KAFALARI KARIŞTIRAN SANDIK BAŞI AHLAKI.
Bir memurun, hazineye ait kurşun kalemi evine götürmesinin ayıp sayıldığı günlerden, haydutluğa övgü düzen televizyon dizilerinin günlerine geldik.. Namuslu aday çıktığında toplumun ağzı bir karış açık kalıyor.. Gandi Kemal Bey gibi biri çıktığında milletçe şoklanıp, uzaylıya bakar gibi bakıyoruz..


Demokrasi, rejim, üç günde bir kilo verdiren zayıflama diyeti, laiklik, muhafazakârlık..
Hepsi bahane..
Bu seçimde sandıktan çıkmasını beklediğimiz şey başka.. Memlekette "namuslu adam" ihtiyacı tavanlara vurdu.. "Çalmayan yönetici" modeli, işinde gücünde kendi halinde insanların rüyalarını süsler oldu..
İstanbul'un ağzı var dili yok adayı Gandi Kemal Bey'e yapışması bundandır..
Adam her gün medyanın karşısına çıkıp, iki parça kâğıt sallıyor.. Siyaset çarşısı o saat karışıyor..
Aha işte.. "Asfalt danışmanlığı.." numarasını o getirip koydu tavaya..

***
Eskiden boşta gezenlerin boş kalfası olurdu.. Kaldırım mühendisliği onun arkasından geldi.. Bunlar geliri sıfır, itibarı kendinden menkûl işlerdi..

"Asfalt danışmanlığı" hepsini geçti.. Altı ay, asfalt meraklılarına akıl veriyorsun.. Üç milyon, dört milyon lira ücret alıyorsun..
Bir aylık kazancın Çankaya adamının yedi yıllık maaşına denk geliyor..
Ne akıl veriyor acaba? "Asfaltta giderken sağdan yürü.. Cüzdan bulursun.." mu diyor?
Sorular benim değil Gandi Kemal Bey'in..

AZİZ BAŞKAN

Onun İzmir'deki benzeri Aziz Kocaoğlu da bu gidişatın yarattığı gözde adayların başında..
İzmir'de kimi yolundan çevirirsen çevir "Başkan nasıl biri.." diye sor.. Dürüstlüğünü övecektir..
Kemeraltı'nda denk gelip ayak üstü konuştuğum bir okurun söylediği gibi.. "Cüzdanını teslim et.." diyor..
İzmir'in sevgilisi Ahmet Piriştina aniden göçüp gidince koca şehir şoklanmıştı.. Aziz Kocaoğlu o yas günlerinde, Ahmet Piriştina'nın koltuğu için kapışan keskin siyasilerin arasından sıyrılıp çıktı..
İzmir ona emanet edildi..
Piriştina karizmasının etkisindeki İzmirli önceleri yeni başkanı yadırgadı..
Öyle ya! Siyaseten geldiğimiz yerler "çalsın ama çalışsın.." olunca, sapla saman birbirine karışıyor..
Olur mu diye itiraz edenin de ağzı "çalıyor ama çalışıyor da.." cümlesiyle kapatılıyor..
Sağolasın Kurtlar Vadisi.. Bir toplumun bilinci böyle açılır işte..
Aziz Bey'in zoraki başkanlığı konusundaki tereddüt de buradan çıktı..
Adam hiç çalacak gibi durmuyordu.. Fazla dürüsttü, Gandi Kemal Bey gibi namus kumkumasıydı.. Kafalar fena karıştı..

***
Dört sene geçti galiba.. Aaa! Baktılar ki İzmir'de işler daha da iyiye gidiyor.. Hizmetler yürüyor..
O güzelim körfezi lağıma, şehri de çöplüğe çeviren elli altmış yıllık tortu yavaş yavaş azalıyor..
Geçenlerde İzmir'deydim.. Bizim "küt bağımlısı" kızların elinden bir eyyam kurtulup nefes aldığımda sevgili arkadaşım Reha şehirde bir şeylerin değiştiğini anlattı..
Ben de kulak verdim..
İstanbul'a henüz nasip olmamış dev bir konser salonu.. Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nın yeniden restorasyonu.. Kadifekale - Antik Tiyatro projesi..
İzmir'in içinde, o eski harap binaların arasında gömülü kalmış antik kentin toprak üzerine çıkarılması, çevresinin ıslahı.. Yeni müzeler, viranelikten çıkarılan tarihi binalar..
Harika bir kafeye dönüştürülmüş eski havagazı fabrikası.. Şehrin içinde iddialı bir mekân haline getirilen tarihi asansör.. Şehrin hemen kıyısında kurulan Türkiye'nin en büyük hayvanat bahçesi..
Açılan yeni tüneller.. Viyadükler.. Santim santim rahatlayan trafik..

DEĞİŞEN İZMİR...

Reha Pekdemir neredeyse yirmi yıllık arkadaşım.. Bizim "kütçü kızlar çetesi"nin eline düşmüş bir yedek oyuncu.. Dördüncü bulunamadı mı zorla masaya oturtuyor, işkence ediyorlar adamcağıza..
O yüzden kaderlerimiz böyle bir çilede kesişiyor..
"Gel seni biraz gezdireyim.." deyip de önüme düştüğünde o yüzden tereddüt etmedim, peşine takıldım..
Önce tarihi Asansör'ün bulunduğu yere gittik.. Abdülhamid döneminde İzmirli bir Yahudi tüccar sultandan izin alıp bu asansörü yaptırmış..
Limandan getirilen yükü, arabalarla dik yamaçlara vurmadan yukarıya çıkarmak için..
Aziz Başkan proje gereği asansör binasını restore ederken önünü de açtırmış.. Önünde harap binalardan oluşan bir ev kümelenmesi var..
Bunlar istimlak ediliyor.. Sadece Dario Moreno'nun doğduğu ev müze olarak bırakılıyor..
Böylece Asansör Kulesi'nin önü denize kadar açılıp yeşil alan haline getiriliyor..
Kuleye de çıktık.. Bir tarafta harika deniz manzarası olan bir kafeterya var.. İster kahvaltını yaparken körfezi seyret.. İstersen çayını kahveni içerken gazetelerini oku, kitabını aç..
Binanın öbür yakasında ise içinde şık bir barı da bulunan koca bir lokanta var..
Özel günlerde hizmet verebilecek kapasite ve şıklıkta..
Oradan çıkıp eski antik kentin kazı ve düzenleme çalışmasının yapıldığı alana gittik..
Şaşırdım.. Çünkü hiç bilmediğim bir şey oluyordu şehrin göbeğinde.. Efes'teki antik kentin bir benzeri gün ışığına çıkıyordu..

***

Antik kentin ortasındaki çarşı, yani agora hemen hemen kurtarılmış.. Solunda kemerli dev çarşısı, ortada alanı, sağında yapıları ile turiste şimdiden "gel gel.." yapıyor..
İzmir turistten yana dertlidir.. İzmir Ticaret Odası, turist getiren feribottan çıkan her pasaportlunun ayak bastı parasını cebinden ödediği halde işin bereketi yok..
İşte Aziz Başkan'ın becerdiği şey bu..
"İzmir'e gelip de ne göreceğiz.." diyenlere "buyurun size antik kenin agora meydanı.." diyecek..
Kadifekale restorasyonu bitip de altındaki "antik tiyatro" da ziyarete açıldığında, profesyonel turist rehberleri şehirde "tarih turu" yapabilecekler..
Bitmedi.. Yarın Cemal Reşit Rey Kültür Merkezi'ni anlatacağım.. Oradan havagazı fabrikasına.. Oradan da hayvanat bahçesine..