Charles Lyell,1797 tarihinde İskoçya'da doğdu.Ancak çocukluğu İngiltere'nin en güneyinde olan New Forest bölgesinde geçti.Ailenin ekonomik durumu çok iyi olduğu için herhangi bir zorluk görmeden büyüdü.Babası şair Dante konusunda olduğu gibi karayosunları konusunda da otorite idi.Hukuk öğrenimi gördüğü yıllarda tatil zamanlarında açık alan çalışmaları ve jeoloji incelemeleri yapıyordu.Bu çalışmalarını İngiltere ve Fransa'da sürdürdü.1825 yılında baroya girdi.Babasının mali desteği sayesinde avukatlık yapmaktan vazgeçip jeoloji ile ilgilenmeye devam etti.Bütün jeolojik olayların temelinde doğal süreçlerin yattığını kabul etmişti.Günümüzdeki doğal süreçlerin ve bunların sonuçlarının da geçmiş olaylardan farkı bulunmadığını ileri sürüyordu.Etna Yanardağı'nın çevresinde,yüzey şekillerinin doğal süreçler sonunda oluştuğu ve bu süreçlerin Etna dahil,tahmin edilenden çok daha eskilerde gerçekleştiğini öne sürdü.Üstelik bu görüşlerini kanıtlayacak olan bulgular elde etmişti.


1830 yılında İtalya gezisinden dönünce ‘Jeolojinin İlkeleri' adlı kitabının ilk cildini yayımladı.İspanya'da yaptığı incelemeler sonucunda kitabının ikinci cildini 1831 yılında,nihayet üçüncü cildini 1833 yılında yayımladı.Bu kitaplarla,ilk kez bir kuşak önce James Hutton tarafından ileri sürülen düşünceleri pekiştiriyor ve detaylandırıyordu.


Charles Lyell aşırı miyoptu.Hemen hemen tüm yaşamı boyunca gözlerini kısmaktan ötürü baş ağrıları çekti.Zaten son yıllarında görme duyusunu tamamen kaybetti.Diğer bir huyu da düşüncelerine odaklanmayı başaramadığı zaman eşyalar üzerinde garip pozisyonlara girmesiydi.Örneğin iki koltuğa birden uzanıyordu,veya başını koltuğun minderine yaslayıp ayağa kalkıyordu.Düşüncelere daldığı zaman ise oturduğu koltukta öyle aşağılara kayardı ki kaba etleri neredeyse yere değerdi.


Charles Lyell ‘den bir kuşak önce James Hutton zamanında merak edilen bir konu insanların kafalarını oldukça meşgul ediyordu:İlk çağlardan kaldıkları kanıtlanan midye kabukları ve diğer deniz fosilleri nasıl oluyordu da dağların tepelerinde bulunuyordu?O kadar yüksek yerlere nasıl çıkmışlardı?

Bu konuya çözüm getirdiklerini söyleyenler iki ayrı gruba ayrılmıştı.Neptüncüler olarak adlandırılan gruba mensup olanlar,yüksek yerlerde bulunan deniz kabukları ve yeryüzündeki her şeyi yükselip alçalan deniz seviyeleri ile açıklıyorlardı.Dağların,tepelerin ve diğer yüzey şekillerinin Yerküre'nin kendisi kadar yaşlı olduğuna ve ancak küresel sellerin oluştuğu dönemlerde,sular altında kalınca değişime uğradığına inanıyorlardı.Bu grubun karşısında olan Plütonculara göre,yanardağ ve depremler yeryüzünü durmadan değiştirmişti.Ama denizlerin bu değişime hiçbir katkısı yoktu.Plütoncular'ın rakiplerine sorduğu en önemli soru,sellerin oluşmadığı dönemlerde onca suyun nereye gittiği ile ilgiliydi.Eğer bir zamanlar Alp Dağları'nı kaplayacak kadar su olduysa,bu su şimdi neredeydi?Ama gene de midye kabuklarının dağ tepelerine nasıl çıktığını ikna edici şekilde açıklayamıyorlardı.

*
Charles Lyell döneminde ise yeni bir tartışma konusu gündeme geldi.Yapılan fikir mücadelesi tümyıkımcılık yani katastrofizm ile tekdüzecilik yani üniformitaryanizm arasındaydı.Tümyıkımcılar,Yerküre'nin beklenmedik afetler,öncelikle de seller tarafından şekillendirildiğini ileri sürüyorlardı.Bu görüşleri nedeniyle rakiplerince Neptüncüler ile aynı paralelde oldukları ileri sürülüyordu.Aslında tümyıkımcılık din adamlarına daha uygundu.Zira Kutsal Kitap'ta anlatılan Nuh tufanı bilimsel tartışmalara girebiliyordu.Karşı görüş olan tekdüzecilik ise Yerküre'deki değişimlerin kademeli olduğunu ve her Yerküre sürecinin çok uzun zaman dilimleri içinde yavaş yavaş ilerlediğini savunuyordu.

Charles Lyell, Yerküre'deki değişimlerin tekdüze ve kararlı olduğuna inanmıştı.Geçmişte meydana gelmiş herşey,bugün süren olaylarla açıklanabilirdi.
1838 yılında kaleme aldığı ‘Jeolojinin Öğeleri' adlı yapıtı ile Avrupa'da bulunan en yaşlısından en gencine kadar bütün kayaç ve fosil türlerine açıklama getirdi.Çok sayıda çizim eklediği bu eserini zaman zaman güncelleştirdi,yeni bulgularıyla destekledi.1841 yılında Kuzey Amerika'ya gitti.Bir yıl boyunca hem ders verdi hem de araştırma gezilerine çıktı.1845 ile 1850 yıllarındaki gezilerinde Mississippi ırmağının doğusunda kalan bölgeler ile Kanada'nın bir bölümünü dolaştı.

1848 yılında ‘sir'ünvanını aldı.
1844 yılında Michael Faraday ile birlikte maden ocaklarında kazaların önlenmesine yönelik çalışmalarda bulundu.Birçok ödülün peşinden Londra'daki Royal Society'in en büyük ödülünü de aldı.C.Darwin'in 1859 yılında yayımladığı ‘Türlerin Kökeni' yapıtı Lyell'in çalışmalarına yeni bir hız kazandırdı.1863 yılında doğal seçime dayalı evrimci görüşü açıkça kabul ettiği ‘İnsanın En Eski Geçmişine İlişkin Jeolojik Bulgular' adlı kitabını yayımladı.

Charles Lyell sıradağların nasıl oluştuğuna dair bir açıklama getirememişti.Buzulların dönüştürücü etkisine gereken önemi vermedi.C.Darwin'in görüşlerini benimsemeden önce memelilerin en eski fosil yataklarında bile bulunduğunu ileri sürüyordu.Hayvan ve bitki nesillerinin aniden tükendiği görüşünü kabul etmiyordu.Ama yukarıda da belirttiğim gibi C.Darwin'in kitabını okuyunca evrim teorisini kabul etti.
1875 yılında öldü.

KAYNAKLAR:
A Short History of Nearly Everything
AnaBritannica