Aile Kurumu ve Türkiye'de Aile Yapısı - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Aile Kurumu ve Türkiye'de Aile Yapısı

  1. İnsan toplumla ilişkileri hayat mücadelesiyle başlar. İnsanoğlu öncelikle hayatiyetini devam ettirmek için gerekli olanakları (yiyecek, giyecek, barınak ... gibi) yaratmak üzere çalışır ve çevresindekileri de amaçlarını gerçekleştirmek için çalıştırır. İnsan hayatiyetini korumak için çaba gösterirken bu çabasını; geleneksel, ahlak"i, dinî ve estetik bir takım unsurlar çerçevesinde gerçekleştirir. İnsan böylece varlığını koruma çabasına çevresindeki toplumsal unsurların etkisini de katmak durumundadır.


    Kişinin çevresiyle ilk teması doğumla katılmış olduğu aile grubu içinde başlar. Sosyolojik literatürde çocukla aile üyeleri arasında başlayan bu etkileşim sürecine sosyalleşme[1] denir. Sosyalleşme süreciyle kişinin içgüdüleri; toplumdaki hakim değer yargıları ve davranış kalıpları için eyerleştirilir. Böylece insanlığın hayat yürütümü hayvani seviyeden kurtarılır.[2]


    Kişinin sosyalleşmesi konusunda bu kadar önemli görevlere sahip olan aile kurumu başlı başına bir inceleme konusudur. Bu yazı çerçevesinde aile kurumu incelenecek ve Türk aile yapısı konusuna değinilecektir.

    Ailenin Tanımı

    Aile hakkında yapılmış her tanım onu değişik bir kategori için eyerleştirmiştir. Örnek olarak verilecek tanımlardan her biri aileyi sosyal hayatın ana şekillerinden biri olarak kabul etmekle beraber onu sosyal bir grup, sosyal bir birlik, sosyal bir örgüt, bir topluluk, sosyal bir kurum ve hatta sosyal bir yapı şekli olarak ayrı kalıplar içinde değerlendirmektedir.

    Maclver ve Page'e göre aile, Sex ilişkilerine dayalı, çocuk sahibi olma ve bu çocukları yetiştirme özellikleri gösteren bir gruptur.[3]

    Winch de aileyi grup kategorisine sokmaktadır. Aile kuşak ilişkilerine göre ana, baba ve çocuktan meydana gelen bir gruptur.[4]

    Ülken'e göre, Aralarında gerçek veya uzlaşma bir akrabalık bağı olan yani bütün sosyal münasebetleri bir soy etrafında toplanmış olan zümrelere aile denir.

    Sosyologların aile konusundaki bu değişik yaklaşımları bir taraftan ailenin sosyoloji bilimindeki yerini kesin olarak belirtmeye imkan vermemekte diğer taraftan da toplum için ne denli bir temel unsur olduğunu göstermektedir.

    Bize göre aile, ana-baba, çocuklar ve tarafların kan akrabalarından meydana gelmiş ekonomik ve toplumsal bir birliktir. Özellikle bu tanım modern toplumlardaki ailelerin yetişkin üyeleri bakımından ele alınınca geçerliliği artmaktadır. Çünkü bu birlik kadın ve erkeğin açıkça belirttikleri amaçlarını gerçekleştirmek üzere bir araya gelmemelerinden oluşmaktadır. Ancak eşler çocuk sahibi oldukları andan itibaren aile sadece birlik olmaktan çıkıp daha kapsamlı bir anlam kazanır. Çocuk için aile onu daha büyük bir çaptaki topluluklara hazırlayan küçük bir topluluk modeli olmaktadır.[5]

    Ailenin Evrimi

    Aile zümresi iptidai cemiyetlerden zamanımıza kadar bir çok şekiller geçirmiştir. Bu evrimde göze çarpan noktalar şunlardır:
    a. Aile zümresinin ve akrabalık sınırının daralması.
    b. Aile otoritesinin derece derece siyasi cemiyete geçerek daralması.
    c. Ailenin dini vazifelerini kaybederek laikleşmesi.
    Bu suretle cemiyetlerin evrimi ile ailenin evrimi arasında tersine nispet vardır denilebilir. Siyasi cemiyetler büyüdükçe aile daralmış, küçülmüş; salahiyetlerin büyük bir kısmını siyasi bir cemiyete bırakmıştır.
    Ailenin evrimi bütün medeniyetlerde aynı kavisi çizmemekle, bazı medeniyetlerde bazı aile tipleri özel bir karakter göstermekle beraber, umumi hatlarında ailenin şu altı safhadan geçtiği söylenebilir.
    1. Totem ailesi (f. totemiue),
    2. Ana tarafından aile (f.cognalique),
    3. Baba tarafından aile (f.agnalique),


    [1] İngilizce'deki "Socialization" karşılığında kullanılmaktadır.

    [2] Dikecigil, Beylü ve Çiğdem, Ahmet, Aile Yazıları 1, s. 27,28.

    [3] Maclver and Page, Society, Mc Milen Ltd., 1965, s. 238.

    [4] Winch, The Modern Family, Holt Rinehart ant Winston, 1965, s. 84.

    [5] Gökçe, Birsen, Aile ve Aile Tipleri Üzerine Bir İnceleme, Hacettepe Sosyal ve Beşeri Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 1,2 (Mart-Ekim 1976), s. 46, 47.

    Devamı ekte bulunan dosyadadır.


    Eklenmiş Dosya
  Okunma: 4414 - Yorum: 0 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -