Aşırı Tüylenme, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Aşırı Tüylenme, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

  1. Adet kanamalarının başlamasıyla genç bir kızın vücudunda hormonlara bağlı ve kadına özgü değişiklikler olur. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler, yumurtalıklar, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir.


    Aşırı Tüylenme; yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert tüylerin çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında hormonal bir düzensizliği de gösterir.

    Aşırı Tüylenme, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

    Normal Kıl Büyümesi

    Her kıl derinin altında folikül adı verilen kökten büyür ve kıl derinin üzerinde kalan kısmı alınsa da kökü durduğu sürece büyümeye devam eder. İnsan vücudunda doğduğunda yaklaşık 50 milyon kıl kökü bulunur. Erişkinlerde iki tip kıl vardır, bunlardan birincisi birçok kadının yüzünde, göğüslerinde ve sırtında bulunan ince, renksiz ve kısa olan kıllardır. İkinci tür ise hem kadın hem de erkeklerin başında, koltuk altında ve genital (cinsel) bölgelerinde bulunan sert uzun ve koyu renkli kıllardır. Ön kol (dirseklerin altı) ve bacakların dizden aşağısındaki kılların sayısı kişilerin hormonal durumundan bağımsızdır ve bu bölgelerde aşırı kıllanma hastalık değildir.

    Yüzde ve Vücutta Aşırı Tüylenmenin Nedenleri

    Genellikle aşırı tüylenme kandaki androjenlerin (erkeklik hormonları) artmasına bağlıdır. Androjenler erkeklerde daha yüksek düzeylerde olmak üzere, hem erkek hem de kadında bulunan hormonlardır. Androjenler ince, zayıf ve kısa olan tüylerin sert, uzun kıllara dönüşmesine neden olur.

    Androjen düzeylerinin yükselmesine ve bunun sonucu olarak da tüylenmeye neden olan durumlar şunlar:

    Menopoz: Bu dönemde yumurtalıklardan östrojen (kadınlık hormonu) sentezi azaldığı halde androjen sentezi devam eder. Buna bağlı olarak kıllanma görülebilir.

    Genetik: Annesinde veya büyükannesinde aşırı tüylenme olan kişilerde aynı hastalığın görülme olasılığı fazladır.

    İlaç Yan Etkileri: Erkeklik hormonları veya androjenik özellikler gösteren ilaçlar alan kişilerde aşırı tüylenme görülebilir.

    Polikistik Over Hastalığı: Bu hastalıkta yumurtalıklarda birçok kist oluşur ve erkeklik hormonları fazla üretilir. Hastalarda aşırı tüylenme, düzensiz yumurtlama, adet düzensizlikleri, kısırlık ve şişmanlık görülür.

    Yumurtalık Tümörleri: Nadir olarak görülen ve androjen salgılayan tümörler de aşırı tüylenmeye neden olur.

    Adrenal (Böbreküstü Bezi) Bozuklukları: Androjenler böbreküstü bezinde de üretilir. Böbreküstü bezlerin büyümesi fazla androjen üretilmesine ve aşırı tüylenmeye neden olur.

    Aşırı Kıllanmanın Nedeninin Belirlenmesi

    Yapılan hormon testleriyle kandaki androjen ve diğer hormonların seviyeleri belirlenir. Ayrıca yapılan ultrason incelemesi ve özel radyolojik incelemelerle yumurtalık veya böbrek üstü bezlerindeki tümörler tespit edilebilir.

    Aşırı Tüylenmenin Tedavisi

    Kozmetik tedavi: Tüy dökücü kimyasalların kullanımı, ağda, traş vb. gibi yöntemlerle geçici olarak bu tüylerden kurtulmak mümkündür. Epilasyon kalıcı sonuç veren yöntemlerden biridir. Hormon tedavisi görecek kişilerin epilasyonu bu tedaviye eklemesi uygun olur.

    Tıbbi Tedavi: Aşırı tüylenmenin tedavisinde en sık kullanılan ilaçlar doğum kontrol haplarıdır. Bu haplardaki östrojenler karaciğerde androjenlere bağlanarak onların etkisini azaltır. Diğer bir ilaç olan Spiranolakton androjenlerin ciltteki etkisini engeller. Böbrek üstü bezlerinin hastalıklarına bağlı aşırı tüylenmenin tedavisinde kortizon kullanılır. Son yıllarda GnRH analoglarıyla yeni tüy çıkması engellenir. Önceden çıkan tüyler hormon tedavisiyle dökülmez, tedavinin bitiminden sonra epilasyon uygulanarak yok edilebilir. Hormon tedavisine başlandıktan ortalama bir - iki yıl sonra ilacın dozu azaltılarak, tüylenmenin tekrarlanıp tekrarlamadığı tespit edilir ve gerekirse ilaca daha uzun süre devam edilir.

    Güzelligin ve estetigin vazgeçilmez ön kosulu olarak görülen pürüzsüz bir teni gölgeleyen asiri tüylenmenin birçok nedeni var. Uzmanlar bu nedenlerin kalitimdan, hormonal faktörlere, ilaçlardan, kötü huylu tümörlere kadar uzanabildigine dikkat çekiyorlar.Binlerce yildir saglikli, tüysüz, pürüzsüz bir teni güzelligin tarifini yapan sanatçilar neredeyse vazgeçilmez bir kosul olarak görmüsler. Öyle yazip, öyle resmetmisler güzelligi.

    Tabii kaçinilmaz olarak ayni anlayis kadinlar için de geçerli olmus. Bugün kendisini güzel hissetmek isteyen her kadin cildinin , tüysüz bir görünümde olmasini istiyor. Ama ne yazik ki, her kadin bu kadar sansli degil. Basta hormonal olmak üzere birçok faktörün yarattigi killanmalar kadinlarin ciddi bir stres altina girmesine, ikili iliskilerinin, toplumsal yasamlarinin olumsuz etkilenmesine neden oluyor.

    Vücuttaki killarin artisinin hem estetik hem de sosyal açidan sorun yarattigini vurgulayan kadin hastaliklari ve dogum uzmani Opr. Dr. Erkan Sari (*) bu sikayetlerle hergün yüzlerce kadinin iç hastaliklari, endokrinoloji polikliniklerine ve estetik merkezelerine basvurarak çare aradigini belirtiyor. Dr. Sari'nin verdigi bilgiye göre sorunun anlasilabilmesi için önce vücuttaki normal kil yapisinin bilinmesi gerekiyor. Vücuttaki tüyler vellüs ve terminal killar olmak üzere ikiye ayriliyor. Vellüs denilen tüyler çocuklarin yüzelerini kaplayan ince ve renksiz tüyler. Terminal killar ise daha kalin ve renkli olup seks hormonlarina bagimli (erkeklerin çene ve karninda) veya bagimsiz (kirpik ve kaslar) olmak üzere gelisiyorlar. Erkeklik hormonlari (androjen) seks hormonunun etkili oldugu alanlarda vellüsleri, terminal kil haline çevirebiliyor.

    Kadinlardaki asiri tüylenmenin tip dilindeki adinin "hirsutizm" oldugunu söyleyen Opr. Dr. Erkan Sari, "Bu genelde androjene bagli olarak gelisir. Genç kadinlarin ortalama yüzde 25-35Õinde karin alt bölgesi, memebasi kenarlari ve dudak üst bölgelerinde terminal kil bulunur. Birçok kadinda yasla bu killarda artis gözlenir" diyor.

    Hirsutizm androjene bagli ve bagimsiz olarak iki gruba ayriliyor. Androjene bagimli tip hirsutizmde killanma, erkekte killanma görülen bölgelerde artiyor ve daha çok erginlikle ortaya çikiyor. Opr. Dr. Erkan Sari, genellikle bu tip hastalikla altta önemli bir sorun saptanmadigini belirterek, "Androjende hafif bir artmaya veya ciltte androjene karsi gelisen asiri hassasiyete bagli olarak bu bozukluk belirir. Androjene bagimli olmayan hirsutizm ise vücudun herhangi bir bölgesinde killanma artisi ile kendini gösterir" diye konusuyor. Bu durumun ya kil köklerinin kan dolasimindaki androjen hormonlara asiri duyarli olmasina ya da böbreküstü bezleri veya yumurtaliklardan androjen hormon üretiminin artmasina bagli oldugunu belirten dermatoloji uzmani Dr. Tülin Mansur (**) ise söyle konusuyor: "Ilk durumda kanda hormon miktari artmamistir, ancak kil kökleri bu normal düzeydeki hormona asiri cevap vererek normalden hizli uzar ve kalinlasirlar. Böyle kisilerde killanma ergenlikle birlikte baslar, 30'lu yaslara kadar artar, daha sonra o düzeyde kalir. Ikinci durumda ise kanda androjen hormon miktari artmistir; killarda çogalma ergenlikten önce veya sonra baslayabilir.

    Bu hormonal bozuklugun en sik karsilasilan nedenleri; yumurtalik veya böbreküstü bezlerindeki kistler, hücre çogalmasi veya iyi ya da kötü huylu tümörlerdir. Bu hastalarda androjen hormon fazlaligindan kaynaklanan adet düzensizlikleri, deride asiri yaglanma ve sivilcelenmeler, ses kalinlasmasi, gögüslerde küçülme, saç dökülmesi, kötü kokulu terleme gibi belirtiler de bulunabilir. Eger bu belirtiler oldukça hizli bir sekilde ortaya çikarsa ve kandaki hormon düzeyi çok yüksekse kötü huylu tümörlerden kuskulanmak gerekir.

    Asiri tüylenmeye bazen çesitli nedenlerle kullanilan danazol, anabolik steroidler, kortizon, progesteron, fenitoin, diazoksid, siklosporin, streptomisin, minoksidil gibi ilaçlar da yol açar. Bunlarin bir kismi androjen etkisine sahip, bir kismi da kil büyümesini dogrudan uyaran ilaçlardir. Ilaçlara bagli tüylenme genellikle kalici degildir ve ilacin kesilmesinden sonra birkaç ay içinde geriler. Çok daha nadir olarak böbreküstü bezleri ve yumurtaliklarin hormon salgilamasini düzenleyen, hipofiz adi verilen bir bezin asiri çalismasi vushing ve akromegali gibi hormonal hastaliklara ve bu hastaliklarin bir belirtisi olarak asiri tüylenmeye yol açabilir. Hipofiz bezinin prolaktin adi verilen bir hormonu fazla miktarda salgilamasi, hipotiroidi ve sismanlik da tüylenme nedenleri içinde yer alir."

    Teshis nasıl konuluyor?

    Hirsutizmin nedenleri arastirilirken önce altta herhangi bir hastalik yatip yatmadiginin incelenmesi gerekiyor. Opr. Dr. Erkan Sari, arastirma yapilirken dikkat edilmesi gereken konularda sunlari söylüyor:"Bu konuda ilaçlarin özellikle dogum kontrol haplarinin kullanmaya baslandigi yas sorulmalidir. Ayrica hastalarda aile hikayesi, adet düzeni, sismanlik hikayesi, killanma yaninda saçin ön bölgelerinde dökülme, ses kalinlasmasi gibi belirtiler sorgulanmalidir. Kanda en fazla bulunan androjen testosterondur. Testosteron cilte etki göstermek için 5 alfa redüktaz adi verilen bir enzime ihtiyaç duyar. Yapilan çalismalarda hirsutik kadinlarda diger kadinlara göre bu enzimin daha fazla oldugu gösterilmistir. Tüm bu saptamalara ragmen hirsutik kadinlarda çogu zaman altta bir hastalik saptanamamaktadir.
    Düzenli adet gören ve muayenesinde herhangi bir hastalik belirtisi olmayan kisilere genelde hormonal inceleme gereksizdir. Fakat killanma yaninda adet düzensizligi mevcut ise kan alinip serum testosteron, prolaktin, progesteron, LH ve FSH düzeyleri incelenmelidir. Hirsutizm kadinlarda ciddi psiko-sosyal sorunlar yaratan bir kozmetik problemdir. Bu olay bir hastalik olmadigi için yapilacak tedavilerin kisiye yarar ve zarari çok iyi hesaplanmalidir. Tedavi yaklasimi iki yönlüdür: 1 Killarin mekanik olarak ortadan kaldirilmasi: Hafif killanma artisi olan hastalarda mekanik olarak killarin yok edilmesi yeterli ve güvenlidir. Traslama, görünen killarin geçici olarak ortadan kaldirilmasi için en kolay yöntemdir. Birçok kisinin iddiasinin aksine tras ile killarin büyümesi hizlanmaz. Elektroliz ise bölgesel killanma için güvenli bir yöntem olmasina ragmen pahali ve uzun süreli bir tedavi gerektiren bir yöntemdir.2 Ilaç tedavisi: Iyi bir ilaç tedavisi ile terminal killar daha ince ve daha renksiz bir hale gelebilmektedir. Hafif killanmasi olan genç bayanlarda ilaç tedavisi çok iyi sonuç vermektedir. Ne yazik ki ilaç tedavisi tam bir iyilesme saglamamakta ve kimi zaman tekrarlamasini önlemek için hayat boyu sürdürülmesi gerekebilir."

    Degisik dallarin isbirligi gerekiyor. Dr. Tülin Mansur ise tedavide amacin, mümkünse nedenin örnegin örnegin kist veya tümörün ortadan kaldirilmasi oldugunu belirterek sözlerini söyle sürdürüyor:"Eger bu mümkün degilse androjen hormon artisinin ilaçlarla baski altina alinmasiyla yeni kil artislarinin önlenmesi; bunun yanisira da mevcut killarin vücuttan uzaklastirilmasidir. Tedavi cerrahi, jinekoloji, endokrinoloji, dermatoloji, kozmetoloji gibi birçok dalin isbirligini gerektiriyor. Hormonal tedavide kullanilan ilaçlar androjen hormonlarin böbreküstü bezi ve yumurtaliklardan salgilanmasini veya kil köküne etki etmesini engelleyerek killarin asiri çogalmasini baskilar.
    Glukokortikoidler, oral kontraseptifler, bromokriptin, spironolakton, siproteron asetat bu ilaçlar içinde en çok kullanilanlardandir. Bu ilaçlarin önemli yan etkileri olabileceginden mutlaka hekim kontrolünde kullanilmasi gereklidir. Tüylenme artisinda gözlenebilir bir degisiklik elde edilebilmesi için tedaviye en az 6 ay-1 yil devam edilmesi gerekir. Mevcut killarin tek basina hormonal tedaviyle ortadan kalkmayacagi bilinmelidir; bu nedenle tedavi epilasyon veya diger depilatuar yöntemleri de gerektirir. Androjen hormon fazlaligina bagli olmayan asiri tüylenme durumlarinda ise hidrojen peroksitle agartma, agda, depilatuar kremler, elektroliz veya laserle epilasyon gibi hastanin tercih ettigi yöntemlerden biri kullanilabilir."

    Hormonlara Bağlı Aşırı Tüylenme

    İstenmeyen tüyler bütün kadınların ortak ortak sorunu. Bir de bu sorunun sebeplerle arttığı, erkeksi tüylenmenin görüldüğü durumlar var. Ferti_Jin Kadın Sağlığı Merkezi'nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr.Murat Taşdemir, aşırı tüylenmeden kurtulmak için hormonal tedavinin gerekliliğine dikkat çekiyor.

    Nihayet yaz geliyor; incecik giysilerle birlikte özgürlüğümüze de kavuşacağız...Kış boyu havasız kalan cildimiz havayla daha fazla temas edecek. Böylelikle kendimizi daha iyi, daha hafif ve enerjik hissedeceğiz.

    Ancak öyle bir sağlık sorunu var ki bu mutluluğu temelden sarsarak engelleyebiliyor. Aşırı tüylenme. Kollarda, bacaklarda, karın ve göğüs bölgelerinde olduğu kadar yüzde yüz görünen bu sorun kişide deprasyona kadar ciddi sonuçlar doğurabiliyor.


  2. 2010-09-02 #2
    ne olur bu derdime bir çare

  3. 2010-09-02 #3
    Alıntı:
    esra yıldız Nickli Üyeden Alıntı
    ne olur bu derdime bir çare
    Derdinize çare böyle olmazki doktora gideceksin hormon bozukluğuysa sorunun gerekli tedaviyi olacaksın.

  4. 2010-09-03 #4
    yumurtalıklarımda kist olduğu için aşırı tüylenme yaşadığımı söyledi doktorum ilaçlarımı kullanıyorum ama hiçbir değişiklik yok gibi geliyor sadece lazer epilasyonla mı geçiyor bu tüylenme ne yapabilirim yardımcı olur musunuz...

  5. 2010-11-04 #5
    8.5 yaşında olan kızımın böbrek üstü bezinde 5 cm büyüklüğünde kis var. ameliyatla alacaklar ve iyi- kötü huylu olduğunu inceleyecekler. ancak yukardaki yazıyı okuyunca içimde bir his kötü huylu çıkacak diyor. çünkü kızımda ses kalınlaşlamsı ve aşırı tüylenme var. kötü huylu çıkarsa ne gibi bir tedavi uygulanacak.
    telekkürler

  6. 2010-11-04 #6
    Laparoskopik Adrenalektomi (Böbreküstü bezinin alınması)

    Adrenal (böbrek üstü bezi, surrenal) hastalıklarının teşhisindeki radyolojik olarak organın görüntülenmesindeki tekniklerde, ameliyat öncesi tedavi önlemleri ve anestezideki gelişmeler ile adrenal bezin laparoskopik olarak cerrahi tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.
    Böbrek üstü bezinin hastalıklarının teşhisi ve bu bozukluklara planlanan yaklaşımlar oldukça dikkatli yapılması gereken hususlardır.
    Laparoskopik cerrahi adrenal hastalıkların cerrahi tedavisinde minimal cerrahi hasar ve ameliyat sonrası düşük ağrı, hızlı iyileşme sağlayıcı etkisiyle tüm dünyada ilk adımda uygulanan cerrahi yaklaşım halini almıştır. Açık cerrahi özellikle 6 cm'den büyük adrenal tümörlerin cerrahi tedavisinde tercih edilebilecek iken, 10 cm'e kadar olan adrenal tümörlerde de laparoskopik cerrahi uygulanabilmektedir. 6 cm.'den ufak, aktif ya da inaktif adrenal tümörlerde laparoskopik adrenal cerrahisi en iyi cerrahi tedavi olarak kabul edilmektedir.

    Ameliyat öncesi hazırlık dönemi

    Ameliyat öncesinde adrenal tümörlerin mutlaka endokrinoloji hekimleri tarafından değerlendirilmiş olması gereklidir. Gerekli hormonal değerlendirmeler ve hazırlıkların ardından cerrahi tedavi planlanmalıdır.
    Ameliyat öncesindeki 10-15 gün içinde genel anestezi açısından yapılması gereken hazırlıklar:
    * Tam idrar tahlili
    * Tam kan sayımı
    * EKG (elektrokardiografi)
    * Serum açlık kan şekeri, kreatinin, karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST, GGT), elektrolitler (sodyum, potasyum, klorür)
    * Akciğer grafisi

    Feokromasitoma denilen ve fonksiyonel (hormonal aktif) adrenal tümörüne bağlı yüksek tansiyonu olan hastalarda ameliyattan 2 hafta öncesinden kan basınıcı (tansiyon) kontrolünü sağlayacak ilaç tedavisinin başlanması gereklidir.

    Ameliyat dönemi

    Ameliyat gününden önceki akşam, gece yarısından sonra hiçbirşey yenilmemesi ve içilmemesi gereklidir. Bu, genel anestezi sırasında midenin boş olması için önemlidir. Genel anesteziyi uygulayacak anestezist hekim ile genel anestezi risklerini ve faydalarını görüşmeniz önerilir.
    Ameliyat nedeniyle hastada aşırı stres ve korku var ise, ameliyattan önceki akşam ve sabahında raahtlatıcı, stres azaltıcı ilaç verilebilir. Bu tedavinin mutlaka anestezist hekim kontrolünde düzenlenmesi gereklidir. Ameliyat laparoskopik ce açık cerrahi tecrübesi olan cerrahi ekip tarafından yapılmalıdır.

    Ameliyat sırasında genel anestezi aldıktan sonra ameliyat süresince ve sonraki 24 saat süre için idrar çıkışını doğru şekilde takip etmek için idrar yolu sondası takılır.
    Hasta 45o yan pozisyonda yatırılır. Adrenal tümörlerinde uygulanan açık cerrahi de genelde uygulanan ameliyat kesisi (insizyon) şekil-1'de görüldüğü gibi iken, laparoskopik cerrahi de uygulanan ameliyat kesilerinden birisi 1.5 cm olup, diğer 2 ya da 3 adet adet ½ ve 1 cm.lik ufak insizyonlardır (şekil-2).

    şekil-1: Açık adrenalektomi şekil-2: Laparoskopik adrenalektomi*
    Kırmızı çizgi: 10 mm, Mavi çizgi: 5 mm.
    Laparoskopik cerrahi bölümünde anlatıldığı gibi, kullanılan teleskop ile ameliyat sahası normalin 5-10 katı büyüklükte ve net olarak görülebilmekte ve ufak boyuttaki uzun ince ameliyat aletleri ile cerrahi uygulanmaktadır.
    Cerrahi sonrası çıkartılan adrenal tümör, ameliyat sahasında ufak bir cerrahi torba içine konur ve ameliyat alanı kanama kontrolünü takiben en büyük delikten dışarı alınır.

    Ameliyat sonrası dönem

    Cerrahi sonrası ameliyathanede uynama odasında hasta bir süre takip edilir. Bu takipte kan basıncı (tansiyon), nabız sayımı, solunum sayımı, cerrahi drenajdan gelen sıvı miktarı izlendikten sonra hastanın stabil olduğu gözlendikten sonra servisteki yatağına alınır.
    Hastada birkaç saat süre ile genel anestezi etkisi devam edecektir. Ameliyatın gerçekleştirildiği alanda hafif ağrı ve rahatsızlık hissi duyulabilir. Kan basıncı, nabız sayısı, solunum sayısı, ateş takibi yanında hastanın isteğine bağlı ağrı eksici tedavi uygulanabilir. Ertesi gün barsak hareketleri kontrolü ile doktorunuzun önerisi ile ağızdan gıda ile beslenmeye geçilir. ıdrar sondası genellikle ameliyatın sonrasındaki akşam ya da sabah alınır. Hasta yürütülür ve bunun ardından drenaj çalışmıyorsa alınır. Hastanın stabilizasyonu kontrol edilerek hasta evinde istirahat etmek üzere çıkartılır.

    Ameliyat sonrasındaki ilk gün genellikle sıvı ya da yumuşak gıda ile beslenme tercih edilir. Sonraki dönemde normal beslenmeye geçilir.

    Hastaneden çıkışta hastaya hastalığı, geçirdiği ameliyat hakkında geniş bir özet verilirken, hastayı gönderen hekiminin bilgilendirilmesine ve hastanın tedavi arşivine konulmak üzere ameliyatının görüntüleri hastaya (istenildiği takdirde) verilebilir.

    Çıkış özetinde takip sıraısnda dikkat edilecek tüm hususlar ve ne zaman hangi tetkiler ile kontrole geleceği belirtilmiştir.

    Laparoskopik ameliyattan sonraki ikinci gün banyo yapılabilir. Banyo yapılması için deliklerdeki minik dikişlerin alınmasının beklenilmesine gerek yoktur.

    Hastaneden çıkıştan sonraki 10-14 gün sonrasında ameliyatınızı gerçekleştiren doktordan kontrol için randevu almanız önerilir. Bu randevuda alınan adrenal dokunun patoloji raporu hasta ile birlikte değerlendirilir ve ameliyat sahasının yara noktaları gözden geçirilir. Kötü huylu tümör olan olgularda periyodik olarak takiplerinizin yapılması gereklidir. Bu periyodlar 3. ay, 6. ay, 12. ay, 18. ay, 2. yıl ve 5 yıl süre ile yıllık takipler şeklindedir. Takiplerde yapılacak değerlendirmeler batın BT (bilgisayarlı tomografi), akciğer grafisi, kan testleridir. Hipertansiyona neden olan fonksiyonel aktif tümörlerde, hiperaldosteronizimde, Cushing hastalığında ameliyat öncesi ayarlanmış olan tedavilerinizin yeniden düzenlenmesi ve doz ayarı gerekebilir.

    Bu kısa bilgilendirmenin sizin için faydalı olduğunu umarım. Adrenal tümörler ve adrenal hastalıklar konsunda ve laparoskopik adrenal cerrahisi hakkında daha fazla detaylı bilgi almak için
    Doç. Dr. Tibet Erdoğru ile görüşülebilir.

    Laparoskopik adrenalektominin avantajları nelerdir?

    * Büyük bir ameliyat kesisi yerine üç ya da dört adet ufak cerrahi kesi izi
    * Açık cerrahideki gibi cerrahi kesi yerinden fıtıklaşma riski yok
    * Cerrahi kesi sırasında kas tabakaları ve sinirlerin kesilmesine bağlı uzun süreli kronik ağrı gelişim riski çok düşük
    * Ameliyat sonrası dönemde daha az ağrı
    * Kısa süreli hastanede kalma -genellikle ameliyattan sonraki 1 ya da 2. gün hastaneden çıkılmaktadır-
    * Hızlı iyileşme ve kısa sürede günlük aktivitelere dönme

  7. 2011-03-07 #7
    Yüzümde kıl cıkıyoo nedendir tedavisi veya ilacı nedir ?

  8. 2011-03-07 #8
    sağlıkla ilgili konuları lütfen doktora danışın burdan yanlış yönlendirilebilirsiniz her insanın yapısı farklıdır internette anlatılan bilgiler genel bilgilerdir bu yüzden bir uzmana görünmek en iyisi burdan laç ismi filan vemek yanlıştır söylenen ilaç yan etki yapabilir sorununuz artabilir

  9. 2011-08-09 #9
    yüzümde aşırı tüylenme ve akne var doktorkullandığım ilaçlarla alakası olmadığını söyledi ne yapabilirim

  10. 2012-03-24 #10
    benimde yüzümde aşırı tüylenme var acaba yüze lazer yaptırmalı mıyım

  11. 2012-08-29 #11
    cleocin T akne ilacı kullanmaya başladığım gün yüzümde aşırı derecede tüylenme başladı ilacı kesersem yan tüylenmede bitermi

  Okunma: 44913 - Yorum: 10 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -