Meşhur Rüyalar - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Meşhur Rüyalar

  1. ABRAHAM LİNKOL'İN RÜYASI

    Amerika eski Cumhurbaşkanlarından Abraham LİNKOLN, 14 Nisan 1865 yılının gecesinde şu rüyayı görmüştür.

    2262 - Meşhur Rüyalar

    "Beyazsaray'ın hizmetkarları telaşla, oradan oraya koşuşturuyorlar.Ve herkese Cumhurbaşkanlarının öldürüldüğü haberini veriyorlar.

    Sabah olduğunda gördüğü rüyayı eşine ve yakınlarına anlatır.Tedirgin olmuştur.Bu sebeple o, günki kabine toplantısında bile bu rüyadan bahsetmek lüzumunu hisseder.Abraham LİNKOLN'ün yakınları bunu hayra yorar.Ve ömrünün uzayacağına delalet edeceğini söylerler.

    Aynı günün akşamı Abraham LİNKOLN ve karısı, dostlarıyla birlikte tiyatroya gitmeye karar veririler.LİNKOLN'ün oturduğu locanın kapısı aralanır.Katil tabancasındaki bütün mermeleri LİNKOL'ün üzerine boşaltır.LİNKOL, oturduğu koltuğa cansız yığılır.

    Böylece, rüyanın gelecekten haber veren işareti ile bir ülkenin devlet başkanı ölümle tanışır.Gördüğü rüyanın tesiriyle tedirgin olduğu günün akşamında, rüyası gerçekleşir.



     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2007-11-26 #2
    Şair Nabi

    Şair Nabi, zamanın paşalarından birinin iltifatına mazhar olur ve beraberce hacca giderler. O devirlerde hacca deve ile gidilir. Develerin sırtına yüklenen mahmil ismi verilen, iki kişinin rahatça yolculuk edebileceği bir semer vardır.

    Nabi ile Paşa da böyle bir deve de yolculuk ederler. Nihayet bir seher vaktinde Medine topraklarına girerler. Nabi, Peygamberin kabrini ziyaret edeceğim diye heyecanlanır, mahmilin öbür tarafında ise Paşa yatmış uyuyor. Bu durum Nabi' yi mütessir eder.

    "İki cihan güneşi bulunduğu topraklara geldik. Biraz sonra Medine şehrine gireceğiz. Böyle yatmak hiç münasip olur mu?" diye düşünür ve bu heyecanla dudaklarından şu mısralar dökülür.
    Sakın terk-i edebten kuy-ı mahbub-ı hudadır bu Nazargahı ilahidir, makamı Mustafa' dır bu...
    Nabi farkında olmayarak bu mısraları birkaç kere tekrarlar. Her tekrar edişte sesi biraz yükselir. Ve nihayet öbür tarafta uyumakta olan Padişah uyanır.
    -Nabi ne oldu, ne söylüyorsun, der. Nabi de :
    - Efendim, Peygamberimizin kabr-i sadetlerinin bulunduğu Medine şehrine geldik de, bazı şeyler hatırladım, bunları söyledim. Paşa da Nabi' nin heyecanına katılır. Abdest alıp yay olarak Medine sokaklarında Ravza-i Mutahhara'ya doğru yürürler. Bu esnada kulaklarına bir ses gelir. Durup dinlerler.
    Gelen ses Mescid-i Nebevi'nin minarelerinden yükseliyor. Sesi dikkatle dinleyince, biraz evvel Nabi' nin söylediği mısraların müezzin tarafından okunduğu anlaşılır. İyice duygulanırlar. Paşa Nabi'ye şöyle seslenir.
    -Nabi bu hal nedir? Nabi de:
    -Bilmiyorum, der.
    Her ikisi de sükût ederler ve beraberce minarenin kapısına girerler. Müezzin minareden inmesini beklerler. Müezzin inince:
    -O söylediklerin ne idi, onları ne için söyledin, sebebi nedir, diye sorarlar. Fakat müezzin bir türlü söylemez. Ne kadar ısrar ederse de ,
    "Söylemem, kafamı kesseniz de söylemem!" deyince:
    -Ama, der Nabi, Bunları biraz önce ben söyledim. Sana kim söyledi. Bu sefer müezzinin tavrı ve şekli değişir heyecanla:
    -Senin ismin Nabi mi? der. Evet cevabını alınca müezzin Nabi'nin ellerine, Nabi de müezzinin boynuna sarılır. Bu dehşetli manzarayı seyreden Paşa, dayanamayıp:
    -Nereden bildin bunun isminin Nabi olduğunu, Allah aşkına söyle, der. Müezzin rüyasını anlatır.
    -Efendim, akşam abdestli olarak yatmıştım. Biraz evvel Peygamberimizi rüyamda gördüm. Ya müezzin kalk yatma. Benim aşıklarımdan biri benim kabrimi ziyarete geliyor. Şu cümlelerle minareden onu istikbal et, dedi. Ben de hemen kalktım. Abdest aldım. Peygamberimizin iltifatına mazhar olan aşık kimdir diye düşünerek minareye koştum.


  3. 2008-09-01 #3
    ya rüyaları yormak iyi değildir diyolar ama gelecekle ilgili şeyler çıkabiliyor...

  4. 2008-10-22 #4
    Annesinin Ölümünü Rüyasında Görmesi

    Atatürk bir sabah yatağından endişe içinde kalktı.Bir rüya görmüştü ve bu rüya canını çok sıkmıştı.Atatürk bu rüyayı şöyle nakletmiştir." Arazide dolaşıyoruz. Her taraf yemyeşil, çayır çimen. Birden bire bir sel geliyor, annemi alıp götürüyor."

    Bu rüyanın akabinde acı haber, kısa bir süre sonra yaveri Salih'in yolladığı şifreli telgraf ile gelir. Atatürk telgrafın şifreli olduğunu görünce hemen " Annem öldü değil mi " der."


    Salih Bozok'un İntihar Edeceğini Rüyasında Görmesi

    Salih Bozok Atatürk'ün yaverliğini yapmıştı. Atatürk sağlığında onunla ilgili gördüğü rüyasını Salih Bozok'a anlatmıştı:

    "Büyük bir otelin salonunda oturuyormuşuz. Yanımda sende varmışsın. Salonun bir köşesinde bilardo masası varmış. Masanın başında, arkası bize dönük olan bir zat oturuyor. Tam bu sırada odanın kapısı açıldı ve iri yarı 30 kadar adam içeri girdiler. Bunlardan biri eline bilardo masasından bir ıstaka alarak masanın önünde oturan benim teşhis edemediğim zatın omzuna bütün kuvvetiyle indirmeye başladı.

    Omzuna vurulan zat ayağa kalkarak, kendini müdafaa etmekte ve "Bana niye vuruyorsun" diye hiddetle haykırmaktayken, Salih bana göz ucu ile ne yapmak lazım gibisinden baktın. Ben sana sakın kıpırdama manasına gelen bir işaretle sükunete davet ettim. Bu sırada eli ıstakalı adam, bize doğru yaklaşarak karşımızda tehditkar bir vaziyet aldı.

    Bu sefer Salih sen yine müdahale etmek istedin. Ben sana sus işareti verdikten sonra, o azılı adama dönerek

    "Sen kimsin ne istiyorsun" diye sordum.

    Adam bu suale cevap vereceği yerde, cebinden bir tabanca çıkartarak iki kurşun sıktı. Biri bana, öteki sana. Sonra adam bize "Kalkın dans edelim" emrini verdi. İkimizde kalkıp onun huzurunda dans ettik."

    Bilindiği gibi Atatürk'ün ölümünden sonra Salih Bozok tabancasıyla intihar etmiş ancak kurtarılmıştır.


    Atatürk'ün Gördüğü Son Rüya

    26 Eylül 1938 tarihinde Atatürk, rahatsızlığı ile ilgili olarak ilk defa hafif bir koma atlatmıştı. Prof. Afet İnan, olayı şöyle anlatıyor:

    O geceyi rahatsız geçirdi. İlk komayı o zaman atlatmıştı. Ertesi sabahki açıklamasında :

    "Demek ölüm böyle olacak" diyerek uzun bir rüya gördüğünü anlattı.

    Salih'e söyle, ikimiz de kuyuya düştük, fakat o kurtuldu" dedi.

    Atatürk'ün burada "kuyuya düşme" sembolü ile gördüğü rüya vizyonu, kendisinin de söylediği gibi ölümünün habercisiydi. Salih Bozok'un kuyudan kurtulması ise, Atatürk'ün vefat ettiği gün, buna çok üzülen Salih Bozok'un intihar etmesi sonucu kurtarılmasını simgeliyordu...

    Bu Atatürk'ün gerçekleşen son rüyasıydı...


  Okunma: 3471 - Yorum: 3 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 1/5 - 1