Çin uzay ajansı tarafından yapılan bir açıklamayla ülkenin 2024'te Ay'a insan göndermeyi planladığı duyuruldu. Yapılan açıklamada, ülkenin bu proje için gerekli teknoloji, teçhizat ve ekonomik güce sahip olduğu belirtildi. Çin ayrıca, gelecek yıl fırlatılacak bir uzay aracıyla Ay'ın yüzeyi üzerinde araştırmalar yapacak.


Uzaya insan gönderen üçüncü ülke olan Çin, son zamanlarda uzay programının elde ettiği başarı ile gerek ulusal gerekse uluslararası alanda kredisini oldukça artırmış bulunuyor. Ülke, kendi bölgesindeki en büyük rakibi olan Japonya ile arasındaki yarışta pek çoklarına göre şimdiden galip gelmiş durumda. Dünya çapında da büyük bir başarı elde eden Çin, ABD ve Avrupa gibi uzay araştırmalarında iddialı diğer ülkelerle boy ölçüşüyor.

Çin uzay ajansı, yaptığı son açıklamayla uzaya insan gönderilmesinden sonraki en büyük projesini açıkladı. Bu açıklamaya göre, 2024'te Ay'a Çin astronotları ayak basacak. Çin, geçen sene yaptığı bir açıklamada üç aşamalı bir proje ile astronotlarının 2017'de Ay'a ayak basacağını duyurmuştu. Bu projenin revize edilmiş bir hali olan yeni proje, dört aşamadan oluşuyor ve Ay'a ayak basma tarihi 2024'e alınmış bulunuyor.


Uzaya insan göndermeden oluşan birinci aşama geçen sene başarılı bir şekilde gerçekleştirildi. Uzay yürüyüşünün uygulanacağı ikinci aşamanın 2007'de gerçekleşmesi ve 20015'e kadar sürdürülmesi bekleniyor. Projenin üçüncü aşamasını, Ay'dan çeşitli örnekler getirilmesini sağlayacak olan robot görevi oluşturuyor ve tarih olarak 2017 gösteriliyor. Projenin nihai dördüncü aşaması ise 2024'te aya Çinli astronotların ayak basmasından oluşuyor.

Ay'da gerçekleştirilmesi muhtemel helyum-3 araştırmaları, Çin'in büyük uzay projesinin arkasındaki itici güç olarak düşünülüyor. Dünya'da neredeyse hiç bulunmayan, helyumun radyasyon içermeyen izotopu olan bu gazımsı helyum-3, çevre kirliliği yaratmayan yakıt kaynağı üretimi için büyük bir potansiyele sahip bulunuyor. Helyum-3'ün Ay'da bol miktarda bulunduğuna inanılıyor.

Helyum-3'ten faydalanacak teknoloji her ne kadar şu an geliştirilmiş olmasa da, bu element, geniş çevreler tarafından petrol ve gazın yerini alabilecek bir enerji kaynağı olarak görülüyor.