Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler) - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)

  1. Konuşsam Sözlerim ağlar sussam yüreğim kanar .. Ne yapmalıyım bilemedim ama öğrendim hasretin dipsiz bir kuyu olduğunu , Aşk denen uçurtmanın ipsiz olduğunu.

    Uçup gittin tutamadım seni ..
    Geçip gittin duramadım önünde ezip geçtin..

    Seni durduramamanın tutamamanın sızısı var içimde kalakaldım öylece..
    Yağmurlar yağdı sensizken gökyüzüme, sonra ben yedi renk bilirdim gökkuşağını içinde siyahı görmeden önce..

    Gidişine anlamlar yükledim gitmesi gerekti , mecburdu , istemeyerek gitti .. sonra ağlanacak halime gülüp acıdım kendime..

    Gitmek istediğin icin gittin .. Sen beni hayatında istemedigin icin gittin..
    Kendimi kandırmaya çalışsamda senin kadar başarılı olamadım. Her seferinde gercekler tokat gibi çarptı suratıma ağladım...

    Büyüdü içimdeki sızı , acıttı sızlattı sol yanımdaki boşluğu!!
    ..

    Sonra ..
    Vazgeçtim gidişine anlam yüklemeyken
    Vazgeçtim kendimi kandırmaktan
    Vazgeçtim yokluğunla savaşmaktan

    Yüzleştim yokluğunun soğuk yüzüyle ve kabul ettim alışmaya çalışmak diye bir şey yok!!
    Alışmak zorundayım. Yoksun ve birdaha hiç olmayacaksın kabullendim !
    Ve vazgeçtim sana dair ne varsa

    Konuşsam Sözlerim ağlar sussam yüreğim kanar Vazgeçişlerdeyim bu aralar..
    YaR Senden SON bir isteğim var ;

    Ben vazgeçiyorum, sen büyütür müsün yarınlarımı benim yerime…?


    Güncelleme : 2008-07-17
  2. 2008-07-21 #2
    Bir Düş Bağışla Bana

    Uzat ellerini, yorgunluğunu ver bana
    Nefesimi al… Soluklan biraz…
    Gözlerindeki hayattan bir yudum ver
    Saçlarımı ellerinle sar biraz…

    Kalbinin en ıssız mısralarında çıplak ayakla geziniyorum yaprak yaprak. Her imgenin boynunu büküp sevdayı yaralıyorum harf harf. Martılar süzülürken dalgaların sırtından, hüzünlü bir rüzgarda dağılıyor dört tarafı denizlerle çevrili umutlarım. Düşlerimin zenginliğinde… Varlığının yoksulluğunda… Züleyha'nın ilk duası gibi dilimdesin yar. Yitirdikçe kendimi, yokluğunun yangınında… Sukut ile gözyaşıma düştükçe, varlığımın serinliğindesin. Ve ben her yıldız yakamozla buluştuğunda ölüyorum suskunluğun mermileri ile vurularak. Sıkılan her kurşun sınırsız sevgimin ufkunu karartırken, kirpiklerimin arasında gördüğün hayat reva mı bana…

    "Al hançerini gel" diyorum korkuyorsam namerdim. Düşür beni koynuna. Üşüyorum ya sana, bu düşü bağışla bana. Hırçın bir yalnızlığın ardından her dokunuş ateş olur sevgili. Ve söndürülmüş yangınlarım olmadı hiç benim. Eskitilmiş sevdaların karları kaplamadı yürek dağlarımı. Sen de gözlerimi yüreğine kapattığımda yanmaktan korkuyorsan "hiç gelme" diyeceğim de gökte bulmuşken seni; "yere inmek de niye" demekten alamıyorum kendimi…

    Üşüyen bir çocuk varsa şiirin orta yerinde o şiir dağılır derler ya hani, korkma. Nasılsa hep bir adım öndeyim senden bu acımsı, bu kahreden yolda. Nasıl ki sevgi Allah'tandır, sevgide aynı kaderi paylaşmak da ondandır korkma… Işığa uçan bir pervane misali tene yaklaştıkça yanmak varken bu sevdada, üşüyorsam kayboluyordur düşlerim ve o an acıyorum sevdiğim. Çok dayanmaz diyorum yüreğim. "Gidişlerinin hançerini al… Yeter ki gel" diyorum defa kez... Korkma göğüs kafesimin ardında güvendesin. Lakin öyle de durma, yüreğimdeki dağınık yalnızlığımı toparla biraz da yardım et bana.

    Yüreğimin gücüne inanırım ben sevgili, bulut olup mutluluk yağacağım bir gün şehrine ve yalnız uyanmayacaksın bir sabah… Her an'a doldururken varlığının yakıcılığını, dudaklarımda inleyecek bir buselik makamı. Rüya değil bu kez… Bir nihavent düş de değil yarım kalan… Gözlerimden akan hüzzam değil sevgili, mutluluk…

    "Bu güzellik beni bitirecek" dersin ya hani… Bahçemdeki beyaz zambaklar ayrılık koksa da gitmek için gelmedim ve kalıp öldüreceğim seni. Sevilmekten ölür mü hiç insan… Bilmiyorum da çok uzaklardan gelmiş yorgun bir şarkının dizlerinin dibine çöküp, seni sonsuz sevdiğim vakit bu sorunun cevabını da birlikte öğreneceğiz.

    Her "korkmuyorum" dediğinde delice korkma ve güven bana…

    Yağmura ve rüzgara yoldaş olduğunda korkularına yenilmemeyi öğreneceksin. Hadi deneyelim istersen şimdi, ilk iş olarak kaldır başını gömdüğün kitap aralarından, yaprak yaprak kurutma yüreğini. Yarım gülümsemeleri bırak sehpaya. Ayağa kalk ve bana yönel. Avuçlarımda tamamlanacak dudağının kıvrımları. Kapat gözlerini tıpkı yoluma güller serdiğin gün gibi. Her adımda bizim olan gecenin topraklarına sevdalı şiirler ek hece hece… Bir düşün, yetmedi mi sukutun daha, düş güllerini okşamaktan yorulmadın mı yar. Sözlerinin pansumanıyla yürek yaralarımı sar. Bedenini soyun ruhundan, içindeki adamı seviyorum ben. Sen bilmezsin ya buraları kendini bana bırak. Yüreğim kılavuzun olduğunda senli bir dokunuşla yeniden doğmak neymiş göreceksin gözlerimde.

    Aheste aheste dokunsan
    Firuze akşamlarım olurdu benim
    Her mevsim açardı güllerim…

    Kelimelerle anlatamadığım kıymetim,
    Aydınlığım… Nefesim…
    Elimi tut ilk kez
    Ve son kez hüznün bittiği yere ***ür beni
    Dönmeyi unutalım diyorum.

    Sen ey güneşi kıskandıran
    Gönül yaram
    Hadi kapat gözlerini
    Karanlığa boğ beni
    Ölmem ki…

    Ey ömrüme ömür katan ab-ı hayat,
    Tatlı yalanları bırak, acı gerçekleri al koynuna.
    Hakkın olmadığını düşündüğün masalları da unut
    Sevda nakışlı yıldızlarla örtmesen de üzerimi
    Eski bir geceden kalma mutluluğu giyineceğim…

    Göğsümdeki ateşle öldüğümü düşünme sakın,

    Nasılsa bu yürekle ben
    Varlığına da yanarım, yokluğuna da…
    Dertlenme…
    Avucumda sızlayan bir damla yaş olsan da
    Yeter bana.

    Gözlerindeki sevdalı kervanlara yetişemesem de
    Bilirim ki
    Yüreğinde olmak bir kadına verilmiş en büyük ödüldür.


  3. 2008-07-22 #3
    Boyun Borcumdur Sevdalı Yarınlar

    Vuslatın uzağında bir sahildesin. Yıldızlı düşler serilmemiş geceye… An, mutluluk kadar uzak. Sağlam kederlere sarılıp yanıyorsun nazende bir ayazda… Yapma diyorum sevinçlerimi utandırma… Dinlemiyorsun. Unut diyorum gecelerce denizde yakamozlanan sevdanı. Nefes almak istiyorum ne olur, kendine gel bırak bu sancılı çarpıntıları.

    Meltem rüzgarıyla sahile vurduğunda, doğuda güneş daha erken doğar biliyorsun. Gölgem ne zaman bir sevdanın üzerine düşse en uzun gece yaşanır. Günler kısalmaya başladığında ayrılık açıları küçülmeye başlar. Unutma, "biz" olan yürekleri tüketemez sonbahar ile eşitlenen mevsimler.

    Düşler kalabalık bir fırtınanın ardında mahzun kalır hep… Rıhtımda beklenen sevda uzaktır artık hayat kadar. Ayrılık kadar yakındır gün batımında ufuklar. Yüzündeki sıcağı bıraksan da şehrin soğuk kaldırımlarına, vuslat uzaktır. Korkular içinde solar gül yapraklarında takvimler. Kalbine varamadığın yolların eskiyen umutları; çileli, yorgun, çelimsiz birer damla oluverir gözlerinde. Sevdanın tılsımıyla ıslak gül yaprakları serpilir gamzelerine…

    Ah zaman yok, ah mekan yok aramızda. Gitmelerle yaşayan bir nefes olsa da sevda, sen orada ben burada değiliz. Hep aynı yerde biz'deyiz. Suskun bir zaman içindeyiz ve aşka konuşur tek gözlerimiz. Oysa eksiğiz tutunurken ıslak kirpiklerin kıvrımlarında… Yanağımızdan akan her damla güneşte; amansız, anlamsız, yarım kalan bir şarkı gibiyiz…

    Ey kanayan kalbim, sanadır bu sözlerim... Söyle kim düşünür senin biçare kırıklarını, yeşermiş kaybolmuşluklarını… Lime lime edilmiş gönül topraklarında bütün başlangıçların cam kırıklarını yalınayak geçerken; sönüktür yıldızlar. Kırık bir rüzgar dolaşırken umuda düğümlü saçlarımı; söz pansumanı ile daha bir kanamalıdır gece yarıları… Ölümdür "yokluk", avuçlarıma bırakılır… Bastığın yerden kayar yaralı şiirlerim. Günlerden kıyamettir ve açılmayacaktır kapılar.

    Akşama dönüşürken gün; hüznüne sokulan karanlık azdırır yaralarını. Gece kıyıları yalarken deniz; deli dolu hallerini, boyuna çiçek açan dallarını toparla ve gidelim buralardan. Lakin ölüm kamplarına yol alsan da bir lokma umutla sev, zalimin zulmüne boyun borcundur sevdalı yarınlar.

    Sessizliğin gamlı kıyısında
    Bir cumartesiye vururken dalgalar
    Yaralısın kalbim,
    Gitmeyi becerebilirsen
    Dönme geri…

    Bak ıssız ada
    Ilık rüzgar
    Soğuk ellerim
    Kapı önünde
    Güleç bir veda

    Yüreğim,

    Hadi şimdi yalnız kal…


  4. 2008-07-22 #4
    Sen benim "İmkansızımsın" demeseydin de,
    "Seninle her imkansıza göğüs gererim" deseydin…
    Belki tüm imkansızlıkları yok ederdim seninle…
    Söylemedin ki…

    Sen benimsin" demeseydin de "Ben sana aidim"
    deseydin…Başka yüreklerde olsan da varlığını hissedebilirdim,
    bana ait olan hep bende kalır diye…
    Söylemedin ki…

    Senin için her zorlukla savaşırım" değil de;
    "Senden gelen hiçbir şey zorluk değil" deseydin;
    İnanırdım yüreğinin sadece benim için çarptığına,
    cesaretine…
    Söylemedin ki…


    "Sen olmadan yaşayamam" değil de,
    "Sensizlik diye bir şey yok; sen var olmasan da
    benimlesin"
    deseydin…
    İnanırdım sevginin sonsuzluğuna, aşkın
    sıcaklığına…
    Söylemedin ki…

    "Sen benim rüyamsın" değil de
    "Gerçekleşen rüyamsın" deseydin;
    Uzağında da olsam yaşatırdım bu gerçeği sende,
    rüya olmaktan çıkarırdım bizi…
    Söylemedin ki…

    "Sen benim eş ruhumsun" değil de,
    "Sen aslında Bensin" deseydin…
    Yokluğunda bile devam ettirirdim sen olmayı,
    kendimi unutmak olsa da sonu…
    Söylemedin ki…

    Seni Seviyorum" değil de,
    "Seni hep seveceğim" deseydin,
    Yalan da olsa sevgin, hiç dönmeyecek olsan da
    inanırdım bana bir gün döneceğine…
    Beklerdim ömrümün sonuna kadar
    gelmeyişlerini…
    Söylemedin ki…

    Seni çok özlüyorum" değil de "Seni özlemek bile
    güzel"
    deseydin;
    Ayrı da olsak inanırdım beni her dem yüreğinde
    yaşattığına, ne kadar uzak olsak da hep yüreğinde
    yaşayacağıma…
    Söylemedin ki…

    Sen benim için çok özelsin" demeseydin de;
    "Özel olan her şey sende saklı" deseydin;
    Kendimi şimdi böyle basit hissetmezdim, söylediğin
    hakaretlerin altında bu denli ezilmezdim…
    Söylemedin ki…

    Bir gün bitecek" demeseydin de
    "Aslında seni hiç sevmemişim." deseydin ;
    En azından delikanlı biri yaşatırdım yüreğimde…
    Seni bana kendini tanıttığın gibi değil de, benim
    tanımak istediğim,
    O cesur, o gerçekçi, o mücadeleci, o sıcak, o delim
    kalsaydın benliğimde…
    Ama yapamadın ki…
    Yapmadın ki…
    Söylemedinki




    alıntıdır

  5. 2008-07-24 #5
    581 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)

    Ateş ki ..
    Özlemin şakağıma tetik kestiği vakit
    Bulut olup yağdığım karlı dağlar başı
    Hele bir de baktıysan gözlerime
    Hiç sorma
    Ulu bir orman gibi yanar
    kanlı çay gibi çağlar
    Donardım

    Şu fani dünyada yalandım
    Eskimiş ahşabıma

    yama tutmayan
    senli sevda
    Kirpiklerimde üşüyen damla
    Bağrımı dağlayan mağma
    Hiç sorma
    Yanardım

    581 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)


    Ateş ki..
    Önce kuyu,kuyu benlerimi sildi
    Tan kızılını gözlerime serdi
    Ve aklımı derin mavi dalgalara
    Fikrimi sana verdi
    Öylesine mahşer yeriydin ki çığlık,çığlık
    Beni ateşinle
    Güneşinle derdin
    Bambu ağaçlarından bir melodi ki
    Başımı vurduğum senli sevda
    Sonu kestirilemeyen yürek sancısı
    Ah sorma

    581 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)


  6. 2008-07-24 #6
    sevda boynu bükük çiçektir
    kimi zaman
    dalından koparılmış yaprak
    karanlıkta ışığa hasret bir günebakan
    sevda aşkca vurulmuş bir güvercin
    sevda ellerimizde umut,
    tükenen bir mum

    579 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)

    sevda
    vurgun yemiş dalgıç
    düşük doğum yapmış deniz anası
    sevda tekrarı olmayan
    sevda yenilenen yinelenmeyen
    sevda adın sevda kadın
    sevda adım yanıbasında
    yürünen sonsuzluga
    sevda sen
    sevda teninde ben



    sevda
    ateşe koşmak buzdan
    sevda kendi kalene dinamit
    engelli koşularda
    ayaklar altında ezilen yol çizgileri
    sevda ucu ucuna duman duman cigara
    çaydanlıkta buhar
    yağmur türksünde nota

    579 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)
    'sen yanmazsan ben yanmazsam'
    üşür elleri cebinde insanın
    sevda dilek, dilenilmeyen
    sevda bir bayrak yarışı
    sevda takım işi:
    sevda
    yemeninde gül oya...


    Erkan Bal

    319 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)

    HüZNüN İÇiNDeN
    BiR AVuÇ MuTLuLuK
    ÇıKaRMaK İSTeRKeN
    VuRGuN YeDi DaLGıÇ..
    CiĞeR PaRÇaLaNSaDa
    YüReK ATMaKTa
    DaLGıÇ YiNe DaLaCaK
    ÇüNKü DiPTe SeVGi YaTMaKTa




  7. 2008-07-27 #7
    235 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)
    şimdi saat sensizliğin ertesi
    yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benden sana
    ayrılığın hediyesi olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken mazeretim olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun


  8. 2008-11-09 #8
    Uyusam ve hiç uyanmasam ...

    743 - Ben Vazgeçiyorum ( Duygusal Şiirler)

    selvinin gölgesinde
    koyu derin bir uyku
    üzerinde düz hiç buruşuksuz
    mavi bir çarşaf
    durgun ve sakin

    kendi gölgemize yabancı olduğumuz zamanlar vardır
    taşlar yosunlu
    kıyılara vuran dalgalar ölümcül hüzünlüdür

    ne yanıma dönsem kahır
    ah! taş olsaydı sol yanım
    dil ahraz / söz sağır

    zühre olmazsan geceme
    karanlığa karışır gölgem
    ellerinde sarı kasımpatları
    düş yordamı gözlerimde terler suretin
    gece inler susuşlarımda

    serpildikçe toprağına özlemim
    gülüşüm vurulur gamzelerimden
    savruldukça boşluğun içinde varlığım
    sıyrılır gözümden yaşam perdesi

    gittin …
    durdu zaman
    kurudukça bozkır bakışlarımda an
    akmaz oldu umut çeşmesi yarınlara
    yağdıkça yandım
    yandıkça üşüdü avuçlarıma dökülen yaşım
    üveyliğim şahit
    açılsa toprağın şefkatli bağrı
    sığınsam sıcaklığına
    uyusam
    uyusam
    …ve hiç uyanmasam


  Okunma: 7586 - Yorum: 7 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -