Züleyha - Dini Şiir - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Züleyha - Dini Şiir

  1. Züleyha!!!

    "Rabbim, Fattah-ı Kerem olansın,

    iyilik etmesini sevensin ve dahi kapalı olanı açansın ki
    kalbimin kapısını aç ki
    Zûleyha kuyusundan çıksın."

    Ey Zûleyha …
    Sevdasını yüreğine katık eden sevgili…
    gözlerinden gelen yağmurla yüreğindeki ateşi söndürmeye çalışıpta
    her damlada bin yürek yakan…


    "Ben su serptikçe senin alevin artacak,
    sendeki ateş arttıkça ben daha çok yaş akıtacağım"

    Sen ki suretin güzeline bir sınav oldun…
    O ki sana cennet vesilesi….
    Ömrün ki Yû'suf ila aslına bürünmüş, gerçeği bulmuştu ki gelmiş ve geçmiş en gerçek sevdayı yaşamıştı…

    "Zûleyha ki Leyla'dan, Aslı'dan, Şirin'den, Zühre'den ve hatta Zahide'den sahici…"

    Sabrın sevgiliyi getirdiğinin en açık kanıtı değil misin?
    Sevgiyi dilde yaşatmak kolay ve gerçekten uzaktı….
    oysa sen sevgiyi önce yüreğinde yaşadın öylesine büyüttün ki
    kaldırmadı küçücük görünen ama kocaman olan o yüreğin
    sonra göklere saldın
    Rabbine ulaştın

    Ey Zûleyha … Gör Zûleyha … Bil Zûleyha …
    Senden yüzyıllar sonrasında yaşıyoruz.
    İnsanların küfrünün ve azgınlığının her geçen gün arttığı bir dönemdeyiz…
    Sokaklarımız ölü kaynıyor, insanlar kokuşmuş ruhlarıyla geziniyorlar…
    kim kimi sevdiğini bilmeden yürüyor sokaklarda…
    aşk sözleri her ağızda herkese söyleniyor…
    sevdayı sadece beşeri -bedeni- yaptılar…
    ki seni bilen şunu da biliyor ki bu insanların yaşadığı sevgi değil!!

    İnsanlığın olmadığı bir yerde Aşk nasıl yaşasın ki…
    kendini bilmez olan insanlar sevgiyi nasıl bilsinler ki…
    sevmek yok olmak değil aksine var olmaktı…
    varlığın olmadı yerde
    sevgi olur muydu ki?

    "Aşık olmayanlar Zûleyha ismine dokunmasınlar"

    Ey Zûleyha … Gör Zûleyha … Bil Zûleyha …
    yüreklerimiz bir kez daha aşkından değil…
    utanıcından eriyerek söylüyor…
    biz aşkı senle gömdük toprağa,
    ne sevecek
    ne de sevilecek
    bir yürek kaldı ortada….


    bil Zûleyha …
    artık sevdalar göklere çıkmıyor…
    daha ilk engelde takılıp geri dönülüyor…
    hala Leyla faslındalar ki Mevla'ya nasıl ulaşsınlar…
    bir çocuk yürümeden koşamaz ki,
    İnsan sevginin ne olduğunu bilmeden
    Mevla aşkıyla nasıl yansın
    hiç yanmamış ki ne bilsin
    bir yürek nasıl erir sevgili uğruna nûr olur…
    o sevgi nasıl göklere ulaşsın ki Zûleyha …

    "Sevgili!... Kapına geldik; AŞK'ı öğret bize
    ve AŞK'ını ver yüreklerimize.."

    ama Zûleyha
    bil ki;
    adını yazdık yüreğimizin en kör noktasına
    Aşk deyince
    kulaklarımızda sen çınlıyorsun
    ilk önce Yûsuf diye eriyişin
    ki Rabbim sana lütfedince Yûsuf'u
    Yûsuf'tan ilahiye dönen aşkının büyüklüğünü anıyoruz

    bil Zûleyha
    senden yüzyıllar sonrada yaşıyoruz

    ne ömrünü Yûsuf uğruna adayacak Zûleyha var…
    ne de uğruna ömür adanacak bir Yûsuf…

    hal böyleyken
    nasıl göklere ulaşsın sevdalar

    "Aşk iğnesiyle dikilince bir dikiş, kıyamete kadar
    sökülmez imiş.
    Aşk ile insan elbet güneşe benzer ve aşksız gönül misali taşa benzer
    Hayatı aşka bölünce aşk çoğalır;
    bütün hayatları toplasan geriye Aşk kalır…


  2. 2009-09-14 #2
    Yusuf Kuyulara Mahkum Kuyular Yusuf`a Zindan

    Ve bir kor düştü yüreklere acısı Yusuf olan

    Ve bir feryat yükseldi göğe özünde Yakup susan

    Ve bir yaş süzüldü gözden Yusuf, Yusuf damlayan

    Ve bir ses duyuldu yağmuru satan bulutların ardından



    YUSUF KUYULARA MAHKÛM!

    YUSUF KUYULARA MAHKÛM!



    Yusuf ki kuyuların eşsiz sultanı…

    Yusuf ki Züleyha`nın çaresiz kurbanı…

    Yusuf ki Yakup'un kurumaz çağlayanı…

    Yusuf ki güzelliğin hiç yazılamamış destanı

    Yusuf…



    Yusuf niyazda, kuyu Yusuf`u seyranda

    Yusuf ağlamakta, kuyu rabbine niyazda

    Günler Yusuf`u karartmakta, kuyu Yusuf`a yanmakta

    Yusuf suya susamakta, kuyu Yusuf'a ağlamakta



    Ey Yusuf!

    Yazılmak üzere sana, bir destan daha;

    O kuyunun mahkûmu annesiz çocuk;

    Yazılmak üzere bir günah daha;

    O günahkârların en güzeli olan Züleyhalar adına.





    Yusuf bilmiyordu kuyunun karanlık zindanını

    Bilmiyordu Züleyhalar'ın çaresiz bırakan yanlarını

    Mısır'a sultan olmanın çetin Züleyha savaşını bilmiyordu

    Yenilmişti Yusuf

    Gömlekler yalan söylemişti Yusuf'a

    Arkadan yırtılmak bir suç sayılmıştı



    Zindanlar, zindanlar çağırdı birden Yusuf'u

    Yusuf koşarak vardı zindana

    Zindan biliyordu, taşlar biliyordu Yusuf'un günahsızlığını

    Herkes biliyor, her şey biliyordu da Yusuf'u

    Bir Züleyha bilmek istemiyordu

    Günahın kendisinde olduğunu





    Ey nefsinin mağduru, sevdasının mağruru züleyha

    İşte zindan, işte duvar, işte cellât şahit Yusuf suçsuz,

    Söyleyin ey taşlar dile gel ey duvar söyle Yusuf günahsız diye

    Ne olur söyleyin kılıçları pas tutmuş cellâtlar

    Allah aşkına söyleyin Yusuf, suçsuz, Yusuf günahsız

    Neden kimse konuşmuyor,

    Neden bütün sesler sessizliğe terkedilmiş

    Ne olur bir ses verin, bir ses…



    Zaman, Yusuf'un yargıçlığını üstlenmiş

    Oysa zindanın karanlığı, Taşların soğukluğu

    İspatlamıştı Yusuf'un günahsız olduğunu

    Yusuf suçsuzdu, kuyu suçsuzdu, zindan suçsuzdu



    Ey kendini bilmez züleyha!

    Ey günahın sevdalı kadını!

    Ey Yusuf'un zulümlere kalkan ahı!

    Yusuf kuyudan, Yusuf zindandan çıktı

    Şimdi senin gönlünün tahtına sultan

    Şimdi

    Senin aşkına, yapılan bütün dualar

    Senin aşkına bütün mahkûmluklar



    Senin aşkına, Seni var edenin adına

    Yapılmış ve yapılacak olanlar…

    Ey sevdanın günahkâr kadını



    ZÜLEYHA, ZÜLEYHA !!!







    " BÜTÜN KARANLIK BİR YUSUF'A DÜŞMAN BİR YUSUF BÜTÜN KARANLIĞA HAYRAN. "
    a


  3. 2009-09-14 #3
    N Â R-I AŞK





    Beyaz bir kağıda mahkum hançer-i kelâm..






    Mürekkep zindan olmuş el -âlem elinde..






    OlmasaydıAŞK gölüne minettar kalem…






    Hüznüm boy sürermiydi böyle avare dilimde….





    Bir aşk-ı bakidir..!!..MEVLA'DIR..!!! sonsuz bir deryadır..!!adı:nâr-ı aşk…!!





    Bir Meryem dir .. suspus olmaktır.. teslimiyettir ..adı: nâr-ı aşk…





    Bir yâre-i hicrandır .. hüzündür..,göz yaşıdır adı :, nâr-ı aşk…





    Bir Züleyha dır.. Yusufi lisandır .. iffettir .. adı : nâr-ı aşk…





    Bir derd-i mübtelladır .. sabırdır… Ah dır .adı,: nâr-ı aşk…





    Bir ahuyu ceylandır.. yardır ..,canandır.. adı : nâr-ı aşk…





    Bir mecnundur….ayrılığı vuslattır .. adı : nâr-ı aşk…





    Bir muhabbettir! MUHAMMED MUSTAFA'DIR ! yanmaktır.!! adı: nâr-ı aşk..!!
    a


  4. 2009-09-14 #4
    Yusufum


    Kalp kalbe karşıdır be kurban olduğum
    Yollar ayrılsa da gönlüm birdir seninle
    Senin solduğundandır benim de su solgunluğum
    Ben de sana delice yangınım be YUSUFUM

    Ben bu yükü günahı nasıl olsa taşırım
    Yanarım ateşlerde de ben yine susarım
    Sevdamı ben aşkın fermanına yazarım
    Derd etme ben acılarla büyüdüm be YUSUFUM

    Mutluluklar ezelden hep sırt çevirmiştir bana
    Her acıdan vardır benim hayat kitabımda
    Varsın seni de kazarım umutsuz yarınlarıma
    Ben hem ağlarım hem de severim be YUSUFUM

    Sen dizim dibinde olmuşsun mecnundan beter
    Bense Leyla'dan farksız günlerim umutsuz geçer
    Gönüller etrafında hep yasaktan bir çember
    Bu böyle gelmiş böyle gider be YUSUFUM

    Üzgün durma karşımda a canına yandığım
    Sen gül ki yüzüme benim de yüreğim solmasın
    Öldüren bakışlarından tutunamam kaçarım
    Dargın bakıp ta canım alma be YUSUFUM

    Yasak sevdanla kuruldun gönül tahtıma
    Rüyalarımda bile haram kılmışlar seni bana
    Gönlünden gönlüme gizliden bir pıranga
    Seni bana, beni de sana bağlar be Yusufum.




    Nilgün Ezer


  5. 2009-09-14 #5
    ZÜLEYHA

    Yaşım yarıdan fazla
    Gücümün çok üstünde istikbal..
    Ya ben hayatı hiç sevemedim
    Yada sevmelik degil bu yaşanmıslar..

    Aklım kan revan içinde
    Saçlarım dibine kadar ak.
    İki ucu düğümlü yollardan geçiyoruz
    Avuçlarımda elleri kırılmış bir visal
    Sen degilmiydin?
    Yatıyorum sen kalkıyorum senden kalma bir ben
    Sığındıgım köklü bir ayrılık çınarı Züleyha

    Aynalı dört duvar
    Küçük küçük umutlara kelepçe
    Yok varlık arasında derin bir pencere
    Nefes almak salkım salkım gözyası.
    Ya kendini çıkar benden yarım olayım
    Yada yarım ol sana varayım.

    Günes soguk buzuldan öte bakışların
    Ay içine çekiyor iliklerimi
    Kim sırtımdan yırttı Züleyha
    Aynalı odada gömlegimi.

    şimdi beni bırak..
    Vakit sensizlige verem
    Kalbim sende aklım baska
    Genzimi yakan bir tütün kokusunda sakla beni.
    İçinde kayboldugum yasakla.
    Her şey darmadagın Züleyha.
    Pişmanlıklar ve diz boyu firak.
    Bak ikiye böldüm kendimi
    Benim olanı al senin olanı bırak.



    Mustafa Doğan


  6. 2009-09-14 #6
    Aşkname/Kays..

    Yaklaş şimdi yanıma
    Ve iyi dinle...

    Çünkü bu;

    Çöllerin her gece kulaklara
    Cisimsiz isimler fısıldadığı zamanlarda anlatılan;

    Ve

    "Rabbim aşk belasıyla içli dışlı kıl beni
    bir an bile ayırma aşk belasından beni."diyebilen
    Aşkına divane bir adamın;


    Bu;
    Leyla'sına mecnun olmuş Kays'ın hikâyesi...

    Derler ki;
    Bir ulu adamdan olma
    Bir cefakâr anadan doğmaymış Kays...

    Beklermiş babacığı kucağına almak için de
    Bildiği tüm varlıklara adaklar adarmış
    Bir nefeste soy olacak bir oğlancığa can üflensin diye.

    Kutlanmış gün gelip dualar;
    Boydan boy
    Soydan soy almış ta kays
    Bilememiş karanlık bir geceye düşüreceğini gönlünü.

    Çölde kum tanesine yazılmış büyü misali
    Yüreği düşmüş karanlık yazgılara da
    Hiç ah etmemiş...

    Bir umut;
    Alır sevdanın karasını diye
    Sürmüşler yüzünü hacer-ül Esved'e;
    Geçmemiş gözlerinden Leyla'sının...
    Sığındığı Rabbinden;
    Derman değil
    Dert dilemiş...

    Bi haber kalıp Leyla'sından
    Yana dursun aşkından Kays

    Kurulmuş düğünler;
    Uğurlanmış yâd ellere al duvağa saklanan yüzüyle Leyla
    Ellerine yakılanın gelin kınası değil
    Kurban kınası olduğunu bilerek

    Helali olurken bir başıbozuğun;
    Haram kılmışlar Leyla'sını Kays'a...

    Akıl dediğin bir uçan kuş
    Gitti mi gelmezmiş geri...

    Kabul görmüş Kaysın duaları;
    Eklenmiş bir derdine bin dert
    Namı almış yürümüş çöllerde...

    Mecnun diye dillenmiş adı
    Leyla'sının cisminden vazgeçtiği günlerde...

    Derdine dert isteğini geri çevirmeyen rab
    Son duasını da kabul etmiş kays'ın

    Bedeni gömen toprak engel olamamış sevdaya
    "Ya Rab sevdiceğim yoksa bu dünyada
    Varlığımın da bir anlamı yok al benimde canımı " Diye sayıklarken dili;

    Toprak olmuş Leyla'nın mezarına...





    Aylin Başdemir


  Okunma: 2048 - Yorum: 5 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -