U.K Schmidt teleskobunun 6.4 derecelik açıyla kare bir gökyüzü parçasını kaydedebilen tek bir 35.6 ya 35.6 cmlik filmi, yüzlerce megabayt degerinde veri içeriyor

Daguerrenin 150 yıl önce çektiği ilk ay fotoğrafıyla baslayan astronomide fotoğraf kullanımı, araştırmalar için önemini hala koruyor.Son on yıl içerisinde çoğu gözlemcinin , yük koşulu aygıtlar (charged-coupled-devices/CCD) ve fotoğraftan çok daha iyi ışık toplayan elektronik dedektörler kullanmaya başlamasıyla astronomide fotoğraf kullanımı azalmaya başlamıştı. Yinede, CCD'ler fotoğrafın birçok niteliğini özellikle de geniş alanların ince ayrıntılı ve dogru renklerini kağıda resmetme üstünlüğünü aşamıyorlar. Kısa bir süre önce,Anglo-Australian Gözlemevinde çektiğimiz renkli resimler bunu bir kez daha belgeledi. Kullandığımız teknik, iskoçyalı fizikçi James Clerk Maxwelin (1831-1879) yaklaşık 100 yıl önce geliştirdiği tekniğin geliştirilmiş bir biçimi.


Elektronik görüntü ile karşılaştırıldıgında fotoğrafın en önemli üstünlüklerinden biride ,örnegin. Avustralyadaki U.K Schmidt teleskobun geniş görüş alanı gibi neredeyse sınırsız bir alanda, fotoğraf camlarının yüksek rezolusyonlu, ince görüntüler yakalayabilmesi. Oysa en büyük CCD ler ancak birkac santimetrekarelik bir alanda ölçüm yapabiliyorlar.

Fotoğraf çekimi bu yüzden yakın gökada ve nebulalar gibi yaygın astronomik nesnelerin görüntülerini kayıt etmek için daha üstün bir yöntem olmayı sürdürüyor.
Üstelik fotograf kağıdı , çok sayıda görsel bilgiyi birarada barındıracak bütünlügü olan bir ortam. U.K Schmidt teleskobunun 6.4 derecelik açıyla kare bir gökyüzü parçasını kaydedebilen tek bir 35.6 ya 35.6 cmlik filmi, yüzlerce megabayt degerinde veri içeriyor.

Renkli goruntuler, astronomik bir fotografta saklanan bilgiyi , sezgimize açık ve çekici bir biçimde sunuyor.Gercekten de bulutsu, gökada ve yıldızların renklerini ölçmenin, bunların yapı ve fiziksel durumlarını anlamamızda önemli bir yeri var. Yinede aslına bakılırsa arastırmacılar astronomik nesnelerin çoğunda gizlenen renkleri açıga çıkarmanın değerini kavramakta gecikmişler. Astronomların çoğu rengi hala ölçülmesi kolay fakat film üzerine aktarımı pek olanaklı olmayan soyut bir kavram olarak görüyor.


Geleneksel renkli filmlerin kısıtlılıgı astronomların renkli fotografla ilgilenmelerini sürekli engellemiş.modern filmlerde mavi yeşil ve kırmızıya gümüş tuzu tabakasından oluşan üç fotoğraf tabakası bulunuyor. Bu tabakalar film banyo edildiğinde mavi,sarı ve magenta renkler yaratıyorlar. Böyle filmler başka nesneler için kullanışlı olsada, uzak gök nesnelerini gerçek renkleriyle görüntülemekte başarılı değiller.

Renkli filmler, gündüz boyunca güneş ışığının ayrıştırdığı elektron ve iyonların yeniden birleşmesinin atmosferin üst katlarında yarattığı zayıf fakat her yana yayılan ışıltısından, gece gögünün hava pırıltısından (night sky air glow) olumsuz sekilde etkilenir. Hava parıltısı fotoğraf filmlerini yavaş yavaş sislendirerek duyarlılıklarını azaltır. Üstelik, kimi bulutsular, ışığı renkli filmlerin iyi kayıt edemediği, kesintili belli renk ve dalga uzunluklarında yayarlar. Ve nihayet renkli filmler, fotoğraf ortamının duyarlılığını arttırmak için astronomların genellikle kullandıkları karmaşık aşırı duyarlılaştırma işlemlerini de gerektiği gibi karşılayamaz.

İşte bu sorunlardan kaçınmak için,Maxwell'in renkli görüntü yaratmadaki saygın tekniğine başvurduk.Maxwell, görmenin doğasını araştırırken, kırmızı,yeşil ve mavi ışıkla resmi çekilen bir nesnenin rengini, olduğu gibi elde edebileceğini kanıtlamıştır. Ortaya çıkan negatiflerden, daha sonra kırmızı, yeşil ve mavi filtrelerden beyaz perdeye yansıttığı, siyah beyaz üç saydam (diapozitif) elde etti. Maxwell perde üzerine yansıtılan görüntüleri üstüste koyark, 1861 de Londra Kraliyet Ennstitüsünde şaşkınlıktan dona kalmış bir seyirci topluluğuna dünyanın ilk renkli fotoğrafını gösterdi.

Biz maxwell yönteminin yenileştirlmiş bir türü ile üç ayrı siyah beyaz filmle, renkli fotoğraf çekiyoruz. Görüntüyü bu yolla elde etmek, renkli filmlerin bir çok kısıtlamalarına son verdiği gibi, teleskobun siyah beyaz negatiflerini pozitif filmlere dönüştürme aşamasında, bir çok karanlık oda teknikleri kullanmayada uygun.

Bu tekniklerin en değerlisi, kimi astronomik negatiflerin geniş kontrast dizisini yitirmeksizin ince ayrıntıları yumuşatmak için, bulanık pozitif fotoğraf kullanan keskin olmayan maskedir (unsharp masking). Fotoğraf güçlendirme (photographic amplification) olarak bilinen başka bir yöntemde, görüntünün silik bölümlerini içermeye eğilimli fotoğraf emülsiyonunun üst tabakalarını seçerek aydınlatır. Aynı gökyüzü parçasının farklı pozları arasındaki ince ayrımlarını açığa çıkartmak için, bir çok negatifi üst üste getirerek birleştirir yada aynı nesnenin negatifini pozitifiyle aydınlatarak görüntüleri birbirinden çıkarırız.

Fotoğrafın pozitiflerinin kalitesi hoşumuza gittiği zaman, bunları bir agrandizöre yerleştirir ve uygun kırmızı,yeşil yada mavi filtrelerden yansıtırız. Maxwell in aksine, görüntüleri, daha sonraki bütün renkli resimlerin yapılacağı ana negatif olacak geniş bir geleneksel renkli negatif film üzerine yansıtırız.

Bu katma-ekleme yöntemi bize renk dengesini öyle denetlettirirki, astronomik nesneler, düşük ışık düzeylerinde tam renk hassasiyetini yitirmemiş insan gözüne nasıl gözükecekse, öyle gözükür. Fotografını çektiğimiz nesnelerin çoğu daha önce renkli olarak görülmemiştir. Bu yüzden, ilk görülüşleri çoğu kez, kişiye görkemli bir sürpriz gibi geliyor. Bu sayfalardaki resimler yaklaşımımızın hem bilimsel gücünü, hemde estetik değerini gösteriyordur.