KİBELE ( Kybele )


Doğayı, canlılığı ve verimliliği simgeleyen ana tanrıçadır. Hem ana hem de bakire olan Kibele, kendi kendine doğurur. Bu nedenle tüm tanrıların anasıdır. Ana tanrıça Frig kabartmalarında başında kuleye benzer bir taçla betimlenir. Kibele aynı zamanda genç kızlarında koruyucusudur.Kibele'nin dağdan doğduğuna inanılır. Doğaya söz geçiren, yeraltından çıkan yılanları havada savuran Kibele, ağaçlıklı doruklarda, mağaraların derinliklerinde oturur. Ana tanrıça Kibele'nin yurdu Anadolu'dur. Çatalhöyük ve Hacılar'da Cilalı Taş Devri'nden kalma ana tanrıça heykelcikleri bulunmuştur. Bu heykelcikler de Kibele, geniş kalçalı, göbekli, iri göğüslü bir kadındır. Bazı heykellerde ana tanrıça, kollarında ufak boyda bir erkek taşır, bazılarında iki yanında iki aslana dayanmaktadır. Kucağında ki erkek figürü Attis adlı sevgilisidir. Çok geniş bir alanda yaygın olmasına karşın Kibele'ye ilişkin söylence tektir. Söylenceye göre Kibele, aşık olduğu Attis adlı delikanlı, Pessinus kralının kızı ile evlenmek üzere iken karşısına çıkarak onu çıldırtır. Attis kendini hadım eder ve ölür. Attis'in kestiği erkeklik organından çıkan kanla suladığı topraktan bitkiler fışkırır. Kendisi de çam ağacına dönüşür. Anadolu'da karşılaştıkları ana tanrıçaya tapınmayı benimseyen Frigler, bu tanrıçaya tapınaklar yapıp tapınmışlardır. Ana tanrıçaya Hurriler "Hepat", Hititler "Kubaba" adını vermişlerdi. Kibele'nin Friya'da ki en ünlü tapınma yeri Eskişehir' in Sivrihisar ilçesinin güneyinde ki "Pessinus'' tur. Kibele'nin simgesi olan kara göktaşı buradadır. Bu kara göktaşına, yapılan dinsel törenlerde ana tanrıçanın kendisiymiş gibi tapılmaktaydı. Lidyalılar'ca da benimsenen Kibele'ye tapınma buradan Yunanistan'a geçti. İ.Ö. 3. yy.da Anadolu'ya gelen Galatlar da Kibele'ye tapınmayı benimsediler. İ.Ö. 204' te Kartacalılar karşısında güç duruma düşen Romalılar, Kibele'nin Pessinus' taki kara göktaşını Roma'ya g*türdüler. Roma' da kurtarıcı olarak karşılanan Kibele, en eski tapınakların bulunduğu Palatium Tepesi' ne yerleştirildi. Kartaca' ya karşı savaşı kazanan Romalılar bu tepede Kibele için büyük bir tapınak yaptılar. Romalılar kurallar koyarak Kibele' ye tapınmayı Roma göreneklerine uygun duruma getirdiler. Siyasal güçlerden bağımsız bir din merkezi olarak yönetilen Pessinus' taki tapınakta erkekliklerini tanrıya adamış iki başrahip bulunurdu. Bunlardan birinin adı Attis, diğeri de Megabyzos' du. Galloi adı verilen diğer rahipler de erkekliklerini tanrıçaya adamışlardı. Her yıl 15-27 Mart arasında Kibele ile Attis'in öyküsünü temsil eden şenlikler yapılırdı. Boğa kurban edilir, ayin alayı düzenlenirdi. 22 Mart' ta Attis'in erkekliğini kurban ettiği ağacı simgeleyen kutsal çam törenle tapınağa getirilirdi. Üç gün üç gece uyumadan gözyaşları içinde cenaze töreni düzenlenirdi. 24 Mart' ta en yüksek noktasına ulaşan yas sırasında rahipler Frigya çalgıları eşliğinde sunağın çevresinde dans ederlerdi. Bu arada ulur gibi bağırırlar, taş bıçaklarla, uçlarına aşık kemiği bağlanmış kırbaçlarla vücutlarını kan çıkana kadar hırpalarlardı. Bzaen coşkunun en yoğun olduğu anda bir adam ortaya çıkar taş bıçakla kendini hadım eder Galloi olurdu. 25 Mart' ta yas biter, büyük rahip bütün ışıkları yakardı. Böylece inanışa göre Attis yeniden dirilmiş olurdu. Tnrısal çift, Kibele ve Attis, çocuklar ve beyaz giysiler içinde ki genç kızlarca karşılanır, herkes dilediği bir kişiliğin biçimine girerek buna göre davranmaya başlardı. Attis'in dirilişinin coşkulu kutlamasının ardından 27 Mart'ta Kibele'nin heykeli suya sokulurdu.