Gustave Flaubert (Gustave Flaubert Kimdir? - Gustave Flaubert Hakkında)
Temel Britannica


64 - Gustave Flaubert (Gustave Flaubert Kimdir? - Gustave Flaubert Hakkında)


(1821-1880). Dünyaca ünlü Madame Bovary romanının yazan, Fran­sızların en tanınmış romancılarından olan Gustave Flaubert, doğduğu Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı. Ailesinin sevgi dolu ortamında yaşadığı günleri, daha sonra sıkıntı dolu günlerinde hep andı. Edebiyat alanındaki ilk denemelerini Rouen Lisesi'ndeki okul gazetesinde ve Le Colibri ("Sinek Kuşu") adlı küçük bir dergide yaptı. Yazmak­tan başka bir şeye yeteneği olmadığına o yıllarda karar verdi. 15 yaşındayken tanıştığı ve tutkulu bir aşkla bağlandığı, kendisinden 10 yaş büyük ve evli bir kadın, yaşamında çok önemli etkiler, izler bıraktı. Bir delikanlının gönül eğitimi olarak nitelendirdiği bu aşk onun birçok romanına yansıdı. Gönül ki Yetişmekte ve Bir Delikanlının Hikâyesi (VEducation Sentimentale; 1869) adlarıyla di­limize de çevrilmiş olan romanı tümüyle ben­zeri bir aşkı konu alır.

Flaubert, 1840'ta Paris'e gidip Hukuk Fakültesi'ne girdi. Ama yaşamı boyunca çekece­ği sinir rahatsızlığı okumasına engel oldu. Bir arkadaşıyla dünyayı ve yaşamı tanımak için çıktığı yolculukta, çeşitli aralıklarla Avrupa, Mısır, Türkiye, Cezayir ve Tunus'u dolaştı. Bol bol düşünme fırsatı bulduğu bu gezilerin­de sanat ile aşk arasında bir seçim yapması gerektiğine inanarak, kendisinin ve insanın tek kurtuluş yolunun sanat olduğu sonucuna vardı. Kendisini tümüyle romanlarına ada­mak amacıyla yerleştiği Rouen yakınlarındaki Croisset'ten pek ayrılmadı. Birçok büyük romana imzasını atan yazarın öldüğünde son romanı henüz bitmemişti.

Flaubert, ilk romanı Madame Bovary'yi 1857'de yayımladığında henüz 36 yaşındaydı ve onu çok az kimse tanıyordu. Bu romanıyla birden büyük bir üne kavuştu, tartışmalara yol açtı. Roman, köylü kökenli, manastırda rahibeler tarafından iyi yetiştirilmiş taşralı bir kızın yaşamını anlatıyordu. Geleceği konu­sunda büyük umutlar besleyen, tutkulu istek­lerle dolu Emma Bovary, sıkıcı kasaba yaşa­mında, sıradan bir adam olan kocasında bulamadığı mutluluğu, başka erkeklerde arar. Ama bu serüvenleri de düşkırıklığı ile sonuç­lanır. Emma, umutsuzluk içinde intihar eder. Flaubert, bu denli sıradan bir öyküyü öylesine güzel ve ustaca işlemişti ki yapıt günümüzde de dünyanın en iyi romanları arasında sayıl­maktadır. Yazar, Emma Bovary'nin yaşamı çevresinde taşralıların sınırlı, tekdüze dünya­sını bütün açıklığıyla ortaya koyar; kahra­manlarının ruhsal çalkantılarını derinliğine betimler. Bu roman hükümetçe dine ve ahla­ka aykırı bulunarak mahkemeye verildi. Yar­gılama sonucu aklandı. Bu dava, yazarların gerçeği olduğu gibi yazmaya haklarının oldu­ğu düşüncesinin de bir zaferi oldu. Flaubert'in ikinci romanı, üzerinde 10 yıl çalıştığı, yaz mak için Kuzey Afrika'da araştırmalar yaptığı Salambo (Salammbö; 1862), Roma impara­torluğu döneminde tarihsel olaylar içinde bir aşkı konu alır.Flaubert'in bir başka ünlü yapıtı da Ermiş Antonius ve Şeytan (la Tentation de Saint Antoine; 1874) adıyla dilimize çevrildi. Buyapıtta İS 4. yüzyılda bir rahibin yaşamı çevresinde din ve felsefe konulan tartışı­lır.Flaubert bütün yapıtlarında insan ruhunun derinliklerine inmeye çalışır. Yazar olarak kişiliğinin yapıtlarına yansımasını ister ama bunu belli etmemeye de özen gösterir. Yapıt­larını kaleme alırken her cümlesini özenle kurar, renkli, canlı, uyumlu bir anlatım sağ­lar. Bu özellikleriyle günümüzde de sevilerek okunan yazarın Trois contes (1877) adlı yapıtı da dilimize Üç Hikâye ve Saf Bir Kalp adıyla ayrı ayrı çevrilmiştir.