Enerji Kaynağı Olmak - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Enerji Kaynağı Olmak

  1. TAMAMLAYICI ENERJİ KAYNAĞI OLMAK

    Bir arkadaşımın serası var. Orada kullandığı tüm cihazlar ve sera için gereken elektriği seranın kendisi üretiyor, bunu da büyük oranda güneş panelleri ve bununla ilişkili bir teknolojiyi kullanarak yapıyor. Aslında, çoğu zaman kullanabileceğinden daha fazla elektrik üretiyor ve artan miktarı da yerel bir kamu hizmeti şirketine satıyor. Yeterince elektrik üretemediği günlerdeyse herkes gibi o da komşu şebekeden elektrik çekiyor. Bu, tamamlayıcı ve simbiyotik bir ilişki biçimi.


    Güç üretme ve dağıtma konusunda benzer bir diğer örnek olarak da, kendisine bağlı olan alıcı teller aracılığıyla binlerce seraya elektriğin aktarıldığı bir merkez gücün varlığı verilebilir. Sera teknolojisi bu ilişkiyi değiştirebilmek için bir fırsat sunuyor, her bir seraya kendi kendinin üretici gücü olma imkanını sağlıyor, böylelikle seralar diğer seralarla işbirliği içinde ortak-yaratıcı bir paylaşım sürecine giriyor. Merkezi güç üreticisine yine de ihtiyaç olsa bile bu ortamda o da bir paylaşımcı konumunu alıyor.


    Bu değişimin meydana gelmesi için teknolojinin uygun hale getirilmesi ve bir seraya sadece alıcı konumda olmasından çok üretici bir kaynak haline gelmesini sağlayan teknolojiyi hayata geçirmek için yapılması gerekenler yapılmalıdır. Ayrıca, sera ile ortak şebeke arasına yeni bir elektrik tesisatı döşemek gerekebilir, merkezi güç sistemini kendisine bağımlı olan seralara bağlayan eski tesisat bu yenilik için yeterli veya uygun olmayabilir, çünkü o tesisat farklı bir akım türü için üretilmiştir. Yeni bir üretken teknolojiyi uygun tesisata bağlayarak kurmak ve kullanmak merkezi güç sisteminin yok edilmesi anlamına gelmez ama bu, çok yönlü oluşu, bütünselliği ve güç şebekesinin sağlamlığını büyük oranda artırır. Sera ve güç sistemi birbirlerini tamamlar ve her biri kendi katılımını sağlar.


    Bu mecaz, bizlerin bedenli haldeki ruhsallığımızı tanımlamak için de kullanılabilir. Bedenlenmenin (enkarnasyon) temel konusu dünyada "hem kendim hem de dünya karşılıklı lütuf içinde kalacak şekilde nasıl yaşarım" dır. İçimdeki kutsallık dünyadaki kutsallıkla nasıl birleşir? Geçmişte Ruh'a (kişisel ötesi ve aşkın gerçekliklere, şuur düzeylerine ve bedensiz varlıklara) ruhsal enerjinin kaynağı olarak bakardık. Sanki bir komşuluk biriminde ihtiyacı olan enerjiyi bir merkezi güç sisteminden bekleyen seralar gibiydik ve bu süreç sırasında da kendimizi güçsüz ve bağımlı olarak görürdük. Çeşitli "tesisat" formları geliştirdik; bu enerjiyi alabilmek için dua ve ritüel gibi "ruhsal teknolojiler" geliştirdik ve bu sistem çalışıyor da. "Yukarıdan" enerji ve lütuf alabiliyoruz.


    Ama "seralarımızı" değiştirmemiz, her birini kendi kendinin enerji üreticisi olacak şekilde yenilememiz de elbette mümkün. Kendi içimizde, enerjiyi sadece bir yerlerden alan ya da tüketen değil, kendi kendine ruhsal enerji üreten yaratıcı bir yeteneği keşfedebiliriz.
    İşte, "içsel teknolojiyi" hem kendi spiritüel üretkenliğimizi geliştirmek, hem de diğerlerine ve dünyaya bir holistik ruhsal enerji şebekesinin katılımcıları olarak bağlanmak için geliştirmek bedenli ruhsallığın konusudur. Buna "üretken ruhsallık" adı da verilebilir ancak ben buna "bedenli ruhsallık" diyorum çünkü bedenli haldeki süreç bunun işleyişini sağlayan unsurun bir bölümü ve ben, bedenli insanlar olarak içimizde saklı olan gücün ve ruhsallığın hak ettiği yeri işaret etmek istedim.

    Tıpkı her bir seranın elektrik üretmesinin daha büyük güç istasyonlarını yok etmeyeceği, hatta onları tamamlayacağı gibi, bizlerin bedenli bireyler olarak ruhsal enerjinin nasıl birer üreticisi olduğumuzu anlamamız da kişisel ötesi ve aşkın kaynaklara katılımları ve bunların bize olan armağanlarını yok etmeyecektir. Bu, sadece merkezi sistemden akan bir enerji akışı modelimiz olduğu taktirde, (güneş ve gezegenler gibi güneşe bağımlı, yansıtıcı antitelerin oluşuna benzer şekilde) gerçekleşmeyen, bir tür katılımcılara dönüşmek gibidir. Bu, bir "birbirini tamamlama" eylemidir, birinin yerini diğerinin alması değil.

    Peki neden bunu isteyelim? Öncelikle, bir ortak-yaratıcı katılımcılık alanı çok daha güçlüdür ve yeni olasılıkların açılmasını sağlar. "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" deyişi ile de bu söylenmek istenmiştir. Bir yerde bağımlılık varsa ve herkes başka bir kişiden ya da şeyden yapmaları gerekeni söylemeleri için beklenti halindeyse, o kaynağın ne sağlayacağı konusunda seçenekler sınırlıdır. Bir ortak-yaratıcı alanda ise, seçenekler ve olasılıklar çok çok daha artmıştır. Günümüzün dünyasındaki tüm problemler göz önüne alındığında ise, bu artan potansiyellere ihtiyacımız bulunmaktadır.

    Bunun önemli oluşunun başka nedenleri de vardır. Eğer kendimi bir üretici kaynak haline getirirsem dünya hayatı içinde güçlendiğimi hissederim. Kendi dünyamı değiştirmede rol almam konusunda kendi sorumluluğumu alabilirim çünkü kendimde ve diğerleriyle olan ilişkilerimde içimde güçlenen enerjiyi hissedebilirim. Kendi dünyama lütufların bağışlanmasını sağlama konusunda bilinçli olarak daha aktif olabilirim. Tüm benliğim böylelikle değişir. Dünyanın tüm dağıtma çabalarına karşın kendi bütünselliğimi koruyabilme yeteneğim artar.

    Bedenli ruhsallık bence hala araştırılan ve geliştirilen bir ruhsal teknolojidir. Amacı bizleri birer üretici birey haline getirmektir. Bu da tamamlayıcı bir ruhsal enerji kaynağı olmakla, kutsallığımızı katılımcılıkla ve dünyayla bir lütuf alışverişi içinde olmakla olur.



     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2013-11-19
  Okunma: 1823 - Yorum: 0 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 0/5 - 0