Karagöz ve Hacivat Kimdir? - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Karagöz ve Hacivat Kimdir?

  1. Türk gölge oyununun tek temsilcisi olarak kabul edilen Karagöz oyununun kökeni konusunda değişik görüşler vardır. Kimi kaynaklara göre Orta Asya'dan, İran'dan ya da Hindistan'dan batıya göç eden Çingeneler aracılığıyla Anadolu'ya gelmiştir. Bir görüşe göre Bizans, İtalya ya da Yunan kökenlidir. Türkiye'ye Portekiz ya da İspanya'dan göç eden Yahudiler aracılığıyla geldiğini savunanlar da vardır. Ancak bu görüşleri kanıtlayacak yeterli belge yoktur. Oysa Yavuz Sultan Selim döneminin güvenilir kaynaklarından İbni İlyas, gölge oyununun Türkiye'ye XVI.yy.'da Mısır'dan geldiğini ortaya koymuştur. İlk zamanlar Mısır gölge oyununun etkisi altında olan Karagözün, kesin biçimini XVII.yy.'da aldığı ve tiplemelerin de bu dönemde ortaya çıktığı öne sürülmektedir.


    Karagöz
    Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz'dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat'ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacıvat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak, ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsiz, geçim derdindedir .Hacıvat'ın bulduğu işlere girip çalışır. Başında ışkırlak adı verilen oynak bir şapka vardır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. Kadın Karagöz , Gelin Karagöz , Eşek karagöz , Çıplak Karagöz , Bekçi Karagöz , Çingene Karagöz , Tulumlu Karagöz , Davulcu Karagöz , Ağa Karagöz v.s. (Velhasıl zavallının başına gelmeyen kalmaz..)

    Karagöz ve Hacivat Kimdir?


    Hacıvat
    Tam bir düzen adamıdır.Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır.Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar.Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever.Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder.Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz'ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar (Günümüzde de ne kadar çok Hacıvat var değil mi.. Entel görünmek için cümle aralarına yabancı kelimeler sıkıştıranlar, başkalarının sırtından geçinenler, çıkarcılar...). Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Hacıvat tasvirleri vardır. Keçi Hacıvat , Çıplak Hacıvat, Kadın Hacıvat, Kahya Hacıvat vb.


  2. 2007-12-01 #2
    Gölge Oyunu sanatı Orta Asya'dan Türkiye'ye göç eden Türkler tarafından getirilmiştir. Bir başka rivayete göre Yavuz Sultan Selim'in 1517'de Mısır'ı fethinden sonra bu sanat Osmanlı Devleti'nde gelişmiştir .

    Gerçekte, Karagöz ve Hacivat'ın Bursa'da yaşamış karakterler olduğu ve Sultan Orhan Camii inşaatında çalıştıklarıdır. Bursa ‘da, Atatürk Caddesi'ndeki Şeyh Küşteri'nin (Küşterli Mahmud) mezarı bunun ispatıdır. Oyunlarda "Şeyh Küşteri Meydanı" diye başlanan birçok diyalog, Şeyh Küşteri'nin bu işin Piri ve yaratıcısı olduğunu vurgulamaktadır. Karagöz'ün mezarı ise bugün çekirge caddesinde Karagöz ve Hacivat'ın Anıt mezarının bulunduğu bölgededir. Karagöz'ün mezar taşı bugün Yeşil'de bulunan Türk İslam Eserleri Müzesinde bulunmaktadır.

    Oyunun baş rolünde Karagöz ve Hacivat adlı iki zıt karakter vardır.
    Karagöz halkın ahlak ve sağduyusunun temsilcisidir. Özü sözü birdir.
    Hacivat ise medrese eğitimi görmüş, düzene uyan entelletüel bir karakterdir.
    Diğer tipleri Tuzsuz Çelebi, Matiz, Beberuhi,Arnavut, Yahudi, Çerkez, Kürt, Laz, Tiryaki, Zenneler vb. oluşturur.

    Türk el sanatlarının sahne sanatına dönüşümünün dünyadaki ilk ve tek örneği olan Karagöz Kukla Tiyatro oyunu ve oyunun figürleri, metin veya senaryoya göre sert ve kalın deriden kesilerek boyanır ve ışıklı perdeye yansıtılır. El ile hareketlendirilen, ses ve müziğe göre ustasının tarzına göre aktiflik kazanan kuklalar (tasvirler) perde yansımasında seyirci görecek biçimlerde karşı karşıya veya arka arkaya dururlar.

    Karagöz'ün oynatıldığı beyaz perdeye "ayna" adı verilir. "Hayal Perdesi" adı da verilen ışıklı 85X125 cm. boyutlarında ki tahta tezgahta yansıma olarak gösterilir. Figürler deliklidir ve bu deliklere uygun uzunluktaki tahta çubuklar geçirilir. Perdeler önceleri 2 x 2,5m iken sonraları 110 x 80m ebadında yapılmaya başlanmıştır. İç tarafta perdenin altında kurulmuş "peş tahtası" vardır. Oyunda bunun dışında zil, tef, kamış, nareke (düdük), perdeyi aydınlatacak kandil veya ampul vardır. Bunlar peş tahtası üzerinde bulunur. Oyunda kullanılan tasvirler 32-40 cm büyüklüğünde olup genellikle manda, sığır ve deve derisinden yapılır. Deriler özel bir yöntem ile şeffaf hale getirilir. Daha sonra "nevregan" adı verilen ucu keskin bıçaklarla işlenir. Parçalar birbirine kiriş veya katküt adı verilen iplerle bağlanır. Daha sonra tasvirler çini mürekkebi veya kök boya ile boyanır.

    Karagöz'de işlenen konular komik öğelerle verilir. Çifte anlamlar, abartmalar, söz oyunları, ağız taklitleri belli başlı güldürü öğeleridir :

    Hacivat'ın semai söyleyerek perdeye geldiği, perde gazelini okuduktan sonra Karagöz'ü çağırdığı ve Karagözle Hacivat'ın kavga ettikleri giriş bölümüne mukaddime denir. Bu bölümde Hacivat'ın söylediği perde gazelinde oyunun bir öğrenme aracı ve gerçeklerin göstergesi olduğu belirtilerek felsefi tasavvufi anlamı vurgulanır.

    Muhavere bölümünde, bu oyunun baş kişileri olan Karagöz ve Hacivat arasında geçen salt söze dayanan olaylar dizisinden sıyrılmış somutlaştırılmış ikili konuşma yer alır. Muhavere tekerleme biçiminde de olabilir. Bu bölümde Karagöz ve Hacivat'ın kişilik özellikleri ve yaratılış açısından birbirlerine karşıt özellikleri vurgulanır. Muhavereler oyunla ilgili olabildiği gibi, ilgisiz de olabilir. Bunun yanısıra çifte Karagözlü muhavere, gelgeç muhaveresi ve ara muhavere çeşitleri de vardır.

    Asıl hikayenin anlatıldığı, diğer tiplerin perdeye geldiği bölüme fasıl adı verilir. Oyun buradaki konuya göre isim alır. Fasılın sonunda oyuncular bir biçimde perdeden ayrılır. Hacivat ve Karagöz kalır.

    Oyunun sonunun haber verildiği Karagözle Hacivat arasında geçen bitiş bölümünde seyirciden yapılan hatalar için özür dilenip bir sonraki oyunun duyurusu yapılır ve oyun sona erer.

    Karagöz'de hiciv ve taşlama vardır. Bu taşlamalar mizahi bir üslupla devlet yöneticilerine kadar uzanmıştır.

    Karagöz, saray tarafından ilgi görmüş ve desteklenmiştir. Yapılan şenliklerde, şehzadelerin sünnet düğünlerinde Karagöz gösterilerine yer verilmiştir.

    Karagöz özellikle İstanbul Merkezli Osmanlı kültürüyle bütünleşmiştir. İstanbul'un yaşamını Karagöz oyunlarında görmek mümkündür. Ağalık, Büyük Evlenme, Kayık ve Tahmis bunlardan bazılarıdır. Ferhat ile Şirin, Balıkçı, Cazular, Kanlı Nigar, Leyla ile Mecnun, Ters Evlenme, Tahir ile Zühre, Yalova Sefası, Karagöz'ün Yazıcılığı, Karagöz'ün Aşıklığı, Karagöz'ün Hekimliği vb. Karagöz'ün bilinen diğer oyunlarıdır.

    Oynatanlar ise Hayali (Usta), Çırak (Yardımcı), Sandıkkar (2. Yardımcı), Yardak (Hanende), Dayrezen=Dairezen (Def Çalan) ve Hammal'dır. (Karagöz Zembilini Taşıyan)

    Osmanlı Dönemi'nin en önemli eğlence türlerinden olan Karagöz, Ramazan'lar da, sünnet düğünlerinde, şenliklerde, kahvehanelerde ve bahçelerde oynatılmaktaydı. Dönemin toplumsal olaylarını eleştirel bir gözle konu edinen Karagöz'ün yaygın olarak İstanbul'da oynatıldığı bilinmektedir. Anadolu'nun diğer kentlerine ise turneye giden sanatçılar aracılığı ile yayılmıştır.

    Günümüzde ülkemizi tanıtıcı sanatların başında gelen Karagöz turistik otel ve lokantalarda oynatılmaktadır. Radyo ve daha çok televizyon aracılığı ile seyirciye ulaşmaktadır.

    Karagöz çalışmaları Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği (UNIMA) Türkiye Milli Merkezi Başkanlığı ve Kültür Bakanlığı'nca yürütülmektedir.


  3. 2008-11-13 #3
    Karagöz ve Hacivat'ın sesini ne zamandır duymuyoruz? Kaç Ramazan hayal perdesini görmeden geçti? Bundan 40-50 yıl öncesinin çocuklarının vazgeçilmez eğlencelerinden biriydi Karagöz oyunu. Düğünlerde mutlaka bulundurulur, Ramazan geceleri bazı semtlerin kahvelerinden eksik edilmez, teravih namazından sonra babalar ve dedeler, çocukları hayal dünyasına qötürürlerdi. Perdenin arkasında tef, keman ve lavtadan çıkan ezgilerle havaya giren çocuklar da makam tuttururlardı. Bugün her ne kadar Karagöz'ün yerini başka eğlenceler alsa da yine hayalîler var; inatçı bir Karagöz ve elbette efendi bir Hacivat var.
    Ve perde…

    Önce hayal perdesi kuruluyor ve ışık ayarlanıyor. Perdeye saksı, çiçek ve kedi gibi aslında oyunla pek de ilgisi olmayan ‘göstermelik' yerleştiriliyor ve seyirci oyunun atmosferine kendini hazırlıyor. Göstermelikler nareke adı verilen kamış bir düdüğün sesi eşliğinde perdeyi terkediyor ve Hacivat sol taraftan bir semai okuyarak huzura geliyor. Ardından da da "Hay, Hâk!" diye başlayan perde gazelini okuyor ve seyircileri selamlıyor. "Yar bana bir eğlence medet!" diyerek Karagöz'e sesleniyor.

    Karagöz bu hemen çıkar mı sahneye, elbette reddediyor. Hacivat kararlı; ısrar ediyor ve Karagöz bir hışımla soluğu sahnede alıyor ve Hacivat'la kavgaya girişiyor. Patırtı, gürültü derken Hacivat kaçıyor. Karagöz perdede yalnız kalıyor ve Hacivat'tan yakınmaya başlıyor. Hacivat, hayal perdesine geri dönüyor ve diyalog -namıdiğer Muhavere- bölümü başlıyor...

    Karagöz ile Hacivat arasında geçen "Muhavere" bölümünde kültürlü, bilgili ve okumuş olan Hacivat devamlı mantıklı konuşarak Karagöz'e bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Karagöz ise cahilliği nedeni ile her söyleneni ters ve yanlış anlayarak Hacivat'a cevap veriyor. Karagöz oyunun en komik bölümü olan Muhavere, esas oynanacak oyuna atıfta bulunan mesajla son buluyor. Ardından ışık kararıyor ve bir sonraki ‘Fasıl' bölümü için dekor değişiyor.

    Fasıl bölümünde, Karagöz Kayıkçı, Cazular, Salıncak, Sakallı Gelin (Ters Evlenme), Hamam, Abdal Bekçi, Kanlı Kavak, Kanlı Nigar, Yalova Sefası, Yazıcı, Sünnet gibi belli başlı Karagöz oyunları oynanıyor. Oyunlara, değişik kıyafetleri ve şiveleriyle dikkat çeken Çelebi, Yahudi, Zenne, Tuzsuz Deli Bekir, Matiz, Acem, Arap, Ak Arap, Arnavut, Beberuhi, Ermeni, Rum, Kürt, Laz, Kastamonulu, Tiryaki, Kocakarı gibi özel karakterler de katılıyor. Böylece oyun renkleniyor, hayal perdesi şenleniyor ve kahkahalarla final bölümüne geçiliyor.

    "Yıktın perdeyi, eyledin viran!"

    Final bölümü, birkaç dakika sakin geçse de Karagöz ve Hacivat arasında hemen yeni bir anlaşmazlık daha başlıyor. Karagöz bu, durur mu? Başlıyor Hacivat'ı dövmeye…Hacivat: "Yıktın perdeyi eyledin viran! Varayım sahibine haber vereyim hemân!" diyerek perdeden çıkıyor. Karagöz ise: "Her ne kadar sürç-i lisan ettiysek affola!" diyerek seyirciyi selamlıyor ve sağ köşeden yavaş yavaş yükselerek perdeden çıkıyor.

    Karagöz efsanesi: Sadece hayal perdesinde değil...
    Gölge oyununun çıkış noktası Uzakdoğu olarak bilinir. Türklerin ise Çin ile yakın ilişkileri dolayısıyla bu sanatı öğrendikleri ve kendi kültürleri doğrultusunda geliştirdikleri söylenir. Gölge oyunu tekniğinin Anadolu kültüründe Karagöz adını alması konusunda çeşitli görüşler olsa da bunlardan en yaygın olanı Bursa'ya ait bir hikâyedir.

    Hikâyeye göre Osmanlı padişahlarından Orhan Gazi Ulucami'yi yaptırırken demirci ustası Kambur Bali Çelebi (Karagöz) ile duvarcı ustası Halil Hacı İvaz'ı (Hacivat) çalıştırır. Eğlenceli ve şakacı olan bu iki karakterin arasında geçen nükteli konuşmalar diğer işçilerin dikkatini dağıtıp işlerini aksatmalarına sebep olur ve cami inşaatı yavaş ilerler.

    Durumu öğrenen Orhan Gazi bu duruma çok sinirlenir ve her ikisini de idam ettirir. Fakat yaptıklarından sonra pişmanlık duyar. İlk Karagözcü olarak kabul edilen "Şeyh Küşteri" ise sarığını başından çıkartıp perde olarak gerer ve ayaklarından çarıklarını çıkartıp birini Karagöz diğerini de Hacivat olarak bir ‘şem' yakarak Sultan Orhan'a Karagöz oynatır.

    Her ne kadar Karagöz-Hacivat idam edilse de ikilinin konuşmaları ve şakaları, gölge oyunuyla kuşaktan kuşağa aktarılan seyirlik bir oyuna dönüşür. Anadolu kültürünün temel özelliklerini yansıtan bir gelenek haline gelen gölge oyunu, tasvirleri, karakterlerin dili, kıyafeti, musikisi ile kültürel ve sosyal birçok değeri içinde barındırır. Geleneksel tiyatro, müzik, edebiyat ve resim sanatlarının özelliklerini üzerinde toplayan gölge oyununda yer alan karakterler de gölgeleriyle sadece hayal perdesine değil, zihnimize de kazınır.
    "Kar-i Kadim", "Nev- i İcad"

    Karagöz oyun metinleri ‘Kar-i Kadim' ve ‘Nev-i İcad' olmak üzere ikiye ayrılır. Eski Karagöz oyunlarına Kar-i Kadim denir. Kar-i Kadim oyunların sayısı, Kadir Gecesi hariç tüm Ramazan gecelerinin sayısına denktir. İlk ve son gece oyunları bellidir. İlk gece ‘Mandıra', son gece ise ‘Meyhane' oyunu oynatılır.

    Son gece Meyhane'nin oynatılmasının sebebi de ertesi gün bayram olduğu için meyhanelerin açılacağını müjdelemektir. Yeni Karagöz oyunlarına ise Nevi- i İcad denir. Bu oyunlar, yirmi sekiz oyunun dışında kalan yeni oyunlardır. Eskiden Karagöz oynatan kişiye ‘Hayalî', ‘Hayâlbâz' ve ‘Şebbâz' isimleri verilirdi. Günümüzde onlar ‘Usta' diye anılsalar da ‘Hayalî' ismini kullananlar da var. Karagöz oyununun tek aktörü Hayalî'dir. Tasvirleri işler, onları oynar ve seslendirir.

    Karagöz'ün efendileri
    Karagöz oyununda trajik-komik sahnelerin büyük bir çoğunluğu çeşitli karakterlerin varlığı ile gerçekleşir. Bu karakterler mahallenin insanlarıdır. Oyunda sıra ile perdeye gelirler. Karakterlerin bir bölümü Anadolu'nun çeşitli yörelerinden İstanbul'a para kazanmak için gelen ve belli bir işi olan kişilerdir. Genellikle yöresel giysileriyle kendi lehçeleri ile konuştukları için onların bu farklılıkları bir "mizah unsuru" yaratır.

    Karagöz
    Adından da anlaşıldığı üzere Karagöz oyunlarının en önemli karakteri ve başrol oyuncusudur. Dışa dönük, düşüncelerini ve duygularını çekinmeden açığa vuran, olduğundan başka görünmeye çalışmayan, eğitim görmemiş bir halk adamıdır. Oyunlarda halkın ahlaki sağduyusunun temsilcisidir. Halk, onun ortalığı dolandırmak, insanları kendi saf duyguları ile kandırmak gibi ufak tefek kusurlarını hoş görür.Düşündüğünü hemen söylediği için başına çeşitli dertler açılır. Belirli bir işi ve eğitimi olmadığı için sürekli geçim sıkıntısı çeker. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kılıklarda ve tiplerde görülür. Kadın Karagöz, Eşek Karagöz, Çıplak Karagöz, Bekçi Karagöz, Gelin Karagöz, Sünnet Çocuğu, Kameraman Karagöz gibi...

    Hacivat
    Hacivat, Karagöz'ün tam tersi bir tiptir. Öğrenim görmüştür. Bir rivayete göre Enderun'da okumuştur. Medrese diliyle çok kibar ve nazik konuşur. Her konuda bilgisi vardır, müzik, edebiyat, resim, ekonomi, matematik, gramer, güzel konuşma ve görgü kuralları gibi hemen her konudan biraz anlar ve bunları her fırsatta Karagöz'e öğretmeye çalışır.Yüze gülen, içten pazarlıklı ve her konuda politik davranabilen bir kişiliğe sahiptir. Ama aynı zamanda, arabulucu, kavgaları yatıştırıcı, ölçülü, ağırbaşlıdır. İyi bir iş adamı olmasına rağmen çoğunlukla Karagöz'ü çalıştırmayı tercih eder. Bazı oyunlarda Karagöz gibi değişik kıyafet ve tiplemelerle görülür.

    Çelebi
    Karagöz oyunlarının vazgeçilmez klasik karakterlerinden birisidir. Çelebi, kimi oyunlarda yurtdışında eğitim görmüş biri, kimi oyunlarda zengin bir mirasyedi, kimi oyunlarda ise sıkı bir zamparadır. İyi eğitim görmüş, keyfine düşkün bir kişidir. Elinde her zaman bir demet çiçek, baston, şemsiye ya da bir paket bulunur.

    Zenne
    Zenne, Karagöz oyunlarında kadınlara verilen genel isimdir. Zenneler çeşitli yaş ve sosyal sınıftan olabilir. Genellikle kavgacı, kurnaz ve maddi değerlere önem veren tiplerdir.

    Tuzsuz Deli Bekir
    Bir elinde kama, bir elinde şarap kabı ile perdeye nara atarak gelen bir kabadayıdır. Herkesin korkulu rüyasıdır. Zeybek, Sarhoş ve Külhanbeyi olarak da anılır.

    Matiz
    Çoğu oyunlarda Tuzsuz Deli Bekir ile aynı kişi olduğu söylense de Matiz farklı bir sarhoş tiplemesidir.

    Baba Himmet
    Gölge oyunun en iri yarı tasviri yani tiplemesi olarak bilinir. Kastamonulu Baba Himmet ya da Oduncu Himmet diye de adlandırılır. Sırtındaki baltası, odunculuk yapar. Kaba bir konuşma biçimi vardır ve Kastamonu şivesi ile konuşur.

    Beberuhi
    Boyu kısa ve aklı kıttır. Sürekli Karagöz ile dalga geçer ve onu çıldırtmaya çalışır. Karagöz oyunlarında ‘Altı Kulaç' lakabıyla da tanınır.
    Yahudi
    Yahudi, şive taklitleri için kullanılan tiplerin en tanınmışıdır. Kurnazdır, Karagöz'ü kandırmayı sever. Genellikle eskici rolünde karşımıza çıkar.

    Tiryaki
    Afyona düşkünlüğü ile tanınır. Tütün, nargile gibi keyif verici şeyleri kullanır. Her yerde uyuklaması en önemli özelliğidir.Belirttiğimiz bu belli başlı Karagöz tiplerinin yanı sıra, birçok da yabancı, Müslüman olmayan, cüce, kambur, kekeme, kötürüm gibi engelliler ile dokunulmazlığı olan deli tasvirleri de vardır. Ayrıca seyirciyi eğlendirmek için çengi, dansöz ve günümüzün popüler kişilerinin tiplemeleri de oyun sonlarında perdede görünür.

    Yaşayan en yaşlı Karagöz ustası
    Yaşayan en yaşlı Karagöz ustamız Tacettin Diker, her pazar Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi'nde Karagöz oynatıyor. 1923 doğumlu olan Diker, 1973 yılında Atatürk Kültür Merkezi'nde açılan Karagöz oynatma ve yapımı kurslarına katılmış ve usta olma yolunda emin adımlarla ilerlemeye başlamış. 1976 yılında da Ziraat Bankası'ndan emekli olduktan sonra da profesyonel olarak bu işi yapmaya başlamış.

    Onun Karagöz sevdası ailesinden geliyor. Tacettin Diker'in doğmadan önce ölen dayısı da Karagöz ustasıymış. 4-5 yaşındayken dayısından kalan bir hazine kutusu ele geçiren Tacettin Diker'in aklına kutudaki Karagöz hemen kazınmış. Ancak Karagöz tasvirlerini gördükçe dayısını hatırlayıp üzülen ailesi tasvirleri saklamış. Bu tasvirler bugün bile saklandığı yerde duruyor.

    Yurt dışında pek çok festival ve etkinliğe katılan Diker, Fransa, Almanya, Hollanda başta olmak üzere Tunus, Kıbrıs, İtalya ve Avusturya'da özel gösteriler ve atölye çalışmaları düzenlemiş. Tacettin Diker'e göre Karagöz ve Hacivat, halkın gönlünde yaşayan birer halk kahramanı. Karagöz oynatanın da bu durumu akıllarından çıkarmamaları gerektiğini söylüyor.

    "Karagöz'de usta ile izleyici arasında perde vardır. Bu perde göz temasını engellediğinden izleyicinin tepkilerine göre oyunu yönlendirmede ustaya büyük iş düşer. Kendini tekrar etmemeye özen göstermelidir, çünkü izleyici aynı şeye beş kere gülemez. Karagöz doğaçlamaya dayanan bir oyun olduğundan ustanın birikim sahibi, günceli takip eden, espri yeteneğine sahip ve hazır cevap biri olması gerekir."

    Her ne kadar Karagöz ve Hacivat'ın modernize edilerek oynatılmasını savunsa da Diker "Oyunun sabit karakterleri olan Karagöz ve Hacivat hep olduğu gibi kalmalıdır. Kimse Karagöz'ün "müzelik" haline dokunmamalıdır. Diğer yandan da yeni nesillere sunabilmek için Karagöz'ü hem günümüze uyarlamak hem de oyunlarda gençlerin anlayabileceği bir dil kullanmak gerekir.

    Ben işe, perde gazelini Türkçeleştirmekle, "Perde kurdum ışık yaktım, açıldı Bursa'da bahtım" diyerek başladım. Yavaş yavaş güncel konuları kullanmak için de çaba gösteriyorum. Örneğin perdeye kale kurdum, Karagöz'ü topçu gibi giydirdim. Sanırım başarılı da oldu" diyor.


  Okunma: 148977 - Yorum: 2 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -