Duygular ilmik ilmik dile geliyor, ipek iplikler düğüm düğüm sanata işleniyor... Anadolu'nun binlerce yıllık kültürünü el sanatına dönüştüren Hereke halıları, el işçiliğinin en güzel örneklerini sunuyor. Yüz ellli yıllık geçmişi ile Hereke halıları bu alanda haklı bir üne sahip.


Özellikle ipek Hereke halıları, hem motifleri hem de dokuma tarzı ile dünyaca ünlü. Biz de Hereke halılarının kısa hikayesini, Hereke'de dört nesildir halıcılık yapan Ör Ailesi'nin sahip olduğu Han Halı'da Erhan Ör'den dinledik.

Mavi körfezin kıyısında sessiz ve sakin bir yer alsında Hereke. Yanıbaşındaki demiryolu ve üstünden geçen otoyolla şehirlerarası yolculuklarda çoğu zaman camdan seyrettiğimiz bir yer. Yani hem çok yakın hem çok uzak. Hereke'ye girdiğinizde günlük koşuşturmadan sıyrılmış bir kasabanın huzuru çarpar gözünüze. Bu sakin yaşam içinde Hereke'de önemli bir sanat dalı 150 yıldır hergün yeniden hayat buluyor.




Hereke'nin dünyaca ünlü halılarının hikayesi 1843'te, Sultan Abdülmecit'in bir dokuma fabrikası olan Hereke Fabrika-i Hümayun'u kurdurmasıyla başlar. Bu dokuma fabrikası Osmanlı sanayisinin ilk modern fabrikasıdır aynı zamanda. Dokuma fabrikasında halı üretimi 1890'da fabrikanın başına getirilen Hacı Akif Bey'le başlar. Akif Bey, Anadolu'nun birçok yöresinden halı ustalarını Hereke'ye getirtir. Sivas, Gördes, Demirci, Bergama halıları teknik ve motifleri yeni bir senteze ulaşır. Hereke halıları asıl ünlerini ise santimetrekaresine ortalama 100 düğüm düşen ipek halıları ile kazanmıştır. Halılarda kullanılan ipekler Bursa'dan geliyor ve yüzde yüz saf. Hereke ipek halılarında kullanılan ipeğin temel özelliği, ipeğin kozadan çekiminin elle gerçekleştirilmesidir. Böylece ipek, doğadaki özelliğine uygun şekilde işleniyor ve parlaklık ve dayanıklılık kazanıyor.



Birçok yörenin halı teknik ve motiflerinin üstün özelliklerinin birleşiminden doğan Hereke halıcılığı, kısa sürede ün kazanarak, saraylarda yerini alır. Yıldız, Dolmabahçe ve Beylerbeyi Saraylarını süsleyen döşemelik kumaşlar ve halıların çoğu Hereke menşeilidir. Hereke halılarının ünü ve kalitesi uluslararası alanda da kendini gösterir. 1894 yılında Lyon, Brüksel ve Torino sergilerinde dünyanın en iyi halısı olarak dereceler alır.

Yün halıdan 3-4 kat daha uzun sürede, usta bir el işçiliğiyle dokunan ipek Hereke halısının santimetrekaresinde 100, metrekaresinde ise yaklaşık bir milyon çift düğüm atılıyor. Bazı ince ipek işçiliği halılarda santimetrekaredeki düğüm sayısı 400'ü geçer. Bu ipek halı yaklaşık 10 ayda büyük bir el işçiliği ve göz nuruyla dokunabiliyor. 10x10 m ebatındaki bir kelle ipek halı ise 3-4 işçinin çalışmasıyla iki, iki buçuk yılda dokunabiliyor.

Bu halılarda ayrıca Herekeli genç kızların duyguları dile geliyor. Kiminde ayrılık görünüyor, kiminde kavuşmanın özlemi, kiminde gurbet düşüyor motife, kiminde sıla renge dönüşüyor. Hereke halılarındaki her motifin bir adı ve anlamı var. Yedi Dağın Çiçeği, Kırçiçeği, Binbir Çiçek, Karpuzlu, Badegül, Çeşm-i Bülbül en ünlü desenler arasındadır. Örneğin Yedi Dağın Çiçeği motifi, yedi tepeli şehir İstanbul'un çiçeklerini anlatır.


Sümbül aşkı, lale sevgiyi, yabani gül hasreti anlatır. Hereke halılarında bu renk cümbüşünde yaklaşık otuz renk görünür.

Hereke halıları ebatlarına göre küçük yastık, yastık, seccade, karyola, kelle gibi değişik isimler alır. Hereke halılarında başta lale, goncagül, yaprak, karanfil, sümbül, badem çiçeği, çiçek buketi gibi iki yüzden fazla çiçek motifi yeralıyor. Renk ve motif cümbüşü olan Hereke halılarında geleneksel motifler pek değişmese de renkler modaya göre değişebiliyor.

Dokuma tezgahlarından, kullanılan aletlere kadar malzemeler Hereke ve çevresinde üretiliyor. Düğümlerin uzun bölümleri yine Hereke'de üretilen özel bir makasla neredeyse tek tek kesiliyor.


Büyük bir emek ve sabırla dokunan Hereke halılarının sağ ve sol köşelerine de Osmanlıca ve Latince ‘Hereke' imzası da atılıyor.

Uzakdoğu'dan gelen tehdit:

Sahte Hereke Halıları
Hereke halılarının ününden faydalanmak isteyen Uzakdoğu kökenli üretici ve satıcılar sahte Hereke halıları üretip satarak Hereke halılarına büyük zarar vermiş. Buna dur demek için Herekeli halı üreticileri birleşerek Hereke Halıcılar Derneği'ni kurmuş. Dernek bir yandan Hereke halıcılığını eski ihtişamlı günlerine döndürmek ve daha ileri seviyeye götürmeyi amaçlarken, diğer yandan da halı üreticileri arasındaki bilgi akışını ve dayanışmayı sağlamayı hedefliyor. Hatta bunun için Hong Kong'dan ‘www.hereke.com' adresi bile satın alınmış. Yani Hereke'nin adı bile para ediyor. Dernek Başkanı ve aynı zamandır dört nesildir Hereke'de halı üreten ailenin dördüncü nesli olan Erhan Ör, Hereke halılarının kalitesi ve ününe vurgu yapıyor. 1843'de Hereke'de dokuma fabrikası açılmadan önce de yerel halıcılık yapıldığını söyleyen Ör, fabrika ile birlikte bunun bir sanayi malına dönüştüğünü ve kalitesinin arttığına işaret ediyor. Ör: "Fabrikanın kurulmasıyla birlikte Hereke'de büyük bir tesis içinde ustalarıyla, desinatörleriyle, memurlarıyla büyük bir organizasyon içerisinde halı üretimi başlamış.


Böylece halı endüstriyel bir ürün haline gelmiştir. Önceleri Osmanlı sarayları için dokunurken, hemen arkasından ihracata başlamıştır. Hereke halısı, Osmanlı'nın mamul ürün olarak sattığı ilk ihraç ürünüdür" dedi.

Hereke halılarını teknik olarak diğer halılardan ayıran Ör, Hereke tekniği olarak bilinen bu özellikleri şöyle anlatıyor: "Hereke tekniğinde kullanılan tezgah diğer halıların dokunduğu tezgahlardan farklıdır, biz ona döner tezgah diyoruz. Halıların dokunduğu çözgülüklerin hazırlanışı da diğer halılara göre farklıdır. Tellerin önlü arkalı birbirini kovaladığı farklı bir çözgü tekniğidir bu. Düğüm çift düğüm olarak dolanır. Düğüm sıklığı diğer halılara göre daha fazladır. Aradan geçen ve atkı dediğimiz katlar iki adettir. İkinci kat pek az halıda vardır. Eğer ipek halı yapıyorsak, yüzde yüz saf ipek kullanırız. İçersinde herhangi bir katkı malzemesi olmaz. Dünyadaki ipek halıların çoğu bile kısmen ipek ama Hereke ipek halıları yüzde yüz ipektir. Genelde halılar makina ile traşlanır oysa Hereke'de kesim tekniği olarak el makası kullanılır. Her milimetre elle kesilir, makaslar da özel olarak Hereke'de yapılır. Bütün bunların hepsini biraraya koyduğumuzda ortaya Hereke çıkıyor. O yüzden Hereke diğerlerinden farklı. Bu yüzden insanlar "Benim 10 tane halım, 3 tane de Herekem var" diyor. Yani Hereke ayrı bir olay."


M0tİfler Değİl Renkler Değişir

Hereke halıları köklü bir geçmişe sahip olan motiflerini bugün koruyor. Bunun bir geleneği sürdürmek olduğunu söyleyen Erhan Ör, motiflerin değil, renklerin değiştiğini belirtiyor. Böylece farklı renklerdeki aynı motifler değişik izlenimler yaratıyor. Diğer yandan desinatörler geleneksel motifler üzerinde oynayarak modern tasarımlara da imza atıyormuş.

Hereke'de yün ve ipek olmak üzere iki tip halı üretildiğini ancak ipek halının daha ünlü olduğunu söyleyen Ör, bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Kaba bir yün halıda santimetrekarede 4 adet düğüm olur. Hereke yün halılarda ise 36'ya çıkar. İpek halılarda ise 100'den başlıyor. 4 düğümlü bir yün halıya göre 25 kat daha ince. 25 kat daha ince olması bir metrekare ipek Hereke halısı dokuyacağına, 25 metrekare diğer halıdan dokuyabilirdin
demek.

Yani biz daha fazla zaman harcayarak daha küçük ama sanatsal özelliği olan bir halı üretiyoruz. Özel halılarımızda biz bu sayıyı, 15x15 225 düğüm, 20x20 400 düğüm ve hatta 30x30 900 düğüme kadar çıkartabiliyoruz. Bunlar müthiş rakamlar ve bunlar çift Hereke düğümüdür."
Herekeli halı üreticileri bu kadar göz nuru ve alın teriyle dokunmuş olan Hereke Halıları'nda taklit ürünlere karşı da çalışmalar yapmışlar. Önce Hereke Halıcılar Derneği'ni kurmuşlar. Daha sonra Hereke'de dokunan her alıya bir sertifika ve seri numarası vermişler. Hereke halılarının nüfus kağıdı olan bu sertifikaya bir de halının fotoğrafı eklenmiş. Hereke halısı diye aldığınız halılarda bu sertifikayı isterseniz orjinaline ulaşmış olursunuz.


Han Halıcılık nasıl başladı

Ör Ailesi, Hereke'de halıcılıkla uğraşan en eski ailelerden biri. Dört nesildir halıcılıkla uğraşıyor. 1891'de büyük büyükbaba Reis Ağa, Hereke Fabrika-i Hümayun'da kurulmuş olan yeni halı atölyesine şef olarak alınır. Cumhuriyet döneminde herkes yaptığı meslekle ilgili bir soyadı alınca aile de soyadı olarak Ör'ü alır. Şefik Ör, şimdi faaliyette bulunulan binayı 1950'da inşa etmiş. Çalışmalara daha sonra Erhan Ör'ün babası devam ettirir, ondan da üç kardeşe miras kalır. Halı atölyesinde doğan ve halı dokuyarak büyüyen Erhan Ör'ün deyişiyle Han Halı bugün dördüncü nesille yoluna devam ediyor ve bir sonraki nesile bu mirası aktarmayı umuyor.