François Auguste Rodin Kimdir?

François-Auguste Rodin
, (12 Kasım,1840 Paris - 24 Kasım, 1917 Meudun, Fransa) Fransız heykeltıraş

840 yılında doğdu. 1848 yılında Rodin, Frères de la Doctrine Chrétienne adlı okula kabul edildi. 1850'de okulu bırakıp çizim yapmaya başlayan Rodin 1855'te heykel çalışmalarına başladı. Yedi yıl sonra 25 yaşındakı kız kardeşi Maria'nın ölümü onu çok etkiledi ve rahip adayı olmak üzere Pères du Très Saint Sacrement'e kaydoldu. 1864'te Musée d'Histoire Naturelle'de heykeltıraş Barye'nin kursuna katıldı. Carrier-Belleuse ile dekoratif işler üzerine çalışmaya başladı. Terzi Rose Beuret ile tanıştı ve ona işlerinde yardımcı oldu. "Kırık Burunlu Adam" adlı çalışması Paris Salonu tarafından reddedildi.


Rodin ve Rose'un oğlu, Auguste-Eugéne Beuret 1866'da doğdu. 1870 yılında Fransa ve Prusya arasında savaş başlaması ile Carrier-Belleuse sayesinde Belçika'ya gitti ve orada Carrier-Belleuse ile beraber Belçika Borsası'nın dekorasyonu üzerinde çalıştı. 1873'de Antoine-Joseph van Rasbourg ile ortak oldu. Carrier-Belleuse'un Paris'e dönmesiyle, ortak çalışmaları sona erdi.

Gezmek üzere 1876 yılında gittiği İtalya'da kaldı. Floransa'da Michelangelo üzerine incelemeler yaptı. "Mağlup" adı altında, Tunç'un Çağı (1877) adlı çalışmasını Cercle Artistique, Brüksel'de ve daha sonra Paris Salonu'nunda, 1870 savaşını anmak üzere sergiledi. İnsan üzerinden birebir alçı yapmakla suçlandı, ancak meslektaşlarının verdiği ifadelerle temize çıktı.

Fransız hükümeti, "Tunç'un Çağı"nı satın aldı (1880) ve Rodin'e tamamlaması 40 yıl süren, "Cehennemin Kapıları"nı sipariş etti. 1887 yılında Rodin, "Légion d'honneur" madalyasıyla şövalye ilan edildi.

1882'de yazar ve ressam arkadaşlarından oluşan bir büst-heykel serisine başlayan heykeltıraş bir yıl sonra safiye ile tanıştı ve aralarında bir ilişki başladı. 1891'de kendisine "Balzac Anıtı" sipariş edildi. Fakat Victor Hugo projesi reddedildi. 1893'de Société Nationale des Beaux-Arts Heykel Bölümü'nün başkanı oldu. 1895'de "Calias'in Sakinleri" adlı çalışmasına başladı.Daha sonra Puvis de Chavanne cemiyetinin başkanı oldu.

1898'de "Balzac" ve "Öpücük" adlı eserler Champ-de-Mars'deki Galérie des Machines'de sergilendi. Fakat Société des Gens de Lettres, Balzac çalışmasını reddetti. 1900'de "Place de l'Alma'da Pavilion Rodin"i açtı. Bu girişim çok başarılı oldu ve sergilenen 150 yapıt ona uluslararası bir ün getirdi. 1901'de Venedik Bienali'nde ve Üçüncü Berlin Secession'unda yer aldı.

1903'de Légion d'honneur'un başına geçti. "Uluslararası Ressam, Heykeltıraş ve Baskı Sanatçıları Derneği"nin başkanı oldu. Berlin, Londra, Venedik ve New York'ta sergileri sunuldu. "Düşünen Adam" adlı eseri 1906'da Panteon'un önüne yerleştirildi.
1908'de İngiltere Kralı VII. Edward, Rodin'i ziyaret etti. New York'taki Metropolitan Müzesi, Rodin'in birçok eserini koleksiyonuna dahil etti. 1914'te Charles Maurice'in yardımıyla "Fransa'nın Katedralleri" adlı kitabı yayınlandı ve çok takdir topladı. Rodin 1916'da eserlerini Fransız hükümetine bağışladı, böylece etrafında olan ve mirasıyla ilgilenen kadınların ilgisinden de kurtulmuş oldu.

Rodin düşünce adamıdır ve eline matkap çekiç alıp hiç taş ya da mermer yontmamıştır. O tasarlamış ve araştırmıştır. (Örneğin, Balzac heykeli için 6 yıl araştırma yapmıştır). Antika eser ve belge toplamış, sürekli çizim yapmış, sonra ulaştığı sentezi, üç boyutlu kilden, alçıdan yaratmıştır. Taşı yontmak, mermeri işlemek, bronzu dökmek atölyede çalışanların işidir. Her eserini farklı boyutlarda, farklı ölçeklerde gerçekleştirdiği gibi, bunlar üzerine çeşitlemeler uygulamıştır. "Parçaları ayrıştırmaya, yeniden birleştirmeye çalışıyorum, prova yapan bir terzi gibi..." der.
Rodin'in yaptıkları şöyle sıralanabilir:

  • Heykel sanatını Akademizm'den kurtarmıştır.
  • Heykeli süslemelerden arındırmıştır.
  • Anıtsallığın yerine insancıllığı yeğlemiştir.
  • Heykele dramatik gerilimi katması, insan trajedisini, duyguların ve tutkuların yoğunluğunu katması farklılığıdır.
  • Heykelleri anlatımcıydı. Heykel sanatına özgün sorunlarla, tekniklerle, çizimlerle, biçimlendirmelerle boğuşurken, yarattığı kişiliklerden ve öykülerden asla vaz geçmemiştir.