"Hello Dolly" ama bu dört ayaklısı...

Kendinizden kaç kopya alırdınız?

Pek farkında değiliz ama İnsanlık tarihinin dönüm noktalarından birisini yaşıyoruz. Türkiye´miz, öylesine bir karmaşanın içinde yaşıyor ki, bu dev olayın bilincine varamadık. Gazetelerde birinci sayfada yer almasına rağmen, olay asla kangrenleşmiş politik kaosun önüne bir türlü geçemedi. Oysa ki, bu olay Türkiye´nin yaşadığı sorunların çok ötesinde tüm insanlığın en çarpıcı beş olayından birisiydi


ve aynı zamanda da korkulu rüyası;

Dr. Frankestein´in öyküsü artık gerçek biraz farklı da olsa yapay insan üretiminin kapıları aralandı. İskoçya, Roslin Enstitüsü´den Dr. Ian Wilmut ve ekibi, bir canlının kopyasını "Clon" çıkarmayı başardılar. Bu kısacık cümlenin ardında, akılalmaz bir başarı var; herşey dişi bir koyunun hücresiyle başladı ve Dolly dünyanın en ünlü koyunu hatta en ünlü canlısı oldu. Hiç abartmıyoruz; hangi canlı, aynı anda "The Economist" ve "Time" dergilerinde kapak, "Newsweek", "Der Spiegel", "Paris Match", "Life"da ayın konusu ve dünyanın en önemli gazetelerinde sürmanşet olabildi ki? Hangi canlı tüm dünya televizyonlarında (bizdekiler ve bazı otuzbeşinci dünya ülkeleri dışında) birinci haber olabildi ki? Dolly, aynen uzaya ilk çıkan canlı olan köpek "Laika" gibi bilim tarihinin unutulmayanlarından olacak...


Başkan Bill Clinton, haberi duyunca önce başımızın dertte olduğunu söyledi ardından 90 gün içinde çok geniş bir rapor hazırlanmasını emretti, sonra da Amerikalı bilim adamlarının bu konuya çekimser kalmalarını istedi (!) Fransa Tarım Bakanı, geleceğin ahırlarının iğrenç olacağını, altı bacaklı piliçlerin dolaşacağını belirtti. Vatikan donakaldı, birşey söyleyemedi. Economist´in yorumuna göre, Medya ve mistik camia, tüm antik korku ve fantazilerini ortaya çıkardı; artık Hitler´in clonlarından oluşan ordulardan, Mozart´lardan ve Huxley´in proleter kölelerinden söz ediliyordu. Dolly ile başlayan "devrim"in ikinci adımında bir maymun vardı ve aynı ekip bunu da başararak kopyasını çıkardı. Korku daha da büyüdü. Sıra insanda mıydı?

"Denetlenmeli ve kısıtlanmalı"

20 yıl öncesinden beri bilim dünyası, yakın bir gelecekte insan clonlarının yapılabileceğini öngörüyordu. Bilimsel bilincin duygusuzluğunun karşın, clon düşüncesi çok kişide hemen negatif duygular uyandırıyordu. Newsweek´den Kenneth L. Woodward, insan kopyalamanın artık mümkün olduğunu ve toplumun bütünüyle ahlaki bir çöküşe geçeceğini düşünüyor ve "Bugün bir koyun, yarın ise çoban mı? diyor. Beyaz Saray´ın bu kadar telaşlanması boşuna değil, hatta ABD Kongresi´de deneylerin kısıtlanmasını ve araştırmacılar üzerinde derhal bir kontrol sisteminin kurulmasını isteyen sesler duyuluyor. Ama bütün bunlar işe yaramayacak çünkü demokratik batı ülkelerinde, hükümete bağlı olmayan özel bilim kurumlarının denetlenmesi mümkün değil. Woodward, New York Yeshiva Üniversitesi´den Moses Tendler´in; "Bilimde tek bir kural vardır; ne olabilirse o olacaktır." dediğini belirtiyor. Elbette ki ahlakçılara ve tutucu teolojiye göre, insan kopyalanması şeytanidir yani günahtır ve Yaratıcı´nın işine karışılacaktır. Ama işin garibi, buna taraftar olan din adamları da var; yine Woodward, Jesuit ahlakçı Peder Richard McCormick´in açıklamasından da söz ediyor; "Bir insan kopyalanmayı isteyebilir; bu bunaltıcı bir egodur ama niçin bir diğer Einstein daha olmasın? Bu yolla üstün oluşumlar yapılabilirse, olayın "eugenic" (insan ırkının psikolojik ve fizyolojik olarak soyaçekim yoluyla gelecek nesillerde ıslah edilmesine çalışan bilim dalı) çalışmalardan ne farkı olabilir ki?" Ve McCormick devam ediyor; "Ben inanıyorum ki, organ naklinde çok önemli bir adım bu ve niçin kısır çiftler bu şekilde çocuk sahibi olmasınlar? Dölsüzlük ille de şeytanın işi değil ki..."


"Yedi yıl içinde ilk kopya insan-bebek doğacak..."

Kopyalama, tüm dinsel camiayı ayağa kaldırdı; Hemen hemen her dinbilimci, kopya insanın bir ruhu olacağını kabul ediyor; Papa henüz birşey söylemedi ama Vatikan birçok defa açıklama yaparak tedavi amacıyla yapılmayan tüm araştırmalarda insan embriyosunun kullanılmasını zaten çoktan yasaklamıştı fakat yeni bir açıklama hemen gerekiyor. İslam toplumlarında tepkiler henüz pek açık değil; Virginia Üniversitesi´nden İslam bilimcisi ve tıp ahlakçısı Abdülaziz Sachedina endişeli görünüyor; uzun vadede insan ilişkilerinin bozulacağını, evliliğe artık gerek kalmayacağını düşünüyor. Budist din bilimci Donald Lopez ise, asıl sorunun Karma kuramı (Ruhun beden değiştirerek evrimleşmesi) yönünden çıkacağını belirtiyor ve; "Kopyanın mirası orjinal kişiliğin karması mı olacak? Merak ediyorum, koyun bu defa kopya olarak doğarsa önceki yaşamının bir sonucu olduğunu mu düşünecek?" Dinsel sıkıntının ötesinde medya daha alaycı görünüyor; New York´lu gazeteci Anne Underwood soruyor; "Dolly´nin mesajı belki de toplumun hesaba almadığı birşeyi gösteriyor; ahlaki çöküşün nedenselliği karşısında, raslantısal olarak bu şekilde insan yaşamına egemen olunabilir. Gerçekten Tanrı rolünü oynamayı istiyor muyuz?" Feministler ve lesbienler keyifli görünüyorlar; Washington Üniversitesi´nden hücre biyoloğu Ursula Goodenough; "Eğer bu iş geliştirilirse, artık erkeklere gerek kalmayacak." diyor. Konu öylesine büyük ve kapsamlı ki, kısa zamanda dünya kitapçılarının vitrinlerinde çeşitli kitabın yer alacak. Bilim dünyasının bir bölümü kopyalama konusunda çok ihtiyatlı; koyunun ve bazı yakın hayvanlarda bu operasyonun yapılabileceğini ama insanda yapılmasının mümkün olamayacağını kesin olarak söyleyen bilimciler çok sayıda. Ama bazı bilimciler, yedi yıl içinde ilk insan-bebek kopyaların doğacağından eminler; Pennsylvania Üniversitesi´den Arthur Caplan bundan kaçınılamayacağını düşünüyor, ona göre yedi yıl bilimsel platformda öğleden sonrası demektir ve bilim gereken ahlaki güvenceyi de bulacaktır. Peki operasyon nasıl oldu ve tarihi ne? Kısaca bir göz atalım ve sonra flaş haberimize geçelim;

Dolly´nin doğumu nasıl oldu?

Bilimsel bir olayı basitleştirerek anlatırsak, önce Finn Dorset türü bir koyundan verici hücrenin alındığını ve düşük konsantrede besleyicilerin bulunduğu bir kültür ortamına konulduğu görüyoruz. Besin azlığı, hücrenin bölünmesini önlüyor ve aktif genler pasifleşiyor. Daha sonra kısır bir yumurta hücresi bir diğer tür koyun türü olan Skoç Blackface´den alındı ve DNA´sı ile beraber hücrenin çekirdeği dışarıya emildi ve boş kalan yumurta hücresinde sadece embriyoyu yapabilecek oluşum kaldı. İki hücre buluştuklarında, oluşan elektriksel bir akım sabun köpüğüne benzer bir reaksiyonu başlattı, ikinci bir akımın sonucunda doğal döllenmeye benzer bir etkileşim başladı; hücre bölünmesi başlamıştı. Altı gün sonra gelişmiş embriyo, bir diğer Skoç Blackface´in koyunun rahmine aşılandı. Gebelik sürecinin ardından, hamile koyun bir Finn Dorset türü kuzu doğurdu, işte Dolly adı bu kuzuya verildi, genetik kimlik olarak Dolly, orjinal vericinin aynısıydı. İşte hepsi bu kadar... Ya tarihçe;

* 1950´de, -79 derecede bir boğanın spermi başarıyla donduruldu.

* 1952´de, Robert Briggs ve Thomas King, kurbağa hücrelerini kopyaladılar.

* 1962´de, John Gordon yaşlı kurbağa hücrelerini aynen kopyaladı.

* 1978´de, ilk tüp bebek Lousie doğdu.

* 1983´de, İlk insan anneye embriyo nakledildi.

* 1985´de Ralph Brinster, ilk transgenik çiftlik hayvanlarını yarattı ve insan hormonları kullandı.

* 1986´da yapay döllenme yönteminin aday annesi Mary Beth Whitehead Bebek M´i taşıdı ama başarılı olunamadı.

* 1993´de "Jurassic Park" filminde dinozorların kopyalanması fikri dünyaya yayıldı.

* 1996´da Dolly´yi yaratan Wilmut ve ekibi, koyun hücrelerinin kopyalandığını duyurdular ve ardından bugüne gelindi...

Clon politikacılardan bizi Allah korusun...

Time Dergisi, bazı ünlülere ve halka sorular sormuş; folk şarkıcısı Dolly Parton; "Gurur duydum, böyle bir popülarite olamazdı." diyor. New York Times´den Raoul Felder; "O.J. Simpson kendini kopyalatacak ve sonra katilin kopyasının olduğunu söylecektir." demiş. Ya kopyalanmayı destekleyen Filipinler´in düşük başkanı İmelda Markos´un dedikleri; "Bir İmelda Markos belki yeterlidir." Amerikan halkının % 91´i kopyalanmak istemiyor, % 74´ü Tanrı´ya karşı gelindiğini düşünüyor, % 65´i de hayvanların deneylerde kullanılmasını istemiyor. Bir de bizimkilere sorsak mı? Kopyalanmış Erbakan ve Çiller´ler tutkal koalisyonunu acaba ne hale getirirdi? İmam Hatiplere gerek olup olmadığı kavgası kalır mıydı? Kopyala gitsin, işte size bir milyon imam hatip mezunu daha... Rus bilim adamları genetik olarak koşullandırılmış az acıkan, uzun zamanda yorulan ucuz iş gücünün bu şekilde sağlanabileceği düşüncesindeler, haftada bir yemek yiyen işşisleri asgari ücretin altında çalıştıramaz mıyız? Ya Ecevit´in kopyaları acaba solda birleşme bilim kurgusunun ilacı olabilir mi? Veya yüz tane daha İbo olursa, Küçük İbo ne iş yapar? 11 tane Hagi veya Boliç bir maçta kaç gol atarlar? Bunun sonu yok, gittikçe kâbusa dönüşüyor... İyisi mi bekleyelim, bakalım gelecek nelere gebe? Antik gizemcilere göre, İnsanlık bilinmeyen geçmişinde bunu daha önce de yaptı ve sonucunda yokoldu...

Flaş... flaş... flaş...

Kuranı Kerim "kopyalama" dan söz ediyor mu?

Zaman zaman İslamiyet´in kutsal kitabı olan Kuranı Kerim´de geleceğe yönelik imalarda bulunan ayetlerin bulunduğundan söz edilmektedir. Aşağıda çeşitli meallerden örnekler verilen ilgili sure ve ayette, sanki clon olayından söz edilmektedir. Her ne kadar, gerek Mevdudi, gerekse de Doğrul bu ayetlerin anlamının dinin değiştirilmesi anlamına geldiğini belirtmişlerse de, yine çok açık bir vurgulanmanın olması düşündürücü ve etkin olmaktadır. Özellikle de tutucu din taraflılarının kopyalama işlemini "Şeytan İşi" olarak tanımlamaları ilginçtir ve bunların içinde islam olmayanlar da vardır. Bu yayını yaparken, içinde bulunduğumuz hassas ortamın bilincindeyiz ve olası malum yerlere prim vermek amacında değiliz, üstelik kutsal İslam bilgisini de kimsenin tekeline bırakmak niyetinde değiliz, çünkü Kuranı Kerim hepimizindir. Karar siz okurlarımızın;

Nisa Suresi-Ayet 118-119:

"Allah o şeytana lanet etmiştir. Demişti ki o; "Senin kullarından belirli bir pay elbette alacağım." - "Yemin olsun, onları boş kuruntulara iteceğim, onlara mutlaka emir vereceğim de davarların kulaklarını yaracaklar, onlara muhakkak emredeceğim de Allah´ın yaradışını/yarattıklarını değiştirecekler." (Yaşar Nuri Öztürk / Kurani Kerim ve Türkçe Meali)

"Allah ona lanet etsin, o der ki; "Elbette senin kullarından muayyen bir pay edineceğim, elbette onları sapık kılacağım, onları kuruntuya boğacağım, elbette onlara emredeceğim ki davarların kulaklarını yarsınlar, elbette onlara emredeceğim ki Allah´ın yarattığı şekli bozsunlar." (İsmail Hakkı İzmirli / Kuranı Kerim ve Türkçe Anlamı)

"... Onları boş kuruntulara sokacağım, onlara emredeceğim, onlar da benim emrimle hayvanların kulaklarını yaracaklar. Onlara emredeceğim. Allah´ın yaratışını değiştirecekler." (Ebu´l A´la el Mevdudi / Tefhimu´l Kur´an)

"... onlara davarların kulaklarını yarmayı, Allah´ın yarattığını bozmayı emredeceğim, demişti." (Ömer Rıza Doğrul / Tanrı Buyruğu)

"... onları doğru yoldan saptıracağım, olmaz isteklere sürükleyeceğim, putlara hayvanlar adatacağım da onların kulaklarını yarmalarını, Allah´ın yarattığını bozmalarını emredeceğim." (Abdülbaki Gölpınarlı / Kur´an-ı Kerim ve Meali)

"... onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah´ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim." Diyanet İşleri Başkanlığı / Kur´an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı)