Neler söylendi cesaret üzerine.?
herkes farklı şeyler söyler ama bir tek tanımı vardır..
herşeyini kaybetmeyi göze alabilmektir cesaret..
en başta da saygınlığını ve gururunu kaybetmeyi göze alabilmektir..
çünkü cesaret sadece kavgada değil, hayatın her alanında geçerlidir.. bazen "insanlar ne der" diyerek çekindiğiniz, saygınlığınızı, onurunuzu zedeleyeceğini düşündüğünüz şeyleri yapabilmektir..
herkes her an yaşamakta bunları..
o yüzden herkesin kendince örnekleri vardır.. burada saymayacağım tek tek..
tüm korkularından arınan insan, kaybedecek şeyi kalmamış insandır..
bunun dışında sonsuz bir yüreklilikten bahsedemezsiniz..
çünkü an gelir ve kaybetmek üzere olduğunu anlayınca geri adım atmak zorunda kalır insan..
kaybedeceklerinin verdiği korku ile olur bu..
kaybedecek bir şeyiniz yoksa, size çekilmiş bir kılıcın üzerine bile atlayabilirsiniz rahatlıkla..
kaybetmeyi göze alabiliyorsanız sizin için değeri olan şeyleri,
işte o zaman gözlerinizden bir damla yaş düşer ve siz bu acıyla atlarsınız ölümün kollarına.. eğer yapmanız gerekiyorsa..
eğer bunun bir yararı olacaksa.. yaşam kurtaracaksa..
sonucunu düşünmezsiniz.. sadece yapmanız gerekeni yaparsınız o an..
tüm duygulardan arınarak.. ve bu sayede de başarılı olursunuz çoğu kez.. zihninizi bulandıran duygulardan uzakta, berrak birşekilde önünüzü görüp ihtiyaç duyulanı yaptığınız için başarırsınız..
Şeyh Şamil'in hayatını okumanızı tavsiye ederim..
gözü karalığın, zeka ile birleştiğinde nelere sebep olabileceğini görün..
maddi yoklukların üstesinden sadece zeka ve sonsuz bir cesaret ile nasıl
gelindiğini hayranlıkla izleyin..
çok sevdiğim bir sözü vardır:



"sonunu düşünen kahraman olamaz.." der Şamil üstad

sonradan çarpıtılıp, yerli mafya dizilerinde kullanılır oldu ise de gözüpekliğin

bu kadar net anlatıldığı bir söz daha işitmedim..

gerçek cesaret bunun üzerine kuruludur..

o sözde anlatılmak istenen, kahraman olmak değil,

kahramanlığın ta kendisidir.. her bireyde yaşayan, yaşaması gereken bir haslettir.. yapılması gerekeni, gerektiği anda ve tereddütsüz ifa etmek..


bir sincap.. yılan yaklaşmakta yuvasına.. sürünerek, tıslayarak..

sincabın gözü öylesine döner ki yavrularının canının endişesi ile..

vahşice yılanın üzerine saldırır.. o küçücük, şirin, zararsız yaratık,

bir aslan oluverir birden bire.. ben böyle muazzam bir şey görmedim daha

önce.. cesaret nedir diye sorana hep o sincabı anlatırım..

uzaklarda aramayalım cesareti..

bu dünyanın çarkları öylesine sindirmişki hepimizi, olan bitene

eyvallah demeye öylesine alışmışız ki.. unutmuşuz

içimizdeki cevheri.. sincabın minicik yüreğine imrenir olmuşuz..

küçük sincaplar.. pençeleriniz sandığınızdan daha güçlü..

lütfen bunu unutmayın..