Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

  1. Irak savaşında babası ve annesi ölen ve kendisinin de bacakları kopan Müslüman bir çocuğun Irak savasını yöneten Tommy FRANKS'a yazdığı şiir.

    ***************

    Merhamet hür dünyaya bu kadar mı Irakda?
    Ben Basralı Ömer...

    Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
    Önce demokrasi yağdı göklerimizden,
    Sonra özgürlük geçti üstümüzden
    Palet palet.
    Ve insan hakları namlularından
    Saniyede bilmem kaç adet.

    Demokrasi bizim eve de isabet etti
    Bir gün sonra anladım koptuğunu ayaklarımın.
    Tam onsekiz adet insan hakları saymışlar
    Vücudunda babamın.

    Annem yoktu zaten
    Ben doğarken ilaç yokluğundan ölmüş
    Ambargo falan dediler ya Anlamadım
    Çocukluk aklı işte
    Oluşmadan sökülmüş.

    Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
    İnsan hakları çocukları yetim
    Ve ayaksız bırakır mı orda da?
    Düşer mi ayın kan gölüne aksi
    Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?

    Zenginlik;
    İnsanları korkudan uykusuz bırakır
    Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
    Babamla mırıldandığım son dua dilimde
    Ayaklarımın hastanede ve giymeye
    Kıyamadığım pabuçlar kaldı elimde.

    Çocukların var mı Mr. Franks?
    Al, oğluna götür onları bari işe yarasın
    Kim bilir belki baktıkça
    Bazen beni hatırlasın.

    Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
    Düştüğü
    Yeri yaktı
    Merhamet hür dünyaya
    Bu kadar mı Irakdı size?

  2. 2007-09-08 #2
    Canımdan Can İste


    Nedir ki senin uğruna?
    Canımdan can iste,ömrümden ömür
    Yeter ki sev beni,anla hep böyle
    Canımdan can iste,ömrümden ömür


    Dünyayı versem de senin için az,
    Hiçbir şey aşkına bedel olamaz,
    Sen böyle sevdikçe etmem itiraz,
    Canımdan can iste,ömrümden ömür


    Sen verdin gönlüme mutluluğumu,
    Sana borçluyum ben bu huzurumu,
    Aşkınla anladım var olduğumu,
    Canımdan can iste,ömrümden ömür


  3. 2007-09-08 #3
    Her eylül aşık olurum nedense
    Geceme hüzün dolu şiirler eklenir
    Coşar gider dizelerim..
    Düşen bir yaprağın çaresizliğinde
    Düşlerimi gizlerim...

    Yenilmek,
    Güzel oluyor bu mevsimde
    Çocuk dediğin adam oluyor
    Adam dediğin dünkü çocuk
    Sönen yıldızların yerini ışıkları alıyor şehrin
    Soluğum karışıyor ezan sesine
    Uykusuz ve de buruk..

  4. 2007-09-08 #4
    Melanlolik

    Gitmeliyim,
    Uzaklara, çok uzaklara...
    Beni terkeden gözyaşlarımın peşine düşmeliyim,
    Çaresiz, yalnız, ağlamaklı...
    Kaybettiğim değerlerime uzaktan bakıp,
    Canı yanan beni umursamayan canlara lanet edip,
    Eşyalarımı toplamalı ve gitmeliyim...
    Bilirim ki sevgi diye birşey kalmamış dünyamda...
    Gülümseyen gözlerle baktığımda gördüğüm nefret söndürüyor ışığımı...
    Mutsuz, kırgın; ama yine de seven bir ben...
    Güzellikler haketmemişim demek ki;
    Farkında olmadan onca günah işlemişim demek ki;
    Sevmenin değerini bulamayanlara itimat etmişim demek ki...
    Koşup gitmek istiyorum,
    Arkama dönüp bakmamalıyım,
    Yada önce epeyce uzaklaşmalıyım ki arkama baktığımda geride kalanları görmemeliyim...
    Geride kalan aslında sadece binlerce gözyaşı...
    Diyetini istiyorum;
    Hiçbirşeyin karşılığını beklemeyen ben, sadece o gözyaşlarımın diyetini istiyorum...

    {srqn}

  5. 2007-09-08 #5
    Haydi toplan akşam oldu
    vakit doldu
    toplan gidiyoruz ey kalbim
    kırkikindi yağmurlarına kalamam
    kaldıramam bunca ağrıyı, ihaneti
    biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta yer yok bana
    bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
    sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
    bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
    alıp götür beni buralardan
    içimdeki cesetleri çiğneyerek
    kalbimdeki mahşere

    bak akşam
    vakit tamam
    dürüp ömrümün defteriniToplan gidiyoruz ey kalbim

    yorgunum
    bir sonbahar ezgisi gibi bekleyemem son yaprakta
    sevgisi iğdiş edilmiş tarihlere koma beni ey kalbim
    bak güz yağmurları iniyor acılar ve ihanetler üstüne
    çırılçıplak ve sevgisiz kalmış bir şiirim
    kimsesiz bir kış sokağında

    ne gülen gözleri menekşelerin avutuyor benine de munzur bakışlı cerenler
    al götür beni buralardan ey kalbim
    geçtiğim tüm kıyılara kırık gözyaşlarımı
    ince duygularımı bırakarak
    ve kırarak aynalarını hüzünlü bakışlarımın
    artık hiç bir sevince yakışmıyor yüzüm

    sevinçlere geç kalmış yorgun ve yaralı bir yolcuyum
    heybemde türküleri unutulmuş bir şafağın yalnızlığı
    geçtiğim bütün kıyılara gözyaşı yağdırıyorum

    bütün dinlerden kovsunlar beni
    bütün ülkelerden bütün yüreklerden kovsunlar
    hangi tanrıya sığınsam yaramın merhemi yok


    biliyorum kirlenmiş hiç bir bakışta, yer yok bana
    bu yüzdendir ceylanlara küsmüşlüğüm
    sevdalara küsmüşlüğüm bu yüzden
    yeni bir gül yaprağı bulup sarmak için yaramı
    sevdalı bir kuş yükleyip acılarımı kanatlarına
    alıp götürsün beni buralardan
    içimdeki ölüleri çiğneyerek
    kalbimdeki mahşere

    hamuru çürümüş dostluğun, vefanın, aşkın
    vefasız mevsimlere bırakma beni ey kalbim
    ağlatma beni sevda kapılarında
    kahpe kapılarında eğme boynumu
    kurşunlar sıkılsada canevime
    çiğnetme yoksulluğumu ayaklar altında
    bırak başım dik, içim ezik kalsın
    onurlulara mahsus bir makamda ağırla beni
    satılmışlığın, alçaklığın, ihanetin ortasında koma

    biliyorum bu düş sığmaz kirlenmiş sokaklara
    bu sevda sığmaz
    bakmayın gözlerime
    nasıl saklarım yüreğimdeki incinmişliklerikınalı bir kelebek konunca saçlarıma

    ah! benimde hayallerim vardı
    baharlarım vardı yazlarım vardı
    kuşlar uçup gitti yüreğimden
    gökyüzü yaralı kaldı
    bir isyan giydirip gözlerime
    dipsiz bir uçuruma yuvarladım umutlarımı

    aşk diyordum talan oldu, yalan oldu ömrüm
    tınısı kırık bir keman sızısıyım artık
    yok gideceğim bir başka kapı
    haydi toplan vakit tamamtoplan gidiyoruz ey kalbim
    boşalsın ince duygularımın sırtındaki yük
    paranın sevgiye ihanetini gördüm
    insanın önünde diz çöküp ibadetini
    dünler harabe yarınlar umut değil
    hüznün neresinden dönsem, kırgınım

    öpmeye uzandığım bütün dudaklar frengili


  6. 2007-09-08 #6
    Bir sabah,
    Zamanı durdurdun sen...
    Ayrılığı ekledin sonbahara
    Mevsimin bütün bulutları,
    Gözlerimde birikti de
    Ben yağamadım bakışlarına...



    Söyle!
    Hangi güneş
    Baharı getirecek şimdi bana?
    Kadehimiz ayrılağa kalkmadı ki hiç
    Ben nasıl içebilirim yokluğuna...



    Belki,
    Zamansızdı sevgim
    En az gidişin kadar!
    Elde değil bu.
    Sen hiç eylülde sevip de
    Vakitsiz hüzünlere beyaz bayrak salladın mı?
    Bilemezsin sevdiğim...
    Nasıl da koyuyor adama güzün geri kalanı...



    Doğduğum gündeyim şimdi.
    Yoksun...
    Bir başıma içip,
    Kağıda gidişini karaladım...
    Hazanda sevmek akıl kârı değilmiş sevgili
    Anladım...

  7. 2007-09-09 #7
    Anneciğim! Evlatlar vardır başarılarını, zaferlerini yazarlar...
    Sana yazacak bir başarım, bir ödülüm yok anne.
    Keşke olsaydı da, seni sevindirebilseydim.
    Keşke, benimde anneme yazacak, anlatacak başarılarım olsaydı.
    Ama yok anne...
    Sevdiğin, okşadığın saçlarıma aklar düştü anne.
    Ilk evvel saçlarım hayat mücadelesinde yenildi.
    Düşmanlarım hep benden güçlü oldu anne.
    Onların tahta kılıçları benim çelikten kılıcımı paramparça etti.
    Onlar beni yenmek için ne senaryolar yazdı, ne iftiralar attılar.
    Ben, 'masumum' bile diyemedim.
    Düşmanlarıma hep yenildim anne.
    Ve ne yazık ki, dostlarıma da...
    Dostlarımda beni hep yendi...
    Ben onları dost bilirken onlar beni meydanlarda tuş ettiler.
    Arkamda hep bir hançer yarası oldu anne.
    Senin anlayacağın, dostlarım beni düşmanlarımdan daha beter etti!
    Kahkahayı unuttum, tebessümle dost oldum.
    Yüzümde acı bir tebessüm var şimdi. Bahtıma yenildim anne!
    Çocukluk yıllarımın özlemiyle seni aradım anne...
    Senden daha şefkatlisini, daha merhametlisini bulamayacağımı bilerek...
    Her şey küçükken güzelmiş anne.
    Şimdi büyüdüm ve yenilmeyi öğrendim anne.
    Gülü çok sevdim, hele alını, pembesini...
    Bahtıma hep beyazı düştü anne...
    O çok sevdiğim güllerin, dikenlerine yenildim anne...
    Açlığa-tokluğa, hastalığa-sağlığa, dosta-düşmana...
    Hepsine ama hepsine yenildim...
    Senin anlayacağın hayata yenildim anne...
    Yenildim...


  8. 2007-09-09 #8
    Bakarsın bir gün yine çıkıp gelmişim
    turna kanatlarına yükleyip yüreğimi
    olur mu olur, olmaz deme sakın
    gözlerimde nazlı bir bahar
    dudağımda gönül türküleri
    günaydın demişim dostlara, gülaydın demişim
    düşmüşüm yüreklere bir tomurcuk gül gibi

    belki bir sabah bakarsın yine beraber
    bir bulut çizmişiz Munzur'un göğüne
    dudaklarımızda o eski ıslık
    yaylalara çıkmışımız halaylarla, türkülerle

    olur mu olur olmaz deme sakın
    bakmışsın çiçek açmışız saksılarda
    kırlarda sarmaşık olmuşuz
    ikimizin yüreği ile sevdalanmışız
    sarılmışız bir gelin çiçeğine
    yeni doğmuş bir bebek gibi
    yeniden gülümsemişiz dünyaya
    yeniden merhaba demişiz hayata

    olur mu olur olmaz deme sakın
    özlemlere kar yağınca gönül dağlarında
    yine beraber çıkarız yaylalara
    Erzincan'a gideriz, Caferli'ye çıkarız
    keklikler ötünce yamaçlarda
    sevinince dere suları

    olur mu olur olmaz deme sakın
    bakmışsın bir gün çıkıp gelmişim
    sarılmışız kırk yılın hasretiyle
    gözlerimizde iki damla duman
    yeni bir güneş alıp dalımıza nar gibi
    düşmüşüz yola
    bir ben bir de sen
    yorgun hayatlarımızın akşamında
    üşüyen yaralarımız
    saçı ağarmış umutlarımızla
    dertleşip gitmişiz kolkola

    unutmam seni
    sen gönül dostumsun gülüşü gül kokan
    yüreğini yazamadığın şiirlere sakladım
    şiirleri yüreğime
    unutmam son sözlerini, gülen gözlerini
    her gece bir mektup yazarım sana
    atarım bulutlara, rüzgarlara, yağmurlara
    unutmadım korktuğumuz geceleri
    okuduğumuz kitapları, gezdiğimiz yerleri
    yediğimiz dayakları babalarımızdan

    görmesekte biribirimizi, duymasakta
    buluşuruz bir gün gönülden gönüle giden yolda

    üşüyorsun belki şimdi
    unutma dostumsun sen gülüşü gül kokan
    her zaman açık gönül kapım

    ....
    sen öldün
    beni de öldürdüm
    yüreğime gömdüler seni


  9. 2007-09-09 #9
    Şimdi kimsesiz bir sabaha günaydın diyorum
    Sensizlik canımı acıtıyor
    Çayın tadı yok artık
    Sigaram keyif vermiyor
    Alkol desem birkaç saatlik huzur
    Sol yanım sana vurgun
    Aklım hayır diyor...

    Bakışlarına yakalandığımda
    Yüzümü çeviriyorsam bunun bir sebebi var
    Ve oturup yanına saatlerce susuyorsam
    Bil ki boşluktayım
    Bari sen sus! sus ne olur...
    Ve bana öyle bakma yar...

    Ben buraya uzaktan geldim
    Yüzümde yılların hüznü durur
    Anlamaya çalışma
    Yoksa o gözlerin içimde boğulur...
    Yaşadığım sevdalar
    Ayrılıklar ağır gelir sana
    Gülümseyerek geçsen yanımdan
    Soru sormasan ne olur..?

    Aşk denilen yalanı unut
    Sevgiden konuş biraz da
    Hayattan.. dostluktan söz et
    Kahverengi gözlerimde yer açtım sana.....

  10. 2007-09-24 #10
    2312 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir Önce Ellerin... 2312 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Önce ellerini gördüm; nasıl aydınlıktı öyle
    Yıllardan bir yıl, vakitlerden bir akşam
    Kovdu çevremden bütün kötülükleri
    Önce ellerin
    Önce ellerini gördüm, tuttum, bırakmam

    Bilmezdim eskiden ben bu şafakları
    Öğrendim nasıl da güzelmiş yeryüzü
    Bir mutluluk yayılır avuçlarından
    Önce ellerin
    Benim dinlediğim ellerinin türküsü

    Yağmur mu yağan öyleyse dinle
    Islandım, üşüdüm senden uzakta, beni bırakma
    Tut ki sensizlik bir ölüm başka türlü
    Önce ellerin
    Önce ellerin geliyor aklıma

    Bir büyük resim çiziyorum gökyüzüne, seyret
    Şu bulut ellerin işte, mutlu, serin, beyaz
    Ne güç bu rengi bulmak, bu rengi vermek sana
    Önce ellerin
    Ellerin bir duygudur anlatılmaz

    Gün olur hüzünlü bir musikidir duyduğum
    Ellerinde keman telleri, piyano tuşları
    Öyle bir yaşamaksın ki hiç yaşamamak
    Önce ellerin
    Önce ellerin sonra bu gözyaşları

    Dupduru yeraltı nehirleri gibi
    Öyle aydınlık gülüşün kadar
    Her şey bir gün çekilir, biter ve ölür
    Önce ellerin
    Ve yokluğumuzda sonra ellerin yaşar

    Ellerin anlatır sabahın olduğunu
    Ellerin yoksa bil ki gece ve karanlık
    Mevsimler onlarla değişiyor görüyor musun?
    Önce ellerin
    Anlasana ellerindeyim artık.



    Ümit Yaşar Oğuzcan


    156 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir


  11. 2007-11-06 #11
    472 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir
    YÜREĞİMİN DANTELİ
    460 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir
    Nesini çalmışsan veya
    neyini almışsan bir insanın,
    iade etmenin yolunu bulabilirsin.
    Peki, ya o insanın sana verdiği zamanıysa?
    Ha zamanının bir bölümü,
    ha yüreğinin bir dilimi.


    Bir mektubun güzelliğini düşünebiliyor musunuz?
    Düşünebiliyor musunuz sizin olmadığınız bir
    'uzak'ta, sizin için vaktini tüketmiş olduğunu, birisinin?
    Sizin için, sizden habersiz...


    Bir mektubun kanatlarındaki yükü düşünsenize...
    Nasıl çıpınabiliyor bu kanatlar ve
    nasıl aşabiliyor bunca mesafeleri
    böylesine doluyken!...


    Duygular değil mi bizi gönüllere taşıyan?
    Duygular degil mi bizi yarınlara taşıyan?
    Ha duyguların ulaşmadığı yürekler,
    ha yolcuların unuttuğu han kapıları!


    Mektup geçmemiş sokaklara girmese yolum.
    Çünkü, mektup geçmemiş sokaklar karanlık,
    mektup yazılmayan geceler yıldızsız...
    Selâmsız kapılar nefessiz gibi!


    İadesiz ne var verilebilen?
    Vermek istiyorsan, yüreğinden bir dilim ver,
    zamanından bir bölüm.
    Onun için, ondan habersiz...
    Benim için, benden habersiz.


    Aynen bu yazıyı yazarken,
    senin haberin olmadığı kadar haberim olmasın yazdıklarından.
    Aynen bu yazıda olduğu gibi gönlün aksın
    klavyenden monitörüne.
    Her harf bir ilmek ve
    satırlar yüreğinin çevresindeki dantel olsun...
    Göreyim.


    Sulamazsan çiçekler gülmez.
    Yollamazsan selamlar gelmez...

    Bir mektubun güzelliğini düşünebiliyor musunuz gerçekten?
    Düşünebiliyor musunuz sizin olmadığınız
    'uzak'larda vaktini tüketmiş olduğunu, birisinin?
    Sizin için...
    Hemde sizden habersiz.

    Bugün selâm'ın güzelliğini düşünün...

    460 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Muammer Erkul


  12. 2007-11-14 #12
    1062 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir


    Sesini sapladım içime...
    Sensizliğe tanık yüreğim gecelerden yorgun.
    Gözlerim duvarlardaki hüzünden dalgın.
    Satırların zindanında esaret oluyor ömrüm.
    Oysa gözlerinde boğulmak istemiştim.
    Bulutlardan topladığım hüznü gözlerine yağmak istemiştim.
    Sen bilmedin.
    Beyhude umursamazlığını yaktım yüreğimde gece oldum, yağmur oldum bomboş caddelere yağdım.
    Sen yine bilmedin...


    Aşkın divaneliğinde büyüttüğüm sözlerden uzak elemlerim bir bir depreşirken duvarlarımda bilinmezliklere sürgündeyim.
    Bütün geç kalmışlığıyla yüreğimi sömüren aşk artığı sevgilere tanığım.
    Körpe umutlarla yarattığım kentimin acı uğultuları kulağımda.
    Geceden düşüyorum üstelik tutan da yok ellerimden...

    Nokta konmuş bir hayatın sessiz iniltilerinden ibaret çığlıklarından yeniden doğmayı denedim hep.
    Hoyratım!
    Hayatın en dik yamacında yalnızlığım oldun.
    Kasvetsiz rüzgarlardan arta kalan nefretleri yığdın avuçlarıma.
    Buz kestim, cam kırıkları birikti gözlerimde.
    Acı bir hüzün, dolu bir bulut dökülmeye ramak kalmış.
    Zamansızlığın dur durak bilmez savaşlarından yenik çıkmış yüreğimde, efsunlu bir sevdayla inatlaşıyorum ve zaman tüm soyut yanlarını kusuyor yüzüme.
    Düşün ki zaman acımasızdı bize ya da bana!
    Ki zamandı herşeyi bana veren ya da bize!
    Seni verdi mesela; yalnızlığı yani.


    Usul usul içime sızan bu acı bu yalnızlık senden hatıra.
    Hayatımızın duvarlarına astım.
    İçimin okyanuslarından yaptığım mavi düşler boğuldu, hayata isyanımı armağan ettim
    Kıvranıyorum!

    Şimdi hayat öyküsüzlüğümün nişanı gibi duruyor hüznün doğurduğu resmin kucağında.
    Yüzüme asıyorum çoğu zaman yüreğimdeki boşluklara esaretimi.
    Yüzümde kırışıyor hayat.
    Gitmelerine can yakıyorum.
    Ben, kızıl bir aşkla gelmek isterken sana sen somurtkan mutlulukları seçtin, gece artığı saatlerde kaldın, güneşi soğuttun gözlerinde gözlerim dondu.
    Ey yâr!
    Saçlarında dalgalanan o hüzün kimin?
    Beni kirpiklerinden astığın günden beri milyon defa ölüyorum...
    Yanlış senaryolara intiharlar biriktiriyorum...
    Gidişinden hasretler yapıyorum kendime sonra yine ölüyorum.

    Cüzzamlı yağmurları damlıyorsun içime.
    Kapandı sesine isyan eden bu ağız.
    Her adım bir intihar dirilemem artık.
    Köşe başlarında ninni gibi agıt sesleri üşüşüyor kulaklarıma.
    Ben hangi kimim?
    Dilinde çürüttüğün o şarkı, kaleminde yanan o şiir kime yol oluyor?
    Hangi gökyüzünde mutlusun?
    Mutlumusun?...

    Susarak haykırıyorum sana sessizliğim oluyorsun.
    Geceye satıyorum düşlerimi, yalnızlık kentine göçüyorum ve her yağmur gibi kendimi ağlıyorum. Susuyorum.

    Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum.


  13. 2007-11-17 #13
    1454 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Uçurum

    Uçurumun kenarındayım çaresiz
    Ecel çizgimin üzerinde
    Bir yanım sensin bir yanım ölüm
    Bir sözcüğün bana yetecek
    Ya çekecek beni ya itecek

    Kapadım gözlerimi bekliyorum
    Geçmek bilmiyor saniyeler
    Ben de kafesten çıkmaya çalışan bir kuşun telaşı var
    Bekliyorum çaresiz, muzdarip.....


    Özkan Tanacıoğlu


  14. 2007-11-18 #14
    Ağlamak güzeldir bazen


    Bir umutla bakarsın güneşin doğduğu yamaçlara
    Bazen kızıl ışıltılar düşer teninin gülümseyen şeffaflığına
    Kalbinde kopan fırtınalar çok sakindir gizem yatağında zincirlenir
    Kımıldayamazsın bir tutukluk vardır kollarında,parmakların uyuşur
    Ağlamak istersin nehirleri boğarcasına

    1502 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir


    Masum hikayelerden bir bir çiçek açar hiç ummadığın dünyana
    Okumak istedikçe gözlerin dolarya
    Gelecek karanlığın sinsiliğini hissedemezsin
    Sen rüyalardasın
    Bahar bitmeyecek,sevgi pınarı akacak
    umutlar şafağın sevgilisi kalacak
    Ve karanlık hissettirir yavaş yavaş,umutlara siyah müjdelercesine
    Düş baharının yapraklarındaki çisil damlalar birer gözyaşı olur hayatına

    1502 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir


    Ağlamak güzeldir bazen
    Bir güneş gibi parlayan

    1502 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Derin kalp odalarına gülpembe yaprakları degilmiydi süzülen
    sevgi perdesinin arkasında saklanan vahşi vampirleri
    Çınar ağacına asırı zindan eden
    Ağlamak güzeldir herşeye rağmen

    1502 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Sevmek Güvenmektir efsanesinin yanılgılara dolan yaşamda
    Ruhumuza karışan,bir yaprak altında
    Vızıldayan sinektir maske altında yatan
    Doğacak yarınların vahşi yaratıklardan uzak
    Gerçek bahar nidasıyla
    Gözlerimizdeki yağmurla sel olup boğarız amansız anılardaki
    sinsi şeytanları
    Ağlamak güzeldir bazen herşeye rağmen

    1502 - Müslüman Bir Çocuğun Yazdığı Şiir

    Ben şimdi ağlıyorum.Ya siz..?



  Okunma: 18478 - Yorum: 13 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -