Her insan,üretime dönüşmeye hazır bir potansiyel,aynı zamanda yararlanılmaya açık bir kaynaktır.Önemli olan ona gerekli ortamı hazırlamak ve onu yönlendirebilmektir. Duygu ve düşüncelerinin kabul göreceği ortamlar,her zaman insan için bir ihtiyaçtır.Önem verilmek yaşamın en önemli özelliklerindendir.


İnsan,değerli sayıldığı kurumlarda kendini o kurumun bir parçası olarak duyumsar.Orada işler severek yapılır.Gerginlik ve olumsuz tepki yoktur.Mutluluk egemendir.Üretim,nicel ve nitel olarak üst düzeydedir. İşler emirle değil,içten gelen disiplinle yürütülür.Herkes bulunduğu kurumda en iyi uzmandır.

Okulda sorunların,sevinçlerin okul paydaşları (başta öğrenciler olmak üzere öğretmenler,veliler,çalışanlar ve okul ile dolaylı ilişkisi olanlar)ile paylaşılması sorunları değil,çözümleri arttırır.Paylaşımın öğrenci ile yapılmasının pedagojik boyutu artı bir değer taşır.Onunla konuşmak,sorularını yanıtlamak,ona ‘kendinin güvenilir ve önemli olduğu' mesajını verir. Özgüveni gelişir.Bu durum duygusal zekanın gelişimini hızlandırır. Başarıda duygusal zekanın oranının %90,akademik zeka oranının ise %10 olduğu saptanmıştır.

Bu bağlamda ufku geniş,hedefi büyük olan yöneticiler,okulu yalnız yönetmelik ve talimatlar gereği değil,başta öğrenciler olmak üzere eğitimle ilgili olanların tümünün görüşlerini de alarak yönetiyorlar.

Örneğin ,önce sınıf sonra sınıflar arası bazda öğrencilerin beklentileri,dilekleri,eleştirileri ve düşünceleri alınabilir.Elde edilen veriler yetkili,uzman kurullarda analiz edilir değerlendirilir.Yeni strateji,yöntem ve politikalar belirlenir,var olanlar değiştirilir.İstekler olanaklar ölçüsünde yerine getirilir.Çalışmaların yansımalarını görebilmek ve yeni veriler alabilmek amacıyla, onbeş günde bir sınıf ve ayda bir sınıflar arası toplantılara devam edilir.


Düşüncelerini açıkça anlatma olanağı bulamayan öğrenci,tepkilerini başka biçimde yansıtma yolunu seçer.Sıraya yazı yazar,musluğu kırar,sigara içer,kopya çeker.Böylesine okullarda disiplin aralıksız çalışır. Gençlerini dinlemeyen toplumlarda da suç ve suçlu sayısı fazladır.Çok sayıda adliye ve hapisanelere ihtiyaç duyulur.

Okullar çevreleri ile de etkileşimde bulunmak zorunda olan kurumlardır. Çevreyi etkiler ve çevreden etkilenirler.Milli Eğitim Müdürlüğü, üniversite,belediye,sendika,dernek,vakıf,kaymakaml ık,muhtarlık etkileşilen kurumlardan bazılarıdır.Yılda iki kez bu kurumlarda bilgi alış verişi yapmak üzere toplantı/seminer düzenlemek yararlı olur.Elde edilen sonuçlar yetkili,uzman kurallarca değerlendirilir.

Okullar, tedarikçi (servis,manav,kasap,mutfak,kantin,matbaa,kırtasiye , konfeksiyon v.s.) olarak nitelendirilen kurumlar/kişilerle de işbirliği/bilgi alışverişi yapmak durumundadırlar.Onların düşüncelerinin alınmasının yanında,onlara mallarının nerede ve nasıl kullanıldığını göstermek,onlara mallarını kullanan tüketiciler arasında iletişim kurmak önemlidir.Böylece müşteri istekleri daha kestirme/kolay karşılanır.Sonunda okul kazanır,müşteri memnun olur.

Tüm kesimlerden elde edilen sonuçların,değerlendirmelerin Deming Döngüsüne uygun olarak ele alınması yararlı olacaktır.

Çocuklar ve Pozitif Disiplin


Analiz edilen veri uygulamaya konulmak üzere planlanır. Uygulama sonuncu doğru olanlar elenirken doğru olanlar kaydedilir.Türk insanı küreselleşmenin dayatması sonuncu,sanayi toplumun olmayı yeterince yaşamadan bilgi toplumuna geçmek zorunda kalmıştır.Bilgi toplumunun gücü,sahip olduğu bilgi miktarına bağlıdır. Ancak bilgiye sahip olmaktayeterli değildir.;kurumlar/okullar,bilgiye rakiplerinden önce ulaşabilmeli,değerlendirmeli ve kullanabilmelidir.Bu bağlamda öğrenci veli, okul çalışanları,öğretmen,tedarikçi,bilgi kaynaklarından en önemlileridir.


Yukarıda anlatılanların okullarda yaşam bulabilmesi,okul yöneticisinin"lider" anlayışına sahip olmasına bağlıdır.Çalışanla müşteri arasındaki iletişimi sağlayan değişime hazır,değişimin bilgi sahibi olmakla mümkün olabileceğine inanmış,işi doğru yapan değil;doğru iş yapan güven veren,takım ruhunu genişletebilecek motivasyonu yaratan,korku yerine sevgi ve huzur yayan,üst-ast arasındaki güvensizliği azaltan, kaygıları azaltan,personeli sağlıklı ölçülerle değerlendiren ,hakkaniyeti hiç yitirmeyen bir lider yönetici.



Kurumda kişi,kendi sorununu çözebildiği ya da kendi sorunları çözmede katkı sağladığı durumlarda "yönetilmeye" ihtiyaç olmaz.Orada yönetim yerine "yönetişim" vardır.Herkes üretimin,sorunun ve çözü münbir parçasıdır."Dıştan"disiplin uygulamaya gerek yoktur.Okulda da tüm paydaşların katıldığı,"tarafı"olmayan,herkesin kendi yarattığı sisteme kendisinin uyduğu bir pozitif disiplin ortaya çıkar.