Fitre Miktarları Açıklandı (2007) - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Fitre Miktarları Açıklandı (2007)

  1. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Din İşleri Yüksek Kurulu "2007 yılı fitre miktarı"nı belirlemek için toplandı. Kurulda yapılan müzakereler sonucu, asgari ücret, geçim standardı, gıda fiyatları gibi kriterler ile bir kişinin bir günlük asgari gıda ihtiyacı ve yıllık enflasyon oranı göz önünde bulundurularak, fitre miktarı en az 5 YTL olarak belirlendi. Müslümanlar arasında laşmayı sağlayan fitrenin Ramazan'ın başlangıcından bayram sabahına kadar ihtiyacı olanlara verilmesi gerekiyor.


    ****************************
    Bir kimsenin fitre yükümlüsü olması için şu şartların bulunması gerekir:
    a) Müslüman olmak.
    b) Nisap miktarı mala sahip bulunmak: Hanefilere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin ramazan bayramının birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekât nisabından farklı olarak, sahip olunan malın "artıcı (nâmî)" özellikte olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması gerekmez. Temel ihtiyaçlar mesken, elbise, ev eşyası, binit, silah, hizmetçi, ailenin bir yıllık geçim masraflarıdır. Hesaplamada, ayrıca kesin alacakları eklemek ve borçları düşmek de gerekir. Nisap miktarı iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, fıtır sadakasının vücûbu için, zenginlik ölçüsü olan nisaba mâlik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçların dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir.

    c) Ehliyet: Ebû Hanife, Ebû Yûsuf ve diğer üç mezhep imamının ortak görüşüne göre, fıtır sadakasının mâlî yönü ağır bastığı için, bununla yükümlülük için akıllı ve ergen olmak şart değildir. Bu yüzden küçüğün ve akıl hastasının malından da velisinin fitre vermesi gereklidir. Fitre'nin ibadet yönünü üstün kabul eden, Hanefilerden İmam Muhammed ve Züfer'e göre ise, küçüklerin ve akıl hastalarının malından fıtır sadakası gerekmez.

    d) Velâyet ve bakmakla yükümlülük: Bir kimsenin, kendi dışındaki kişinin fıtır sadakası ile yükümlü sayılması için, bu kişinin onun velâyeti altında olan ve bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerden olması gerekir. Buna göre bir kimse velâyeti altında bulunan küçük çocuklarının veya akıl hastası olan yakınlarının fitresini vermekle yükümlüdür.

    e) Vakit: Hanefilere göre, fıtır sadakası ramazan bayramının 1. günü fecrin doğuşu ile vâcip olur. Çünkü fitre bayrama ait kılınmıştır. Hanefîler dışında üç mezhep imamına göre fitre Ramazan ayının son akşamı güneşin batmasından itibaren vacip olur. Bayramdan sonraya geri bırakılması caiz değildir. Ancak özürlü olması durumu müstesnadır. Bununla birlikte geri bırakma fitreyi düşürmez ve kazası gerekir. Bir özür yüzünden oruç tutamayan müslüman da fitre ile yükümlü olur. Hasta, yolcu ve çok yaşlı kimseler gibi. Bir kimse kendi yanında otursalar bile ana-babasının fitresini vermekle yükümlü değildir. Ancak babasının yoksul ve akıl hastası olması durumu müstesnadır.

    Fitre kimlere verilebilir?
    Fitre, verileceği yerler bakımından her durumda zekâtın benzeridir. Fitre, niyet edilerek fakirlere temlik suretiyle verilir, mübah kılma tarzında fitre olmaz. Niyet, fitreyi ayırırken veya verirken yapılabilir. Ancak fakire verirken bunun fitre olduğunu söylemek gerekmez. Bir kimse fitresini eşine, usul ve fürûuna yani anne veya babasına, çocuk ve torunlarına veremez. Ebû Yûsuf ile İmam Şâfiî'ye göre yoksul olan zimmîye (İslâm ülkesi vatandaşı olan gayri müslim) de verilemez. Fetvaya esas olan görüş budur. Çünkü fitrenin amacı, bayram gününde yoksul müslümanların ihtiyaçlarını karşılamak, onların bayram sevincine katılmalarını sağlamak ve rahat ibadet yapmalarına imkan hazırlamaktır. Zimmîlere fitre vermekle bu amaç gerçekleşmiş olmaz. Bir kimse fitresini bir veya bir kaç yoksula verebilir. Birden çok kimseler de fitrelerini bir kaç yoksula veya tek yoksula verebilirler. Fakat bir görüşe göre bir fitre, birden çok yoksula dağıtılamaz. Çeşitli kimselere ait fitreler karıştırılarak da yoksullara dağıtılabilir. Bununla birlikte fitrelerin ayrı ayrı verilmesi daha uygundur. Fitre yükümlünün bulunduğu yerdeki yoksullara verilmelidir. Başka yerlere gönderilmesi mekruhtur.
    Fitre miktarlarının kişinin bir günlük yiyecek ihtiyacını karşılamayı hedeflediğinde açıklık vardır. Nitekim yemin kefâretinin "ailesine yedirdiğinin ortalamasından 10 yoksulu doyurmak" ve oruç fidyesinin de "oruca güç yetiremeyenlerin bir yoksul doyumu kadar fidye vermekle yükümlü" tutulması, fıtır sadakasının miktarı konusunda ortalama bir ölçü getirmektedir. Bu da yoksulun bir günlük yiyecek ihtiyacının karşılanmasıdır. Fitre mal olarak değil de, para olarak verilecekse günün şartlarına göre, yükümlülerin durumu dikkate alınarak bir tespitin yapılması daha uygun olur. Bu, hadislerde belirtilen gıda maddelerinin ortalama değerlerini almakla da gerçekleşebilir.
    __________________


     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2007-09-12 #2
    Zekat ve fitre vurgunu



    Zekat ve fitre vurgunu



    ayı geldi. Bu gece sahura kalkacağız. Ancak bazı fırsatçıları tüm hazırlıklarını tamamlamış durumda. Orijinal broşürler hazırlandı ve camilere zarflar içinde dağıtıldı.

    Broşürlerde ilginç şeyler anlatılmaktadır. Zekat ve fitre sosyal bir ibadet olduğu için kurumlar aracılığıyla toplanması gerekiyormuş. `ın emri böyleymiş. Kendi öğütlerini sisteminin yerine koyan bu uyanıklar, ve mağdur edebiyatı yaparak yıllardan beri buradaki saf Müslümanları çeşitli vesilelerle yolmaya devam ediyorlar.

    Her camide bu iş için görevlendirilmiş kişiler var. Hangi camiye giderseniz elinize zarf içinde bir broşür sıkıştırılır. Bu görevli kişiler bir ay yoğun çalışma yaparlar. Sonunda toplanan paraları şeflerine teslim ederler. Ondan sonrasını `tan başka kimse bilmez. Kimdir bu şefler? Holding soygununda görev almış, din ve edebiyatı yaparak insanları camilerde kandıran kişiler veya sus payı alıp insanların kandırılmasına göz yummuş örgüt liderleri.

    Holding vurgunu bitmiş, fakat `fitre-zekat ve kurban vurgunu` devam ediyor. `in geçen yıl yazmış olduğu `Kurban Vurgunu` (24.12.2006) başlıklı yazı bizler için çok yararlı oldu.

    Çünkü bu yazının etkileri hala devam ediyor. Bu etki bizi zekat ve fitre vurgunu konusunda da bir yazı yazmaya teşvik etti. Evet, bu konuda insanları olanaklarımız dahilinde uyarmaya devam edeceğiz.

    Bu işleri yöneten örgüt liderlerine bakıyoruz. Hepsi lüks hayat yaşıyor. Tabii ki toplanan paralardan sus payı olmak üzere bir miktar ihtiyaç sahiplerine verildiği doğrudur. Geriye kalan büyük meblağlar kimin cebine gidiyor?

    Bizim insanlara tavsiye ve uyarımız şudur:

    Yardım adı altında bu kişilere kesinlikle para vermeyin. Yardımlarınızı bizzat kendi yakınlarınızın fakirlerine veya tanıdığınız muhtaçlara veriniz. Dinimizi kullanıp kolay yoldan köşe dönenlere artık fırsat vermeyiniz. Amacımız asla a engel olmak değildir. Bundan `a sığınırız. Ama öteden beri gurbetçinin cebine göz dikmiş bir sistem vardır. Biz bu konuda insanları uyarmaya çalışıyoruz. Hepsi bu kadar.
    __________________

  Okunma: 2010 - Yorum: 1 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 0/5 - 0