Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri - Sayfa 2 - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri - Sayfa 2

  1. 2007-01-30 #51
    Sana gitme demeyeceğim
    Üşüyorsun ceketimi al.
    Günün en güzel saatleri bunlar,
    Yanımda kal.

    Sana gitme demeyeceğim.
    Gene de sen bilirsin.
    Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
    İncinirsin.

    Sana gitme demeyeceğim,
    Ama gitme, Lavinia.
    Adını gizleyeceğim
    Sen de bilme, Lavinia.


    Özdemir ASAF


  2. 2007-01-31 #52
    732 - Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri
    ...Gidiyorum..Artık Yokum...
    Bugün sensiz, sensizliğe uyandım..
    Kayalara çarpan dalgalar misali..
    İçimde fırtınalar koptu.
    Sensizliği hak etmemiştim!
    Ne nefes almayı, ne de yaşamayı..
    Sensiz sensizliği yaşarken, içimde hep SEN vardın!
    Bu nasıl sensizlik?!
    Şimdiii sensiz "sensizliğimi" noktalıyorum...

    Gidiyorum....

    Zor olsada başarmak için uğraşıyorum.. Kendimde büyük azim görüyorum. Bundan olsa gerek.. Kendime güvenmesem, bırakamazdım seni,oysaki.. Ama artık çok geç.. Sensizliğe her sabah uyanışımda, sanki sensizliğin rüyasında.. Her sabah uyandığında, ayrı bir rüyada...

    Biliyorum.. İmkansızdın sen! Anlamalıymışım önceden.. Yanılmışım bakışlara,oysaki....

    Bitti işte bir gün daha..
    Ayrılık vakti geldi çattı.
    Gidiyorum işte,yokluğuna..

    Elveda....

    Zordur elvedalar.. Basit gibi görünen, zor bir denklem..Çözünmesi zor bir soru..Çözmeye çalışan iki şahıs..Ve yine sonuç vermeyen formüller...


    Sırf bunlardan usandığım için gidiyorum(!) Belki başka bir yerde, başka bir zamanla ve başka bir kişiyle çözmek umuduyla gidiyorum.. Sana yakışan vedalar bırakıp gidiyorum..

    Sonu geldi yine işte..
    Sen zaten bilmesen de..
    Çölümdeki suyum da kurudu.
    Bana artık "elveda"lar yakışır oldu...

    Bazen kolay gibi göründüm ben sana..Aslında öyleydim..Her şeye, herkese hayır diyebilirdim ama bir sana lafımı geçiremezdim. Acizliğimden! Yoksulluğumdan! Kimsesizliğimden!


    Ama artık her şeyin farkındayım.. Bilerek, isteyerek kalbini gömüyorum.. Yaşamda ve ölümde, hastalıkta ve sağlıkta, her şeyi bilerek ; GidiyoRuM....

    GÖZÜN AYDIN..ARTIK YOK'UM..!!


  3. 2007-02-01 #53
    Sen git
    Ben sanki sen gitmemişsin gibi bir oyun oynayacağım kendime
    Senin gitmen üzmeyecek beni
    Ben oyunuma sarılacağım, matem tutmayacağım
    Sen git
    Ve istersen kalbimi geri ver de git
    Ama istersen sende kalsın
    Çünkü ben sen sanki gitmemişsin gibi yaşıyacağım
    Sanki sen hep varsın yanımda
    Ve her an elimi tutabilecek kadar yakındasın
    Sen git
    Ama beni götürme izin vermem
    Buralar benim
    Sen git ama beni götürme
    Çünkü sen gitmemiş olacaksın benim için
    Ve ben rüyaların gerçek olduğuna inandıracağım kendimi...


  4. 2007-02-02 #54
    Ne Olur Sende Gitme...

    Yakar sevdan buhran geceleri
    Günah yazmış kader
    Bakarda görmez gözlerim gözlerindeki nemi..
    Ölüm var…
    Say bu geceyi hicran günlere
    Bırak… biraz daha göreyim
    Ne olur sende gitme..

    Gözlerim kapamıcam bu gece
    Bilmezsin sen..aşkından arta kalan rüyalarım
    Ben hiç uyumadım senden önce
    Olur ya belki bırakır gidersin diye
    Her sabah akşamdan kalma bir umuda gözlerimi açtım
    Sen bilmezsin anlatamadım
    Bende esir hala rüyaların
    Düşler yetmez yasaklım
    Ne olur gitme
    Gözlerimi kapamıcam bu gece...


  5. 2007-02-04 #55
    Gittin İçimde Kaldı Ayrılık

    Gittin
    Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin
    Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı
    Dudaklarımızda sıradan sözcükler
    Vedalaşmayı bile beceremedik
    Son bir bakış kaldı arkanda
    Kalabalığa karışan
    Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü
    Gittin.

    İçimde
    Yığınlarca kitap kaldı uçuşan
    Sözcükler beynimin köşelerinden
    Çıkıp korkuttular gecelerimi
    Peşimden geldi gölgeler
    Aynalara bakamaz oldum
    Hiçbir oyun avutmadı beni
    Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı
    İçimde.

    Kaldı
    Yeni bir kent işkenceye hazır
    Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle
    Belleğimi silkeleyip anılardan
    Tik tak çaldın uzun zaman
    Alışamadım yarımlığa
    Düşlerimde intihar tutkuları
    Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk
    Kaldı.

    Ayrılık
    Çoğalarak giriyor günlerime
    Senden başka kim bilebilir
    Geçmişin dökümünü yaptığımı
    Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler
    Sonbahar hüznüne benziyor pencerede
    Artık konuk beklemeyen gözlerim
    Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı
    Ayrılık.


  6. 2007-02-06 #56
    GİDERİM

    Hoşçakal aşkım

    Yolun gülle,

    Yüreğin sevgiyle dolsun..!

    Bak...


    Nerelerden nerelere geldik...

    Şimdi biz bittik...

    Bir de başlangıcımız vardı

    Sonunda bol gözyaşı döktüğümüz.


    Sor yağmurları kendine

    Kışları da sor.

    Baharları bana bırak

    Senden tek yadigar olarak.


    Adı belli, sonu belli idik.

    Soğuk bir mart akşamı idi

    Beni son kez öpüp gidişin.

    O an sadece yanımdan

    Karanlığa karışmıştı yansıman.


    Şimdi

    Yüreğimden git diyorsun

    Olur birtanem giderim .

    Yollar böyle uzun

    Aşk'lar böylesine vurgunken

    Giderim, son kez gözlerine bakamadan

    Giderim, son kez sarılamadan

    Uykusuz sabahlayarak.


    Pişman değilim

    Sevdim seni.

    Delice sevildim.

    Hayat seni yaşamamı istedi

    Yaşadım..

    Ama keşke

    Yüreğinden giderken

    Ölüm beklemese başucumda.


    Yine de

    Yolun gülle,

    Yüreğin sevgiyle dolsun..!

    Sana en kötü sözüm bu olsun..!


  7. 2007-02-15 #57
    İşte gidiyorum
    Birşey demeden
    Arkamı dönmeden
    Şikayet etmeden
    Hiçbirşey almadan
    Birşey vermeden
    Yol ayrılmış, görmeden gidiyorum

    Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde
    Yürüyorum sanki senin yanında
    Sesin uzaklaşır herbir Adımda
    Ayak izim kalmadan gidiyorum

    Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı
    Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı
    Bana kimse sen gibi sarılmadı
    Işığımız sönmeden gidiyorum

    KAZIM KOYUNCU
    RUHUN ŞAD OLSUN


  8. 2007-02-21 #58
    Giden ve Kalan

    ayrılığın en kötü tarafı,
    geride kalmaktır.
    eğer sen olduğun yerde duruyor da o ayrılıyorsa işte,
    sen geridesindir.
    geride bıraktıklarını unutmak kolay,
    gidenleri unutmak zor.
    yalnız kalınca onun kokusunun olduğu yerde,
    yüreğe düşer zamanın ateşinin yerini almış kor.
    kal gitme desen kalmaz,
    al beni de götür desen almaz.
    ya kalansındır ya giden,
    ikisi de aynı şey olmaz.


  9. 2007-02-23 #59
    Gittin...
    Ne güneş doğdu senden sonra
    Na de yıldızlar gülümsedi gittin gideli
    Gidişinle bir karanlığa bıraktın beni
    En küçük bir umut bile bırakmadın
    Tüm sözleri ezip geçtin giderken
    Ya yeminlerin yalandı beni sevdiğine dair,
    Ya da bu gidiş apansız.
    Sen gittin
    Ve ben o günü yaşıyorum hala
    Taştan bir duvar gibiydin
    Ne sorularıma bir cevap
    Ne yalvarışlarıma bir acıma
    Soğuk soğuk bakıp suratıma,Gittin
    Seni hep sevdim ve seveceğim dedim
    Dönüp bakmadın VE gittin
    Geç anladım sen zaten beni hiç sevmemiştin...


  10. 2007-02-27 #60
    Gidemeyen Ben

    Gidiyorum ellerim bomboş
    Kalbimde ise bir sızı var
    Nereye gittiğimi bilmiyorum
    Gidiyorum işte
    Ne yapacağım bundan sonra
    Ne yapacağım
    Uydum bir deliye(KENDİME(?))
    Gidiyorum işte
    Vay be hiç böyle hüzünlenmemiştim...
    Onları seviyorum galiba
    Belki de içlerinden birtanesini
    Beni aradı mı acaba
    Gidiyorum ama nereye
    Dönmeliyim
    Onu yalnız bırakamam
    Aman Allah'ım ben ne yapıyorum
    Bu onuncu kaçışım
    Ama kendime güveniyorum
    Birgün başaracağım


  11. 2007-03-19 #61
    Gitmeyecektin...

    Ne olursa olsun gitmeyecektin gitmeyecektin,
    Ben seni hesapsız seviyordum, dinleyecektin,
    İşte yazılan şiirler ortada, bilecektin bilecektin,
    Ne olursa olsun gitmeyecektin gitmeyecektin.


    Sana ne dediler benden ettiler kahroluyorum,
    Her doğan gün, umutla doluyorum doluyorum,
    Sanki sığ sularda boğuluyorum, boğuluyorum,
    Ne olursa olsun gitmeyecektin gitmeyecektin.


    Sebepsiz ayrılığa işte böylesi kızarım kızarım,
    Sanki Ferhat gibi sarp, yalçın dağları aşarım,
    Önüme türlü set çekseler, sel olup ta taşarım,
    Ne olursa olsun gitmeyecektin gitmeyecektin....

    Yusuf Önder Bahçeci


  12. 2007-03-26 #62
    Gitme
    figan düşer denizlere sular çekilir
    yağmur yağmaz vahalardan kirpiklerime
    bir rüzgar hıçkırır tenhada, bir dal kırılır
    boynunu büker sabah kervanları kelebekler ölür

    gitme
    bir yıldız küser göğüne, içini çeker bir çocuk
    şaşırır yönünü rüzgarlar
    bütün pınarların suyu çekilir
    solar nazlı çiçekleri kalbimin, üzülürüm

    gitme
    öksüz kalır içimdeki imge dağları
    saçlarını öpen seher yeli, çoban yıldızı
    bir daha turnalar geçmez, bülbüller ötmez
    çiçekler açmaz bahçemde ah be gülüm

    Gitme
    acılara mahkum olur yüreğim
    ardında fırtınalar kalır, ayrılıklar, anılar, yanlızlıklar
    boynu bükük aşklar, gözü yaşlı şarkılar
    alışamam yokluğuna, yokluğun ölüm

    gitme
    içimdeki bütün vagonlar devrilir
    bir kar yağar istasyonlara, üşürüm
    gel gitme sevgilim terketme benı
    umutsuz çaresiz bekletme beni

    gitme
    bütün ormanlar ateşe verilir
    kuşlarda gider bu kent de, ölürüm
    gitme kal

    menevşeler açsın dağlarda
    sevince dönüşsün gökyüzü
    iki çığlık arasında bırakma beni ah gülüm
    yokluğuna alışamam yokluğun ölüm


  13. 2007-03-27 #63
    Ben gittim sen gittin

    ben gittim sen gittin
    ben bittim bende sende bittin..


    İşte sırıl sıklam yalnızlıkla gidiyorum
    Ardımda geleceğim önümde serin karanlıklara
    Sırtımda hançerin kan revan dinlemiyorum
    Ben bu gece yarısı gidiyorum.

    Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Eylül yaprağı gibi savrularak
    Usulca akan nehir gibi durularak
    Ben bu gece yarısı gidiyorum.

    Güneş uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Roman gibi sessiz sedasız
    Zaman gibi zamansız
    Bu gece yarısı ben gidiyorum.

    Gece uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Nefesimi tutarak ama seni içime binlerce kez çekerek
    Kendimi senden ederek son sigaramı içerek
    Ben bu gec yarısı gidiyorum.

    Güller uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Gidenler sokağından son kez geçerek
    Bir sevdayı kara toprağa gömerek
    Ben bu gece yarısı gidiyorum.

    Şehir uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Cebimde son mektubumla sönmüş mehtabımla
    Şu sokakta sol yanımla
    Ben bu gece yarısı gidiyorum.

    Volkan dudakların uyuyor sen uyuyorsun ben gidiyorum
    Bu gece yarısı birtek ben gidiyorum
    Bütün dünya uyuyor sen uyuyorsun
    Bu gece yarısı ben gidiyorum
    ........
    SENDE GİTTİN
    seni öyle bi sevdimki
    senin beni
    sevmediğini bilerek sevdim
    seni öyle sevdim ki
    doymamacasına...
    seni öyle sevdimki........

    duydum ki gitmişsin
    bir veda etmeden
    gözlerindeki ağıtı
    bana dinletmeden gitmişsin.
    şimdi yıldızlar ağlıyor bu sevdaya.
    çünki ben seni öyle bi sevdimki.......

    seni öyle sevdimki
    mehtaba yazdım adını
    yıldızlara seni okudum her sabah.
    gül yaprağındaki busede
    her aşk şiirinin bestesinde sevdim seni.
    seni öyle bi sevdimki..........


  14. 2007-04-02 #64
    GiTmE !...
    66 - Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri

    Bilinmezim. . .

    Geceyi bölerken sesim sen gözlerinde hangi anlamları taşırsın? Terinin tadı dilime değen midir, bilememekten mi gelir karışır tuzuna gözyaşlarım? Aşktan mıdır sırtından süzülenlerin renksizliği, kokusuzluğu? Su gibi. Aşk bu kadar berrak mıydı tenimde dolaşırken ihanetin izleri. . .

    Tarihleri sıralasam peşi sıra, sana benzeyecek diye ödü kopar zulamda sakladığım sözlerin. Parmaklarım dudaklarımda bir sus işaretine döner; gözlerin sus payım olur, ağlarım. . .

    Milada dönerken arsızlığımın ayaklarına dolandığı gün, ben saklarım herkeslerden seni. Esrikliğim bir bardak nar suyundan düşer bedenime..Hoyratlığım dem vururken şarap şişelerinden, şişe kırılır acımın şiddetinden.. Kanım kızıla çalar tadım şaraba. Ben sana kaçarım. . .

    Avuntu mudur ömürden çaldığımız saatler, ben sensizliğimi en büyük hırsız sayarken ömrüme. Biz eden kaç dakikamız var birbirine teğet geçen yaşamlarımızda. Hangisini yaşamak sayar yürek, hangisinde nefes almaktan ibaret olmaz hayat. . ?

    Tavan arasına sakladığım düşlerin ortasında öylece durur gölgen. Hangi sandıkta hangi düşün koynunda saklanır aslın bilemem. Ellerime bulaşır örümcek ağları, deliğinde bir fare kahkahalarla gülerken halime ben yine seni ararım koynumda. . .

    İnleyen sesinin hangi nağmesinde saklanır yüzyıllık acın; ömrün yolun yarısına yaklaşırken? Damdan düşme bir suretken aslım hayatında, bir beden midir sadece kollarına bıraktığım. Sorsam gözlerine hangi yalana dolanır ayakların… Kaçma yar..! Gittiğim gidemediğim her yerde adın. . .

    Ömrüme kazımışken ben yüreğime dokunduğun geceyi, yok saymışken senden önce olan olmayan senden sonra olacak olmayacak her şeyi, senin sandığın hayırlardan ne hayır gelir bana. Kaderimi temize çekme hevesin Yusuf misali kör kuyularda bırakırken beni ben avuç avuç karalar sürerim de yazgıma, adı sensizlik olan beyazı almam bir daha umuruma. . .

    Kelimeler bir o yana bir bu yana kaçışır oldu içimde senden sonra. Neyi söylesem neyi sussam bilemezken, adımı da unutur oldum tüm bilinmezliklerde. Harflerden bir ben yapamadım kendime. Hangisine elimi atsam kırıntılarım kaldı avuçlarımda. . .

    Ve..Ben şimdi açlığına saçmışken kendimden ufalananları, bir yudum avuntuya değmeden ayakaltı sürünmelerinde can çekişiyor sensizliğim. Amansız bir işkenceye dönüyor var olmalarına sakladığın yokluklar. Kapı önü nöbetlerinde iki büklüm acılara teslimken, kapama gözlerini, korkuyorum. . .

    Göz kırpımı kısalığında mutluluklar satın alıyorum yüreğinin bekçilerinden.. Bilmiyorum daha neyim kaldı rüşvet verecek; bir ben azaltıp bir ben çoğaltırken zindanımda. Şikâyetim karanlıktan değil, pırıltılarını saklarken sen gözbebeklerinde. Mil çekse de hoyratlığın gözlerime yeşil huzmeler akıyor kapanmış perdelerden sanki içeriye. Çöz kilitlerimi, dokunmak kalsın ellerime. . .

    Esrarı çözülmüş büyülerden kaçtım.. Cinler periler eski tufanlardan kalma. Perişan. Bilmediği dualara el açmışken avuçlarım; sağımda bir melek ağlamaklı, solumdaki yazıcılar suskun... Mırıldandığım yine de sen, alevi gözlerimdeyken cehennemin. Terinin tuzuyla yanarken bedenim dökme bir damla bile su, ne varsa senden gayrı yanıp temizleneyim.Dilindeyken nefesimden savrulan çığlık susma, duyulmasın feryadın. . .

    Sözleri unutulmuş türküler gibi olurum cebinde taşıdığın hüzünlere baktıkça. Kırgınlığım düşer aklıma, nağmesiz ezgiler mırıldanır dudaklarım. Ne zaman dokunsan bana, ellerine sakladığın vedalarda tutuşur saçlarım. Ezgiler susar, asılı kalır gözlerimde yangınım. Dokunma, değmesin tenime rüzgârın. . .

    Öznesiz cümlelere dönüyorum telaşlı bir ayrılığın önsözünü taşırken ellerin. Yüreğimi yasladığım omuzlarına çöküyor vebalim. İstemem ezilmesin sustuğun acılar, ben onlara da ağlarım. Yeter ki gitme… Yeter ki savrulmasın külleri ayrılığın. . .

    Firari kelimeler taşıyor dilim.. Her biri bir tufandan kalma... Tüm sözlerin bitiminde yorgun bir kent gibisin karşımda. İçindeki küskün çocuk ağlamaklı. Kaçışların bundan, korkuların hep kendine… Geçirilmemiş bir cinnetin habercisiyken suskunluğun. . .

    Gitme. . Bir terk edişe daha dayanmaz ömrün. . .


  15. 2007-04-05 #65
    259 - Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri

    Gitme

    gitme
    gün gidişinle karanlık kazanır
    aylar mahsen aranır kendine
    gitme

    bin bir elin şakırtısıyla
    esrik bakışları bön kalırım
    gitme

    merhabası çıkarcı olur gecenin
    sabahına meze olurum günlerin
    gitme

    dostlar çeker elimden
    taşıyamam kendimi eşiklere
    gitme

    gitme
    yalnızlığım etlenir
    yalnızlığım kemiklenir
    gitme

    ağzına dilini kuşanan
    üşüşür başıma
    gitme

    kaldırımlar inadına uzar
    yapraklar çukurları pusular
    gitme

    arılar sokar öfkemi
    sabrımın peteği bal tutar
    gitme

    allah canımı alsın
    paha biçilmez olur eşsizliğim
    bir başına
    öyle yalın
    öyle duru kalırım ki
    gitme

    gitme
    gideceksen de gitme
    öyle bir bak ki
    gideceğin yer delemesin gözlerimi

    Aykut İşler


  16. 2007-04-12 #66
    Gidiyorum işte. .
    Aşılmaz dağlarında bir avuç toprak. .
    Kırılmaz dallarında. .
    Açan bir yaprak olmaya gidiyorum. . .
    Denizlerinde bir yudum deryâ. .
    Gözlerinde solmaz ziyâ olmaya gidiyorum. . .
    Suskunluğun baş harflerini ezerek. .
    Gidiyorum işte. . .

    Bakışlarına tutsak. .
    Dudaklarına yasak halimle. .
    Günahlarında ateş olmaya gidiyorum. . .
    Sakın üzülme sen. .
    Közlerin yaralarıma devâ. .
    Heybemde acılarını toplayıp. .
    Düşlerinde solmaya gidiyorum. . .
    Sakın üzülme sen. .
    Yokluğun varlığıma musallâ! . .


  17. 2007-04-14 #67

    Sen gidince
    Sen gidince ay geceme doğmaz,güneş her gün doğar ama bir türlü yüreğimi ısıtmaz oldu.

    Hayatı zindan etti bana gidişin.Oysa kalsan ne güzel olacaktı yarınlar.Şarkılar bizim için söylenecek şiirler bizim için yazılacaktı.Ama sen herşeyi silerek gittin.Giderken attıgın her adım sanki bir hançer gibi saplandı yüreğime.

    Şimdi gelde gör halimi çiçekler gibi bende soldum.Darma dağın artık hayallerim.Umutlarımsa çoktan tükendi.Sensiz bir yarınım yok benim.Sen gidince ay geceme doğmaz,güneş her gün doğar ama bir türlü yüreğimi ısıtmaz oldu.

    Varlığımı ellerine bırakıyorum.İster yaşat istersen al bu canımı...


  18. 2007-04-17 #68
    Gittin ÖyLe mi ?



    Yüzün güneşe bakardı, güne bakanlar kıskanırdı. Zaten sen bakmasan
    güneş parlamazdı. Ben senin yüzüne hayranlıkla bakarken gözlerin bir
    sevdayı anlatırdı. Ben o sevdanın tutkunuydum ve bir sevda ancak böyle
    tutkulu yaşanırdı..

    Hüznün karanlığına teslim gecelere, senin varlığınla direnirdim.
    Varlığın beni çoğaltırdı. Ne kadar çoğalırsam aşkım o kadar büyürdü
    ve aşk sadece senin adınla vardı.. Elimdeki bir kaç umut kırıntısını
    her gün; ama yeniden hergün yeniden besteleyip bitmeyen bir aşk
    senfonisine dönüştürürdüm her notası seni anlatırdı.. Sen duymazdın ama
    dinleyen herkes seni anlattığımı anlardı...

    Günler solar, mevsimler değişir, zaman delice akardı. Yalnızlık
    bir kılıç olup yüreğime saplanırdı. Sensizliğe günce yazıp kimsenin
    bulamayacağı yerlere saklardım. Sensiz olduğum bilinsin istemezdim.
    Çünkü, bu yürek sadece seninle atardı..

    Ağlardım, kimse görmezdi. Gözyaşlarım içime akardı.. Seni özlemek
    bir fırtınayı andırırdı. Fırtınalar içinde sevda ağaçlarını kökünden
    kopartırcasına sallardı. Her seferinde bir yolunu bulup ağaçlarımı
    kurtarırdım. Bu yüzden benim sevdam yıkılmazdı..

    Aşkın yarını yoktu; bizim beklediğimiz hep yarındı. Bu ne sana
    nede bana uyardı; ama çaresizlik elimizi kolumuzu bağlardı.
    Hayat isyan ederdim isyan tek arkadaşımdı..

    Bu sevdayı yaşamak ayakta tutmak kolay değildi, yorardı, yinede
    şikayet etmezdim. Çünkü senin için herşey göze alınırdı.
    Hain değilim ben, seni aldatmadım. Beynim de yüreğim de seninleyken
    bir başkası bana sadece yabancıydı. Ben yabancılara teslim etmedim

    kendimi, kimsede beni teslim alamadı..

    Mükemmel değildim ben, hatalarım vardı. Ama hatalarımı farkedip
    düzeltmeyi bilirdim. Yaptığım en ufak bir hata seni biraz incitse
    beni yıkardı.

    Şimdi "Gittim" diyorsun öyle mi? Hiç kalmadın ki benimle gidesin..
    Benimle kalan hep yanlızlıktı. Olmayaşının hiç bir önemi yok.
    Bir tarafında hep sen olsanda benim aşkım bağımsızdı. Hayatta hep
    tatlı anlar yoktur ya, nasıl yaşadıysam seni, acıyıda yaşamayı
    bilirim ben. Aslında çokta üzülecek bir şey yok.

    Çünkü; bu aşk baştan sona imkansızdı....


  19. 2007-04-21 #69
    Gitsem diyorum, biraz ölsem
    İskelenin en ucundaki, en gıcırtılı tahtanın üstüne oturmuş, denizdeki nereye gittiklerini bilmediğim, bilmeyi de istemediğim parlak renkli balıklara bakıyorum. Bir süre izleyebiliyorum ancak onları, sadece bir yere kadar görebiliyorum, sonrası görünmüyor.
    Nedense her düşüncemin arkasına bir olumsuzluk eki katılıyor bu günlerde... Devrik düşüncelerle pekiştiriyorum bu ruh halini. Düşüncelerimin bağlaçları yok, sırf kafiyeli olsun diye kurulmuş iki yabancı cümle gibi birbirinden kopuk ve anlamsızlar... Hava sıcak, su ılık, toprak soğuk, ben yanıyorum. Gitsem diyorum, şöyle yağmurları olan uzak bir yerlere...

    Günahlar gözyaşlarında yıkanır, diyor birisi, yağmurlar kadar çok gözyaşları istiyorum o zaman diyorum içimden... ve eğer ağlayabilseydim ne yağmuru ne de küçük bir ağacın en küçük yaprağına düşen yağmur damlasının süzülüşünü bu kadar çok sevmezdim herhalde...
    Gitsem diyorum, balıklarda gitti zaten.

    Yıllardır tanıdığım, bana yabancı olan bu evin derin sessizliğinde aslında normal çıkan bütün seslere bile bile kulak verip, kendi kendimi bile bile korkutuyorum. Sonra korkuları susturmak için, kendi kendimi susturup sadece yüreğimi seslendiriyorum, çünkü duymak düşünmekten daha az üzüyor insanı.

    Yüreğini ve beynini sırtlanmış, yükünden yorgun adamların halleri geliyor aklıma.

    Herkes uyurken korkuyorum, sessizlikten, sessizliğimden... Gitsem diyorum acıları alıp, yalnızlığa sarılmaya..

    Yıllardır bilip tanıdığın, yanlış şehirde, doğru otobüse binip, yanlış durakta indiğini fark ettiğinde yürümek zorunda kalmış gibi, geçte olsa gitsem diyorum...

    Ve senden daha değersiz olan anlamsız şeylerin bekçiliğini bırakıp, ayağını acıtan ayakkabılara, sıcağa, fırtınaya rağmen ne varsa yakıp yıkıp ardına bakmadan yürümek gibi... Gitsem diyorum biraz, ölsem...


  20. 2007-04-26 #70
    İşte yine sensiz bir cuma daha...
    Önümde karalanmaktan yorulmuş bir parça kağıt
    Elimde bitmeye yüz tutmuş bir kara kalem...
    Ve şiirimin her kelimesinde bir damla göz yaşı..

    Kulaklarımda ağır bir parça beni anlatan,
    Odamda bir sessizlik, sensizim diye bağıran.

    Bu kaçıncı gün sensiz bilmiyorum
    Sadece ölmemeye çalışıyorum; gün saymıyorum..
    Umutsuzca bekliyorum,ama sen gibi gitmiyorum.

    Bitmiyorum işte istediğin gibi..!
    Hergün yeniden başlıyorum.
    Hergün kendime yeni seviyorumlar ekliyorum.
    Tam sönecekken kıvılcım oluyorum.
    Tekrar Yanıyorum...

    Hergün cennetten bir orman yakıyorum yüreğimde.
    Yakıyorum kendimi bir günahkar misali...
    Cehennem oluyorum Yanan ateşimle
    Onca ateşin varlığına rağmen, yokluğunla üşüyorum.

    Hergün defalarca acaba döner mi ? diyorum.
    Sen gittin ya arkanı dönüp;
    Ben hala dönmeyeceğini bile bile bekliyorum.
    Sen bitti dedin ya her şeyi silip,
    Ben hergün defalarca bitiyorum...
    Sen başkasının oldun ya bırakıp gidip..!
    Ben bıraktığın yerde, gittiğin günden beri,hergün ölüyorum...

    Ve işte bitmeye yüztutmuş kalemimle,
    Karalanmaktan yorulmuş kağıdıma,
    Her biri bir gözyaşı ile ıslanan,
    Son sözlerimi yazıyorum...

    Herşeyi silip bitmene,
    Arkanı dönüp gitmene,
    Ve hergün defalarca ölmeme rağmen,
    Seni hala seviyorum...


  21. 2007-04-30 #71
    işteee gidiyorummm!!!




    Belkide kaleme aldığım son satırlar bunlar. Sen şu an neredesin ve kim bilir
    kiminlesin diye sormadan gidiyorum. Sormuyorum ve bir daha sormayacağım. Sessiz
    sedasız birkaç satır karalayacağım ve gideceğim. Biliyor musun; gitmek senin
    kadar güzelmiş yeni anladım...

    Şu anda hep her zaman, her damlasına aşık olduğum yağmur yağıyor. Sensiz,
    damlaların cama vuruşunun bile tadı yok. Tamam itiraf ediyorum; sensiz
    İstanbul}un bile tadı yok. O boğazın kokusunu, dalgaların kayaları dövüşünü,
    soğuğunu, sıcağını, her an değişen havasını sevişim aşktan mıydı ki?

    Yağmur yağıyor ve ben, sensiz bu güzellik bana haram diye bağırıyorum avazım
    çıktığınca. Gecenin en sessiz ve en bana ait olan saatleri. Düşünüyorum da bu
    saatlerde nefes almaya başlamıştım ilkin. Biz zoru başarmıştık seninle, bir
    araya gelmesi belki de olanaksız şiirleri, şarkıları ve hatta suskunlukları
    buluşturmuştuk birlikte. Güneş üstümüze doğuyordu. Biz kuş seslerini keyifle
    dinliyorduk...

    Aşkı aramıyordum ki ben. Sen ve ben, biz birbirimizi aramıyorduk ki. Ama bulduk
    birbirimizi. Bulduktan sonra başladı kendimizi aramalarımız. Yok olmayı düşünen
    ben, senin için binlerce yıl yaşamayı göze almıştım. Seni kalemin ucunda,
    sayfaların ortasında bulmuştum. Ama sen...... Sen yaşamın içindeydin. Sana güzel
    sözler söylemek istedim hep. Kelimeleri süsleyip süsleyip sunmak istedim sana.
    Ama tek kelime çıktı hep dilimden. "Gelincik"... Bildiğim en güzel şeydi,
    hayatta tanıdığım en güzel şeydin...

    "Bunları anı olsun diye yaşamadık." Ateşe de yağmura da, uçmak istediğimiz için
    uçtuk. Öleceğimizi bilerek değil, öleceğimizi düşünmeden, istediğimiz için
    uçtuk. Ben ateştim, sense deli bir yağmur...

    Neyse biliyorum ki senin sonun yok ama artık ben gidiyorum. Çünkü her sorunun
    karşılığı, hayat böyle diyerek de verilebiliyor. Çünkü... Çünkü ben aşığım hala.

    İşte Gidiyorum.. Bir kaçış değil bu, yalanı yaşamaktansa bize bırakılan son şansı
    kullanıyorum belki de. Kim bilir?...


  22. 2007-05-04 #72
    Yine mevsimler geçecek bu kentte,
    Hasret şarkılarıyla kurşunlanacak yüreğim,
    Yaşamın ölü yalnızlığı ayaklarıma dolaşacak günlerce,
    Mısralar yumruk olacak boğazıma,kimbilir kaç kez,
    Azap dolu yalnızlığımı yudumlarken,
    Yıldızlara sığınıp,gecelerden medet umacağım...

    Yine umutlara bel bağlayacağım kayıtsız şartsız,
    Her gün batımı bir şeyler koparacak içimden,
    Çaresizliğin kör kuyularında yaradılışıma içerlerken,
    Haykıracağım gökyüzüne,ağlayacağım sessiz sessiz...

    Yine paramparça olacağım gecelerce,
    Arzuların prangaları paslanacak yokluk yağmurlarıyla,
    Anılar raksederken kan çanağı gözlerimde,
    Hasret yüklü mevsimlere esaretim yeniden başlayacak,
    Sen gidince...


  23. 2007-05-12 #73
    HoşçakaL'ım...ELveda'm dı...Anlamadın...

    Belki alışkındı kulakların bu iki kelimenin dudaktaki dansına...Hoşça kal ; bir daha görüşmenin güvencesiydi. Bir önceki adımıydı bir sonraki buluşmanın...Hoşça kal denir ve hoşça kalınırdı senin aşklarında... Oysa bende Elveda demektir hoşça kal, bilemedin; kısacık zamanlara sığan tutkunun kılavuzluğundaki bu aşkta...

    Duvarlarıma sana dair çok da fazla olmayan anılarımı çerçeveleyip astığım bir gece vermiştim kararımı. Her nedense çok eğri büğrü duruyordu resimler. Anılar mı yakışmadı resimlere, yoksa resimler mi yapışmadı çerçevelerin sabitliğine anlayamadım. Ama ters duran bir şeyler vardı bu tuhaf görüntüde.Sarhoş naralarını tıpkı birer otriş gibi dolamıştım kelimelerin boynuna. Sonra birdenbire hayretle, o gideceği yönü şaşırmış naraların sokaklardan değil yüreğimden geldiğini fark ettim. Yalpalaya yalpalaya yeni bir limana demir atmaya giden, adımlarını bir türlü aynı hizaya getiremeyen bu ayaklar, benim sevdamı arşınlıyorlardı...Yine yanlış yollara, yanlış ayakkabılarla dalmıştım düşüncesizce. Nasır tutan kalbimdi, parmaklarım sapasağlamdı görünüşte! Bakmamıştım mor sarmaşıklı yaprakların altındaki kocaman dikenlerini saklayan bataklıklara...Ah aylak ruhum; yine aldanmıştı gökyüzünün kızıl, fettan saçlarına...Oysa çeviriverseydi tutkudan körelen gözlerini birkaç bakış aşağıya, sevdasına arapsaçı gibi dolanan yalanları fark edebilecekti...Ah aşka hiç doymayan aç ruhum, kısacık mutlulukların lezzetli mezeler olduğu bu sofrada, kadeh kadeh şarapları hapsedip damağına yine de aç kalktın aşkın saflığına...

    Hesaplaşma yüklü bir gecenin sabahıydı sana vedam. Oysa sen sadece hoşça kal dedim sanmıştın...Kanter içinde kaldı dudaklarım sana söyleyemediklerimi kendime haykırmaktan. Söylesem anlamazdın, biliyorum...Üstünde hiçbir etiket olmayan bir şişeye konmuş bir yardım mesajıydı kelimelerim...Ben ıssız bir adada; yanında almak isteyebileceği üç şeyi bile olmayan bir kazazedeydim. Çok tirajik biliyor musun? Üç şey alamazdım yanıma, almayı isteyebileceğim tek şey sendin... Ve sen bana aynı cümlenin içindeki iki kelime kadar yakın; ve aynı zamanda aynı cümlenin içinde asla bir araya gelemeyecek iki kelime kadar uzaktın...Çelişkilerin bileşkesi bir sevgili...Şarkılar saki olmuştu masama. Hep acı olan mezelerimi getirirken soframa, biri geldi biri gitti upuzun bir yalnızlık boyunca...Şarabımın tadı daha mı mayhoştu ne! O tanıdık tadı yapıştırabilmek için dudaklarıma, günün ağarması gerekti kadehlerin tanıdık lal kırmızısında...

    Sana hoşça kal demek hiç kolay değildi...Çünkü benim için hoşça kal, elveda demekti...
    Benim sözlüğüm neden farklıdır bilemedim hiç...Yazmasın istedim vedalar ve vedalara yüklü anlamlar sayfalarda, boş yere aradım uzun soluklu aşkları yırtık sayfalarda...Nedendir bilmem hep ama hep ayak izleri oldu satırlarımda...Kah kuma gömülüp kaybolan ayakların izlerini aradım çöl ıssızlığı akşamlarda, kah demirden bir örs gibi vurdum adımlarımla vurgun sonlara...

    Hatırla sevgili içinde koşar adım coşan sevişlerini...Sakin limanlara demir atmak isteyen gemimin çıpası havada kaldı... Uzun soluklu bir aşkı, bir kar tanesinin bir kartopuna ve ardından bir çığa dönüşmesi gibi yaşamak isterken, sağanak yağmurda ıslanıp, sırılsıklam kaldım yalnızlığımla...Çok yükseklere saklamıştım ben sevgimi, sen upuzun adımları yüklerken bacaklarına, dümdüz bir yol üzerinde koşup durdun boş yere...Başını kaldırıp bakmayı akıl edemedin göğün gülümseyen mavi gözlerine...Uzaklıkları hala ölçülerle sabitleyen bir düzene esirken sen, ben çok başka bir coğrafyada farklı bir iklimin estirdiği rüzgara dönüşmüştüm bile...İki kelimenin buluşamadığı cümleler, gökyüzüyle yeryüzü arasından çok daha uzak mesafelerin timsaliydi yüreğimde...Sen takılmışken bildik hikayelerin tanıdık işleyişine, ben bir masalın içinde sakince bekliyordum sessizlikle çoğalan çığlıklarımı gömüp göğsüme...

    Sadece hoşça kal deyip gittim diye; yüreğin hala küskün biliyorum...Elveda çok büyük bir kelime. Sığmadı dudaklarımın sınırları içine.
    Sözlüğümden haberdar olacak kadar çok kalmadın sevgili , yüreğimde. Benim "hoşça kal" ım yazılmış yanlışlıkla elveda kelimesinin yerine...Kim bilir belki de bir hoşça kal en çok bu aşktaki kadar yakışır elveda hanesine...Bazen sözcükler biz farkına bile varmadan, kayıp gider dilimizden; bizim bile yerleştirmekte güçlük çekebileceğimiz en uygun yere.....


  24. 2007-05-15 #74
    GITTIN...
    bu kadar aci
    duymazdim.
    Acim yas olup akmaliydi gözlerimden.
    AGLAYAMADIM...


    Gittin...
    Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa...
    Tutkum seninle olmakti, tutkum teninde erimek, tutkum hayati sadece
    seninle paylasmakti.
    ANLATAMADIM...

    Gittin...
    Gidisini önlemek için tutmak vardi ellerinden.
    Ellerim degil miydi her dokunusumda seni ürperten? Ürperirdin yine,
    biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini, gitmek için biriktirdigin bütün
    cesaretin kaybolurdu.
    TUTAMADIM...


    Gittin...
    Bir yikim gibiydi gidisin.
    Sen adim adim uzaklasirken benden, çöküp kaldi bedenim oldugu yere.

    Nice terk edilislere dayanan bu yürek, bu kez yenilmisti.
    Bu kadar zayif degildim ben kalkmaliydim.
    KALKAMADIM...

    Gittin...
    Oysa geldigin gün gidecegini biliyordum.
    Hazirdim gidisine. Kaçak zamanlari yasiyorduk. Zaman bitecek ve sen
    gidecektin.

    Bense gidisinin ertesi günü hayatima kaldigim yerden devam edecektim.
    DEVAM EDEMEDIM...

    Gittin...
    Bir sey söyledin mi giderken?..
    "Kal" dememi istedin mi?
    Son bir kez "Seni Seviyorum" dedin mi?...
    "Bekle beni, dönecegim..." diye umut verdin mi?..
    Beynim öylesine ugulduyordu ki.
    DUYAMADIM...


    Gittin...
    Nereye gittigin önemli degildi.
    Binlerce km. uzakta da olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu.
    Artik yoktun ve asil bu düsünce beni felç ediyordu.
    Kurtulmaliydim senden, bu yokluk duygusundan kurtulmaliydim.
    KURTULAMADIM...


    Gittin...
    Unutulanlarin arasina katilmaliydin.
    Anilari sandiga koyup hayati yeniden yakalamaliydim.
    Bu ask noktalanmaliyd, bu sevdadan vazgeçmeliydim.
    YAPAMADIM...

    Gittin...
    Bir okyanusun ortasinda, tek küregi kaybolmus sandalda dev dalgalarla
    bogusan bir denizciyim
    simdi.
    BIL KI SEVMEKTEN VAZGEÇMEDIM SENI,
    BIL KI SENINLE BIRLIKTE, SEVDANI DA TASIYACAGIM YÜREGIMDE,
    BIL KI;
    SENI ASLA UNUTMAYACAGIM

    Biliyorum aslinda sen hiç bir zaman gelmedin bana.
    Duymuyorsun !
    Gitme diyorum sana,gitme !
    Çigliklarim boguluyor gecenin karanliginda.
    Gece korkunç, gece sessiz, gece yalniz...
    Sesim kisiliyor
    Gidisin bitisi olacak yüregimdeki heyecanin,
    Gidisin sönüsü olacak gözlerimdeki atesin.
    Beni,yüregimdeki sevgiyi,
    Gözlerimdeki bitmek bilmeyen umudu unuttun!
    Ama ne olur bunu unutma.
    Gidisin dinderemez bu firtinayi.
    Bir firtinanin ugultusuyla sesleniyorum sana;
    GITME....


  25. 2007-05-21 #75
    "Yüreğime bir beden büyük gelen umutları
    Üzerimden çıkarıp gidiyorum."


    Küçük bir çocuğun duası gibi
    Masumluğunu sundum sana aşkın.
    Ama sen,
    "İmkansız bir aşk " deyip sustun.
    Oysa sana dair ne düşlerim vardı.
    Dans edecektim yağmurlarda seninle.
    Yıldızların saçlarına düştüğünde,
    Bir gökkuşağı çizecektim beyaz tuallere.


    Asla kırgın değilim sana...
    Özgürdün, hürdün elbet.
    Güneşte yaşamak varken,
    Karanlıklarda boğulmayı göze alamazdın sen...
    Gözlerine sakladığım baharlara
    Veda busesini yapıştırıp gidiyorum.


    Aslında bir teşekkür borçluyum sana,
    Yarım bir adamın karanlıklarına,
    Rüya misali baharlarınla konakladın..
    Her nefesinde mevsimleri soludum gözlerinde.
    Kırılmış bir gönül mabedine
    Bir gülüş ekledin ya,
    Bir ömür yeter bana..
    Hep ağladığımda öper dururum
    Baharda açmış o gülüşlerini......


    Gittiğim yerlerde,
    Kim bilir belki de alışırım.
    Alışacağım; gözlerinin yokluğu değil elbet.
    Bahçemde ezilmiş güllerin çığlıklarına ,
    İçimdeki çocuğun gözlerindeki ıslaklığına,
    Elbet bir gün alışırım....


    Gidiyorum,
    Aynalara ağlamaklı suretimi bırakıp
    Masum çocukların dualarına gidiyorum...
    Senin uyuduğun saatlerde ben,
    Bu şehri, bu yüreği sana bırakıp
    Yağmurlarla öpüşmeye gidiyorum

  26. 2007-06-03 #76
    AYRILIK

    Bu saatte gözyaşları,yeminler
    Boş bir tesellidir inandığımız.
    Perde kapanıyor,filim bitiyor
    O hiç bitmeyekcek sandığımız.
    Görüyorsun,konuşacak birşeyimiz kalmadı
    Sadece bakışlarımızda hüzün;
    İşte ayrılık bu,hiç beklemediğimiz,
    O, ikiz arkadaşı ölümün.
    Anlıyorum birdaha görüşemiyecez.
    Bu son buluşmamız seninle.
    Yeni bir hayata başliyacaksın artık;
    Onunla,yeni sevgilinle
    Anlıyorum artık o öpecek ellerini,
    Kulağına aşkı o, fısıldayacak
    İçinde bir pişmanlıktan başka
    Bundan eser kalmayacak
    Sigaranı söndür , kalkabiliriz
    On adım sonra yollarımız ayrılmalı
    Sakın ağlama ve birşey söyleme bana
    İnsan ayrılırken bile büyük olmalı!!!


  27. 2007-06-10 #77
    Ben sustum

    Bak ben sustum,sustum be belalım sustum
    Dudaklarımın arasındaki şarkı,
    Saçlarımı okşayıp giden rüzgar,
    Yüreğimin kanıyla yazdığım şiirler,
    Akan deryalar, nehirler sustu
    Sustu be uzaktaki yar sustu
    Hep konuştumda ne oldu ki;
    Bitkin, kırgın, perişan yaşadım
    Kanımla yazdım yüreğime nakışladım
    öyle çok sevdim ki seni
    Sevdim de ne oldu ki;
    Kara saplı bıçak sırtımda yaşadım
    Sabahlara kadar inleyip,
    Güneşi göz yaşımla selamladım
    Hayallerime yazdım, düşlerimde topladım
    Yüreğime koydum seni,
    Yüreğimin en derin yerine
    Koydumda ne oldu ki;
    Ben sustum sen söyle uzaktaki yar
    Söylesene gönül yaram ben zaten hep susmadım mı
    Bu dört duvar arasına hapsedilip,
    Susmaya mahkum edilmedim mi
    Kızım diye sevmek hakkım değil mi
    Seni hayal edip seni sensiz yaşamadım mı
    Duvardaki resmine bakıp bu gözler ,
    Kahır dolusu ağlamadı mı
    Ben sustum yiğidim sen söyle ben sustum
    Söylesene hasretim sana değilmiydi;
    Bu yalvarışlar, bu yakarışlar
    Canım gibi sevmedim mi seni,
    sevipte canıma katmadım mı
    Söyle be uzaktaki yar ;
    ismini dudaklarıma hece yapmadım mı
    ALLAH´ımdan sonra, sana tapmadım mı
    Seni mavi bulutlara yazıp,
    Düşlerimde toplamadım mı.
    Sana olan sevdamı söyle;
    Yıldızlara haykırmadım mı
    Ben haykırdıkça, yıldızlarım bir bir kaymadı mı
    Söyle düşmedimi yıldızlarım düşüp kaybolmadı mı
    Gök yüzü birden kararıp,
    şimşekler çakıp, kasırgalar kopmadı mı
    Cehennem gibi yanan yüreğimin üstüne,
    Yağmurlar yağmadı mı,
    Yağmurların yüreğimi söndürmediğine şahit olmadın mı
    Hep sana yanmadımı yüreğim söyle yanmadı mı
    Ben sustum be adamım ben sustum sen söyle ;
    Ben zaten hapsedilip susmaya mahkum edilmedim mi
    Kirli bir gömlek gibi çıkarılıp atılmadım mı
    Sabahı olmayan yorgun gecelere hayalinle girmedim mi
    Hep aynı iskenceyle sabahları beklemedim mi
    Söylesene birtanem sevdanla yüreğimi dağlamadım mı
    Ayaz geceleri sensiz titreyerek bitirmedim mi
    Söyle yarim ben sustum, ben zaten hep susmadım mı
    Nemli kirpiklerimde sensiz geceleri öldürmedim mi
    Yüreğim sızlarken, yaralı gönlüme kırılmadım mı
    Yüreğime hep aynı acı, hep aynı işkence dolmadı mı
    taptımda sana ne oldu ki ;
    Hep yıkılıp kahır dolusu ağladım
    Ayaz geceleri uğrunda titreyerek yaşadım
    Diz çöküp önünde avuç açıp yalvardım
    Yalvardımda sana ne oldu ki ;
    Kalbinin dilencisi, yüreğinin kölesi oldum be belalım
    Ah!!! Ah!!! yüreğim kanıyor, gözlerim ağlıyor
    Tükendim be yiğidim tükendim
    Yoruldum, halim kalmadi yıkıldım olduğum yere
    Yıkıldım be delikanlım yıkıldım,
    Ben sustum be adamım ben sustum
    Yemin ederim ki sustum
    Gönlümden her şeyi alıp giden kasırga sustu
    Hep söylemek istediğim o sarkı var ya;
    Dudaklarımın arasındaki o sarkı sustu
    Penceremin camına vuran yağmur damlaları sustu
    Yüreğim sustu konuşan dilim sustu
    Ben sustum uzaktaki yar sen söyle
    Ben sustum, sustum, sustum, sustum,
    SUSTUM

  28. 2007-06-10 #78
    GITMEKMI? KALMAKMI?
    gitmekmi zor kalmakmıı bilmiyorum
    hayatta herşeyii yendimm kötülüklerii,zor günlerii,ölümlerii,bir kendimii yenemedim.
    kendi kararsızlığımıı,
    ne yapmalıyımmm
    bılmıyorumm
    bu kadar zormuu yaşamakk, karar vermekk hayata dairr
    özgür olmak istiyorumm artıkk
    bir kuş gibii kanat çırpıpp uçmakk başka diyarlaraa
    korkuyorumm bu kezz yenilmektenn korkuyorumm
    kendii kabugumaa çekiliyorumm salyangoz misalii kafamı çıkarıpp hayat bakmaktann ezilmektenn korkuyorumm
    eyy hayatt itiraff ediyorumm işteee
    SENDEN KORKUYORUMMM...
    yorgunumm...
    takvimlerden haberim yok artıkk
    bugunn gunlerdenn neydii
    hangii aydayız?
    bıraktımm artıkk bır rüzgara bedenimii
    hadii savurr nereye savuracaksann bitsinn artıkk buu çilee.
    nerdee o deliii doluu günlerr..
    nerdee oo hesapsızcaa yasanan güzel günlerr,
    ama yaaa şimdiii aynalarr düşmann olduu bana
    baktığımdaa kendimii göremiyorumm artık.
    gördüğümsee kimm bilmiyorumm..
    bu yüz kime aitt.
    bu bakışlarrr.bu sahtee gülüşlerr..
    bu hayattann bıkmışşş bedenn
    nedenn bu korkularr..
    neden bu yanlızlıkk..
    neden bu karasızlıkkk..

    çekipp gitmek istiyorumm artıkkk
    BİLMEDİĞİMM HAYATLARAA
    ama bilmiyorumm..
    GİTMEK Mİ ZOR, KALMAKMI??


  29. 2007-06-10 #79
    --------------------------------------------------------------------------------

    "Küs olacak mısın yine sessiz sedasız olacak mısın?
    beni unutacak mısın" oldu son sorusu...


    Onu ömrümün sonuna kadar unutmayacağım. Yüreğimde bıraktığı sızı hala ilk günkü sıcaklığını koruyor. Yıprandım, parçalandım ama verdiğim sözü tuttum; unutmadım... Yeni bi aşka yelken de açmadım. Sığınacak bi liman da aramadım kendime. Mavi sevdamı hırçın dalgalardan koruyacak bi adam aramadım ardından. Kaçtım herkesten ve herşeyden. Aşk gözümü korkuttu. Belki de o, bilemiyorum... Be sadece böyle bi başıma O'na yazılar yazmayı sürdüreceğim.


    ...
    Hayallerimin yitik yanı…
    Seni severken kendimden korkmayı öğrettin bana. Ayazda gömleğimi rüzgâra asmayı, rüzgâra içimi açmayı öğrettin. Üşüttün yüreğimi kimliksiz rüzgârlarda. Sana yazılar yazma telaşındaydım, hüzünler düşürdün hep payıma. Söküldü hayallerim ve hüzne bulaştı. Bu sensizlik demir gibi, kan tadında. Felaketime yazgılıyım nice zamandır.
    Sensizlik felaketim…


    Hayallerimin bitik yanı…
    Seni severken kendimi terk etmeyi öğrettin bana. Adımdan adım adım geçmeyi öğrettin, felaketi sevmeyi! Sensizlik bitişimdi, bitmeyi sevdirdin bana. İlmek ilmek söküldüm sensizliğe. Kan tadında demir gibi bir ayazdı. Hiçbir tarih bu ihaneti yazmazdı. Ben, ihanetimle bir yazgılıyım kaç zamandır.
    Sensizlik ihanetim…


    Hayallerimin sökük yanı…
    Seni severken öğrendim kurallı cümleler kuramamayı. Ters-yüz bir yalnızlıktı yaşadığım. Kim-siz, kimse-siz, kimlik-siz bir yalnızlıktı bana öğrettiğin. Söküldüm kuralsız yalnızlıklara, söküldüm imlasızlıklara, kimliksiz ayazlara, cahil yalnızlıklara. Sus-pus olmuş cahilliğimle yazgılıyım çok zamandır.
    Sensizlik cehaletim…


    Hayallerimin çökük yanı…
    Seni severken aşk, sınırlarımı ihlal etti. Sen bana kurallarımı yakmayı öğrettin. Hayata karşı bütün dayılanmalarımı yerle bir ettin. İçimi yıktın, içimi yaktın, içimi çökerttin. Beni acizliğimle baş başa koyup gittin.
    Sensizlik acizliğim…

  30. 2007-06-13 #80
    GİTTİN...

    Ben arkandan sadece baktım.
    Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...
    ''gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.
    Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak.
    Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi.
    O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...'' diyecektim sana.
    Konuşamadım...

    Gittin...
    gidişini görmemek için gözlerimi kapattım.
    Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu,
    bacağımı bu kadar acı duymazdım.
    Acım yaş olup akmalıydı gözümden.
    Ağlayamadım...

    Gittin...
    gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden.
    Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?!
    ürperirdin yine biliyorum.
    Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini,
    gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
    Tutamadım...

    Gittin...
    bir yıkım gibiydi gidişin.
    Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde.
    Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti.
    Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım.
    Kalkamadım...

    Gittin...
    oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum.
    Hazırdım gidişine.
    Kaçak zamanları yaşıyorduk.
    Zaman bitecek ve sen gidecektin.
    Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim.
    Edemedim...
    Başlayamadım


  31. 2007-06-15 #81

    Gitmelerin yaşlanmışılığım...
    Geldin,
    Kayboldu ömrümde hüzne dair ne varsa...


    Sildin,
    Kurudu birikmiş yaşlarım soluğunla...


    Geçti,
    Yaralarım, kabuklarım, incinmelerim...


    Gittin,
    İçim;
    Acıyor yine...


    Ben aşka bağladım yaşanılası heveslerimi.

    Geldiği vakit sevgili, nefes almaya başlarım ben de. Eklenir ilmek ilmek tebessümler yüzüme. Yüzümde gamzelerim eskir. Rafa kaldırılır inceden göz yaşları. Küfe terkedilir keder dolu naralar. Onun dudağına değer şaraptan, ben sarhoş olurum avuçlarında. Tutam tutam sevinçler raksederler masamızda.

    Başım döner, oysa dünya durur.

    Ne günler biter, ne geceler eskir. Adımlarımız uzanır hafiften boğaza. Anlatmaya başlarım derdini yokluğunun, bir feryat olup, çıkacakken ağzımdan isyanlar...

    Susarım...

    "Yine gitme" demekten korkarak, "yine gel" derim, yalvarırcasına. Gözlerim, gözlerinde erirken, deliliğim aklıma gelir. Birer birer uğrarlar şairler, üstadlar yamacımıza.

    "güldükçe
    gün
    devrilir gözlerinin akşamları
    gecedir, bir rüzgâr getirir ellerini
    öperim... kimseler görmez"


    İnceldiği yerde fırtınaların, bir sağnak başlar acizliğinde adımların. Kafamı kaldırıp, yüzünde ayrılığı okumaktan cayarım. O beni yakmaz da, ben ateşe atlarım. Anlatmaya çalışır her gidişin, bir bahara gebe olduğunu. Bu gitmelerinde bir sonu olduğunu.

    Nedense,
    Nedensiz,
    Ağlarım.


    Sırf bu yüzden, beni vedasız ayrılıklara terk eder.. Hiç bir zaman el sallamamı istemez gidişinin ardından. Dayanamam, dayanamazsam dayanamaz.


    Geldiklerin yaşanmamışlıklarım,
    Gitmelerin yaşlanmışılığım...


    Gittin,
    İçim;
    Acıyor yine...
    Yine "gitme" demiyorum, gel "yine".


  32. 2007-06-18 #82
    Git...

    Anlamadın ne demeli sana. Kim istemezdi ki, böylesi bir sevdanın iki parçasından birisi olmayı, kim istemezdi ki, uğruna canını verecek sevgiliye sahip olmayı?
    Gitmekten dem vuruyorsun, git..... Kanayan yüreğime aldırma. O zaten alışkın kanamaya. Geldiğinde zaten kanıyordu değil mi, sardığın gibi bırakma, sakın bırakma, eski haline dönsün ve yine kanasın...

    Ağlayan gözlerime, gülmeyi öğretmiştin, neyine bu gözlerin gülmek? Ömür boyu ağlamaya mahkumlar. Git ve senin için akan göz yaşları dinmemeye mahkum olsun. Pınarları kurumasın, her daim o yaşlarda boğulsun. Git... Ben burdayım.

    Geldiğinde, gittiğinde bıraktığın gibi bulacaksın biliyorsun. Git... Gözün arkada kalmasın sakın. Bu gözler seve seve ağlar yokluğuna, bu yürek severek kanatır kendini sensizliğinde. Git... Bu beden, nasılsa toprak olacak. Ha senle, ha sensizlikle. Ömrümün sonbaharı oldun, tüm yapraklarımı sarıya boyadın, şafaklarımı hüznünle kapladın...

    Git... Me..... Demeyeceğim sana. Zira sen, yüreğin elinden düştüğünde, sarılacak birine ihtiyaç duyacaksın. Yüreğinin yaralarını saracak, başını omzuna dayayıp ağlayacak, tüm sıcaklığıyla seni saracak, seni acılarından sıyırıp alacak birini arayacaksın. Ben o zaman gene yanında olacağım. Kanayan yürek, ağlayan gözler ve herşeye rağmen tüm acılara bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonrada direnecek olan bu beden.
    Git.... Git..... Yüreksizliğinle, sevdasızlığınla, hoyratlığınla, soğukluğunla....
    Git


  33. 2007-06-18 #83
    Birbirimizi sevip özlerken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı
    Birgün ayrılığa dayanılmazken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Ardım sıra bakıp dururken
    Bana hayatım sevgilim derken
    Senden ayrılsam ölürüm derken
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Dilin söylediğini gözlerinde söylerdi
    Hayalin gecelerimi bölerdi
    Kalplerimiz birbirimizi özlerdi
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Tatlım bir tanem canım derdin
    Derdimin ortağı sensin derdin
    Ömür boyu ayrılmam derdin
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

    Hani benden yakın yoktu sana
    Neden gerek duydun buna
    Dayanırmı seven Kartalın kalbi buna
    Söyle bu ayrılık nerden çıktı

  34. 2007-06-19 #84
    GİTMEK

    Güneşin batışında görmek yüzünü,

    Yağmurun yağışında,ve hissetmek gidişini...

    Öylesine sarılmak sana kaldırımda kış günü.

    Soluğa inat yürümek seninle.
    üşümeden,soğuğu hissetmeden yalnızca seni düşünmek,

    O yakıcı sıcaklığınla beraber saatlerce yürümek ve esen rüzgarları

    kıskandırırcasına dokunmak yanaklarına,

    Yağan yağmurlara inat okşamak saçlarını,

    Keskin bıçak gibi soğuğa inat okşamak saçlarını,

    Keskin bıçak gibi soğuğa inat sarmak seni üşüme diye.

    Sevmek seni,sevmek ve gidişine an kala kollarında ölmek.

    Kollarında ölmek.böylesine delice sevmeliyim seni.

    Hissetmeden yüreğindeki acıyı,hançer vururcasına bedenimdeki sızıyı,

    görmeden ve bilmeden ayrılığın adını sevmek istiyorum sevmek.

    Ve tutup ellerini,gözlerine bakmak saatlerce ve bir kış günü dizlerinde yatarken,

    son kez dokunup alev dudaklarına gidişine bir an kala,

    kollarında ölmek ve Gitme demek...

  35. 2007-06-23 #85
    Bir adın kalmalı geriye
    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
    Aynaların ardında sır
    Yalnızlığın peşinde kuvvet
    Evet nihayet bir adın kalmalı geriye
    Birde o kahreden gurbet
    Sen say ki ben hiç ağlamadım
    Hiç ateşe tutmadım yüreğimi
    Geceleri koynuma almadım ihaneti
    Hele nihavend hele buse hiç geçmedi aklımdan
    Ve hiç gitmedi bir topak kan gibi adın
    İçimin nehirlerinden
    Evet yangın
    Evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
    Evet kaybetmenin o zehirli buğusu
    Evet isyan
    evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
    Sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
    Bu sevda biraz nadan
    Biraz da hıçkırık tadı
    Pencere önü menekşelerinde her akşam
    Dağlar sonra oynadı yerinden
    Ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
    Sen say ki yerin dibine geçti geçmeyesi sevdam
    Ve ben seni sevdiğim zaman bu şehre yağmurlar yağdı
    Yani ben seni sevdiğim zaman
    Ayrılık kurşun kadar ağır gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
    Yine de
    Bir adın kalmalı geriye
    Bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
    Aynaların ardında sır
    Yalnızlığın peşinde kuvvet
    Evet nihayet, bir adın kalmalı geriye
    bir de o kahreden gurbet
    beni affet
    kaybetmek için erken
    sevmek için çok geç


  36. 2007-06-23 #86
    Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
    Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı
    Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm
    Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı

    Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda
    Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar
    Derinden ses verir içimde bir tel
    Sonra, birdenbire kırılır, kopar

    Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın
    Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü
    Durmadan çalınır kulaklarımda
    Şarkıların en hüzünlüsü

    Seni alıp uzaklara giden otobüs
    Benim üzerimden geçer hışımla
    Devrilir, bakakalırım ardından
    Bir sel gibi akan gözyaşımda...

    Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
    Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
    Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
    Böyle perişan beklerim dönmeni

    Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım
    Ellerimi koyacak bir yer bulamam
    Nereye gitsem, en koyusu acıların
    Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam

    İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem
    Böyle durup durup senden ayrılmak varsa
    Orada bir mezar kazılır benim için
    Ayrılığın nerede başlarsa.

  37. 2007-06-24 #87

    Gitme kal bu yürekte..

    Dur ne olur gitme yüreğimden,Dur ne olur bile diyemeden gittin..Şimdi bilmem kaç zaman sürer bu ayrılığa alışmak..Belki biraz canım yanacak,ilk başlarda kabullenemeyeciğim,zor gelecek nefes almadan yaşamak..

    Sen hiç bilmedin nefesim olduğunu,söyleyemedim ki..Nefesimsin diyemedim ki,Şimdi sana kal gitme diyebileyim.Alışmıştım her sabah sesinle uyanmaya,sesimle uyandırmaya..sesini duyunca günüm bir başka güzel oluyor demiştin ya ben her sabah senden önce uyanıpta seni aramaya alıştırmıştım kendimi.

    Geceleri olurda rüyalarında görürsün diye geç saatlere kadar telefon sohbetlerini nasıl unuturum şimdi.offf içim daralıyor düşündükçe sensiz geçecek günleri,sesinden yoksun geceleri..alışmak mı çok zor..sevgi aldatmaz ama ya seven aldatırsa demiştin ya ben seni hiç aldatmadım ki sevdiğim.

    peki şimdi neden bu zamansız gidişin bu yürekten.yokluğunda atarmı bu yürek,nefes alırmı bu beden sanıyorsun.Sensiz bir hayatı istemiyorum,seni zor buldum bu kadar kolay kaybetmek istemiyorum ne olur ne olur gitme yüreğimden.kal eskisi gibi...
    uzakta ol ama çıkma bu yürekten sesini duymaktan mahrum etme beni.sevdiğini söyleme,özlediğini söyleme arada bir de olsa aşkım,canım,hayatım derdin ya onuda deme istemem yeter ki gitme bu yürekten.

    Sevdiğim,nefesim,biricik sevgilim gitme diyebilseydim bunları söyleyecektim...Keşke gitme diyebilseydim gitme,gitme,GİTME KAL BU YÜREKTE......


    GİTME NE OLUR BIRAKIP GİTME
    SENSİZ YAŞAYAMAM BEN BÖYLE
    GİTME NE OLUR BIRAKIP GİTME
    BİR ÖMÜR BOYU YAŞAYAMAM BÖYLE...


  38. 2007-06-24 #88
    sana yazamıyorum bana kızmıyorsun değilmi



    eskiden yazardım , şimdi ise iki ile iki yi çarpsam ne yazıyorsun diye soran bakışlar var sanki üzerimde



    oysa kağıda dökemediğim ne şiirler yazıyorum



    hepsi yarım kalıyor



    bir bilsen yokluğunla suladığım hayalinin nasıl bende büyüdüğünü



    ve gözlerimde solmasınlar diye nasıl inatla gözlerimi yummadığımı



    bir bilsen sesini duyduğumda günün herhangi bir saatinde içimde esen serin serin rüzgarları



    bir bilsen yokluğunda kaçıncı sigarayı içtiğimi



    ve yaktığım her sigarada nasıl söndüğümü



    bir bilsen geceyi andıran gözlerine inat gözlerini andıran geceyi hiç sevmediğimi



    bir bilsen seni nasıl özlediğimi

  39. 2007-07-20 #89
    1059 - Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri

    Şimdi sen gideceksin ve ben arkandan baka kalacağım.
    Dur diyemeyeceğim, sesim çıkmayacak.
    Susuşlarımla saklı kalacak duygularım ne kötü söz geçiremeyeceğim göz yaşlarım akacak. Saklayacağım görmeyesin diye. Beceremeyeceğim"Ağlama" diyeceksin bana, seni dinlemeyeceğim. İçimde biriken ne varsa gözlerimden taşacak dışarı. Dokunmak isteyeceksin, başımı geri çekeceğim öfkeyle; kızgınım gidişine çünkü, öfkem bir dağ gibi büyük. Ne varsa hayata dair alıp götürüyorsun benden farkında değilsin.Ya da farkındasın ama değilmiş gibi davranıyorsun. Sen kendi yolunu çiziyorsun şimdi ve doğru bildiğini yapıyorsun. Bense binlerce yanlışın ortasında tek başınayım. Oysa beklediğim sevgiliydin sen.Yorgun günlerden yıkılmış. Kimliksiz sevdalardan süzülmüş aşkımın tek sahibi. Sanki seni aramıştım yıllarca da, ararken aşk niyetine yabancı kollarda uyanmıştım. Bu yüzden kimse kandıramadı beni, dindiremedi aşka susamışlığımı. Hep eksikti hep yarım. Ne yazık ki"Bu kez tamam" dediğimde de yarım kaldığımı görüyorum.Belkide sevmesini beceremiyorum ben. Öyle ya deli sevdalar bana göre değil belkide. Dümdüz, heyecansız içimdeki kuşlar kanat çırpmadan ve tutkuyu hissetmeden yaşamalıyım aşkı. Buna aşk denilirse tabi! Bu yarım kalmışlık duygusu yok olur mu? O zaman. Peki sen biliyor musun? Bu acıya katlanmanın ilacını. Bu yürek sancısını ne dindirecek, bu geceler nasıl geçecek? Söyle yar; içimi kar gibi yakan bu ateş nasıl sönecek? Acelen var biliyorum.Gideceksin, yaşanmamış zamanları da beraberinde götüreceksin. Bunu hiç istemiyorum. Ne berbat bir duygu bu...istemediğim bir şeyi yaşıyorum ve buna engel olamıyorum. Benden bağımsız gelişiyor her şey. Çarpmanın etkisiz elemanı gibiyim. Yada bir savaş filminin daha ilk karesinde atılan ilk kurşunla düşüp ölen ve bir daha da hiç görünmeyen figuran... Haydi git, bu yol senin yolun. Dilediğince özgür at adımlarını kendin için iyi olanı yapıyorsun ya!ne önemi var gerisinin. Yaşadığımız kısa günlerin anısına sığınır, atlatmaya çalışırım bu acıyı. Sensiz olmaktan daha kötü ne olabilir hayatta ki! Bir insanın başına en kötü şey gelmişse başka hiç bir şeyden korkmuyor. Bir tek seni kaybetmekten korkuyordum, onu da yaşadım zaten!
    hadi git! merak etme yaşayacağım sensiz
    olmasnda bu sevdayı yaşatacağım...


  40. 2007-07-24 #90
    Korkuyorum Sana Alışmaktan Ya Gidersen??


    Neden bu kadar hayatımın içindesin ki sanki? Beklenmeyen bir anda geldin ve hayatımın tamda merkezine oturdun kaldın... Oysa ki sen davetsiz bir misafirdin sence de haddini aşmamış mıydın uzun zamandır kimsenin girmediği(giremediği)kalbimin gizli kapısını tıklarken(!) ? Önce o kapıyı duymamazlıktan geldim , kaçmaya çalıştım ; yok olmadı işte... Sen o masumluğunla o kapıyı tıklarken sana karşı kayıtsız kalamazdım duyuyordum seni..

    Günden güne alıştım sana... Oysa ki ben çok korkuyordum sana alışmaktan; çünkü biliyordum , adım gibi biliryordum bir gün gideceğini... Sen bambaşka bir mevsimin çiçeğisin , ben hep sonbahar.Ben bir çiçeği yeşertecek kadar güçlü değilim anla bunu,güneşim yalancı ısıtamaz ki yüreğini!


    Kaçıp kurtulmaya çalıştıkça daha çok içine girdiğim bir girdap gibisin...Yok mu bir kurtuluşum?

    Adı aşk mı bu alışkanlığın? Aşk olmamalı ben hep kaçtım aşktan , aşk beni böyle ansızım , ummadığım bir anda yakalamış olamaz..Yoo aşk değil bu , aşk olamaz , olmamalı peki öyleyse ne?


    Biliyor musun kalbimin senden önceki davetsiz misafiri de böyle masumca ansızın gelmişti... Kendimce kalbimdeki misafire hürmette kusur etmemiştim ; ama neden bilmiyorum o giderken kalbimide yakıp yakıp öyle gitmişti , ancak toparlandım derken şimdi de sen? Yoo hayır kalbim artık çok güçsüz bir kez daha yıkılırsa toparlayamam onu , bir gidişi daha kaldıramaz ..


    Ah bir bilsem ki hak edeceksin bu sevgiyi kabulümdür senle gelen her hüzün ; ama bilmiyorum.. Tek bildiğim er ya da geç gideceksin, ben benle tek bırakıp gideceksin...


    Evet korkuyordum sana alışmaktan , korktuğum başıma geldi alıştım; ama daha vakit erken gideceksen şimdi git sana daha çok bağlanıp sevmeden... Hiç girme kalbime sessiz sedasız git...
    Gitmeyeceksen de öğret bana sevgiyi taa en başından yalansız , yanlışsız!
    __________________


  41. 2007-07-25 #91
    ya bunlar çok harika aşk gerçekten çok acıı şuan mide kanseriim niemi aşkım yüzünden çok sevdim çok am imkansısız ne vardı bu kadar sevcek sanki onu ama aşk işte acı olyoy

  42. 2007-07-25 #92
    Sanırım dündü,
    Sen yoktun,
    Belki başka bir şeylerde eksikti.
    Ama bilmek istemedim.

    Hayallerle, düşlerle doldurduğum balonlarım vardı, uçup gökyüzüne karıştılar bulutların arasına, uzaklaşıyorlar benden gitgide. Belki de artık görünmez olacaklar.

    Karanlık bir oda oturduğum ve bir masa, bir kalem, bir de ara sıra çalan telefon. Duymak istediğim sesler bunlar değil.

    Her yer bürünmüş simsiyah bir boşluğa..

    Ölüm dedikleri tam da bu olsa gerek, terk edilmiş, silinmemiş birkaç damla gözyaşı, ruhunu kaybetmiş kelimeler.

    Beni anlamak istemeyenlere, ne diyebilirim ki;
    Parmaklarımın arasında sıktığım kalem kadar acıtabilir misiniz beni?
    Sanmam..

    Durup seni seviyorum desem alacağım cevap kulaklarımda, aşığım desem, değilsin demek kadar basit.

    Bir ıslık sesi hafızamda, motor sesleri ve gitgide daha fazla çöken karanlık an be an içime.

    Harfleri görmeden kurulan cümleler, biraz çarpık, biraz kırık. Üstünkörü bir yazı ve hala ağrıyan parmaklar.

    Bugün canım yandı,
    Dünden çok yarından azdı.
    İçime oturan bir şeyler vardı,
    Bilmeyeyim diye çabaladığım,
    Bir laf ettin,
    Yıkıldı tüm perdeler,
    Taştan duvarlar çöktü..

    Bir şeyleri unuttum ben, kabuslarım değildi onlar. Ben aşkı habersizce, çaldırdım galiba güneşe.

    Kendimi verdiğimden beri karanlığa, sen de yoksun. Simsiyah bakıyor yüreğim tüm dünyaya.
    Bir ışık versen bana, güneşim bilip aydınlanacağım..

    Tutamadığım akıp giden zamana karışıp, kayıp gidiyorsun avuçlarımın arasından, habersizce..

    Gücüm tükeniyor artık, susmaktan başka hiç bir şey gelmiyor elimden. Bağlayıp elimi kolumu, depremlerimizi izliyorum her ayrıntısı, her sarsıntısıyla.

    Düştüğüm zaman, bir daha kalkamayacağım hissediyorum.

    Yeni bir şey değil yalnızlık benim için. Sensizlik yıkılınca üstüme, viranelerinde kaybolup çıkamayacağım arasında, biliyorum.

    Adı yok yokluğunun, bütün kelimeleri, bütün cümleleri deniyor, tarif edemiyorum.



  43. 2007-07-26 #93
    Gidişin yarı çıplak sessizligimde çıglıklarla dön diyebilmek kimse duymadan.dön diyebilmek en günahkar kelimelerle sana ve bir saniyesini geriye getirmek zamanın. Korkmadan seviyorum diyebilmek gözlerinden sızıp kalbinin derinliklerine...
    Gidişin oldu zamansız gelen ölüm,kurda kuşa yem olayım diye sürgün edildim sana, oysa hiç korkmadım senden,ekmek gibi ,su gibi kıymetliydin, vazgeçilmezdin ,kelebegimdin,benimdin...
    Gidişinmiş meger en güzel rüyalardan sıçrayarak uyanmak,kırlangıça gülümseyerek seni anlatmak,geceleri kulagına fısıldamak en mahrem şiirleri...
    Gidişindi gözlerime inen zamansız bakışların,göz göre göre unutmayı ögretmişlerdi bana. gitmiştin,yakamozlar yine gözlerindeydi oysa korkarak söylenmiş yeminler sonrasında.boşver diyorduk yalan diyorduk yinede inanıyorduk,niye olmasınlarla başlamıştık,nasıl olurlarla bitmiştik...
    Ölemedim Titrek sesle söylenmiş bir yalandı herşey.ürkek bakışlarıyla seni seviyorum diyebilmekti bir ölünün senden istegi. Gittin ugultusu kaldı ayrılıgın kulaklarımda her akşam.çıglıklarımdı ardından söylenmiş dualar.bilmem kaç bin kere döküldü dudaklarıma adın.
    Derin nefeslerde çektim içimin derinliklerine seni, sahiller öyle güzel gelmiyor,yakamozlar öyle güzel parlamıyor artık yagmurlar canını actmıyor aşıkların ve gülüşler kahkalarla devam etmiyor.aşk zamansız öpüşlerle başlıyor zamansız ayrılıklarla son buluyor. Gittiginden beri kaç leylim gece ölmek istedim sen gibi,ölemedim işte...
    Uç uç böcegi korkmak apansız geceye düşen yagmur seslerinden,agız dolusu gülüşlerden,durup dururken diline dolanan kelimelerden .... korkmak aşkın ilk hecesinden,ve kalbinin boş kalan kısımlarını doldurmak platonik sevdalarla, korkmak yalanın yalanını söylemek kara gün dostuna,sırtından vurmak kalleşce,aldatmak avucuna konmuş uç uç böcegini yalan sözlerle.
    Bir bahar Bir bahardır yaşanıyor buralarda ben hala soguk bir kıştayım. kapanıyor gözlerim , belki ölüyorum belkide içimde öldürüyorum seni. unutmak için herşey yapsamda , hangi göze baksam hatırlıyorum seni. Cehennemin içine atıyorlarda senin yaktıgın kadar yakamıyorlar beni....


  44. 2007-08-08 #94
    Hoşçakal canımın içi hoşçakal ..!

    Gidiyorum.... yani artık olamayacağım ...

    Vazgeçiyorum senden, bu şehirden , bu hayattan ... Özlem duyduğunda sesimi duyamayacaksın artık . Ellerini uzattığında sıcaklığını hissedebileceğin ellerim olmayacak ... Sana uzaklıkğını benim bile bilmediğim bir yere gidiyorum ...Biliyorum arayacaksın beni. Km lerce koşacaksın arkamdan, yakalamaya bulmaya çalışacaksın ... Sadece hissedeceksin varlığımı ...

    Dedim ya sevgilim ... Gidiyorum ...
    Gittiğimi bile bilemeyeceksin ... Son kez sesimi duyamayacaksın. Gözlerime bakıp Seni Seviyorum diyemeyecek, sımsıkı sarılıp veda edemeyecesin ... Diğer ayrılıklarımıza benzemeyecek bu ayrılığımız ... Sonunda geri dönmeyeceğim ... Arkamdan nefesin tükenene kadar gitme diye bağıramayacaksın ... Artık baş başa yaptığımız sabah kahvaltıları olmayacak .. Sabah yürüyüşlerimiz , akşamları telaşlarımız olmayacak ...

    Bir daha ay ışığının sahile vurduğunda kulağımıza gelen dalga seslerinde dans edemeyeceğiz ... Sarılamayacağız sımsıkı ...

    Unutacaksın beni .. yada unuttuğunu düşüneceksin belli bir süre ..

    Benimle yaşadığın her şeyden kaçacaksın ... Beni hatırlatan ne var sa ...

    Kalbinden söküp atamayacaksın ...


    "Yorumsuz Bir Hayatı Seçiyorum ... Doymadım İnan Kanmadım Sevgine ... Gidiyorum...


    Hoşçakal Can'ımın içi Hoşçakal..."


  45. 2007-08-08 #95
    Bağışla

    Ya zamanından çok erken gelirim
    Dünyaya geldiğim gibi
    Ya zamanından çok geç
    Seni bu yaşta
    sevdiğim gibi...

    Mutluluğa hep geç kalırım
    Hep erken giderim
    mutsuzluğa
    Ya herşey bitmiştir çoktan
    Ya
    hiçbir şey
    başlamamış....

    Öyle bir zamanına geldim ki
    yaşamın,
    Ölüme erken, seviye geç
    Yine gecikmişim
    bağışla sevgilim
    Seviye on kala ölüme beş...


  46. 2007-08-13 #96
    Git-me

    Git-me…
    Sen gittiğinde,
    ...sonbahar tüm hüznü ile çöker omuzlarımın üstüne. Yapraklar sararır birdenbire, dökülür hüzünlü omuzlarımdan kırık kalbimin derinliklerine.
    Yabancı dilde söylenen bir tangonun anlaşılır hisleri ele geçirir ruhumu, sessizce... Omuzlarıma doğru, uçurumlara kendimi feda ederim.
    Gözyaşlarımın umutsuz direnişinde, seninle birlikte sensiz, sonsuzluğa düşerim. Pencereler kapatır göz kapaklarımın önünü. Gözlerim duymaz olur. Sesin zaten görülmez... Oysa sen yankılanırsın uzaklardan kopup gelen yüzünün izinde.. Beni bana taşıyan bin bir türlü aşk tarifinde...
    Bir koku hediye kalır sen gittiğinde...
    Sensizlik kokusu kaplar evleri, sokakları, bu yalnız, bu terkedilmiş, bu ürkek şehrin şu yalnızlık havasını. Yanımdan geçen her erkeğin kokusu sensizliği taşır bana.
    Sensizlik ağırdır, sensizlik uzundur,sensizlik zordur.
    Sokaklar boş, sözler boş, şehir boş, her şey boşalır...
    Bir sessizlik çöker artık ihtiyar adımlarıma.
    Gençlik ağır gelir sensizlik sınırlarında.

    Gemiler vardır sana doğru gelen, trenler, uçaklar, arabalar... Bir de "ah bir çalsa.." dediğim telefonlar. Sesinin o sarı hasreti. Uzaktan kopup gelmesini beklediğim o bir çift sözün hasreti. "Seni seviyorum" dediğin o sessizliklerin hasreti...
    Ağzından çıkan her kelimenin pastel rengini özlerim, omuzlarının utangaç duruşunu, soğuk havalarda hoyratça ellerimi tutuşunu.
    ...seni özlerim, sensiz sessizliğimde.

    Sen gittiğinde, durur zaman.
    Güneş, ay, bulutlar öylece durur. Dalgalar durur, rüzgârlar durur, insanlar durur. Ben durmam.
    ...ben seni özlemeye devam ederim. Durmadan, bıkmadan, usanmadan döneceğin günü beklerim. Bulutlara takılırım, güneşle şakalaşır, dolunayda gölgeni ararım. Dalgalar bir türlü yazıp sana atamadığım şişelerin hesabını sorar, rüzgârlar kolumdan tutup beni sana taşımaya kalkar, çok geçmeden insanlar ne olduğunu anlamaya başlar. Sen, acımasız zamanı da beraberinde götürürsün. Tüm saatler, dakikalar, saniyeler saygıyla geleceğin günü bekler.
    Ben de beklerim.
    ...sensiz zamanı bensiz geçiririm.

    Sen gittiğinde uçan bir halı ile düşlerine konuk olurum.
    Kendi rüyalarımdan seninkilere bir masal perisi olarak patika bir yol bulurum. Uykularımda sana koştuğum için sensizken hep seninle uyurum. Göz kapaklarım sana açılan mağaranın iki serserisi, iki bekçisi, 40 Haramiler'in son ikisidir... Geceleri içine düştüğüm karanlıklar sana açılan aydınlıkların habercisidir. Sensiz, tarih yazılı masallardan ibarettir. Sensizliğin en büyük dostu, geceleri bir masal prensini uçan bir halıyla prensesine taşıyan saliselerdir.
    Sen gittiğinde kırmızı bir mühür vurulur hayatı(mı)n üzerine.
    Sen gelene kadar "tadilat nedeni ile kapalı(yız)dır" kalpler. Ruh dünyalarında yıllık sayımlar yapılır. Defterler açık verir ve tüm matematik işlemleri seni gösterir. Yediğim her şey seninle çarpılır, duyduğum her heyecan sana bölünür. Seni düşünmediğim her an benden çıkartılır, beni düşündüğüm her an seninle toplanır. Ve sonuç hep "sen" çıkar. Bir tek "sen"in sağlaması beni "ben" yapar.
    Yolumu eşkiyalar keser sen gittiğinde.
    Hayat daha zor geçer. Beyaz yalanlar, maskeli süvariler, boş bedenler sen gelene kadar kapımın dibinde nöbet bekler. İlişkiler ilişilmez olur. Dostluklar ağır bir yüktür. Sana anlatılacak anlamlı anlamsız çok şey vardır. Sözcüklerin içi çok daha çabuk boşalır. Ve kafama düşünülmemesi gereken, bir çöp torbası dolu fuzuli düşünce takılır. Suskunluklar daha bir anlam kazanır. Sen görmezsin, sen bilmezsin, eminim hissetmezsin...
    Sensizken beni taşımak her zamankinden daha zorlaşır.

    Sen gittiğinde,
    Gündüzleri sokak lambaları sanki hiç sönmüyor ve geceler zifiri karanlıkta geçiyor. Nefes alınmıyor, yalnızca veriliyor. Arabalar duruyor, yollar hareket ediyor. Güneş dünyanın etrafında dönüyor, dünya ayın çekim alanına giriyor. Kumlar denizleri kaplıyor, yunuslar toplu intiharlarla kendilerini kumsallara vuruyor. Karada yenilen vurgunlara derin düşüncelerde sıhhat bulunuyor. Sonbaharı yaz takip ediyor, yaz sonrası ilkbahar geliyor. Her kar yağdığında güneş açıyor ve güneşli havalarda beni en çok sensizlik donduruyor.
    Bir yara açılır içimde, senin her gidişinde.
    Çaresiz bir hayat mahkumu...
    Umutsuz bir yalan taciri belirir o derin yaranın içinde. Ruh avcısı olurum, beden simsarı...
    Sensizlik alıp sensizlik satarım. Başkalarında hep beni ararım. Kaçayım derken yine sana yakalanırım. Kan kaybı değil, sensizlik çektiğim. En çaresiz anlarımda yani sen kaybından ruhumu teslim etmek üzereyken senden gelen bir kart beni yine bana, telefondaki sesin beni yine sana taşır. Bir hayal mahkumunu siyah beyaz flu bir fotoğraf karesi tekrar hayatla tanıştırır.

    Sen gittiğinde, ben de giderim
    Gittiğin uzaklıkların tam tersinde sana ulaşmaya çalışır, kendime yenilirim. Utanmak gelmez aklıma, her gördüğüm cansız ruha seni sorarım. Tanımazlar seni. Oysa beni görenler senin de varlığını anlar. Kimlik kartı olarak seni taşırım. Umulmadık çevirmelerde kolluk kuvvetlerine seni takdim eder, iş başvurularında imzayı hep "sen" diye atarım. Doktorlar sıhhatimi öğrenmek için seni dinlerler. Senin adına öksürmemi, ağzımı açtırdıklarında derinliklerimde seni görmek isterler. Tüm tahlil sonuçları sen çıkar.
    Danışmalara seni rehin bırakırım. Çıkışta seni ceketimin iç cebine koyarım. Kalbimin üzerinde sen durursun. Biliyor musun benim varlığımı bana, en iyi sen kanıtlıyorsun.
    Sen gittiğinde, söz de bitiyor.
    ...ve sensizlik, senin kadar ağır geliyor.


  47. 2007-08-31 #97
    umudum "Gitme" sözünün fısıltısında



    En çok özlenildiği zaman sevilir giden
    Özledikçe severiz, sevdikçe özlemler birikir göğsümüzün en yangın yerinde.

    Sevgi varken yaşanan ayrılıklar sızılı bir masaldır.
    Sebep ya şartlardır, ya zamandır,
    ya da belki de sevginin göz alıcı, sihirli ışığına teslim olmaktan korkmaktır.
    Ne olursa olsun bu masal ayrılıkların ayrılıklarla başlamadığını anlatır.
    "Hoşça kal" der bir yazı, ya da bir ses.
    Yüzünü sevgilinin yüzüne değdirmeyi kimse bu anda istemez.
    Çünkü en çok o ana isyan eder belki çıldırasıya sarılma, delice öpme isteği...

    ("Dur gitme! Hoşça kalamaz ki kimse, ne giden ne de kalan geriye...")

    (Gidenin biz olduğumuzu düşündüğümüzde hep kalan olmadık mı aslında geriye?
    Gittiğimizi düşünüp aynı yerde saydık hep.
    Doğum günleri çoğaldı avuçlarımızda,
    takvim yaprakları anılarıyla düştü yüreğimize.
    Ne yana kaçsak aynı yerde kaldık hep.

    Vakitli vakitsiz hasretler nöbeti,
    gece yarısı sevgilinin o güzel hayali,
    gözlerde lanetli bir hıçkırığın intihar eşiği...)


    Sevdikçe sevilenin yürekte kalmasındandır aslında hepsi...

    Oysa aslında bitmemiştir değil mi?

    Sözler söylenmiş, gereği düşünülmüş, süren sürülmüştür...

    Ama bir bekleyiştir, içinde taşıyan ümidi...
    Beklersin, neyi niye niçin beklediğini bilmeden...
    Aslında bilirsin, çünkü geriye sevgi ve şiir kalmıştır, terk edemez ki onları seven.

    (Evet şimdi ne zaman bir şarkı, bir söz, bir hatırlayış olsa
    hep bir pay bırakır bana ve sana olan sevdama...

    UNUTMA
    BEN GİDERKEN DÖNÜP DOLASIP HEP SANA GELİYORUM ASLINDA...

    Arkama baksam da bakmasam da
    umudum
    "Gitme" sözünün fısıltısında


  48. 2007-09-14 #98
    678 - Gitmek'mi Kalmak'mı - Aşk Şiirleri ve Resimleri
    Ne zaman hayal kırıklığına uğrattım seni
    Ne zaman boşluğa bıraktım
    Suçlu hissetmesi gereken ben miyim
    Hiç bitmeyeceğini düşünen sadece ben miydim
    Gitmemi istiyorsan giderim sevgilim
    Herşeyimi toplar gözümdeki yaşları bırakırım, giderim
    Ruhumu aldın tek dokunuşunla
    Kalbim senindi o ilk bakışında
    Sende biliyorsun ya
    Tutuldum kaldım sana
    seni öperken erirdim aşkınla
    rüyalarımı paylaşırdım rüyalarınla
    sende biliyorsun sevdiğim
    ben kendimi feda ettim aşkınla
    hep bir rüyaydın benim için
    uyurken asla göremeyeceğim
    gittiğin her yerde beni hatırla bebeğim
    hatırla bizi ve tüm kaybettiklerimizi
    gülerken yada ağlarken
    hiç ayrılmayan ellerimizi
    korktuğunu biliyorum bende korkuyorum
    ama seni seviyorum yemin ederim seviyorum
    sen devam edecek olsan da
    sensiz hayata devam edemiyorum
    Bitti diyorsun ama benim kalbim durmadı ki
    Inanamazsın ama hala tutuyorum yeminlerimi
    hala bırakamadım güzel ellerini
    her uyandığımda ölmek istiyorum
    her rüyanın sonunda gözyaşlarım kanıtlıyor gittiğini.....

    sabah uyandığımda aklımdaki sensin
    yüzümdeki tebessüm sensin
    gözlerimdeki pırıltı sensin
    offf...yine özlemişim seni
    daha gece rüyamdaydın...
    beraberdik,elele aşkımizi yaşıyorduk
    ne çabuk özledim seni ben
    niye her an seninle olmak istiorum
    elimi tuttuğun an var ya içim titriyor
    ya gözlerimin içine bakışın...
    ordaki beni görüşüm...aşkı görüşüm...
    o an biraz daha geliyorum sana
    hiç ayrılmak istemiorum
    zamanı durdurmak,seni yaşamak,kollarında uyumak...
    ne güzel olurdu değil mi aşkım?
    şimdi gece oldu,sessiz ve sensiz bir gece...
    yatağıma uzanıyorum,gözlerimi kapatıcam şimdi...
    ve biliyorum ki sevgilim yanıma gelicek,bana
    sarılacak ve beni hiç bırakmayacak...


  49. 2007-10-05 #99
    Orada yüreğimin kıyısında, sen vardın gittin....
    Bir gülüş vardı, bir tebessüm hayat vardı sanki, bir çeşme vardı, suyunu içmeye doyamadığım yani sen vardın
    gittin...

    Terk ettin beni bir çare bırakıp...
    Bir tek ben kaldım bu koca şehirde bir tek ben ve yalnızlığım...
    Beni ve her atışında can çekişen, sensiz kalbimle bıraktın...
    Oysa ben de hayatın bir ucundan tutunmak istiyordum..
    Benim de düşlerim vardı mutluluğa dair..
    Hem biliyor musun ? Bütün masum düşlerimde sen
    vardın..

    Kocaman özlemlerim sınırlandıramadığım hayallerim senin içindi.
    Ellerimi açıp, dualar fısıldadım ikimiz adına sen geldin, bir kor gibi düştün avuçlarıma.
    duyduğum acıyla ıslandı avuçlarım ve yandı ellerim..
    Yandı benliğim yandı kül oldu benliğim ve her şeyim..
    Ama yinede orada yüreğimin kıyısında sen vardın

    gittin...
    Ve biliyor musun? Artık hayallerle süsleyemiyorum, duygularımı...
    Onların yerini artık, suskunluğum, göz yaşlarım aldı..
    Ve gittin işte..


    Bir tek yüreğim kaldı gururlu ve ayakta.
    Oysa hiç bir şey senin kadar, boşluk bırakmamıştı bende.
    Ya da kimse senin gibi bırakmamıştı, beni hiçliğin kötürüm kollarına...
    Ve şimdi ben, hayallerimden düşerken, hayat bulayım diye,
    hayatın dikenli tellerine tutunuyorum, ellerim kanıyor..
    Alıştım ki artık bu ayrılığa kan bulaşmamalıydı diyorum çaresiz..

    Ve sen, evet sen sevmeyi bilenleri kan tutmaz diyorsun beni de kan tutmuyor ya..
    Şimdilerde ben yıldızların, ne dediğini anlamıyorum artık..


    Bulutlarda bana küsmüş sanki.
    Senden sonra güneşte doğmadı zaten, karanlıklardayım hala..
    Göz pınarlarımdan yaşlar boşalırken, onlar yanımda yok, eşlik etmiyorlar artık..
    Bütün mevsimler hazan şimdi benim için..
    Hep sonbaharı yaşıyorum, bazense ilkbahar..
    Yani hasat zamanı hüzün biçiyorum, belki de yıllardır yetiştirdiğim hüznümü..
    Her başaktan iri ve dolgun hüzünler çıkarıyorum...
    Onlar bana ben onlara gülümsüyorum bilmem..
    Belki de hüznü seviyorum..
    Çaresiz mahkum olduğum, çare diye her seferinde tutunduğum hüznü..

    Şimdilerde enkaza dönmüş, bir duvar gibiyim..
    Yanımda kimseler yok gölgelenmiyor kimseler..


    Harabeliğim ürkütüyor belki, üzerlerine düşmemden, yıkılmamdan korkuyorlar.
    Sonra sen düşüyorsun aklıma gözlerin, bakmaya doyamadığım gözlerin...
    Hatırlıyorsun değil mi?
    Hep sana söylerdim ya, saatlerce gözlerine baksam, ellerini tutsam ve ellerin terlese avuçlarımda bu bana yeter demiştim değil mi?sana....

    Gittin...
    Yoksun artık 'var' değilsin..
    Belki de hiç olmayacaksın, belki de çoktan unuttun beni..
    Ama biliyor musun? Ben seni hep rüyalarımda görüyorum kaç gece uykumu bölüp uyandığım oldu gerçek diye..
    Ama değil işte...


    Ve düşüyorsun gene aklıma taşralığımız düşüyor, yani sıradanlığımız..
    Ve gençliğimiz düşüyor..
    Hani o istatistiklerde dahi belirtilmeyen ve ne uğruna olduğunu bilmediğimiz, heba edilmiş gençliğimiz..
    Hani o görüldüğü zaman, dudak bükülen çoğunluğumuz..
    Sevgimiz...
    Hani o yok sayılmalarımız, kabul edilmeyişlerimiz...

    Sahi, biz ayrılığı suya yazardık değil mi? Çünkü yazı suda, su da yazıda çabuk kaybolurdu..
    Çünkü ayrılık yazısı kaybolunca suda, ayrılığımızda bitecek, kaybolacak sanırdık..
    Ya da sen beni hep kandırdın, çocukça saflık işte, kimseler aldırmazdı hani


  50. 2007-10-13 #100
    BIRAKIP GİTTİİİİİİ...

    İçimde özlemin bitmeden daha
    Gönlümü kedere bırakıp gitti
    Ne hoşçakal dedi ne de elveda
    Yabancılar gibi bırakıp gitti
    Çiğneyip geçtiği yolu olurdum
    Bir ömür aşkıyla dolu olurdum
    Ne yazık bunları bilmeden gitti

    Şimdi mevsim hazan gönül evimde
    Hıçkırığa döndü adı dilimde
    Gelir mi gelmez mi günün birinde
    cevapsız sorular bırakıp gitti
    bırakıp gitti bırakıp gitti.


  Okunma: 17765 - Yorum: 109 - Amp
Kullanıcı Oylaması: /5 -