Yapının inşası 6.yy.ın 2. yarısında başlamış. Tapınak kentin koruyucusu olan Tanrıça Athena'ya ithaf edilmiştir. Assos'un kendine özgü yerli taşından yapılan tapınak için akropolisin yüzeyi düzeltilmiş ve yapı kuzeybatı - güneydoğu yönünde oturtulmuştur, giriş cephesi ise Anadolu geleneğine uygun olarak doğuya bakar. Tapınak dikdörtgen planlı bir içyapı ile dışta onu çevreleyen tek sıra sütundan oluşmaktadır. 6x13 sütunlu peripteros planlıdır. Doğu yönünde eski Hellen tapınaklarında bulunması gereken altara rastlanmamıştır. Bu altarın Bizans çağında sökülüp, yıkıldığı tahmin edilmektedir. Tapınak iki basamaklı bir krepise oturmaktadır. Bu iki basamaklı yükselti doğuda bir podyum biçimini alır. Basamaklar 28 cm yüksekliğindedir ve rıht yüzeyine, kabartma olarak polygonal desen yapılmıştır. Sütunların oluşturduğu stylobat yüzeyi 30x14 metre ölçülerinde ve 1/2.15 oranındadır. İç yapı 22x8 boyutunda ve 1/2.8 oranındadır. İç yapı pronaos (ön oda), ve naos denen kutsal odadan oluşur. Ön odanın iç genişliği 6.65 metre, derinliği 3.30 metre dir. Girişte duvar uçları (anta) arasında iki sütun vardır. Bu sütunlar 91 cm çapında ve 18 oluklu dor sütunlarıdır. Naos'a giriş 1.65 metre genişliğindeki, çift kanatlı olduğu düşünülen bir kapıdandır.


Duvar taşları sökülerek başka yapılarda kullanılmış olduğu için bugün 66 cm kalınlığındaki Naos duvarının sadece yerdeki izi kalmıştır. Yapıyı çeviren sütun sıraları 6x13'er sütundan oluşmaktadır. Toplam 34 sütunun 32'sinin başlığı bugün sağlam olarak bulunabilmiştir. 4.30 metre yüksekliğindeki başlıksız sütunlar, başlıkla birlikte 4.78 metreye ulaşmaktadır. Sütun yüksekliği stylobat genişliğinin 1/3'üdür.


Sütunlar 60 cm'den 1.40 cm'e kadar değişen yükseklikteki parçalardan oluşmaktadır. En alt çap 91 cm, en üst çap ise başlık altında 64 cm'dir. Entasis belirgindir. Sütunlar 16 olukludur, oluklar arası keskin sırt (arris) stylobat kenarına dik gelmektedir. Sütunlar arası, dar yüzeylerde merkezden merkeze 2.61 metre, yanlarda 2.45 metredir. Sütun sırası ile naos duvarı arası pteroma geniş bırakılmıştır (3.03 metredir). Naos'ta bulunan Helenistik Dönem çakıl mozaik döşeme ve tapınağın sunağı kazılarda ortaya çıkarılmış fakat daha sonra kaybolmuştur. Assos Athena Tapınağı planı açısından arkaik çağın özelliklerini yansıtır fakat mimarisi açsından bunları söyleyemeyiz.


ASSOS ATHENA TAPINAĞI'NIN MİMARİSİ

Yapının mimarlık tarihi açısından önemli bir özelliği vardır. Öncelikle Anadolu'daki ilk ve tek Arkaik Çağ Dor mimari örneğidir. Bunun yanında, Dor mimarisine kabartmalı friz ve süsleme elemanları ile Ion mimari öğelerinin katıldığı ilk örnektir. Ayrıca Opisthodomossuz tek mekânlı iç bölümü ile de güçlü bir Anadolu mimarlığı etkisi taşımaktadır.

Naos'un iç mimarisi ilginçtir. Döşemesi siyah ve beyaz mermer parçacıklarından yapılmış dalga motifi ve zigzag çizgiler işlenmiş bir mozaiktir ama bugün yerinde durmamaktadır. Kaide üzerinde tanrıçanın heykeli bulunmaktaydı. Maalesef bu mozaik ve heykel günümüze ulaşmayı başaramamıştır.
Tapınağın dış cephesinin mimarisini inceleyecek olursak. Sütun başlıklarının yastık kısmı (ekhinus) M.Ö. 6. yy. başlarının basık yassı profiline sahiptir ancak her başlığın profili diğerlerinden farklıdır. Bu da yapının farklı ellerden çıktığını göstermektedir. Tüm Dor yapılarında olduğu gibi başlıklardaki boyun bilezikleri (annulet) olasılıkla boyalıydı. Bunu gösteren boya izleri de bulunmuştur.

Sütun başlıkları üzerinde bağlayıcı ve taşıyıcı olarak arşitrav vardır. Arşitrav blokları 2.40 ile 2.60 arasında boyutlardadır ve başlıkların merkez noktasında kenetle birbirlerine bağlanmışlardır. Arşitrav üzerine ise Dor düzenine yabancı ve Anadolu mimarisine uygun kabartmalı frizler işlenmiştir. Frizin kabartmalı olması ilginç. Dor düzeninde olmasına rağmen arşitravında neden friz var? Dor düzenindeki Girit Plinias Tapınağında da böyle friz var. Hitit, Asur ve Pers'lerde ortostatlar üzerinde var olan friz geleneği eski Anadolu ve Kuzey Mezapotamyada da mevcut.

Tapınağın yapımında kullanılan andezit taşı, koyu renk ve işlenmesi çok zor bir taştır. Andezit ve bazalt taşları Geç Hitit dönemi yapılarında kullanılıyordu. Kullanılan taşın bu kadar sert olmasına rağmen, frizlerde tanrıların ve yarı tanrıların öykülerini anlatan kabartmalar çok iyi işlenilmiştir. Her iki dar cephede de ortada iki sfenks kompozisyonun merkezini oluşturur. Ondan sonra sol köşeden okları ile Kentaur'ları vuran Herakles, kaçan Kentaur'lar işlenmiştir. Sağ tarafta ise atlılar, ibadet eden figürler ve köşede Tritonla döğüşen Herakles vardır. Diğer yanlarda ise geyiğe saldıran aslanlar, ziyafet sahnesi (symposıon) gibi konular işlenmiştir. Kabartmalı olmayan arşitrav bloklarının da bulunmuş olması, tüm üst yapıda friz olmadığını gösterir.

Arşitrav üzerinde Dor düzenin tipik öğesi olan trigliphler yer alır. Trigliph aslında ahşap mimarlıktaki işlevsel bir öğenin taş mimarlıkta süs elemanına dönüşmüş halidir. Her sütun üzerine bir anesi yerleştirilmiştir. Aralarındaki boşluklar metop levhalar yerleştirilerek birbirleri ile bütünleştirilmiştir. Tapınağın metop levhaları üzerine yaban domuzu, kentaur, karşılıklı iki erkek figürü, sfenks, atlılar, yarışan atletler kabartma olarak işlenmiştir. Bir Aiol mimarlık öğesi olarak da metop taçları Lesbos yaprağı motifi ile bezenmiştir.
Tapınağın alınlığında (pediment) kabartma ya da bezeme yoktur. Üçgen alınlığın tepesinde spiral bezekli bir tepe akroteri, alınlık uçlarında da sfenks veya grifon şeklinde köşe akroterleri vardır. Yapının oturduğu düzlemden alınlığın uç noktasına kadar olan yüksekliği 12.50 metre kadardır. Çatı örtüsü ise çok iyi kalıplanmış ve fırınlanmış boyalı kiremitlerden oluşuyordu.