Sehl b. Sa'd radiyallahu anh'den rivayet edildigine gore Nebi sallallahu aleyhi ve sellem soyle buyurdu:
" Ameller sonuclarina gore degerlendirilir.."(1)

Vurud Sebebi
Bir savasta buyuk yararlik ve kahramanlik gosteren bir kisi vardi. Ancak Hz. Peygamber onun "cehennemlik" oldugunu bildirmisti. Gorenlerin takdirini kazanan bu kisi neticede, aldigi yaralarin acisina dayanamayarak intihar etti. Bunun uzerine olaya sahit olanlar gelip durumu Hz. Peygamber'e haber verdiler. Resul-i Ekrem Efendimiz de;

"- Ey Bilal! Kalk, mu'minden baskasinin cennete girmeyecegini ve Allah'in bu dini gunahkar bir kisi ile de teyid edecegini ilan et!" buyurdu.

Benzer bir olayla ilgili rivayette de Efendimiz;

" Kisi cennetlik oldugu halde cehennemliklerin yaptiklarini yapar. Yine insan cehennemlik oldugu halde cennetlik olanlarin islediklerini isler. Halbuki ameller sonuclarina gore degerlendirilir" buyurur.

Hatta bir baska rivayette de kisinin amelinin goruntusune degil, onun nasil sonuclandigina bakmak gerektigine dikkat cekilmektedir(2).

Bas Mes'ele
Bu rivayetler gosteriyor ki her muslumanin en ciddi ve bas maselesi, "husn-i hatime" yani "musluman olarak olmek"tir. Biz de burada bu konuya ait kisa tesbitlerden olusan toplu bilgiler sunmak istiyoruz:
En buyuk mutluluk ve tehlike bizzat imandan, onun niteliginden dogmaktadir.Zira iman, kalite ve nitelik yonunden yapilan bir degerlendirmeye gore bes kisma ayrilmaktadir:

Iman-i matbu'(tabii iman). Bu, meleklerin imanidir. Yani hic bir melek imansiz olmaz.

Iman-i ma'sum (sigortali iman). Bu, peygamberlerin imanidir. Sonu garantilidir. Hic bir peygamber imansiz olmemistir.

Iman-i makbul (kiymetli iman). Bu, mu'minlerin imanidir. Ancak sonunun garantisi yoktur. Mes'ele de bu noktada dugumlenmektedir. Gercek tehlike ile en buyuk mutluluk iste tam bu noktada birlesmektedir.

Iman-i mevkuf veya muallak (askidaki iman). Bu, ehl-i bid'atin, Islam'i Sunnet uzere degil, kendi anlayis ve uydurduklari sekiller icinde yasamaya kalkanlarin imanidir. Bunlar, Sunnet'e donerlerse imanlari makbul iman grubuna yukselir. Degilse, bir sonraki iman derekesine duser.

Iman-i merdud (reddedilmis iman). Bu, munafiklarin imanidir. Hic bir degeri yoktur. Kafir icin ise, zaten iman soz konusu degildir.

Konum yonunden tam orta bir noktada, bir anlamda da en garantili yerde gorunen mu'minlerin imani, sonunun garantisiz olusu dolayisiyla en kritik iman turunu olusturmaktadir. Yani mu'minler, en tehlikeli ve en uc noktada bulunmaktadirlar. Muslumanca yasamak, iman tekerlegini bu uc ve tepe noktada sonuna kadar tutabilmenin geregi ve savasidir. Musluman kalmak da bu savasi kazanmak anlamina gelmektedir.

Allah'in buyrugu
"Ey mu'minler! Allah'a karsi gerektigi sekilde saygili olun ve ancak musluman olarak olun!" (3)
Su ya da bu sekilde olmek kulun kendi iradesine birakilmis degildir. Buna ragmen Yuce Rabbimiz'in verdigi bu emir, bize, " musluman olarak olebilmek icin musluman olarak yasamaya devam edin" mesajidir. Musluman olarak yasamanin yolu da bir sonraki ayette, habl-i ilahi olan Kur'an'a toptan ve simsiki yapisarak tevhid uzerinde toplanmak, ayrilik ve ihtilaflardan uzak kalmak olarak gosterilmektedir.

Hz. Peygamber'in tavsiyesi
Abdullah Ibni Amr Ibni'l-As, Hz. Peygamber'in soyle buyurdugunu bildirmistir:
"Kimin cehennemden kurtarilip cennete konulmak hosuna giderse, olumunu Allah'a ve ahirete inanmis olarak karsilasin."(4) Cunku "isler sonuclarina gore degerlendirilir(5). Cunku "her kul oldugu hal uzere diriltilir(6)
Peygamberlerin ortak tavsiyesi
Kur'an-i Kerim bu konuda Hz. Ibrahim ve Hz. Yakub'un tavsiyelerini soyle haber vermektedir:
"Rabbi, Ibrahim'e "teslim ol" buyurunca o, "alemlerin rabbina teslim oldum" dedi. Ibrahim bunu ogullarina da tavsiye etti. Yakub da "- Ogullarim! Allah sizin icin (Islam) dini(ni) begenip secti. O halde siz de ancak muslumanlar olarak can verin" dedi."(7)
Bu ayetler, musluman olarak olebilmek icin, Allah'in secip begendigi, kemale erdirdigi dini yasamak, ondan ayrilmamak yani musluman kalmak geregini vurgulamaktadir.

Imandan donmek
Musluman kalabilmek icin, imansizligin atese atilmak ile ayni anlama geldigi unutulmamali ve ayni sekilde cirkin bulunmalidir. Nitekim Efendimiz imanin tadina ulasabilmek icin "Allah kendisini kufurden kurtardiktan sonra tekrar kufre donmeyi, atese atilmak gibi kotu germek gerektigini bildirmistir.

Hz. Yusuf'un dilegi
Imanla olmek garantisine ragmen Hz. Yusuf'un su duasi pek dikkat cekicidir:
"Rabbim! Bana hukumranlik verdin, ruyalarin yorumunu ogrettin. Ey goklerin ve yerin yaraticisi! Dunya ve ahirette koruyucum sensin. Beni musluman olarak oldur ve iyilere kat."(8)
Musluman kalmak icin acik-gizli butun tesir odaklarina karsi uyanik olmak lazimdir. Ozellikle ehl-i kitap denen Yahudi ve Hristiyanlarin olumsuz tesirlerine kapilmamak gerekir.
"Ey iman edenler! Eger kendilerine kitap verilenler icinden herhangi bir gruba itaat edecek olursaniz, sizi imaninizdan sonra dondurup kafir yaparlar"(9)

Dort dusman
Dort dusmana dikkat edilmelidir.
Imam Gazzali, insani sasirtacak, muslumani olumsuz yonde etkileyecek nefis, seytan, dunya ve oteki insanlar olmak uzere dort dusmaninin bulundugunu belirtmektedir. Bunlara karsi surekli bir teyakkuz halinde bulunmak gerektigi aciktir.
Dunyanin giderek kuculdugu, insanlar arasindaki iliskilerin iyice girift bir hal aldigi gunumuzde musluman, gonul berrakligini ve iman nezahet ve sadakatini koruyabilmek icin sinir bekcilerinin uyanikligina es fevkalade bir teyakkuz halinde olmalidir. Atalarimiz ne guzel ifade etmisler; "su uyur, dusman uyumaz". Iman dusmanlari ise, hic mi hic uyumaz.
Fir'avn'a ragmen Hz. Musa'ya inanan sihirbazlar, Fir'avn'in kendilerine yonelttigi iskence ve olum tehditlerine karsi imanlarinda sebat gostermisler, "yapacagini yap, sen ancak bu dunya hayatinda istedigini yapabilirsin" demisler ve Allah'a soyle iltica edip siginmislardir:

"Rabbimiz! Bize sabir ver ve bizi musluman olarak oldur!" (10)
Kur'an-i Kerim'in gozlerimiz onune serdigi bu ornek, gunluk hayatta degisik ve cesitli sebep ve zorlamalarla bunalan muslumanlarin, imanlarinda sebat etmelerini ve Allah'a iltica ederek O'ndan yardim dilemelerini hatirlatmaktadir.

Hz. Peygamber'in en sik yaptigi dualardan biri de musluman kalmakla ilgilidir:
Ummu Seleme validemiz'in bildirdigine gore Hz. Peygamber sik sik su duayi yapardi:
"Ey kalbleri halden hale (renkten renge, sekilden sekile) ceviren Allahim! Benim kalbimi dinin uzere sabit kil!"(11).
Musluman kalmanin Hz. Peygamber'in arzusu oldugunu gosteren bu dua, herhalde fevkalade guclukler icindeki gunumuz muslumaninin dilinden hic dusurmemesi gerekli bir yakaristir.
Ey Rabbimiz! Bizi de dinin uzere kalblerini sabit kildigin kullarindan eyle!
(HADISLERLE GERCEKLER3, 70)