1- Çifte Vatandaşlık
Bizim yaslarımıza göre mümkündür. Ancak Avrupa ülkelerinin ve Almanya'nın yasaları henüz buna izin vermemektedir.Türkiye'de Bakanlar Kurulu kararı ile Alman vatandaşlığına geçenlerin ülkemizdeki emekli aylıkları kesilmemektedir. Daha önceden Alman vatandaşlığına geçenler sonradan Türk pasaportu alabiliyorlardı fakat şimdi uygulama kaldırılmıştır. Bu sorunlar Türk ve Alman yöneticilerinin yanlış politikaları sonucu iki millet arasında gerginlik yaratmıştır.


Göçmen işçiler ve aileler hakkında AET'nin hazırladığı program 1974 tarihinde Bakanlar Kurulu'na sunulmuştur. Ekonomik ile Sosyal Komite ve Avrupa Parlamentosu'nun görüş ve onaylarını aldıktan sonra Konsey 9 Şubat 1976 tarihli kararında bu programa da yer vermiştir.

Kararda AET işçilerinin dolaşım özgürlüklerinin genişletilmesi ve üçüncü ülkelerden gelen işçilerin eşit işlem görmeleri konusundaki çalışmaların sürdürülmesi gereğini vurgulamışlardır. Bu yolda daha önceden atılan olumlu adımlar uygulamada sorunlarla bölünmüştür.
Gerçekte sorun çifte vatandaşlıktan önce zihinlerdeki önyargıların aşılması ve kamu ve özel yaşamda eşit davranış durumunun fiili bir gerçeklik kazanması sorunudur.

Bu doğrultuda Avrupa'nın hiçbir ülkesinde Türkler için değil "çifte vatandaşlık", "eşit muamele" muamele görme bile tam anlamıyla söz konusu değildir.

2- Serbest Dolaşım Sorunu
Türkiye, AET ile 1963'te Ortaklık Anlaşmasını imzalamıştır. 1970 ise Katma Protokol imzalamıştır.bunu dört ana maddesinden biri;Türk işçilerinin '86 yılından itibaren işgücü olarak serbest dolaşımına ilişkindir. Daha sonra bu madde '88 yılında kaldırılarak Türk işçiler mağdur edilmiştir. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne 1986 da tam üyelik başvurusu reddedilmiş, buna rağmen 1990 yılında Avrupa Birliği'nin dış ticaret politikalarına tamamen uymayı taahhüt ederek gereksiz bir sorumluluk yüklenilmiştir. Uygulanan bu politikalar sonucu işçilerimizin serbest dolaşım hakkı yoktur ve girişimcilerimizi de destekleme politikalarında yoksun bırakılmıştır.

Bu gelişmelere rağmen Türkiye ile Avrupa Topluluğu arasında imzalanan Ortaklık Anlaşması Avusturya'da uygulanmaya başladı. 1990'dan sonra Avrupa Topluluğu ülkelerinde uygulanan Ortaklık Anlaşması 1 Ocak 1938'den itibaren Avusturya'da da uygulanmaya başladı.3
Bu anlaşma ile dört sene çalışıldıktan sonra serbest olarak her işte çalışma, işsizlik sigortasından faydalanma ve bu doğrultuda benzer haklar sahip olunmuştur.

Üye devletler Maastrich anlaşması ile üye devlet vatandaşlarının serbest dolaşımını sağlamış, Amsterdam anlaşması ile serbest dolaşım ile ilgili sorunların ortadan kaldırılmasını sağlamıştır. Fakat üçüncü ülkeler bu kapsamın dışında bırakılmıştır.

3- Oturma ve Çalışma İzni Sorunu
Genel olarak Avrupa'daki özel olarak da Almanya2daki gurbetçilerimiz oturma ve çalışma izni bakımından ciddi sorunlarla karşılaşmaktadırlar.
Ekonominin, toplumsal yaşamın ve küresel gelişmelerin gereği zamanında yapılmadığı için temel insani haklardan dahi yoksun kalındığı söylenebilir.

Türkiye ile Avrupa Birliği arasında imzalanan ortaklık anlaşması gereği vatandaşlarımız bazı haklara sahip olmuşlardır. Senelik izin, hamile kadınları
koruma, kendi suçu olmadan işsizlik durumlarında serbest çalışma izni gibi haklar kazanılmıştır.
Türk işçilerin dört sene çalıştıktan sonra serbest çalışma hakkı kazanma, Türk vatandaşlarının aile bireyleri en az beş seneden beri Avrupa Birliği Devletlerinde yaşıyorsa serbest çalışma hakkı kazanmışlardır.

Bu hakların uygulanmasında Avrupa halkının rahatsızlığı göze çarpmaktadır. Türk ailelerine karşı ırkçı, faşist saldırılar vuku bulmakta ve Türklerin Avrupa'dan özellikle Almanya'dan çıkmaları istenmektedir. Türkler, verilen oturma ve çalışma izinleri protesto edilmektedir.

Almanya'daki ve diğer Avrupa Birliği ülkelerindeki Türk işçilerinin oturma ve çalışıma izni sorunu, işgücü verimliliği, bireysel sağlık, aile bütünlüğü ve uluslar arası hukuk çerçevesinde hızla çözüme kavuşturulması dileğimizdir.

4- Aile Birleştirmesi ile İlgili Sorunlar
Ailelerin bir bölümü Türkiye'de oturmakta olan göçmen işçilerimiz bunları çalıştıkları ülkelere getirmeleri çok uğraştırıcı sorunlar doğurmuştur.
Aileler tam bir parçalanmışlık ve bölünmüşlük içerisindedir. Oysa bu durum en temel insani haklara dahi aykırıdır.ailelerin birleştirilmesi ile ilgili sorun eğitim, sosyal güvenlik, sağlık hizmetleri ve çifte vatandaşlığa ilişkin ara kesitleri ile beraber ele alınarak çözüme ulaştırılabilir.
Bu amaç doğrultusunda merkezi hükümetler kadar yerel yönetimlerin ve gönüllü kuruluşların da işbirliğine ihtiyaç vardır. Bu evrensel bir sorun statüsünde olup BM, UNICEF ve UNESCO gibi kuruluşların işbirliği yapması da yararlıdır.

5- Mal mülk Edinme
Türkiye'de de Avrupa'da da yabancıların mal mülk edinme sorunu bulunmaktadır.
Aynı şekilde Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa ülkelerinin de "emek gücünün değil de, sermayenin serbest dolaşımı" konusunda sergilediği vasatın gereğini bu sorunun aşılması için gereken duyarlılığı göstermesi beklenmelidir. Günümüze bakacak olursak daha önceki gibi mal mülk edinme sorunu pek belirgin değildir.

6- Pembe Kart Uygulaması
Son yıllarda Türkiye tarafından yapılan bu uygulama çifte vatandaşlığın yaşama geçirilmesinden doğan boşluğu kısmen de olsa telafi edebilmek içindir.
7 haziran 1995 yılında 4112 sayılı kanun ile "çifte vatandaşlık" hakkından yararlanarak Alman vatandaşlığına geçen insanlarımızın Türkiye'deki ekonomik haklarını kaybetmemelerine pembe kart uygulaması ile imkan sağlanmak istenmiştir.

Almanya bu uygulamayı kabul etmemektedir. Bu kart sahiplerinin gerçek bir ihtiyaçtan kaynaklanmıyorsa ve ülkeye kesin dönüş yapmaya henüz niyetleri bulunmuyorsa bin bir güçlükle kazandıkları alman vatandaşlığında vazgeçmek zorunda bırakılmaktadırlar.
Bu kart ile Türkiye'de ikamet (bir başka ülke vatandaşı için senede 6 ay ile sınırlı iken bu kart sahibi açısından sınırsızdır) seyahat, çalışma, miras, taşınır ve taşınmaz mal iktisabı gibi haklara sahip olunmaktadır.

7- Sosyal Güvenlik
Alman vatandaşlığına geçenlerde Türkiye-Almanya sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca, emekli, dul ve yetim aylığı bağlanırken veya ödenirken Türk vatandaşları ile eşit haklarda yararlandırılmaktadırlar.

Avrupa'da yaşayan yabancı kitle içerisinde işsizliğin v eğitimsizliğin en yüksek olduğu Türklerin bu koşullarını iyileştirici programlara ihtiyaç vardır. Türkiye'de işsizlik sigortası ve aile yardımı programını benimseyerek, kendi sosyal güvenlik sistemini ILO standartlarına uydurmalıdır.
Diğer yandan işçilerimizin en büyük sorunu; geri dönüş yapmaksızın emeklilik hakkını Türkiye'de elde etme sorunudur. Bu sorun mutlaka ve derhal bir çözüm yoluna kavuşturulmalıdır.

Yurtdışında çalışan vatandaşlarımızın sorunlarının çözümünde yardımcı olacak uzmanların gönderilmesi işlemlerinde Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu daha etkin olmalıdır. Geleneksel kültüre uygun sosyal hizmet sunulmalıdır Avrupa Birliği'nin sonuç olarak aldığı kararlarda şu belirtilmiştir; topluluğun sosyal güvenlik alanında Türk işçiler lehine koordinasyon tedbirleri alma yetkisi ve sorumluluğu bulunmaktadır. Kararın uygulanmasını sağlayacak tedbirleri uluslar arası hukukun gereği olarak almak durumundadır.

8- Bedelsiz İthal Hakkı
Avrupa Birliği'nde oturma ve çalışma izni bulunan vatandaşlarımızın Türkiye'de sürekli ikamet etmek için bu haklarından kendi iradeleriyle vazgeçmesi durumunda ve bunun için AB makamlarından bir belge alması halinde bedelsiz ithal hakkı mümkün olmaktadır.
Alman vatandaşlığına geçen bir Türk'ün böyle bir belgeyi ibraz etmesi söz konusu olamadığı düşüncesiyle bu haklardan yararlandırılması, Türk tarafınca mümkün sayılmıştır. Bu durumda eşyanın ithali kişisel kullanım ile sınırlı kalmaktadır.

Oysa Pembe Kart uygulamasında ele alınan düzenlemelerin ruhuna uygun olarak, bir defaya mahsus olmak üzere bedelsiz ithal hakkının tanınması, ekonominin makro dengeleri de dikkate alınarak Alman vatandaşlığına ya da bir başka ülkeninkine geçmiş emekçilerimiz için düşünülebilir ve bu hak ileride Türk vatandaşlığına tekrar dönmek durumunda kalınırsa, zamanında kullanılmış sayılabilir ve o zaman uygulanmayabilir.

9- Askerlik
Almanya dahil yurtdışında yaşamakta ve çalışmakta olan gurbetçilerimiz bedelli askerlik için başvurmaktadırlar. İki aylık bir askerlik süresi dahi (yurtdışında en az 1 yıl oturduğunu belgelemek koşuluyla) geri dönüşte çeşitli iş ve hak kayıplarına neden olmaktadır.
Çifte vatandaş statüsünde olanlar, şayet bulundukları ülkede askerlik yapmışlar ise, Mili Savunma Bakanlığı'na başvurduklarında, Türkiye'de askerlikten muaf tutulmaktadırlar.

Avrupa'daki vatandaşlarımız son belirlemelere göre 10 Bin Euro ödemektedirler.

Bunun dışında bazı kişiler bulundukları ülkelerde askerlik yapmamış ise tekrar Türk vatandaşlığına dönmeleri durumunda Türkiye'de askerlik sorunu ile karşılaşabilmektedirler.

Bedelli askerlik bağlamında gurbetçilerimizin yitirdiği hak ve işler konusunda düzenlemeye ihtiyaç vardır.

10- Seçme ve Seçilme Hakkı Sorunu
Yurtdışında yaşayan insanlarımızın temel sorunlarından biriside seçme ve seçilmedir. Bu konuda 55. Hükümetin hazırladığı raporda değinildiği gibi bazı yasalar çıkartılmıştır.
Bu çalışmalara karşın 18 Nisan 1999'da yapılması öngörülen genel ve yerel seçimlerde yurtdışında yaşamakta olan Türk vatandaşlarının oy kullanma hakkı gümrük kapılarıyla sınırlı tutulmuştur.
Bunun dışında yaşayan Avrupa Birliği'nde Türk vatandaşlarının da oy kullanma hakları yoktur. Çifte vatandaşlık hakkına sahip olanlar oy kullanabilmektedir. Bu da orada yaşayan insanlarımızın yönetilme hakkının zedelenmesine sebep olmaktadır.


2 İktisat araştırma Vakfı, Türkiye-AET İlişkileri, İstanbul 1977, s.159

3 https://www.viyanatürk.com

4 www.groswurzel.net

5 Şengül Berksü, AB'de Yaşayan Türk Ailelerine Ortaklık Mevzuatıyla Tanına Haklar, Ankara, 1999,s.128

6 Berksü, a.g.d,s.119