TÜRK SEYİRLİK OYUNU

Türk seyirlik oyunları söze dayanan ve sözsüz oyunlar olarak ikiye ayrılır:

a) Sözsüz Oyunlar: Söze dayanmayan oyunlardır. Cambaz (İp üzerinde ve dikili direkler üzerinde canıyla oynayanlar);Gözbağcılar (bunların içinde yumurtabaz,hokkabaz,sihirbazlar da bulunmaktadır);Dansçılar : köçek , çengi , kasebaz , curcunabaz, mıtrakbaz cinaskeri ;Güçgösterisi : Zorbaz, gürbaz,çanakbaz,sinibaz,parandebaz,şişebaz, ; Hayvanlarla gösteri yapanlar : Maymunbaz,köpekbaz,ayıbaz, yılanbaz,; Fişa,eklerle gösteri yapanlar :ateşbaz..Bir de anlamı tam olarak kestirilemeyen pehlivan-ı kağıtbaz, pehlivan-ı kumarbaz vardır. Bunların da şans oyunları olup seyirlik oyunlar içerisinde yeraldığı sanılmaktadır.


b) Sözlü Oyunlar: Sözsüz oyunlar kadar çeşitli olmamakla beraber, tüm hikaye anlatıcı türleri,ortaoyunu ve benzeri oyun türlerini, karagöz ve kukla oyunlarını bünyesinde toplar.

Bunların dışında dramatik nitelikte iki oyun türü daha vardır: tulumcular ve savaş oyuncuları…

Tulumcuların iki görevi vardı.İlki şenliklerde oyun yeri ile seyirciyi birbirinden ayırmaktı ; fakat bunu yaparken asık suratlı bir kolcu gibi değil, şenlik havasına uygun bir biçimde güler yüzle,izleyicilerle şakalaşarak yaparlardı.Deriden don ve külahlar giyer, ellerinde keçi derisinden bir tulum taşırlardı.Bu tulumlar yağ,hava yada su ile şişirilirdi ve hiç can yakmazdı.Tulumcular bu tulumları orta oyunundaki şakşak gibi kullanarak seyircilerle şakalaşırlardıDramatik özellikteki diğer bir gösteri türü de yalancı savaşlardır.Bu savaş oyunları karada yada suda dekor olarak hazırlanan kaleler,gemilerde hasım kesime ayrılan savaşçılarla yapılıyordu.Bu oyunlar dramatik bir gösteri gibi önceden hazırlanmış olaylar dizisine uygun olarak kimi kez bir yapıntı, kimi kez tarihteki bir savaşı canlandırarak yapılıyordu. Oyunlar hep Osmanlılardın kazanıp düşman kalesine bayrağını dikmesiyle sonuçlanırdı.Türk seyirlik oyunlarının sözlü olanlarında birtakım ortak özellikler görülmektedir

- Taklit en önemli yeri tutuyordu,başlıca çatışma ve kişileştirme yöntemiydi.İlk anlamıyla bir oyunun taklidi yapılmaktadır.Pişekar ortaoyununa başlarken ‘falan oyunun taklidini aldım' der ve söz konusu olan bir oyunun yada olaylar dizisinin taklididir.Diğer bir anlamda da İnsanların,hayvanların,kimi zaman cansız nesnelerin, hareketlerine, davranışlarına, görünüşlerine benzemek, benzetmektir. Bazen de çeşitli ağızların,dillerin , kusurlu kişilerin taklidi yapılırdı.Bu taklit çoğu kez alayedici,aşağılayıcı,taşlayıcı bir yoldan yapılırdı.

- Genellikle karşıtlıktan yararlanılıyordu.Söyleşen iki kişi arasındaki karşıtlığın vurgulanması en önemli öğelerden biriydi.Oyunlarda ‘dişi konuşan' diye adlandırılan kişi karşısındakine nükte yapmak fırsatını verir.Buna ‘anahtar verme' denir.Karagöz'de Hacivat;Ortaoyununda Pişekar ‘dişi konuşan' kişilerdir.Buna karşın ‘erkek konuşan' diye adlandırılıp' laf yetiştiren kişi,Karagöz'de Karagöz, Ortaoyununda ise Kavuklu'dur.


- Müzik, şarkı, dans, şaklabanlık ve soytarılık bu oyunların tümünde birbirine karışırdı.

- Eski seyirlik oyunlar iç içe geçmişti. Karagöz oynatanın meddahlık ettiği,ortaoyununa çıktığı görüldüğü gibi, pek çok seyirlik oyunun içerisinde başka seyirlik oyunlara da yer verildiği görülmekteydi.Ortaoyununda hokkabazlık yapılır,karagöz oynatılırdı

- Oyunlar belirli bir metne dayanmadan doğaç oynanırdı.Örgütlenmiş tiyatro gibi belirlenmiş oyun yerleri bulunmazdı.Ortaoyununun 19.Yy.da sahnede oynanması denenmiş,ortaoyununu batı tiyatrosuna uygulamak için denemeler yapılmış,bu arada ‘tuluat tiyatrosu' ortaya çıkmıştır.

KÖY SEYİRLİK OYUNU

Diğer seyirlik oyunlarımız gibi köy seyirlik oyunlarımız da hak ettikleri önemi görememişler yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutmuşlardır.Köy seyirlik oyunlarımızı çeşitli açılardan ele alarak inceleyelim.

- Oyunculuk açısından;

Köy seyirlik oyunlarımızın oyuncuları profesyonel eğitim görmüş oyunculardan değil,istekli,yetenekli kişilerden çıkmaktadır. Oyuncular, seyirciler gibi aynı bolluğu, aynı kıtlığı, aynı ortak mekanları paylaşan kişilerdir.Eğlenceyi amaçlayan köy seyirlik oyunlarımızda oyuncu, türünün özelliklerinden kaynaklanan zorunlu kalıplar içine sıkışmadan seyircinin eğlenmesini sağlar.Kişisel yetenek ön plandadır.Büyüsel kökenli oyunlarda törelerle belirlenmiş kalıpların dışına çıkılmasına hiçbir şekilde izin vermeyen seyirci,eğlendirmeyi amaçlayan oyunlarda uygulanan esnek oyun düzeninden hoşnuttur.

Erkekler aralarında oynana oyunlarda kadın rollerini,kadınlarsa erkek rollerini taklit etmekteydi.

- Sahne etmenleri açısından;

Belirli bir dekor anlayışı bulunmazdı.Kimi zaman hiç dekora gerek duyulmadığı gibi ; oyunu oynandığı yerin oyunun doğal dekorunu oluşturduğu da olurdu.

Dekorun önem yitirmesiyle beraber kostüm önem kazanmıştır.Gerçekçi parçalardan oluşan kostümler göstermeci amaçla kullanılmıştır.Örneğin, kadın kılığına girmek için avlar ve entari giyen oyuncunun sakal tıraşı olmadığı , böylece bir tür yabancılaşmaya gittiği anlaşılmıştır.

Aksesuarda ise üç tür aksesuar kullanılırdı: Yalancı, gerçek ve canlı…Gerçek aksesuar olarak, oyun sırasında gerçek tabanca kullanıldığı görülmüştür.Bunun yerin herhangi bir sopanın kullanılması ise yalancı aksesuar oluyor.Oyuncuların, masa,sandalye, kütük gibi aksesuarlar yerine kullanılması da canlı aksesuarı doğuruyordu.Efektler oyun sırasında oyuncu tarafından canlı olarak çıkarılıyordu.

- Oyun yeri açısından;

İster iç ister dış mekanlarda oynansın,seyircinin bir daire biçiminde çevrelediği oyun yerinde oyunlar sergilenirdi. Dört yandan seyir olanağı sağlandığından dekora pek başvurulmazdı.

- Yönetmenlik açısından;

Bir çok uygulamada "yöneticilik" görevini gelenek ve göreneklerin yaptığını görüyoruz. Oyuncular dedelerinden ve babalarından gördükleri biçimde,mümkün oldukça otantik ölçülere bağlı kalarak oynarlardı.Gelenek ve göreneklerin toplum koşullarına uymamaya başladığı noktada ise "yöneticilik" görevini bir oyuncunun öne çıkarak aldığını görüyoruz. Bu oyuncunun, boşlukları doldurmaya, seyircinin izleyip kabul edebileceği sözcükleri önceden saptamaya,rol dağıtımı yapmaya,hatta bir tür yorumlamaya varabilecek bir uygulamaya gittiği görülmüştür. Bu yönetici kişi "delikanlı başı, cıdıroğlu, köse, meydancı, oyuncubaşı" gibi adlar alırdı.

- Seyirci açısından;

Oyunlarda oldukça esnek bir seyir anlayışı gözetilirdi.Dileyen dilediği zaman oyunu izlemeye gelebildiği gibi,istediği zaman oyundan çıkabilirdi de. Bu oyunlarda seyirci edilgen değil etken bir durumdadır.Konular önceden bilindiği halde bu durum oyuncu ile seyirci asında bir kopukluk meydana getirmez.Seyircilerin zaman zaman oyuncularla diyaloga hatta tartışmaya girdiği görülmüştür.Gerektiğinde seyirciler dekor yada aksesuar olarak kullanılabilmektedir.