Eğitim ve öğretimin önemini izah etmek fazla bir şey olur. Bu memlekette eskiden beri bir bilgisizlik devam ediyor. Eski idareler, bu bilgisizliği devam ettirmeyi kendi devamları için bir lüzum gibi mütalâa ediyorlardı. Bu memlekette cehaleti süratle ortadan kaldırmak lâzımdır. Başka kurtuluş yolu yoktur. 1923 (Gazi ve İnkılâp. Mahmut Soydan, Milliyet Gazetesi. 9. 1. 1930)



Gözlerimizi kapayıp yalnız yaşadığımızı farz edemeyiz. Memleketimizi bir çember içine alıp cihan ile alâkasız yaşayamayız. Bilâkis ileri, medenî bir millet olarak medeniyet sahasının üzerinde yaşıyacağız; bu hayat, ancak ilim ve fen ile olur. ilim ve fen nerede ise oradan alacağız ve her millet ferdinin kafasına koyacağız, ilim ve fen için kayıt ve şart yoktur. Hiçbir mantıkî delile dayanmayan bir takım an'anelerin, inançların muhafazasındaısrar eden milletlerin ilerlemesi çok güç olur; belki de hiç olmaz, ilerlemede, kayıt ve şartları aşamayan milletler, hayatı makul ve pratik göremez; hayat felsefesini geniş gören milletlerin hâkimiyet ve esareti altına girmeye mahkûmdur. Bütün bu hakikatlerin milletçe iyi anlaşılması ve iyi sindirilebilmesi için, her şeyden evvel bilgisizliği ortadan kaldırmak lâzımdır. Bu sebeple eğitim ve öğretim programımızın, eğitim ve öğretim siyasetimizin temel taşı, bilgisizliğin giderilmesidir. Bu giderilmedikçe yerimizdeyiz. Yerinde duran bir şey ise, geriye gidiyor demektir.

1922 (Atatürk'ün M.A.D.s. 8-9)

Memleketteki bilgisizliği mutlaka gidermelidir. Bunu yapmaya mecburuz. Hepimizin esenliği için bunu yapacağız. Yazık ki, memlekette bilenler azınlığı teşkil ediyor. Hepimizin şahsî saadeti, çoğunluğun hayat ve saadetiyle mümkündür. Eğer çoğunluk, yani memleket ve millet mesut ve mamur olmazsa beş, on kişinin saadetinden ne çıkar? Bir memleketteki azınlık, eğer menfaatini çoğunluğun bilgisizliğinde ararsa umumî felâket muhakkaktır.

1923 (Gazi ve İnkılâp. Mahmut Soydan, Milliyet Gazetesi, 9. 1. 1930)

Büyük Türk milletinin, evlâtlarını yüksek bir eğitim
ve uzmanlıkla yetiştirmek için sarf ettiği gayret ve emekler az değildir. Özel ve genel idarelerden millî eğitime ayrı-etkin vasıtalar, muhtelif bakanlıklardan orta ve yüksek öğrenime sarf olunan gayretler ve nihayet malî gücü olan ailelerin, genel ve özel idarelerin Avrupa'da öğrenim için
sarf ettikleri çabalar, eğer memlekette resmen sorumlu
olan muktedir ilgililerin takibi ve gözetimi altında birleştirilirse, alacağımız sonuçların çok daha fazla ve geçireceğimiz gelişme zamanının çok daha kısa olacağı muhakkaktır.
1928 (Atatürk'ün S.D.İ, S.345)