Baş Tanrı Zeus ile Hera'nın oğlu olan Ares, savaş tanrısıdır. Ares insanların birbirlerine girmesini, dereler gibi kan akmasını çok severdi. Bu yüzden insanların kalplerine kin ve nefret sokardı. Kör bir cesarete ve olağanüstü bir kuvvete sahip olduğundan kavgalara korkunç naralar atarak girer, kılıcını sağa sola savurur, durmadan adam öldürürdü. Kana susayan bir tanrı olduğundan geçtiği yerlere ölüm ve feleket saçardı. Bu yüzden insanlar savaş tanrısını hiç sevmezlerdi. Onu tek seven millet savaşçı olan romalılardı. Ares'e büyük önem verirler savaşa yada yağmaya gittiklerinde Ares'ten yardım isterlerdi. Ares'in en büyük düşmanı Athena idi. Zeka tanrıçası da tıpkı kendisi gibi savaşmaktan hoşlanırdı ancak Athena hak ve hukuk için çarpışır kan dökmektense zekasını kullanmayı yeğlerdi.


O sorunları önce kafasını kullanarak çözmeye çalışır eğer başarılı olamazsa savaşa girerdi. Hak uğruna, büyük bir amaç için savaşan savaşçıların koruyucusu olduğundan barbarlarla birlikte çatışmaya giren Ares ile sık sık çarpışırlar, birbilerine zıt düşerlerdi. Mars, Romalılar'ca Yunan mitolojisinde ki Ares'le özdeşleştirilen savaş tanrısıdır. Mars'a dair hikayeler Ares'in efsanelerinden alınmıştır. Mars, savaş tanrısı olmaktan başka, tarım ürünleri ve hayvanlarında koruyucusuydu. İlkbaharın ve ve savaş mevsiminin başlangıcı sayılan Eski Roma takviminde ilk ay olan Mart, ona adanmıştı. Bir öyküyr göre Mars, Eski Yunanlılar'ın Afrodit, Romalılar'ın Venüs adını verdiği aşk ve güzellik tanrıçasına aşık olur. Bir halk efsanesi kahramanı,, ölümlüyle ölümsüz arası bir varlık olan Eros onların oğluydu. Roma'da Mars'ın onuruna şenlikler yapılır yarışmalar düzenlenirdi. Roma imparatorlarından Augustus Caesar, Jül Sezar'ın katillerini yenilgiye uyrattıktan sonra aynı zamanda öç alma duygusunu simgeleyen Mars için iki tapınak yaptırmıştı.