anda,
    Yalnızlığın yüreğime,
    Saplandığı bir anda,
    Sana özlem,sesine özlem
    Sevgine özlem,
    Kısacası bir tanem,
    Deniz mavisi gözlerine
    Özlem duyduğum bir anda,
    Gel ki;
    Seni unutmaya,
    Asla gücüm yetmesin...

    Anlamsız duyguların,
    Beynimi kemirdiği bir anda,
    Hayatın katlanmaz olduğuna,
    İnandığım bir anda,
    Toprağa özlem,güneşe özlem,
    Yağmura özlem,
    Kısacası bir tanem,
    Ölüme,ölüme özlem duyduğum bir anda
    Gel ki;
    Seni unutmaya,
    Asla gücüm yetmesin...


  42. 2007-08-01 #142
    Hayal etmeyi unuttuğum anda dedim ki
    Sen burda olmalıydın,
    gözlerimin önünde...
    Hiç ayırmadan gözlerini gözlerimden
    gözlerime bakmalıydın...
    Sen masallarımın, hayallerimin, geleceğimin
    hiç konuşmayan
    ama en çok anlatanı...


    Hayallerimin yoldaşı...
    burada olmalıydın sen...
    varoşların orta yerinden
    gökyüzüne
    sevdalı uçurtmalar uçurmalıydık...
    kaçırmalıydık ellerimizden iplerini...
    ''Üzülme evlerine gidiyorlar''
    demeliydin sen
    üzülünce ben...
    çocuk ellerimiz çaresiz kalmalıydı.


    geleceğimden eksik olmayanım...
    Ne vakit ertesi güne gitse aklım
    sen olmalıydın...
    Ertesi, onun ertesi
    Onun da ertesi...
    her günümde sen olmalıydın....




    Gidilmemiş şehirlerim olmalıydın
    ben ne zaman gideceğim desem
    sen olmalıydın ''geleceğim''

  43. 2007-08-03 #143
    Doğum ve ölüm tarihleri arasında var olan bir hayatın yorgunlarıyız. Yaşadığımız, bir garip yalnızlık hikayesi. Etrafımızdaki yüzlerce insana rağmen yine kendimizi yalnız, çaresiz, kifayetsiz hissediyoruz.
    Bunca sınırlı arasında sınırsız olanı özledikçe büyüyor yalnızlığımız. Ruhumuzun vadilerinde gezinen yüzlerce insan dahi unutturmuyor 'hesabı yalnız verilen imtihanımızı.' Aksine; her hikaye altını çiziyor yarımlığımızın.



    Yalnızlık, yarım oluşumuzdur. Yalnızlık, 'yalnızlığın mahsus olduğu varlığa' duyulan özlemdir. Mecburiyettir. Alnımızda insan olmanın imzasıdır.



    Yalnızlık, şaire " Ne yanar kimse bana ateş-i dilden özge. / Ne açar kimse kapım bad-ı sabadan gayrı." satırlarını yazdıran bir histir. O his ki; kalabalıklarda yaşanan bir tenhalıktır. Tenhalığımız, bize güç verebilir, gücümüzü de alabilir. Melankolik hisler içinde arabesk bir yalnızlığı tercih edersek ruhumuz günden güne zayıflayacaktır. Ama mezarların neden tek kişilik kazıldığını düşünüp 'yegane' olana inancımız artarsa yalnızlığımız bizi güçlü kılacaktır.



    Sevdiklerimiz oldu, sevenlerimiz de oldu. Gidenler, dönenler oldu; gidip de dönmeyenler oldu.
    Doğanlar, ölenler oldu. Güneş bir görünüp bir kayboldu. Kayan yıldızlar dileklerimize umut oldu. En büyük hatamız, geçici olana " her şeyim" demek oldu.
    Bir insan, bir eşya, bir mekana "her şeyim" dediğimizde, onu yitirmekle elimizde "hiçbir şey" kalmamış oldu.
    Yürek coğrafyamızda yaşanmış onca devasa sevgi dahi hissettirmedi mi bize yalnızlığı? 'Bitimsiz bir tat aramadık mı savruluşlarda'?



    Kalbimizde dost yoğunluğunu en çok hissettiğimiz anda bile o anın geçici olduğunu bir an olsun çıkardık mı aklımızdan? Güzel anlar hiç bitmesin diye fotoğraf karelerine sığınmadık mı?
    Günde beş kez yalnızlığımızı itiraf etmedik mi? Avucumuzu açıp 'tek olana' dua ederken, küçüklüğümüzden büyüklüğüne köprüler kurmadık mı?



    Düştüğünde " acımadı ki" diyen çocuklar gibi gizlemek istiyoruz acılarımızı. Düşlerimiz ipinden kopmuş balonlar gibi kaybolduğunda, bir kez daha anlıyoruz yalnızlık imtihanımızı.
    Kalbimizin özgül ağırlığını bir başka kalp taşıyamazken ve ancak gölgemiz kadar var olabilirken bir başka kalpte nasıl beka bulabiliriz? Ve nasıl anlatabiliriz kendimizi, kendini dahi anlamamışlara?




    Bizi anlamayan insanlar arasında bir hayatın ardına düşerken, onlara kızmak, sınırlı oluşlarını yüzlerine vurmakta değil hüner.
    Asıl hüner, bizim çaresizliğimizle onların çaresizliklerini birleştirip bir ' çare' bulabilmekte. Hiçbirimizin 'yağmur'u sözcük biçiminde uymuyorken birbirine, hepimizinkinin uyduğu bir üçüncü yağmuru bulmalı. Etrafımızdaki insan yoğunluğuna rağmen, ruhumuzun pergelini 'tek' olanda sabit tutup, insanlar arasında bir 'sınırlı' gibi yaşamalı.



    insanların bizi anlamadığı anlar olur. Hatta bizi tamamen yanlış anladıkları zamanlar da olur. En çok emeğimizin geçtiği, fedakarlık kapılarını sonuna kadar araladığımız insanlar, küçük bir noktaya takılıp bizi unutabilir.




    En çok ihtiyacımız olduğu anlarda en sevdiklerimizi bile yanımızda bulamayabiliriz. Ya da en güvendiklerimiz bizi şaşırtıp, kalbimizde çizikler olmasına sebep olabilir. Her kim, 'sürekli değişen' anlamına gelen 'kalb'e sahipse, sürekli değişecek ve hiçbir zaman tamamıyla 'güvenli' olmayacaktır.
    Hasılı bu dünyada insana dair ne varsa hep bir yanı yarım, bir yanı eksik kalacaktır. İnsan insana yetemez, ancak hayatına anlama katabilir, muhtaçlığını azaltabilir. Hayatın bütün karmaşası ve kalabalığı arasında hepimiz kişisel menkıbemizi yaşarız.
    Küçük hayatlarımız ve yalnızlıklarımız birbirine eklendiğinde kanaviçe misali, hal diliyle 'herkesin her şeyi' olan varlığı ifade ederiz.



    " Sıcaktan kaçan ve bir ağaç gölgesine sığınan adam, ne gariptir ki, ağaçtan hoşlanmaz da gölgeyi sever."diyor Molla Cami. Öyle ki, soru sorup cevap verme yeri olan aklımıza ve hissedip duyma yeri olan kalbimize 'yegane' olanı işaret ediyor. 'Alaka-i kalbe layık olmayanlara' haddinden fazla bağlanırken,yenilgi üstüne yenilgi yaşadığımızı anlatıyor.
    Ne nefis sadık bir yar, ne de dünya kalıcı bir diyarken tutundukça kavileşen bir bağa dikkat çekiyor. Bu şiir de o bağı ne güzel özetliyor.: " Kimsesiz hiç kimse yok, herkesin var kimsesi. / Kimsesiz kaldım medet, ey kimsesizler kimsesi."



    Bu yaşadığımız bir yalnızlık hikayesi.
    Elif gibi dik, elif kadar anlam dolu. Yanına gelen her harfe hayat katmasından ziyade, kendi sırlarıyla iç içe… Hüzün dolu ama mağrur bir başı var elifin. Bir başına ama sırtını dayadığı güçten dolayı çok kudretli.
    Kendi yalnızlığının farkında lığıyla birlikte 'tek ve bir' olan varlığa ışık tutuyor. İnsana düşen; kendi ruh rıhtımına çekilip, dışarıdaki seslerden uzaklaşarak 'yalnız'lığın bilincine varmak ve içindeki sesleri çoğaltmak.
    Issız yerlerde kendisi için bir evren olabilmek…Ve bütün sözlerin üstündeki o büyük sözü bulabilmek…

  44. 2007-08-13 #144
    Kelimelerim kan revan içinde.
    Yüreğim yorgun, gözlerim solgun.
    Notaları öksüz bir şarkı gibi
    Ağlıyorum bulutların koynunda..
    Ve kimseler görmesin diye,
    Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum..
    Mürekkebimle yıkamıyorum
    Hasretinin karanlık duvarlarını...

    Gözlerimi kapattım geceye.
    Şiirlerimi hecelerinden vurup
    Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum.

    Bulanık sularda yıkıyorum
    Kan çanağı olmuş gözlerimi.
    Hasretin düşerken avuçlarıma,
    Mor tonları giydiriyorum
    Acıyı emen dudaklarıma.
    Sessizliğe bürünmüşken sevda,
    Baharlarda filizlenen taze dallardan
    Darağaçları sunuyorum yüreğime.
    Yokluğunu öperken dudaklarından
    Pusular kuruyorum aldığım her nefese..


    Oysa umuda gülümseyen bu adam
    Boyun eğer miydi kanlı pusulara ?
    Diz çöker miydim karakışlara ?
    Ama yokluğunda
    Vuslatları öper gibi,
    Karanlıkları öpüyorum
    Adını ezberlettiğim dudaklarımla.


  45. 2007-08-25 #145
    Özlem…

    İlk özlem ana rahmine düştüğümüz anda başlar.. dışarıdaki hayata çıkma çabasıyla… farkında olmadan neyi özlediğimizi bilmeden ilk kalp atışlarımızla bedenimizin ruhumuzun içine yerleşendir özlem.. Bir ana anne sıcaklığına duyulandır özlem ….masum, çaresiz, sadece beklenmez mi? Sıcak kollarında, sıcak bir nefesle uykuya dalmayı küçük beden.. İlk adım atışlar, ilk kelimeler, etrafı dünyayı tanıma telaşıdır özlem..Bizi nelerin beklediğini bilmeden büyüme telaşıdır… Evcilik oynamaya.. koşmaya arkadaşadır özlem..

    Özlem..
    İlk gençlik hayallerimizedir.. Bir masum mektuba.. bir bakışadır.. kaçamak el tutuşlara aşk oyunlarınadır.. oyunu ne olduğunu… dokunmanın acısını zevkini bilmeden.. Bir cafe de oturmayadır özlem.. kalp atışlarına mahçup bakışlara… okul kırmaya aşk uğruna…Sevgiyedir.. kalbimizi henüz keşfetmeden.. sevdayı henüz bilmeden..

    Özlem…
    Çocukluk, gençlik özlemini özlemeye özlem.. O masum sonu mutlu biten özlemler.. Çocukken bir çikolataya özlem..bayramlarda bir kırmızı pabuça duyulan özlem… alınca mutlu olunan.. hoyrat gençlikte aşka özlem… bir bakışta bir gülüşte kalbi durduran…. Sonsuzluk.. işte bu dedirten..

    Özlem..
    En mutlu özlem… sonu olan.. sonu özlediğinle biten.. varışı sevdan olan özlemler..

    Özlem
    Ya gelmeyeceğini, gelemeyeceğini bildiğine özlem… ya orada olduğunu bildiğin ses vermeyene özlem…. Ya özlemekten korkana özlem… ya yaşamaktan korkana özlem.. ya düşlere özlem.. ya yarını olmayacak aşklara özlem.. gideceğini bilerek sevilene özlem.. Yaşanamayacaklara özlem… İşte sonu olmayan özlem.. İşte vazgeçilemeyen özlem.. işte çaresiz bekleyişe özlem.. İnsanın içini acıtan… boşlukta yaşanan özlemler… Peki var mı bu özlemin sonu…? biter mi….? bu özlem.. Söz verirsin kendine özlemeyeceğim diye… tutulur mu bu söz…..? Kalbindeki özleme söz geçer mi……?

    Özlem sevgidir…
    Özlem güçtür..
    Özlem varoluştur.
    Özlem sevdandır..
    Özlem bekleyiştir…
    Özlem içindeki acıdır..
    Özlem özlememeyi hasrettir..
    Özlem özlemeyeni özlemektir..
    Özlem özleyeni özlemektir…
    Özlem gelemem diyeni bekleme güçüdür..
    Özlem gidene ağıttır..
    Özlem sevdana söz vermektir..
    Özlem kalbine söz geçirememektir.
    Özlem kaçış değil var oluştur…
    Özlem çaresizlik değil çaredir..
    Özlem vazgeçmemektir.
    Özlem kelimelerin yetersiz kaldığı andır.
    Özlem sessizliğin çığlığıdır..
    Özlem yaşamındır..
    Özlem gelmeyeceğini bilerek bekleyebilmektir.
    Özlem siyah gecelerde siyahın izi kalabilmektir..
    Ve artık..
    Özlem....................................


  46. 2007-09-01 #146
    Seni Günlere Böldüm...

    Seni günlere böldüm, seni aylara
    Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim
    Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla
    Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi
    Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında.

    Şiirler söylenir, şiirler biter
    Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da
    Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin
    Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa.

    Bütün günler yenileşir her bekleyişte
    Ve bütün dünler, bütün geçmişler
    Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok
    Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle.

    Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti
    Sonra bütün bulutlar hep birden geçti
    Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime.


  47. 2007-09-09 #147
    En çok özlenildiği zaman sevilir giden



    En çok özlenildiği zaman sevilir giden
    Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün
    en yangın yerinde.

    Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır.
    Sebep ya şartlardır, ya zamandır,
    ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına
    teslim olmaktan korkmaktır.

    Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla
    başlamadığını anlatır.
    "Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses.
    Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse
    bu anda istemez.

    Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya
    sarılma, delice öpme isteği...

    ("Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse,
    ne giden ne de kalan geriye...")

    Tarafların gittiği sanılır.
    Böyle düşünen feci aldanır.
    Çünkü aşk ve şiir kalır...

    Bu sızılı masalda büyük bir sevgi vardır,
    hani aşkı da içine alan,
    çünkü acının bağladığı sevgiler güçlü olur...
    Hele bir de yarim bir masalsa arda kalan,
    sürgün acısını çokça yaşatan.

    Bilmese de taraflardan biri,
    sürgün edilir sevda ilinden.
    Süren sürdüğünü sanır sürgünü kendinden,
    sürgünse istenmediğini.

    Süreninse sürgünü, sürdüğünün sürülmesiyle başlar.
    Unutulmamalıdır ki,
    her süren gönüllü değildir yaptığına,
    sürgün edilen zaten biçare uzaklaştırılmasına.

    İşte böyle garip bir sürgündür,
    sevgiliden sürgün,
    sürgün sevgiliye,
    nerden baksan sürgün hep sevda yerine...

    (Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep
    kalan olmadık mı aslında geriye?
    Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep.

    Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda,
    takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize.
    Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep.

    Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti,
    gece yarısı sevgilinin o güzel hayali,
    gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği...)

    Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır
    aslında hepsi...

    Oysa aslında bitmemiştir değil mi?

    Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş,
    süren sürülmüştür...

    Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi...
    Beklersin, neyi niye niçin beklediğini bilmeden...
    Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır,
    terk edemez ki onları seven.

    Sevgi-li ayrılıklar birazda tren garlarındaki
    vedalaşmaya benzer...
    Hüzün kokar her tren. Kırılgandır istasyonda duran her beden...
    Kederli bir şarkı oturur sızımızın tam üstüne
    tren kara dumanıyla yakınlaşırken....

    Yolcuyu da yollayanı da acıtır trenler...
    Sanki tren rayları içlerinden geçer...

    Bazen yüreğimiz iner biz isteksiz binerken,
    bazen yüreğimizi bindiririz trene sevgiliyi yolcularken...
    Arkasına, sürekli arkasına bakan bir yolcu gibi sevgili
    bir işaretin, bir kelimenin yoldan caydırma ihtimali...

    Taşıyamazsın çaresiz bedenini, durmadan
    çoğalan hasretini
    En çok da böyle zamanlarda sevmezsin
    Ne beklemeyi ne de ümidi...

    Çünkü biten bitmiştir değil mi?

    Ama aslında hayat kendi kucağında taşır ümidini...

    Sevgi varken ayrılmak sızılı bir masaldır yarım kalan
    Ve bu masalda sevgi ve şiirdir vefalı olan

    (Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa
    hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama...

    UNUTMA
    BEN GİDERKEN DÖNÜP DOLASIP HEP SANA
    GELİYORUM ASLINDA...

    Arkama baksam da bakmasam da
    umudum
    "Gitme" sözünün fısıltısında



  48. 2007-09-14 #148
    Özlemek...
    İlk defa bu kadar sevdim özlemeyi,ve ilk defa bu kadar nefret ettim özlemekten.Yollara hiç bu kadar sövmemişti yüreğim,canım acımamıştı kimsenin yokluğunda bu derece.Ve bekletemedi zaman bile beni böyle...Uzaklıklar gerçekten sevenleri ayıramıyormuş öğrendik birlikte ama gözlerim her yerde seni arıyor.
    Delirmeye bu derece yaklaşmamıştım ben "Deliyim ben" diye gezdiğim hiçbir anımda.




  49. 2007-09-14 #149
    Ben seni özledim...



    BEN SENİ ÖZLEDİM Özledim seni?
    Saatlerin gece yarısını çoktan vurup geçtiği, yarına başladığımız dakikalar?
    ben seni özledim.
    Adımı kulağıma hiç fısıldamadın.
    Bana beni sevdiğini de hiç söylemedin ki?
    elimi hiç tuttun mu?
    ya da gözlerimiz birleştimi?
    Radyoda, bir sonra çalacak şarkıyı bana tutup, sözlerini beğenmediğinde, ?bundan sonraki şarkı bizim olsun? filan dedin mi?

    ya ben?
    seni düşünüp, senin içinde olduğun?o uykusuzluk girdabında, zorla rüyalara akışımda seni görmek için çırpınıp, ama senden başka herkesi gördüğüm rüyalarımda?

    boşver?

    bazen elele yaşanmaz sevdalar
    gözlerde buluşulmaz?
    saat geçmiş? ya da sabahmış?
    bilemezsin.
    Sen bir yerlerdesindir
    ben başka yerlerde?
    ben şiirler okurum sevdalar üzerine
    sen?
    gözlerinde mahmur bakışlar, ve aklında ben olmaksızın, yarının telaşıyla?
    ama?
    bilemem ki?

    Biz bir şeyleri yaşamak isterken ne çok yaşanacakları kaçırdık farkında mısın?
    seni seviyorum`la başlayan cümleleri kaçırdık önce
    kaçtık?
    severken sevmekten
    kaçtık esir olmaktan aslında esirken sevgiye?
    bile bile.
    sonra birbirimiz için söylediğimiz şarkıları kaçırdık
    ve
    ellerimizi kaçırdık birbirimizden
    ve gözlerimizi kaçırdık
    başka başka yerlere bakarken, aslında birbirimize bakarken?
    Yaşamaktan korktuğumuz dakikaları kaçırdık.

    Şimdi sen yoksun
    ve ben olabildiğimce özgür, olabildiğimce masum
    seni yazıyorum suya?

    Seni seviyorum
    sen bana hiç söylemedin ama
    ben suya bakıyorum ve?

    seni
    görüyorum?


  50. 2007-09-26 #150
    2658 - Özledim Seni - Duygusal Yazı
    İçimde duran bir ürperti karanlık
    Dalıyorum bir noktaya, bir anlık
    Boğazımda aşktan örülü gerdanlık
    Sana gelmeyi özledim küçücüğüm...

    Aç gönül kapını ben çalayım bugün
    Gözlerine bakıp da dalayım bugün,
    Son bir kez yanında kalayım bugün
    Senle olmayı özledim küçücüğüm

    Bir kayıp şehirdeyim, yerim bilinmez
    Derman yoktur dizimde, ferim bilinmez
    Seni seviyorum yar derim bilinmez...
    Sevdiğimi söylemeyi özledim küçücüğüm...

    Gözlerim bak nasıl da sel gülüm
    Bir kalbin var onu da ver gülüm
    Bu gece rüyalarıma gel gülüm
    Rüyalarımda olmanı özledim küçücüğüm...

    Gün gelir devran döner elbet
    Bardağımdaki mum söner elbet
    Yârim gitti ise döner elbet
    Yanında olmayı özledim küçücüğüm

    Yüreğimde özlemin sarsın beni
    İçine bak gözlerimin anlarsın beni
    Bir canım var, Azrail alsın beni
    Kollarında ölmeyi özledim küçücüğüm...


  Okunma: 29271 - Yorum: 160 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -