Vuslata Dair Şiirler - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Vuslata Dair Şiirler

  1. Gelmeyen Vuslat

    Deniz kıyısında puslu bir akşam derin derin bakan gözlerin
    Martıların bile sessizliğe büründüğü an
    Ac karnına acı bir kahve içmek gibi hasretin
    Oltasına balık takılmayan balıkcı gibiyim sensiz
    Sadece beklemekteyim
    Elimde kırık dökük ümitlerim
    Nasırlı ellerim çatlak
    Deniz suyundaki tuzun ince sızısı
    Üstüm başım yırtık, halim perişan


    Denizin hışırtısında arıyorum seni
    Bir deniz kızı gibi çıkıp gelirsin hani belki!
    Köhne kulubemde kuru ekmek ve su
    Uykusuz gözler,çatık kaşlar
    Ve gelmeyen vuslat
    Gece gündüz düşünüyorum
    Beynime çakılmış bir çivi gibi
    Çıkaramıyorum seni


    Şimdi neler geliyor aklıma da acı acı gülüyorum
    sensiz kalacağımı düşünmek bile
    Mahşer günüydü benim için
    Şimdi yoksun oysa ve asla dönmeyeceksin


    Gittin
    Dalgalardaki köpükler gibi eriterek beni
    Ve geride içimi sızlatan acın kaldı
    Alfabemden o beş harfi kaldırdım
    İsmini kazıdıgım masayıda denize fırlattım



     Konuyu Beğendin mi?
    Güncelleme : 2007-11-20
  2. 2007-11-20 #2
    Acısı Büyüktür Vuslatımın

    Rüzgar şimdi daha deli dolu esiyor başımda.
    Çiğ düşüncelerle boğuşmaktayım geceleri.
    Çözmek geliyor içimden;
    Bütün bilmeceleri...

    Söylemek, dilemek ve sevmek;
    Korkutur beni, yılgınımdır.
    Sevgiyi koymak kefeye,
    ...ve karşısına kalbimi,
    Sevgin midir ses veren?
    Kalbim mi ağır basar?
    Bilemem...

    Ben aşka tutkun, ben cılız korku.
    Devler anasını çağırıyorum
    ....................dalga dalga ses ile,
    Masallarda unutulmuş aşk, sevgi, sevda,
    Gerisi boş, gerisi nafile...

    Dilek taşı kör talihe çok uzak.
    Sesini dinlemek yeter vicdanımın.
    Bakmasın kadınlar, kızlar gözlerime;



    Acısı büyüktür vuslatımın.
    Sadık Softa


  3. 2007-11-20 #3

    Gönüller Vuslattır Aşka

    Gecenin örtüsü iner maviliklere
    Yıldızlarda yankılanır aşk gizli gizemli
    Melekler şarkılarını fısıldar düşlere

    Sevda olur nefesler
    Ateşle dansın titremesi sevişmeler
    Aşkın teri süzülür gecenin yüzüne

    Gonca gülün gülücükleri güne tebessüm
    Uyanmak var aşkın baharına
    Gün gülsün kalplere
    Uyanmak var yağmurlu sabahlara

    Gözlerden okunur teslim olur gönül aşka
    Karanlıkları deler gökte her yıldız Zühre
    Sonunda ayrılıkta olsa gönüller vuslattır aşka


  4. 2007-11-20 #4
    Aşk vuslattır
    Özlemek aşkın çimentosu derler
    Hasrettir aşkı aşk yapan
    Ne garip şey sevdam
    İç içe olmamak,olamamak
    Ne garip şey

    Var olan sevdayı yaşayamamak
    Aşk acı çekmektir
    Deniliyor diye
    Yokmuş gibi sevdamız
    Bir birimizi
    Aç bir insanın
    Sıcak ekmeği özler gibi
    Özlemesi ne garip şey

    Özlemek değildir bence aşk
    Acı çekmek değil
    Vuslattır sevdam
    Yürek yüreğe
    El ele olmaktır aşk

    Sen inanma sevdam
    Bunları söyleyen
    Sevmeyi sevendir
    Sevgiliyi değil
    Hasreti sevendir
    Sevmeye aşıktır

    Var olan sevdayı yaşayamamak
    Acı çekmek
    Özlem çekmek
    Ne garip şey

    Kavuşulmamış sevdanın
    Destani anlatımı değil
    Acınır sevdaları yaşamak değil
    Vuslatı istiyorum

    Aşk vuslattır aşkım
    Seni özlemek değil
    Nefesin olmak istiyorum
    Sana yakın olmak
    Hasret çekmek değil
    Yüreğinin tam içinde
    Sen olmak istiyorum
    O zaman aşk aşktır sevdam


    Çiğdem Çimen


  5. 2007-11-20 #5
    Vuslatı Erteledim Mahşere
    dök gözlerinden telaşını ve
    kaldır eğilmiş başını
    ne sen suçlusun
    ne de ben bu aşk oyununda
    kader
    yazgı böyle imiş
    ayrılık varmış demek ki sonunda
    bak umutla yarınlara
    daha ne günler göreceksin
    kim bilir belki şimdi
    belki yarın güleceksin
    ömür denilen harman
    öğütür nice dertleri
    kederleri ve acıları
    söküp at sende yüreğindeki sancıları
    bir umarsızlık çökmesin gönlüne
    yıkmasın seni hiçbir keder
    dedim ya sana bir tanem
    bunlarda elbet bir gün unutulur
    bunlarda bir gün geçer
    bak gök yüzüne
    pamuk gibi karlar yağıyor
    sanma bunları yalnızca kar
    aslında ikimize de
    melekler ağlıyor.

    elden gelmiyor bir şey
    bu hasret
    bu ayrılık yazılmış alnımıza
    engel olamayız artık ikimizde
    bu ince sızı ile karışık
    bizi kahreden gururumuza,
    ne sen hazırsın tekrar görmeye beni
    ne benim yüreğim kaldırır
    bu karşılaşmamızı
    sana son kez bir önerim olsun bari
    istersen
    eğer sen istersen
    mahşere erteleyelim biz bu sevdamızı

    yaşlar yakışmaz gülen gözlerine
    ve hüzünler tatlı sözlerine
    ne yüklemler taşıyabilir bu sevdanın yükünü
    ne zarf tümleçlerine sıkışırdı zamanlar
    demek ki sevdiğim
    kavuşmamıza
    vuslatımıza daha çok vakit var
    bunu da sineme çekerim elbet
    nasılsa benim bir adım yalnızlık
    diğeri sabret
    bir ceza elbet bana verdiğin senin
    sanma bu acının izleri bende yok
    aslında senden de derin
    ne yaparsan yap dudağımın tadı
    ne ceza verirsen ver çekerim
    senden geldiyse eğer
    bu bana haktır derim
    kaparım gözlerimi bir an için
    düşünürüm senli anları
    verdiğin cezayı
    şerbet diye bir solukta içerim

    ah yüreğimin yangını
    ah umarsız yanlarımın tutarsız sevdası
    geçer elbet bu günler
    elbet biter bendeki bu hasret
    yeter ki sen bana bir gül
    bir tebessüm et
    sesini duyur bazen olsan da uzaklarda
    bırakma beni onulmaz yaralar ile
    düştüğüm tuzaklarda
    elini bir uzatsan bana kalmaz kalp sızım
    anla ne olur halimi
    bak ne kadar yalnızım
    bekliyorum senden bir seviyorum deyişini
    ben batırdım belki ama
    sen doğdur ufkuma güneşi

    üzerimde en yakışmış halleriyle
    bir ayrılık duruyor
    aynaya her bakışımda sevdiğim
    beni bu yüz bin kez vuruyor
    bir fotoğrafın hatıra
    her aldığımda tutuşuyor ellerim
    yokluğun koca bir boşluk
    dolmuyor ki senin yerin
    bu son satırlarım
    belki okumayacaksın bile
    kim bilir
    okuyacaksın da ağlayacaksın belki de
    dedim ya bir tanem
    dedim ya sana
    ben bu vuslatı şimdiden
    erteledim mahşere.




    Galip Sinecikli


  6. 2007-11-20 #6
    Vuslatın Busesi


    Tüllenir nağmesi gelir rengârenk,
    Hüzünden güftesi bizim sevdamız.
    Tılsımlı orkestra aşk hevenk hevenk,
    Ötenin bestesi bizim sevdamız.

    İçime akseder aşk perde perde,
    Bir türkü söylenir hemen her yerde,
    Kimse ayıramaz bizi mahşerde,
    Dost eder herkesi bizim sevdamız.

    İçtim yudum yudum iffet sırmalı,
    Sanki ceylan gezer gözler sürmeli,
    Sevdamız çileli çile sarmalı,
    Vuslatın busesi bizim sevdamız.

    Uzanır sonsuza akan gözyaşım,
    Gözlerim kamaştı yine bir hoşum,
    Sevdaya sevdalı yanmış pişmişim,
    Leylanın nefesi bizim sevdamız.


  7. 2007-11-20 #7
    Vuslat Vuslat Çay


    Fersiz - fersiz gözlerle semaya bakıyorum
    Kurşuni bir hava var
    Ve kurşuni bulutlar
    Haybeden bir temaşa bir şey anlamıyorum...

    Romatizmam ısrarla betonları okşuyor
    İnceden eskime var
    Küflü - küflü duvarlar
    Birkaç sportmen mahkum inadına koşuyor...

    Çocukluğum aklımda bağdaş kurup oturdum
    Kağıttan bir dama var
    Pepsi kapağı taşlar
    Yine çocuk gibiyim yenildim ve kudurdum! ..

    Arçelik semaverden kupada çay geliyor
    İnce - ince köpük var
    Ve ılık - ılık buhar
    Ben ve benim gibiler vuslat - vuslat içiyor...


  8. 2007-11-20 #8
    Vuslatımı Beklerim....


    Sevgi gerçek-ilahi aşka uzanan ince yoldur
    Sevmek dediğimiz her şey hep semboldür
    Mecnu'nun çölünde Leyla olmuştur
    Sezar'ın gönlünde Kleopatra doğmuştur...
    Acıdır, özlemdir, haykırıştır her solukta yeniden yoğrulmadır
    Balçığın çömleğe-testiye dönüştüğü yumuşaklıktır yürekte!
    Sabır ister bir temmuz güneşinde yakarken...
    Titretir bir zemheri ayı ocak hava kararırken
    Sararır başaklar ikindi güneşiyle kurşini renk alırken
    Kan damarları dağlanır aşığın ozanın sevdalının bam telinde...

    Ölüm kavuşmadır
    Bir mevsim biter başkasına zaman gebedir
    Yılanlar gibi sevgi gömlek değiştirir
    Son aşka varana kadar!

    Bende sevdalıyım, Allah yarim
    Her gördüğümde o var...
    Bu yüzden ne görsem sarılırım
    Rahim Rahman dedikçe hazzın içinde zevkten bayılırım
    Toprağa sarılırım
    Vuslatımı beklerim...


  9. 2007-11-21 #9
    VUSLAT'TA YOLCULUK


    Hangi zaman bitecek bu ayrılık,
    Hangi zaman bitecek,özlem kokan bu satırları yazmak,
    Hangi zaman gelecek te ya kalemimin mürekkebi tükenecek,
    Ya sen geleceksin uzaklardan,
    Yada yazacak kağıt kalmayacak,
    Ahh…
    Yüreğim yanıyor,
    İçim kan ağlıyor,
    Vuslat türküleri yakıyorum akşamları,
    Gözlerime uyku girmiyor bir türlü,
    Beklemekten seni ve sabahları…

    Yüreğim acıyor,
    Seninle aynı havayı teneffüs ediyorum,
    Ama soluğunun sesini duyamıyorum,
    Aynı dünyada yaşıyorum,aynı mekanda olamıyorum,
    Bu beni kahrediyor,içimi dağlıyor,diyemiyorum.
    Seni çok seviyor,fakat söyleyemiyorum.

    Vuslata zaman sayıyorum,
    Bir türlü zamanın sonunu bulamıyorum,
    Dakikalar yıl mı oldu,
    Günler asır mı anlayamıyorum,
    Güneş doğuyor,batıyor,doğuyor,batıyor,
    Bu böyle hep tekrar ediyor,
    Ne güneşle yarışabiliyorum,ne sana kavuşabiliyorum,
    Oturup sadece haktan VUSLAT dileniyorum….

    Hakikatte vuslatı bulamıyorum,
    Hayallere dalıyorum gece yarıları,
    Saçlarına papatyadan taçlar yapıyorum,
    Ellerin avuçlarımın içinde,yüreğimi ısıtıyor,
    Nefesin tropikal müzik sesleri oluşturuyor kulaklarımda,
    Kelebekler uçuşuyor,
    Uğur böcekleri dolaşıyor Yanı başımızda,
    Sen bana sevda türküleri söylüyorsun,
    Ben sana dünyaları veriyor,
    Yuva kuruyorum en güzel pınarların başında,
    Bülbül sesleri renk katıyor aşkımıza,
    Besteler yapıyorum,o eski yarım kalmış şarkımıza,
    Zaman akmasın istiyorum,
    Rüzgar değmesin,aşkımıza.
    Ellerimi açıp Dualar ediyorum yaradana,
    Bolluk bereket,
    Hayırlı evlatlar versin diye yuvamıza.

    Altından saraylar kuramıyorum beklide sana,
    Yüreğimin sarayını sunuyorum aşkımıza.
    Sen beyaz gelinliğini giyiyorsun,
    Semalar kadar saf ve temiz,çıkıyorsun karşıma.
    Ben biçare aşık yüreğimi veriyorum,
    Senin saf ve temiz aşkına,
    El ele tutuşuyor gidiyoruz dünyanın en nadide köşküne.

    Ve gözlerim açılıyor gün ışıklarıyla,
    Ellerim boş,yüreğim boş,
    Vuslata erdim derken serap'a kandığımı anlıyorum,
    Ve haykırıyorum,
    Ve Haykırıyorum,
    Seni çok sevdiğimi,kainata anlatıyorum,
    Gözlerine akıyorum,
    Gözlerinde kayboluyor, vuslat'ı yakalıyorum,
    Bir deniz misali gözlerinde, rotamı arıyorum,
    Gözlerinden gönlüne giden o yolu bulamıyorum,
    Ve sadece umudumu yitirmeden zamana dur diyorum,
    Vuslat'a ermek için ALLAHA yalvarıyorum………

    SELAHATTİN ÖLMEZ


  10. 2007-11-22 #10
    Vuslatımda Hicran


    Sen alevleniyorken yoz pembe ufuklarda;
    Günahım sevaba büründü,hazanım bahara!
    Menderesler süründü susuz toprağıma...
    Aşkın hududunu çizerken geleceğin avuçlarına;
    İçimi ısıtan güneşin,aydınlık bakışlarında yoğruldum.
    Silkindim karanlıklardan,aydınlığa doğruldum.

    Bir kıvılcım tutuşturdu gönül alemimi.
    Ömrümün erdem mahsülü hazan aleviyle yandı.
    Silindi düşlerim,hayallerim hüsrana boyandı.
    Avuçlarım yandı,bakışlarım nura kandı.
    Kuruluyorken rüzgarın hayal salıncağına;
    Sevdanın arifesinde hicran damladı alnıma...
    Göklerden bir ses harabe kıldı ömrümü,
    Her ne varsa yaktı,viran eyledi gönlümü.
    Sızı dolu nefesler avuçladı ruhumun külünü,
    Kazıdı ömrümden zahirin hükmünü.

    Zaman aldandı,fikirler yorgun düştü.
    Kanlı yaşım aktı mahşerin döngüsüne,
    Kaderimi zincirledim karanlığın telli pullu örgüsüne.
    Hayallerimi yasladım pervanenin yanık öyküsüne,
    Döndükçe yandım,tamah ettim kutsal öyküsüne.
    Sönüyorken zemherinin soğuk bakışlarında;
    Geçmişin bir köşesinde,kıvrım kıvrım uzayan gül!
    Sakın hicrana yenilme,kaldır başını da gül!
    Gönül ülkesinde buram buram hasret kokan şehir!
    Sen çağla geleceğime,geçmişimde hür akan nehir! ...


  11. 2008-05-09 #11
    2208 - Vuslata Dair Şiirler

    Ahlarım göğe çıkmış, hüzünler perde perde
    Bir vuslat şarkısı bu dillenir bu yürekte
    Mesafeler çok uzun yolculuk var öteye
    Düşlerim sana muhtaç, o kutlu nefesine…
    Günahlarla diz çökmüş kalbim prangalarda
    Şu aciz sessizliğim duy neler söyler Sana;
    Kimse merhem olmuyor bu onulmaz yarama
    Ümitlerim kırık, dökük Veysel yorgunluğunda…
    İçimde kutsal nazarının acı sancısı
    Seni söyler kirpiklerim tıpkı yağmur damlası
    Alevlenir gönlümde aşk ateşinin hası
    Bitsin N'olur artık hasretlerimin yası…
    Rüyalarımda bile En Güzel olan Sensin
    Cennetlerde yıkanmış narin bir menekşesin
    Solmamaya yemin etmiş bahar Sensin, gül Sensin
    Hızır eli, Hak habibi, dostların sahibisin…
    Kıyılarıma vurdukça hicran ben seni arıyorum
    Sonsuz gayyalardayım elini bekliyorum
    Yokluğunun hastasıyım adınla yanıyorum
    Can değil, canan değil tek seni istiyorum…
    Dualarımın özü, candamarımda kansın
    Aşkınla öyle oldur görenler mecnun sansın
    Gönül tahtıma buyur ruhum senle taçlansın
    Nefsim gafletle geçen günlerinden utansın…
    Ah! Duysam duyabilsem "ümmetim" değişini
    Bakışlarında görsem cennetin neşvesini
    Silerim işte o an tüm dünya sevgisini
    Yeter ki kabul buyur yakine vardır beni
    Yeter ki kabul buyur lütfuna erdir beni…!


  12. 2008-07-08 #12
    Vuslatım Tut ki...

    1536 - Vuslata Dair Şiirler

    Vuslatım Tut ki...



    Tut ki; her yol denize çıkar.
    Tut ki; ben de çağlarım kendime günün birinde.
    Ve tutulurum gözlerinin pençesinde,
    Hesapsızca,
    Alelade bir sokak ortasında...
    Tut ki; bir gün,
    Silkinirim yalnızlığın kekremsi kokusundan...
    Arkama katıp söylenmişleri;
    Dişimin kavuğuna yetmemiş sözleri kusarım bir bir...
    Hüznüme bir yudum menekşe moru karıştırıp;
    Konarım bahar dallarına apansız,
    Öksüz bir hazan sabahında...
    Tut ki ;kokunu duyarım asi bir tomurcukta.
    Ya da bir bardak çayın tüten dumanında...

    Tut ki;
    Durulurum bir gün,
    Durgun sulara yansırım.
    Bulanmadan,
    Bulunmadan...
    Tut ki;
    Azad olur kurtulurum sürgünlerden.
    Cesaret çalıp ötelerden;
    Vuslat eşiğine bir adım daha atarım.
    Tut ki;
    Seni ararım.
    Yitirdiğim anda kazanırım.
    Uğrunda yaralı sitemler kanatlandırdığım!
    Tut ki;
    Vurulurum gözlerine,
    Bir yalnızlık hikayesinde.
    Nihayetinde;
    Kaybolurum,
    "Yar" girizgahının ilk hecesinde...

    Tut ki.....


  13. 2008-07-30 #13
    1 - Vuslata Dair Şiirler

    2 - Vuslata Dair Şiirler



  14. 2008-11-19 #14

    420 - Vuslata Dair Şiirler

    VUSLATI SENİN GÖZLERİNDE YAŞAMAK İÇİN

    İmkansızlığı yokluğun zindanda asıp
    Vuslatı senin yüreğinde yaşamaya geliyorum.. "

    Sana geliyorum umut tarlalarına " sevdamızın " güneşini ekerek. Vuslat kelimelerini tozlu raflardan indirip sana geliyorum. Biliyorum, avuçlarında hasretin alazları yanıyor.. Külleniyor vuslatın kelimeleri yüreğinde.. Bekle beni, avuç içlerindeki kör olası yangınları ıslak kirpiklerimle söndürmeye geliyorum. Yürüyorum zifiri uçurumları aşarak. Gözlerin " gelecek diye " perdelerin arasında gözyaşıyla ıslanmasın. Ben karanfillerin gülümsediği kuşluk vaktinde saçlarına süzüleceğim. Haydi, saat çoktan gece yarısını geçmiş olmalı oralarda..Uyutamasan da hasreti, ne olur gözlerini kapa yıldızlara.. Ben gelirken, yüzündeki hüzün bulutlarını topla göğünden ve uykuya dalmış " vuslat " türkülerini kaldır kirpiklerinden..

    Umut fakiri sevdamla kana kana gülüşlerini avuçlarından içmeye geliyorum. Uykular haram sana kavuşana kadar. Geldiğimde bir tutsam ellerini, bir öpsem yüreğini goncalar tebessüm edecek toprağın altından..Güller dökülecek yıldızların avuçlarından..Ah bir sarılsam sana..Rüzgar bile kıskanırdı kavuşmamızı..Sana geliyorum. Leyla sına ağlamaklı Mecnun yoldaşım, Aslı sına kavuşması prangalı Ferhat ise arkadaşım oldu bu yolculukta. Biliyorum zaman akmıyor takvimlerin belinden..Saatler gece yarısını çoktan geçse de uzanamıyorsun yatağına..Hissediyorum bana kavuşmadan yatağına sanki çiviler serpiştirilmiş..Haydi, kapat perdelerini..Süzülmesin gözlerinden yanağına doğru ıslak nehirlerin..Mahpusa düşmesin sevda kokan kelimelerin..Bekle beni, geldiğimde cebinde biriktirdiğin gözyaşlarını yüreğimde kurutacağım. Doya doya sarılıp gözlerinde baharları soluyacağım.

    Sana geliiyorum yetim cocukların düşlerini sırtıma yüklenerek. Aşındırıyorum vuslat kaldırımlarını..Karanlığı eze eze sana koşuyorum. Aldırma ellerimin titremesine. Kolay mı gözlerindeki solduğum " hayali " Cenneti nefesinde hissetmek ? Kolay mı ellerine sürülmüş bahar kokusunu doyasıya içime çekmek ? Kolay değil elbet..Kelimeler anlatamıyor içimde büyüyen heyecanı..Of dizlerim titriyor yine.. Ter basıyor alnımı..Yıllar haince güneşini vursalar da , gülen yüzünü soldursa da acılar ne olur ağlama ne olur..Sabır elbisesini giyin üzerine..Umutlarını kanatlandır karanlık gökyüzüne..Ben senin icin yollardayım..Azığım gülüşün , katığım acıların olmuşken biraz daha dayan gül yüreklim..Geldiğimde " vuslat " ateşiyle küllendireceğim arsız sancılarını..Ben sökeceğim takvimlerde asılı kalmış gözyaşlarını..Ne olur taş kundaklarda uyut hasretini..Ne olur silme ıslak kirpiklerini..Ben o ıslak yüreğini " sıcak umutlarımla" sileceğim..

    Yürüyorum karlı dağları birer birer aşarak. Yorulsam bir an, buğulu bakışlarında " sağır akşamları " senin yanında karşılamanın huzuruyla dinleniyorum..Of serçe edalı bulutların koynunda yürür gibi sana koşuyorum. Bazen yolunu kaybetmiş yağmur yüklü bulutlar " vuslatın " kentini soruyor bana..Bende peşimden gelmelerini söylüyorum..Gögünü yitirmiş kuşları peşime takıp hep birlikte sana geliyoruz..

    Sana geliyorken yokluğunu küllendirdim aldığım her nefeste..Hayalimde gözlerini kaç kez öptüm..Kaç kez gül bahçelerinden cicekleri çaldım....Sana geliyorum utangaç ve mahçup bir cocugun düşlerini yüregine sermek için. Gelirken, kaç kez pusulara düştüm. Hor görüldüm karanlıklarda...Öyle zifiri idi öyle katransıydı ki geceler, bastığım her adımda Yusuf un kör kuyuları sandım. Lokma lokma acılarını sundular boğazıma..Ne olur üzülme sen.. Gecelerde yakılsa da bedenim ne olur ağlama sen.. Küllerimden saçlarına gülleri motifleyeceğim.Denizlerin dibindeki incileri yüreğine dizeceğim..Biraz daha sabret uykusuzluga ve bu vuslat kokan yalnızlığa.

    Uçurum kenarında toprağa kökleriyle delice tutunmuş "umut çiceklerini " yüreğimle toplamaya geliyorum. Başını dayayıp bir çocuk gibi utanmadan ağlayabileceğin " omuz " olmaya geliyorum.Dilimde Şehrayin türkülerini yakıp kaldırımları aşıyorum..Bil ki, bu yolculuk " vuslata " gebe.. Bu yolculuğun sonunda ya karanlıklarına yıldızları dizeceğim ya da saçlarına baharları işleyeceğim..Bu mapusluk, bu hasret bitecek elbet..Kangren gecelerin yoklugumda islenmeden, ak alınlı günlerin karanlığa bürünmeden kelebeklerin sırtından avuçlarına düşeceğim bir çiğ tanesi gibi..


    " Sana geliyorum gül yüreklim
    Vuslatı senin gözlerinde yaşamak için.
    Uçurumları aşıyorum
    Gözlerinde " hayali " Cenneti solumak için."


  Okunma: 13442 - Yorum: 13 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 0/5 - 0