"Kültür" teriminin taşıdığı anlamların çeşitliliği, antropoloji ile sosyoloji arasındaki yaklaşım ve konu farklılıklarından kaynaklanır. Antropoloji açısından, kültür, insanoğlu tarafından yaratılan, aktarılan veya dönüştürülen, pratik olduğu kadar simgesel de olan etkinliklerin ve davranışların tümü anlamına gelir. Bu anlamda kültür doğanın karşıtıdır.


Kültür, insan türüne özgü bilgi, inanç ve davranışların bütünü ile bu bütünün parçası olan maddi nesneler, toplumsal yaşamın dil, düşünce, gelenek, işaret sistemleri, kurumlar, yasalar, aletler, teknikler, sanat yapıtları gibi her türlü maddi ve tinsel ürününü kapsamına alır. Kültür toplumsal yaşamın ürünüdür; işlevi toplumsal pratikleri anlamlandırmaktır ve kendisi de ancak toplumsal yaşamın başka yönleriyle ilişkisi içinde anlam kazanır.


Kültürlerin farklılığını kabul edenler arsında, bu farklılığın nedenlerinin açıklanması konusunda belirli ayrılıklar vardır. Bazı düşünürler bu farklılığı bir "ulusal ruh"la açıklarlar; bir "Alman ruhu"nun, bir "Çin ruhu"nun varlığını öne sürerler. Felsefeden çok çağdaş insan bilimlerinden kaynaklanan başka bir yaklaşıma göre, her sosyokültürel sistem insan kültürünün öğelerini ( teknolojik, sosyolojik ve ideolojik ) içerir, ama bunların farklı bir tarzda, farklı oranlarda, farlı bir hiyerarşi içinde bir araya getirir. Amerikan davranışçı okulundan araştırmacılara göre bu farklılıklar fiziksel çevre koşullarıyla bunların insanlara sunduğu farklı beslenme ve yaşama olanaklarından, çeşitli etkinliklerin, örneğin dilin ve teknik beceri düzeyinin sunduğu farklı olanaklardan ve farklı ekonomik gelişme düzeylerinden kaynaklanır. İnsanın biyolojik yapısı ise kültürel farklar açısından değişmez bir faktör olarak kabul edilebilir.