Gecenin Sonuna Yolculuk adlı romanıyla ülkesinin edebiyatına, günlük konuşma diliyle argoyu sokan Louis-Ferdinand Celine, 27 Mayıs 1894'te Saine Department yakınlarındaki Courbevoie'da doğdu. Asıl adı Louis Ferdinand Destouches'tir. Bir ticarethanede staj yaptıktan sonra, gönüllü olarak Birinci Dünya Savaşı'na katıldı. Ama savaşın ilk aylarında ağır yaralandığı için geri dönmek zorunda kaldı. 24 yaşındayken tıp tahsiline başladı. Mezun olduktan sonra da Milletler Cemiyeti Sağlık Komisyonu'nda görev aldı. Destouches, çalıştığı örgütün işleri nedeniyle sık sık yurtdışı seyahatlerine katıldı. 1920'li yılların sonlarına doğru Paris varoşlarında yaşayan fakirlerin tedavisini yapmak üzere bir muayenehane açtı ve boş zamanlarını yazı yazmaya ayırdı. Bu yazıları Celine takma adıyla çeşitli gazete ve dergilerde yayınlattı.


İlk romanı Gecenin Sonuna Yolculuk, arkadaşları, okurlar ve eleştirmenlerden olumlu tepkiler alınca yazıya daha çok zaman ayırması gerektiğine düşündü. Gecenin Sonuna Yolculuk'ta yazar, Paris banliyösündeki bir muayenehane de çalışan, fakirlerin doktoru Bardamu'nun deneyimlerini anlatıyordu. Celine romanda ayrıca Bardamu'nun kimliğinde kokuşmuş, rüşvetçi egemen sınıflara ilişkin eleştirilerini ve insan hayatının absürtlüğünü dile getiriyordu. Ancak Gecenin Sonuna Yolculuk, konusundan çok dili nedeniyle dikkat çekti. Siyasal sol çevreler, o güne kadar yazarlar tarafından hemen hiç kullanılmayan, günlük konuşma dilini ve argoyu edebi bir dil olarak tanıtmaya çalışması nedeniyle Celine övgüler yağdırarak onu 16. yüzyılın önde gelen Fransız yazarlarından François Rabelais ile kıyasladılar. Sağ eğilimli kültür sanat eleştirmenleri ise bu romanı şiddetle reddettiler. Celine roman kahramanlarının karmaşık gerçeklerini yansıtmaktan öte, bu gerçeğe neden olan duyguları irdeliyordu. Yazarın sık sık perspektif değiştirdiği gözlenen Gecenin Sonuna Yolculuk'ta saldırganlık, düşkırıklığı ve çaresizlik hakimdi.


Ahlak açısından çökmüş durumda bulunan Batı medeniyetini sert bir dille eleştirdiği ikinci romanı Taksitle Ölüm, yine fakirlerin doktorluğunu yaptığı yıllarda edindiği izleminler sonucu oluştu. Bu deneyimler yazarın yapıtlarında kendini göstererek Celine'yi Fransa başkentinin sosyal durumunu eleştiren kalem haline getirdi. Yazılarında köktenciliğinin yanı sıra anarşist ve nihilist yönleri de göze çarpmaktaydı. 1930'lu yılların ikinci yarısında, SSCB'ye yaptığı bir yolculuk sonrasında düş kırıklığına uğramış bir şekilde ülkesine dönen Celine, politik tutumu konusunda ciddi çelişkiler yaşamaya başladı. O tarihe kadar sol eğilimli olan popülist sosyal davacı, bir anda anti-komünist ve sosyal faşist kimliğe büründü. 1936'da yayınlanan Suçlu Benim adlı polemik yazısından sonra 1937'de çıkardığı Bir Kıyım İçin Önemsiz Şeyler adlı kitapçığıyla Yahudi karşıtı ırkçılık çılgınlığına kendini kaptırdığı görünür.


Cesetler Okulu ve Can Sıkıcı Durum adlı eserlerinde yazarlığının ilk yıllarında toplumun çöküşüne duyduğu nefret açıktan açığa Yahudi düşmanlığına dönüşmüştür.

İkinci Dünya Savaşı'nın vahşetinin yaşandığı yıllarda, kısa bir süre de olsa bir gemide doktorluk yapan yazar, Hitler'in ırkçılık siyasetini kayıtsız şartsız kabul etmiş, Hitler'in birliklerinin kendi ülkesini işgal etmesini de desteklemiştir. Fransa müttefik kuvvetler tarafından 1944'te kurtarıldıktan sonra Celine düşmanın işbirlikçisi olarak suçlandı. Yargılanmak üzereyken Sigmaringen üzerinden Danimarka'ya kaçan yazar kısa sürede buraya entegre edildi.


Savaşın acıları biraz olsun dinip, yaraların sarıldığı 1950'li yılların başında savaş suçluları için genel af ilan edildi. 1951 yılında yurduna geri dönebilen Celine, Meudon'da bir muayehane açtı ve yazarlığa devam etti. Altı yıl sonra da Bir Şatodan Diğerine adlı otobiyografik roman üçlemesinin birinci cildini çıkardı. Bu romanda Alman Reich'in çöküşünü, yıkıntılar içinde kalmış Almanya'daki kaçışını ve Danimarka'daki yıllarını anlattı. Üçlemesinin Kuzey ve Rigodon adını taşıyan diğer iki cildini hareketlerinin motiflerini işlemek ve tutumunu açıklamak niyetiyle kaleme aldı. Son yıllarında bir insanın faşist olduğu halde, iyi bir yazar olup olamayacağı konusundaki sorusuyla kamuoyunu yanına çekmeye çalışsa bile bunda başarılı olamadı.

Romanlarının dilini 'konuşan dil' olarak tanımlayan Celine, yaşadığı dönemde kayda değer bir başarı gösteremedi. Prix Goncourt Ödülü'nü bir oyla kaybeden yazar 67 yaşına geldiği 1 Temmuz 1961'de Meudon'da yaşamını yitirdi.

Eserleri
Roman: Gecenin Sonuna Yolculuk (Voyage au bout de la nuit, 1932), Taksitle Ölüm (Mort a credit, 1936), Cesetler Okulu (L'ecole des cadavres, 1938), Can Sıkıcı Durum (Les beaux draps, 1941), Bir Şatodan Diğerine (D'un chateau a lautre, 1957) Kuzey (Nort, 1960), Rigodon (1961)