Ey Nefsim !!! - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Ey Nefsim !!!

  1. Ey nefsim!

    Sen neyi istersin? Son nefesinde Azrail (A.S)'ın sana çok korkunç bir vaziyette görünmesini ve ruhunun o kıl torbasına konarak korkunç azaplarla ölmeyi mi, yoksa çok güzel yüzlü ve latif görünümlü bir şekilde gelen Azrail (A.S)'a ruhunu sanki yağdan kıl çeker gibi verip latif ve misk kokulu meleklerin elinde ölmek mi?


    Tabi latif bir ölüm istersin değil mi?

    Ey nefsim!

    Bu gaflet halinden uyanman ve Allah-u Zülcelal' e ibadet etmen gerekir. Gerçek manada ve hakiki müslüman olarak ibadetlerine dikkat etmen ve Allah-u Zülcelal' in yolunda Peygamber Efendimiz (S.A.V)'in sünnetinde ve evliyaların istikametinde yürümen gerekir. Yoksa sonunun ne olacağını iyi düşün. Mü'min kulun ruhunun "yağın içinden bir kılın çekilmesi gibi kolay çıkacağı" hadisini bilen bir zat dedi ki: "Ben o kadar Kur'an okuduğum halde bu manayı Kur'an'da bulamadım. Oysa ki ben biliyorum ki Kur-an'da şu ayet vardır:


    "Yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitapta olmasın." (En'am; 59)

    Kur'an'ı Kerim' de herşey bulunur. İşte bu yüzden ben bu mana niye Kur'an' da yoktur diye merak ettim. Bir gün Peygamber Efendimiz (S.A.V)'i rüyamda gördüm. Ona: "Ya Resulullah! Böyle böyle, bu mesele bana merak oldu." dedim. O da bana: "Yusuf suresini oku." dedi. Yusuf suresini okudum. Orada şöyle geçiyordu: "Mısırdaki kadınlar; 'Züleyha kendi kölesine muhabbet besliyor' diye onu itham ettiler, kınadılar. Züleyha da onları topladı ve her birisinin eline bir elma ve bıçak verdi. Onlar elmaları soyarken, Yusuf' u da onların yanına çıkardı. Kadınlar Yusuf' un güzelliğine bakarken, ellerini kesmeye başladılar. Yusuf' la meşgul olmaktan ellerinin kesildiğini hissetmediler, hiç acı duymadılar." Ben bunu okuyunca anladım ki, mü'minin ruhu vücuttan çıkarken, Allah-u Zülcelal, onun gözlerinin önüne ahiretteki yerini, Cennet-i Ala' yı getiriyor. Mü'min de onunla meşgul olurken, ruhun çıkarken verdiği acıyı hissetmiyor.

    Bir gün Hz. Ömer (R.A) Ka'b (R.A)'a "Ey Kaab, bize, biraz ölümden söz et." deyince, Ka'b şunları söylemiştir: "Ölüm, insan oğlunun içine sokulmuş bir diken ağacına benzer. Bu ağacın her dikenli ucu, adamın damarlarından birine batmıştır. Bir süre sonra çok kuvvetli bir insanın o ağacı geri çektiğini düşün! Ağaç geri çekilince kopardığını koparır ve bıraktığını da bırakır."

    Ey nefsim!

    Akıllı olan bir kimse gibi, ölüm anının dehşetini göz önüne getir ve onu iyice düşün. Dünyayla sarhoş olan bir kişinin yapacağı şekilde bu anlatılanları sanki duymamış, okumamış gibi olma.

    Ey nefsim!

    Eğer sen dünya muhabetiyle, keyf-u sefasıyla sarhoş değilsen ve aklın yerindeyse bu ikisinden kendine faydalı ve selametli olanını seç. Eğer ruhunun yağdan kıl çekilir gibi alınmasını ve ölürken Cennet' teki yerini görmek istiyorsan, söylediğimiz programa uy ve Allah' a itaat et ! Tabii ki sen, canının kolay alınmasını ve ölürken cennetteki yerini görmek istersin değil mi? Öyleyse: Ey nefsim! Birbirimize söz verelim, birbirimizi aldatmayalım, bu kadar gaflet yeter... Bu ömrümüz, senin elinde hep boşa sarfoldu. Sen bana ne kadar yaramaz bir arkadaşlık yaptın. Ben hep senin istediğin gibi davrandım. Şimdi tevbe edelim, Allah' a yönelelim, ömrümüzü boşa sarfetmeyelim. Şimdi madem ki önümüzde böyle tehlikeler vardır, ben de senin dediğine uyuyorum. Sana teslim oldum de, bir daha yanlış yapmamaya söz ver...

    Allah-u Zülcelal şöyle buyurmuştur:

    "Sonra onu öldürür ve kabre koyar." (Abese; 21)

    Ey nefsim!

    Düşün ki sen öldün. Şimdi kabre girmek zamanı geldi. Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurmuştur:

    "Kabir ya cennet köşklerinden bir köşktür ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur." (Tirmizi, Beyhaki)

    Hz. Peygamber (S.A.V) diğer bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur :

    "Mü'min genişleyen ve aydınlanan kabrinde yeşil bir bahçede olur. Kafir ise, daralan ve kararan kabrinde yılan ve akreplerin hücumuna uğrar. Bu yılan ve akrepler, kıyamete kadar onu ısırıp zehirlerler." (İbn-i Hıbban)

    Bildirildiğine göre Abdullah b. Ömer (R.A) şöyle demiştir: "Mü'min kul mezara konulunca, kabri yetmiş arşın uzunluğunda genişleyiverir. Üzerine reyhan kokuları saçılır, ipekli elbiselere büründürülür. Eğer dünyadayken, birazcık bile olsun Kur'an okumuş ise, onun aydınlığı kendisine yeter. Yok eğer hiç Kur'an okumamış ise, güneş gibi parlak bir nurla kabri aydınlatılıverilir. Onun kabrindeki hayatı taze bir gelinin hayatı gibi olur. Rahat uykusundan kendisini sadece aile fertleri uyandırır. Yatağından kalkınca da uykusuna doymamış gibi mahmurdur.Buna karşılık kafir kulun kabri öylesine dar olur ki, içinde kaburga kemikleri karnına geçer. Ayrıca üzerine deve boynu iriliğinde, yılanlar salınır, yılanlar kemiklerini çırılçıplak hale getirinceye kadar, vücudundaki etlerin tümünü yiyip bitirirler. Arkasından yanına kör, sağır ve dilsiz azap melekleri gönderilir. Bu azap meleklerinin yanında demir topuzlar vardır, bu topuzlarla onu dövmeye koyulurlar. Döverken feryadını duymazlar ki haline acısınlar! Kendisini görmezler ki, ona merhamet etsinler!"


    Ey Nefsim!

    Görüyorum ki tamamen dünya ile haşır neşir oldun, tamamen ona bağlandın, ondan hiç ayrılmak istemiyorsun. Gittikçe dünya muhabbeti ve mal hırsı her yanını sarıyor. Bir gün ölüm gelip seni biriktirdiğin maldan ve sevdiğin dünyadan ve dostlarından, arkadaşlarından ayıracağını düşünemez oldun.

    Allah-u Zülcelal' in sevabından ve azabından, kıyametin ve hesap gününün dehşetinden habersiz, sevdiklerinden seni ayıracak olan ölüme inanmaz bir tutum içine giriyorsun.

    Düşün bir kez, her gün evinden çarşıya gitmek için otobüse binmek için beklediğin durağa: "Ben nasıl olsa bu durakta duruyorum buraya ev yapayım, burayı süsleyeyim, burayı kendime mekan edineyim" dermisin? Yada bir nehri karşıdan karşıya bağlayan bir köprüden geçerken o köprünün ortasında: "Nasıl olsa bu köprüden geçeceğim" diyerek o köprünün ortasına biraz sonra terk edeceğin halde ev yapar, orayı mekan edinir misin?

    Peki bunları yapmak sana akılsızlık gibi geliyorsa, ruhlar alemi ile ahiret arasında bir köprü olan ve biraz sonra ölüm denen aracın seni gelip alacağı durak olan dünyaya neden bu kadar önem veriyor ve bağlanıyorsun? Bu senin yaptığında akılsızlık olmuyor mu?

    "Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Elbette Allah' tan korkanlar için ahiret yurdu daha hayırlıdır." (En'am; 32) ayet-i kerimesini düşünmüyor musun?

  2. 2008-04-03 #2
    Eyyy nefsim , bu da senin ibret alman için bir uyarıydı! Şimdi kalk ve kendini ıslah et...Teşekkürler Elif...

  Okunma: 1670 - Yorum: 1 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -