Osmanlı Devletinde Ermeniler - Delinetciler Portal
+ Hemen Yorum Yap

Osmanlı Devletinde Ermeniler

  1. Günümüzde, tarihin belli bir döneminde bir arada yasamak zorunda olan iki toplumdan birinin, çesitli nedenlerle magduriyetinden bahsetmesi moda anlayis haline gelmistir. Magduriyet iddialarinin dogrulugu arastirilmadan kabul gördügüne de sikça rastlanilmaktadir. Bu konudaki basari, magduriyetin gerçekligi ile ilgili olmayip ne kadar gürültü çikardiginiza ve sizi alkislayanlarin güçleriyle iliskilidir. Bu nedenle magduriyet iddiasindakiler, alkislayacak kesimi kendileri bulma arayisindadirlar. Dünya milletler mücadelesine bu gözle bakildiginda, benzeri birçok olayla karsilasilacaktir. Bu olaylar analiz edildiginde aglamasi gerekenlerin aglamayi beceremedigi, haksiz ve saldirgan olanin yine ayni piskinlikle arsizligi sürdürdügü ve onu alkislayanlarla kol kola hareket ettikleri görülmektedir. Bu nedenle çevremizde meydana gelen bu gibi gelismeleri politik psikoloji (büyük gruplarin, kitlelerin ve uluslararasi birbirleriyle olan iliskilerini ele alarak bu iliskilerde rol oynayan psikolojik etmenleri degerlendiren bilim dali) metotlarina göre degerlendirmemiz gerekmektedir.


    Konumuzu, Ermeniler tarafindan Türklere ve Türkiye Cumhuriyetine yöneltilen iddialar açisindan sinirlandirarak degerlendirirsek su tespitleri yapmamiz mümkündür;

    a. Ermeniler Osmanli-Rus savaslarinda ve Birinci Dünya Savasinda Ruslara destek olmalari karsiligi kendilerine vad edilen topraklari vatanlastiramadiklarindan dolayi, buna engel olan güce karsi siddetli öfke ve intikam duygusu içinde yasamaktadirlar.

    b. Osmanlilarin, Ermenilerin bir bölümünün yerlesim alanlarini hakli olarak degistirme mecburiyetinde kalmasi, onlar açisindan ikinci büyük bir tranma geçirmelerine neden olmustur.

    c. Geçirilmis trâvmalari ve Türk milleti ile Devletine karsi duyduklari nefret; genis cografyalara dagilmis az nüfuslu tüm toplumlarda görüldügü üzere (genis cografyada yasanmaktan dolavi ulusal kültürden uzaklasmanin yarattigi kendi milletine yabancilasma), milli kimliklerini koruma vasitasi olarak kullanilmaktadir. Bir toplumu milletlestirme veya bir gaye etrafinda toplama faaliyetinde yararlanilan unsur veya argümanin, dogrulugu ve kanitlanabilir olmasi fazla bir önem tasimaktadir. Önemli olan, onun kullanilma biçimi, kullanilma sikligi ve bundan etkilenerek tepki gösteren hasini kitlenin olusturdugu ilave katkilardir. Türk ve Türkiye düsmanligi seklinde ve farkli iddalar kullanilarak Ermeniler tarafindan gündeme getirilen tüm olaylarda hesaplanan durum budur. 1965 yilindan itibaren hizla artan ve günümüze dek ulasan Türkiye'ye ve Türklere yönelik soykirim iddialarini bu açidan degerlendirmek gerekmektedir. Özellikle bir avuç Ermeni nüfusunun oyunu kazanmak ugruna yalana ve çarpitmaya dayanilarak yapilan politik oyunlar bir milleti topyekün yargilama ve dünya kamuoyu zihninde "soykirim suçunu isleyen caniler" durumuna getirme noktasina ulasmistir. Örnegin: Hitler'in ordularina Polonya'vi isgal emri verirken sarf ettigi iddia edilen "Ermenileri kim hatirliyor?" sözleri tamamen bir hayal ürünüdür. Bu sözler ne Hitler'in yaninda bulunanlar tarafindan dogrulanmis, ne de Nürnberg Mahkemesi savunma ve iddianamelerinde yer almstir. Etik anlamda hiçbir kural tanimayan bu gayretleri tarihi degistiremeyecegini bilmekle birlikte, cografya geregi bir arada yasamak zorunda olari iki ulusun arasina anlamsiz nifak tohumlari ekecegi asikardir.


    Burada bahsedilen Ermenilerden kasit, Türkiye Cumhuriyeti sinirlari içinde kendi örfadetlerini ve dinlerini özgürce yasayan Ermeni asilli Türk vatandaslari degil: açlikla karsi karsiya bulunan Ermenistan topraklarinda fiziken ve ruhen çok: uzakta bulunan diaspora Ermenileri ve oy avciligi ugruna halkini bos ve tehlikeli emeller ugruna pesinden sürükleyen firsatçilardir.


    OSMANLI DEVLETI'NDE ERMENILER VE BIRINCI DÜNYA SAVASI DÖNEMI

    Milletler tarihi; bir mücadeleler tarihi olmakla birlikte, ayni zamanda bilinmeyen karanlik noktalar veya görülmek istenmeyen gerçekler yiginidir. Bu açidan bakildiginda tarihin bir bölümünü ya görülmek istenmeyen ya da gizlenilmek istenir veya tek yönlü arastirmalardan yola çikilarak gerçekler reddedilir.

    Bunlara verilecek en çarpici örneklerden biri hiç süphesiz Türk-Ermeni iliskileridir. Yaklasik bin yillik bu sürecin baslarinda; Romalilar, Persler, Bizanslilar tarafindan Anadolu'nun bir yerinden diger yerine sürülen, savaslara itilen ve çogu kez, üçüncü sinif bir vatandas muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu'ya girislerini takiben; bir yandan Türklügün adil, insani töresinden, diger yandan da Islamiyet'in hosgörülü, birlestirici siyasetinden yararlanmislardir. Bu iliskilerin gelisme ve doruga ulasma çagi olan XIX. Yüzyilin sonlarina kadar süren devir ise, Ermenilerin altin çagi olmustur. Osmanli Devletinin çalisan, liyakatli, dürüst ve becerili her teb'asina sagladigi imkanlardan Gayri Müstimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmustur. Askerlikten, kismen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari islerde yükselme firsatini elde etmisler ve Devlete bagli, milletle kaynasmis ve anlasmis olduklarindan dolayi hakli olarak "milleti sadikâ', "tebai sadikâ' olarak kabul edilmislerdir. Her çevrede Türkçe konusan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, hatta Bayindirlik, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanliklari, Müstesarliklari yapanlar, (1.nci Mesrutiyette 9, 2nci Mesrutiyette 11, 1914 Meclisinde 12 Milletvekili ve 20 bin civarinda devlet memuru vardir.) Osmanli Devleti'nin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabanci dillerde eserler yazanlar da olmustur.1 Bir taraftan bütün tebaanin faydalandigi haklar, diger taraftan da hemen her Padisah zamaninda eskilerinin üzerine yenileri eklenmek suretiyle elde ettikleri imtiyazlar sayesinde Ermeniler, hem yazili hem de fili hukukta, Müslümanlar ve hatta Müslüman olmayan uluslara karsi bile ayricalikli bir cemaat haline gelmislerdir.

    Ancak, Osmanli Devleti'nin zayiflamaya basladigi dönemde, hemen her konuda Avrupâ'nin müdahalesi bas gösterince. Türk-Ermeni iliskilerinde de bir bozulma, kötülesme devri baslamistir. Batililarin, özellikle misyoner din adami kisvesinde Osmanli içine kadar soktugu provokatör ve ajitörlerin faaliyetleri ile, Ermenileri dini, kültürel, ticari, sosyal ve siyasi açilardan Türk toplumundan uzaklastirma çabalari: diger taraftan da ülke içinde ve disinda kurulan, teskilâtlanan, teçhizatlanan ve silahlanan Ermeni komitecilerin ve Patrikhane ile kiliselerin menfi ugraslari sonucunda, Ermeni cemaati yavas yavas Türk toplumundan koparilmaya çalisilmistir. Böylece çogu defa Türklerin zararli çiktigi kanli olaylar baslamistir. Dogu Anadolu da baslatilan ve Istanbul'a kadar yayilan isyan hareketlerinde binlerce Türk ve Ermeni hayatlarini kaybetmistir.

    Birinci Dünya Savasi sirasinda ise, Osmanli askeri olarak düsmana karsi savasan veya geri hizmetlerde çalisan Ermeniler de bulunmasina ragmen, bunlarin büyük bir kismi cephede düsmanla birlikle Türklere karsi savasmis, cephe gerisinde de kadin, çocuk, yasli ayrimi yapmaksizin katliama girismisler, yüz binlerce Müslüman'in hayatina kastederek Anadolu'yu bir harabe haline çevirmislerdir.

    Devletin bunlari yatistirmak ve durdurmak için aldigi tedbirler istismar edilmis ve Itilaf Devletleri'nin de tahrik ve vaatleriyle Ermeniler, bin yil refah içinde yasadiklari ülkeyi parçalamaya baslamislardir.

    Anadolu disinda kurulan Hinçak (1887), Tasnaksudvun (1890) Ramgavar, Hinçak Ihtilal Komitesi. Silahlilar Cemiyeti (1880) Ermenistan'a Dogru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, Ittihat ve Halas Cemiyeti (1872) ve Karahaç Cemiyeli (1882) gibi halki silahli ayaklanmaya sevk eden örgütlenmeler meydana getirilmistir. Bu örgütlerin önemli rol oynadigi ve Ermenilerce gerçeklestirilen baslica olaylar sunlardir:2

    Zeytin Olaylari
    Kayseri Olaylari
    Bitlis Olaylari
    Van Olaylari
    Mus Olaylari
    Diyarbakir Olaylari
    Mamuratül'aziz (Elazig) Olaylari
    Erzurum Olaylari
    Sivas Olaylari
    Trabzon Olaylari
    Ankara Olaylari
    Adana Olaylari
    Urfa Olaylari
    Izmit Olaylari
    Adapazari Olaylari
    Bursa Olaylari
    Musadagi Olaylari
    Izmir Olaylari
    Istanbul Olaylari
    Maras Olaylari
    Antep Olaylari
    Halep Olaylari
    Yukaridaki olaylar günümüz toplumsal olaylari ile mukayese edilmeden degerlendirilmelidir. olaylarin ciddiyeti bugün dahi, insanlari ürpertecek özellik arz ettigi gibi, yillarca yan yana yasayan iki halktan Ermeni olanin bu eylemlerine nasil girisebildigi ayri bir psiko-sosyal analiz çalismasina malzeme teskil edecek özelliktedir. Doküman 1'de verilen telgraf metni tarihin en utanç verici manzaralarindan birini gözler önüne sermektedir: "Simdiye kadar Erzurum'da (merkezde) 2.127 Islam cesedi defnedilmistir. Bunlarin tamami erkektir. Cesetler üzerinde balta, süngü, mermi yarasi vardir. Bu cesetlerin cigerleri çikarilmis, gözlerine sivri kaziklar sokulmustur..." 3

    Savas halinde olmasina ragmen. 9-10 ay daha aldigi mahalli tedbirlerle çözüme ulasmaya çalisan, ancak olaylarin yatismayacagini gören Osmanli Hükümeti, son çareye basvurmus ve bir çok vatandasi gibi Ermenileri de savas bölgesinden alip, ülkenin emniyetli bölgelerine "sevk ve iskan"a veya baska bir ifadeyle "tehcir"e tabi tutulmustur.

    Baslangiçta Ruslar'la beraber "gönüllü alaylari" adi altinda yürütülen bu düsmanlik, Milli Mücadele yillarinda Ingiliz ve Fransizlarla birlikte "lejyonlar"la sürdürülmüs ve Ermeniler vahset olaylarinda bu Devletleri bile hayrete düsürecek kadar ileri gitmislerdir.

    Bilanço ise, hem Türkler hem de Ermeniler açisindan bir felaket olmustur. 2 milyon 500 bin Türk savaslarda ve Ermenilerce yapilan katliamlarda. 200 bin civarinda Ermeni de savaslarda, isyanlarda ve tehcir sirasinda hayatini kaybetmis: Anadolu, en ufak yerlesim yerlerine kadar yakilmis, yikilmis, harap olmus: bir çok vaatlerle cepheye sürülen Ermeniler, Batililar tarafindan kendi kaderlerine terk edilmis ve onlarla birlikte ülke disina gitmislerdir.


    TEHCIR (YER DEGISTIRME - ISKAN VE TENKIL UYGULAMASI )

    a. Tehcir Sözcügü Sürgün veya Soykirim Anlami Tasir mi?

    Konusma veya yazisina dilinde kullanilan bu kelimelere, o dil içinde tasidigi veya tasimasi gerekenin disinda anlam yüklendigi sikça görülen bir durumdur. Bu konu özellikle demagojiye dayali tartismalarda ve hassas konularin istismar edilmesinde görülebilmektedir.

    "Tehcir" bu duruma örnek kelimelerden biridir. Arapça asilli olan kelime "hecera" filinden türeyen rübai (dört harfli) bir mastar-isimdir. Bir yerden baska bir yere göç ettirmek, hicret ettirmek (immigration, emigration) manasini tasir. Fiilde bir sürgün, bir "deportation" manasi yoktur. Zira bu anlami Arapça'da "nefy, ib'ad itikal, isikar" gibi mastarlarla ifade edilmistir. Zaten tehcir diye taninan kanunun adi da aslinda "sevk ve iskan" kanunudur. Olayin anlatiminda sik sik tenkil" (nakletme) tabiri de kullanilmis ve hiçbir zaman bati dillerinde sürgün anlamindaki "deportation", "exile". proscriptiou" gibi terimlerin karsiligi olan tabirler kullanilmamistir. Buna ragmen bilmeyerek veya çogu kez olay dramatize edilmek âmâciyla Ermeniler ve bazi batili yazarlar tarafindan sürgün manasina gelen terimler seçllmistlr.4 Bu ise, tarihi açidan oldugu kadar filolojik açidan da kasitli olarak yapilan bir hatadir.

    b. Osmanli Devleti'nin Sevk ve Iskan Öncesi Aldigi Kararlar ve Uygulamalar:

    Ruslar. daha Osmanli Devleti ile savasa baslamadan önce, muhtemel bir savasta Ermenilerin destegini alacaklarindan emindiler. Ayni durum diger Itilaf Devletleri için de geçiciydi. Savasin patlak vermesi ile beraber özellikle yurtdisindaki Ermeni teskilatlari. Ermenileri Osmanli Devleti'ne karsi Itilaf Devletleri'nin yaninda savasa çagirmislardir. Ermeniler bu çagrilara uyarak hem Itilâf Ordularina katilmislar, hem de kendisi müdafaadan yoksun olan Anadolu'da isyanlar çikartarak katliamlara girismislerdir.

    Birinci Dünya Savasi baslarinda önce Ruslar. Kafkasya'daki Ermeniler araciligiyla Osmanli Devleti'ndeki Ermenileri Türkler aleyhine, Memaliki Osmaniye'den zaptedecegi yerleri Ermenilere vererek istiklallerini temin vaadiyle tesvik etmisler ve hatta "Türk köylüsü kiyafetinde birçok adamlari içerdeki Ermeni köylerine göndermisler ve dagitilmak üzere sinirdaki bazi yerlere silah ve cephane getirmisler, Rus generallerinden Loris Melikov'un oglu da bu maksatla Van bölgesine gitmistir. 5

    Çarlik Rusyasi, Kafkas berisindeki ve Anadolu'dan kaçan Ermenileri silahlandirarak gönüllü birlikleri kurmakla kalmiyor ayni zamanda Tasnaksutyun Partisi araciligi ile par yardiminda da bulunuyordu. Bu konuyla ilgili olarak Tiflis'i Subat 1915'de toplanan Ermeni Milli Kongresi'nde Tasnak-sutyun Partisi Askeri Vekâleti temsilcisi, toplantiya sundugu raporu mali kisminda sunlari söylüyordu. 6 "Bilindigi gibi savasin basinda Rus hükümeti, Türk Ermenilerini silahlandirma ve hazirlanma, savas zamaninda ülkenin içlerinde isyan çikartmanin ilk masraflari için 242.900 ruble vermisti Gönüllü birliklerimiz Türk ordusu zinciri yararak geçmek ve isyancilarla birleserek, geride ve cephede, mümkün olursa da düsmanin arasinda, yani 'Türkiye'de anarsi çikartmak ve bütün bunlari Rus ordularinin ilerlemesini ve Türkiye Ermenistan'ina hakim olmasini saglamak zorundaydi."

    Osmanli Hükümeti önceleri isyanlari bölgesel tedbirlerle mahallerinde bastirmayi ve savunma durumunda kalmayi tercih etmistir. Ermenilerin silahlariyla firarlarina, dini liderlerinin isyanlardaki büyük rollerine ragmen, Hükümet bu is yanlari münferit bazi tesebbüsler seklinde kabul etmeyi uygun bulmustur. Ayni zamanda Ermeni Patrig'ine asayisin temini için savas sirasinda istenildigi kadar Jandarma bulundurulamayacagi, dolayisiyla Ermeniler tarafindan bir karisiklik çikarildiginda derhal "ülke savunmasini saglamak amaciyla sert önlemler almak zorunda" (Müdafaa-i memleketi temin etmek maksadiyla tedabiri sedide ittihazinaa mecbur) kalinacagi anlatilmistir. Osmanli Ordusu Baskomutanligi Ermeni Patrigi'ne gönderilen mektup dönemin komuta kademesinin gelismeler hakkindaki samimi görüsleri yansitmasi bakimindan bir ibret vesikasidir. Doküman 2'de yer alan mektupta ayni su satirlar yer almaktadir: "...An-cak vatanimizin en yüksek kademelerine yükselmis becerik-li bir insan olarak kabul buyuracagina süphe yoktur ki, yabancilarin kandirmalarina uyan bazi akilsizlar yazik ki vardir. Bunlarin gönüllerindekilerini meydana çikarmak için kaba vasitalara basvurduklari meydandadir. Bunlara karsi hükümetçe, terbiye için sert hareket edilmesinde. Osmanli vatanini korumasi için esef olunur ki zorunluluk hasil oluyor. Bu zorunluluk kaçinilmaz oldugu zamanlar duydugumuz sanci ve içlenmeyi anlatamam..." 7 Komitelere mensup mebuslara da ayni yolda tebligata bulunulmus, bütün Ermeni ileri gelenlerine, böyle bir durumun hos olmayan bazi zorunlu sonuçlar doguracaginin söylenmesine ragmen, komiteler faaliyetini öncekilerle kiyaslanamayacak derecede artislardir. 8 Patrikhane basta olmak üzere, Istan-bul'daki komiteler de eskiden oldugu gibi çalismaya ve Itilaf Devletlerine askeri harekatimiz hakkinda bilgileri kapsayan muhaberelere devam ederken, vilayetlere özel heyetler gön-deriyorlardi. Bunun en büyük kanitlarindan biri ise Hasan-kale'den Istanbul'a gönderilen bir telgraftir. Doküman 3'de sunulan telgraf metninde, Patrikhane'nin Van bölgesinde meydana gelen bazi olaylari Baskomutanliga sikayet ettigi. ancak Patrigin bölgede yasayan Türkleri suçlayan iddialari-nin tamamen asilsiz oldugu belirtilmektedir. Baskomutanlik tarafindan verilen emir üzerine yapilan sorusturmanin so-nuçlari ise su tarihi cümlelerle baglanmaktadir: "...Rehin-i tasvib-i samileri buyuruldugu (uygun gördügünüz) halde hususat-i maruzanin (arzedilen konularin) Ermeni Patrige tefhimi (anlatilmasi) ve hain-i muhbirlerini havadis-i kazibe-leriyle (uydurma haberleriyle) ref-i sikayet (sikayetlerini bü-yütme) yerine vazife-i ruhaniyesi dalâlette olanlari irsad (din-sel görevi yanlis yolda olanlari aydinlatma) oldugundan Ermeni Milletinin ikazina ve tarik-i itaat ve sadakate irca-ina delalet (itaat ve sadakat yoluna getirilmesine öncülük) eylemesini emr-ü tenbih buyurmalarini istirham eylerim...." 9

    Aslinda savas baslamadan önce her türlü isyan hazirligina girismis olan Ermeniler, bazi daginik hareketlere ragmen. savas baslar baslamaz toplu bir isyana yönelmemislerdir. En uygun zamanin, Ingilizlerin Iskenderun Körfezi'ne çikmalari ve Ruslarin Iskenderun Körfezi'ne dogru ilerlemeleri aninda olacagi degerlendirilmekteydi. Doküman 4'de görülecegi gibi her ihtimale karsi nasil hareket edeceklerini belirlemislerdi. Ancak Ermeniler savasin baslamasini beklemediler, daha dogrusu bekleyemediler ve isyanlari baslattilar. Bunun da sebebi, yakalanan bazi Ermeni çetecilerinin ifadelerine göre Rus ordusunun yaklasmasinin beklendigi bir sirada. Hükümet tarafindan silah aranmasina baslanmasi, komite yöneticilerinden bazilarinin tutuklanarak sürgüne gönderilmesi ve 1894 dogumlularin silah altina çagirilmasidir.

    Osmanli ordulari cephede savasirken, Ermenilerin bu eylemleri. "Ermeni bagimsizligi için, müttefik davasina hizmet gayesiyle" hazirlanan plana uygun yürütülüyordu. Ancak. Ermeni çetelerinin cephe gerisindeki faaliyetlerinin, devletler hukukuna göre hiyanet sayildigi gerçegi göz ardi ediliyordu.

    Ermeni isyanlari özellikle Dogu Anadolu'dan baslayarak diger vilayetlere yayilmistir. Erzurum ve çevresinde Rus isgalinin genislemesiyle Ermeniler, "halkin kanini kendilerine mubah" görmüsler ve bir Alman generalinin ifadesiyle, "bu bölgedeki Müslüman halki silip süpürmeye" baslamislardi.

    Ermeni çetelerinin bu tür zulüm ve eylemleri sürerken, güvenlik kuvvetleri tarafindan Ermenilerin yasadiklari bölgelerde yapilari aramalarda pek çok silâhli ve cephane ele geçirilmistir. Hatta ele geçirilen silahlarin çoklugu Müslüman halki hayrete düsürmüs, müthis bir katliamdan kurtulduklarina inandirmistir. Rus isgalinden önce, Ermenilerin yasadiklari yerler bir bakima Ermeni isgali görmüs gibiydi ve bu yerlere devlet gücü giremez olmustu. Artik devletin varligini agir bir sekilde yaralayan bu durum, biraz daha hosgörü gösterildiginde, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sürüklenecegini göstermekteydi.10

    Osmanli Devleti'nin savasa girmesinden ve özellikle Kafkas Cephesindeki bozgundan sonra. Ermenilerin Müslüman halka karsi baskilari, askerden firarlari, asker ve jandarmaya saldirilari, silahli ve mühimmatla yakalanmalari. Fransizca, Rusça ve Ermenice sifre gruplarinin ele geçirilmeleri, ülke çapinda bir karisiklik çikaracaklarini göstermekteydi. Enver Pasa bu ihtilal sebebiyle 25 Subat 1915'te ilgili birimlere dikkatli olunmasini bildirmisti. Doküman 5'te yer alan ve Erzurum'dan Baskomutanliga gönderilen sifre telgraf incelendiginde Enver Pasa'nin görüslerini destekler gelismeler oldugu görülecektir.

    Osmanli hükümeti bu olaylara karsi güvenlik tedbirleri almakla beraber, zorunlu yer degistirme ile ilgili kanundan önce de, bu tedbirlerin yeterli olmadigi durumlarda Ermenileri baska yerlere iskan etme yoluna gitmistir. Ancak sinirli bir bölgede gerçeklestirilmesi bu uygulamanin genellestirilmesi fikrini pekistiren olay. Vari Ermenilerin isyani olmustur Çevredeki Ermenilerin. Osmanli Devleti'nin savasa girdigi tarihlerde Van'da toplandiklari ve silahlanarak Ruslarin iyice yaklasmasini bekledikleri resmi belgelere yansimistir. Baskumandanlik ise 1915 Mart ayi baslarinda, Ruslarin Van vilayetini isgal ve Ermenileri ihtilale tesvik etmek istedikleri kesin olarak tespit etmistir. Yurt genelinde Ermenilerin faaliyetleri ile ilgili olarak elde edilen bilgi ve belgelerin derlendigi ve Baskomutanlik tarafindan yayinlanan raporda (döküman5) ,Rus ordusunun Ermeni komitacilarina nasil destek oldugu su sözlerle anlatmaktadir:"..-Rusya dahilinde kura ve kasbatta (köyler ve kasabalar) bulunan Islam haneleri tahhari edilerek (aranarak) silahlar müsadere olunuyor(zorla aliniyor) ve bu silahlar Ermenilere tevzi olunuyor (dagitiliyor).... Kism-i azami "Bayezid". "Van" ve "Bitlis" Ermenileri'nden ve asker firarilerinden ve Igdir havalisi Ermenilerden olam üzere 600 Ermeni'nin Igdir'da tecemmü ederek (toplanarak) çete halinde tefrik ve taksim olunarak (ayrilip ve bölünerek)teslih edildikleri Rus hudut bölükleri efradindan (erlerinden) iltica eden Ruslara ve menabi-i sairteden (diger kaynaklardan) alinan malumatla sübut buluyor (meydana çikiyor)..."Van Vali Vekili Cevdet Bey'in yukarida belirtilen uyarila-rina ragmen, yeterli tedbir alinamamis ve 17 Nisan 1915'de önce Sitak kazasinda baslayan isyan, bütün vilayeti sarmis ve 20 Nisan'da da Van sehri ve köylerindeki Ermeniler ile Çölemerik Nasturileri ayaklanmislardir.11 Ermeni Katolikosu V. Keork. 10.000 silahli çetecinin bu isyana katildigini bildirmistir. 12

    Van Vali Vekili Cevdet Bey'in 10 Mayis'ta askeri makamlara yazdigi ve Ruslarla Ermenilerin ilerlemesi karsisinda asiretleri dagildigi ve Van'in kontrolünü ele geçiremedigi yolundaki bilgilere ragmen geç kalinmistir. Rus ve Ermeni güçlerinin baskisi karsisinda çaresiz kalan Vali Cevdet Bey ve Van'da ki kuvvetler 16/17 Mayis gecesi sehri terk etmek zorunda kalmislardir. Iki gün sonra 19 Mayis 'ta da Ruslar Van'a girmisler, bu arad Van'da bulunan 30.000'e yakin Türk, kayiplar vererek Van'dn çevre bölgelere kaçmistir. 13

    Türk halkinin bölgeyi hangi sartlar altinda terk etmek zorunda kaldigini ise Doküman 5'dcki su dehset verici cümle yeteri kadar anlatmaktadir: "...Bu çeteler geçtikleri Islam köyleri emvalini (mallarini) nehib ve garet (çapul ve yagma) besikteki çocuguna varincaya kadar katl ve imha ederek ilerliyorlardi..."

    Böylece: Van ve çevresinde Rus ve Ermenilerin isbirligi ile gelisen olaylar ciddi boyutlara ulasmistir. Ermenilerin baslattiklari isyanlar, katliamlar ve tahriplerin disinda- Ruslarin bir ay içinde Van. Malazgirt ve Bitlis'i isgali ile sonuçlanmistir. Dolayisiyla, Ruslarin her askeri harekati, Ermeni isyanlariyla hedefine ulasmaktadir. Van örnegi, Türk ordusunun daima arkadan vurulacagini ve ihanete ugrayacagin açikça göstermistir. Bu durumda, hükümet ülkenin muhtelif bölgelerinde yasayan Ermenilerin, Zorunlu Sevk ve Iskanina kara vermek zorunda kalmistir.

    Bu dönemde Ermeni Komitacilarinin alip uyguladiklari kararlar ve yapilali katliamlara iliskin belgeler 14 son bölümde verilmistir. Bu belgeler incelendiginde Osmanli Devlet yöneticilerinin tüm psikolojik baski ve olumsuzluklara ragmen fevkalade sogukkanli davrandigi görülmektedir.

    Ancak Osmanli Hükümetinin, Zorunlu Sevk ve Iskan Kararindan yaklasik bir ay önce aldigi baska bir karar daha bulunmaktadir. Buna göre hükümet, nihayet, seferberligin ilanindan dokuz ay sonra, 24 Nisan 1915'de, 14 valilikle 10 mutassarifliga bir emirname göndermis ve ülkenin bir çok yerinde isyanlar çikaran. Rus ordusuna gönüllü alaylar olusturan. Osmanli ordusunu arkadan tehdit eden ve Osmanli Devleti aleyhine her türlü faaliyetin içinde yer alan bütün Ermeni siyasî tesekküllerinin dagitilmasini istemistir.

    Bu çerçevede özellikle Hinçak. Tasnak ve benzeri komitelerin bütün subelerinin kapatilmasi ve buralardaki evrak ve vesikalara -kesinlikle imha edilmesine imkan vermeden el konulmasi, komitelere mensup kisilerin ve zararli faaliyetleri bilinen Ermenilerin tutuklanmalari da istenmistir. 15

    Içisleri Bakanligi'nin 24 Nisan 1915 (11 Nisan 1331) tarihli bu talimati üzerine. 82.880 Ermeni'nin yasadigi Istanbul'da 2.345 Ermeni tutuklanmistir. Bunu diger bölgelerdeki tutuklanalar takip etmistir. Hükümeti bir ay boyunca aldigi tedbirlere ragmen Ermenilerin tavrinda bir degisiklik görülmeyince son çare olarak tehcire basvurulmustur. Bu tedbirlerin I nci Dünya Savasinda bu yana mahiye-tindeki eylemlere karsi alinmis oldugu: o zamanki kosullara göre yasadisi, gereksiz veya mesnetsiz olduklarinin söylenemeyecegi açiktir.

    Burada sirasi gelmisken su gerçegi de belirtmekte yarar vardir. 1916 tarihinin baslarinda Rus ordulari Erzurum'u aldiginda Baskumandanligin ilk emri "Ermeniler'in Erzurum'a yerlesme hakki yoktur" 16 seklinde olmustur. Ayrica Rus Disisleri Bakani Sazanov, isgal ettikleri Anadolu topraklarindaki Ermenilerin gelecekteki durumu için Kafkas genel valisi Prens Nikolay Nikolayeviç'e yazmis oldugu 27 Haziran 1916 tarihli proje mektubunda "...Ermenilere bagimsizlik verme çözümünün uygun olmayacagini, çünkü Ermenistan'da Ermenilerin hiçbir zaman çogunlugu teskil etmediklerini simdiye kadar mevcut nüfusun dörtte birini teskil ettiklerini bu sartlar altinda bir Ermeni bagimsizligi verilmesinin azinligin çogunlugu idare etmesi gibi bir haksizliga sebep olacagini en iyi çikar yolun Türkiye'den alinan bölgenin yeniden düzenlenmesinde çesitli irklara esitlikle davranilmasini, onlarin birbirine düsürülmesini. Ermenilere belirli çerçeveler içinde egitim ve din hürriyeti, dillerinden istifade hakki verilmesi gerektigini, bu esaslarin uygulanabilmesinin mahalli halkin hükümete saygisini çekecegini, her türlü iç ve dis tahrikten temizleneceklerini ve mahalli halk için getirilecek hayati sartlarin "Türk hakimiyeti zamanlarini özletmeyecegini..." 17



    Dipnotlar

    4 . Süslü, Azmi Ermeniler ve 1915 Tehcir Olayi. 100ncü Yil Üni. Yayini An-kara. 1990
    5 . Genelkurmay Baskanligi ATASE Arsivi No:4-3671, Kls.2918, Dos 797 Fih.6
    6 . B.A. Boryan, Armeniya Mejdunarodnaya Diplomatiya; SSSR, Çastli Moskova,1929, s.360
    7 . Genelkurmay Baskanligi. ATASE Arsivi. A.1 / 1. D.101, K.13. D.62, Fih.4--2, 4-3
    8 . Genelkurmay Baskanligi ATASE Arsivi 9. 12.31 (22 Mayis 1915) Tarih ve 2004 Numarali Belge
    9 . Daha genis bilgi için bkz. GÜRÜN Kamuran. Ermeni Dosyasi. Türk Tarih Kurumu. Ankara 1983
    10 . Daha geni bigi için bkz. BILGI, Necdet, Ermeni Tehciri ve Bogazlayan Kaymakami Mehmed Kemal Beyin Yargilanmasi KÖKSAV Yay .Ankara,1999
    11 . Daha genis bilgi içi bzk. AKÇORA Ergünöz, Van ve Çevresinde Ermeni Isyanlari (1896-1916),Türk Dünyasi Arastirmalari Vakfi Yayini, Istanbul1994
    12 . B.A Boryan,age., s.363
    13 . Daha fazla bilgi içi bkz. BILGI, Necdet, age
    14 . ATASE Arsivi Arsiv no: 4/3671 D. 163. G.1. K. 2811 dos. 26 fih. 28 ve Arsiv no: 1 /2 D. 113 G. 4 K. 528 dos. 2061 fih. 21, 21-18
    15 . ATASE Arsiv no 1/2 Kls. 401 dos.1580, fih 9/3
    16 . B.A. Boyran, age., s.356 17 Razdel Aziatskoy Turtsii Po Sekretnim Dokumentom Bivsego Ministerstva Inostrannih Del. Sostovitel E.A. Adamov. Moskva. 1924. Belge No; CXL, s.207-210
    17 . Razdel Aziatskoy Turtsii Po Sekretnim Dokumentom Bivsego Ministerstva Inostrannih Del. Sostovitel E.A. Adamov. Moskva. 1924. Belge No; CXL, s.207-210


    TEHCIR KANUNU VE UYGULANMASINA DAIR TALIMATNAMELER

    Osmanli Hükümeti Sevk ve Iskan uygulamasini o günün sartlarinda bir yasaya dayandirmistir. Keyfi bir uygulama ya da bir Hükümet uygulamasi degildir. Doküman 6 olarak sunulan Sevk ve Iskan ile ilgili yasa dört maddelik olup, "savas halinde devlet yönetimine karsi gelenler için askeri birliklerce alinacak tedbirleri" içermektedir.18

    Sevk ve Iskan Kanununun 1'nci maddesinde "Devlet güçlerine ve kurulu düzene karsi muhalefet, silahla tecavüz ve mukavemet görülürse siddetle karsi konulmasi ve imha edilmesini" 2nci maddesi: "Silahli güçlere yönelik casusluk ve ihanetleri tespit edilen köy ve kasabalarin baska mahallere sevk ve iskan edilebilecegi". 3ncü maddesi kanunun geçerliligi ve 4ncü maddesi kanunun icrasindan sorumlulugu belirtmektedir.

    Görüldügü üzere kanun aslinda iki maddelik ve tamamen Devleti ve kanunu düzenini korumaya yönelik, siddete karsi yetki kanunudur. En önemli özelligi ise; kanun metninde herhangi bir etnik grup, zümrenin zikredilmemis veya ima edilmemis olmasidir. Kanun kapsamina giren Müslüman, Rum ve Ermeni asilli Osmanli vatandaslari yerlerinden baska yerlere sevk edilerek iskana tabi tutulmustur. Dolayisiyla Tehcir Kanunu'nu tek bir halka yöneltilmis olarak görmek bilgi eksikligi veya kasitli olmaktan öteye gidemez.

    Son bölümde yer verdigimiz belgelerde ayrintili olarak görülecegi üzere yasanin uygulanmasi, idarecilerin yorum ve kabiliyetlerine birakilmis, uygulamada idareci kesiminin neyi. nasil yapacagi ayrintisiyla açiklanmistir.19 Bu maksat-la çikarilan karar ve talimatnamelerle sevk ve iskanin nasil yapilacagi ayrintisiyla hükme baglanmistir. Bu karar ve talimatnamelerde; menkul ve gayri menkullerin nasil teslim alinacagi, araziler ve üzerindeki mahsulün durumu, bunlarin kayda alinmasi, göç edenlere sicak ve etli yemek verilmesi gibi konulara yer verilmistir.

    Sevk ve Iskanla Ilgili Kanun ve bu kanunun uygulanisini açiklayan mevzuatta, menkul ve gayrimenkulun yok edilmesi ya da insanlarin öldürülmesi yönünde herhangi bir amaç olmadigi gibi; bilakis uygulamada yasanan aksakliklar idam cezasina kadar uzanan agir cezalarla giderilmeye çalisilmistir. Eger Osmanli hükümeti bir grup insani kasten yok etme maksadiyla bir uygulamaya girismis olsa idi, göç edenlere yolda saglanacak imkanlari, kafilelere yönelik eskiya baskinlarina karsi korunmasini, hastalara yardim yapilmasini, çocuklarin korunmasini, geride biraktiklari menkul ve gayrimenkullarin bir kayit altinda tutulmasini, belli periyotlarla etli yemek verilmesine iliskin kararlari uygulamaya geçirmezdi. Son bölümdeki belgeler incelendiginde göç edenlere ait gayrimenkullarin korunmasina ne derece önem verildigi görülecektir. Bu durumu göçün geçici oldugu, bir müddet sonra geri dönmelerine izin verilecegi seklinde yorumlamak mümkündür, Bu görüsümüzü, göç esnasinda Ermenilerin, Anadolu'da toplatilmasi ve cephe gerilerinde geçici iskan uygulamasi da teyit etmektedir. Ancak bu düsüncenin uygulamaya geçilmesi mümkün olamamis, özellikle Rus, Fransiz ve Ingiliz tahrikleri ile, komitacilara basta Amerika'dan gelen maddi yardimlar, Ermeni çetelerinin eylemlerini artirmalarina sebep olmus, Ermenilerin bir kisminin bugünkü Suriye civarina sevklerini zorunlu kilmistir. Ancak göç ettirilen topraklarin Osmanli topragi olmasi, son uygulamada dahi takinilan tavirda, bir kasit olmadigini göstermesi açisindan önemlidir.

    Dipnotlar


    18 . Takvim-i vekayi gazetesi 19 Mayis 1311 (1 Haziran 1915 ) Kanun 27 Mayis 1915'de kabul edilmistir.
    19 . Basbakanlik Osmanli Arsivi. Meclis-i Vükela Muzakeratina Mahsus Zabitname, 15 Recep 333 ve 17 Mayis 331.830 Mayis 1915)




    TEHCIR ÖNCESI VE SONRASINDA NÜFUS DURUMU

    Ermeni komitacilar ve bugünkü destekçileri tarafindan günümüzde en çok istismar edilen konu Ermeni nüfus durumudur. Savas döneminde tutulan kayitlar, resmi rakamlar, kilise kayitlari, yabanci misyonlarin raporlarinda yer alan nüfus bilgileri ve diger belgelere ragmen sürekli olarak o günkü gerçek nüfusun asgari üç kati bir rakam gösterilerek soykirim iddialarina dayanak aranmaktadir. Verilen rakamlardan bazilari, dünya genelinde bugün yasayan toplam Ermeni nüfusunu bile birkaç kat asmaktadir. Bu nedenle, nüfus bilgilerini veren ciddi kaynaklar karsilastirmali olarak müteakip maddelerde degerlendirilmistir.

    a. Tehcir Öncesi Ermeni Nüfusu:

    Osmanli Devletinde yasayan Ermenilerin nüfusuna ilis-kin çok degisik iddialar mevcuttur. Bunlari sirasiyla asagi-daki sekilde açiklayabiliriz;

    (1) Ermeniler ve Diger Yabanci Kaynaklara Göre Osmanli Devleti'nde Ermeni Nüfusu:



    1917 tarihli Ingiliz Salnamesine göre; 20 1.056.000
    Patrik ORMANYAN'a göre; 21 1.579.000
    Kevork Aslan'in "Ermenistan ve Ermeniler isimli kitabinda 22
    Anadolu'da
    920.000
    Kilikya (Adana-Sis-Maras Bölgesi)
    180.000
    Osmanlilarin diger bölgelerinde
    700.000
    Olmak üzere Toplam
    1.800.000
    Alman Papas Johannes LEPSIUS'a göre; 23 · 1.600.000
    Cuinet'e göre; 24 1.045.018
    Fransiz Sari Kitabina göre; 25 1.475.011
    BASMACIYAN'a göre: 26 2.280.000
    Patrik Nerses VARJABEDYAN'a göre; 27 1.150.000
    Ermeni bulunmaktadir.

    (2) Osmanli Devleti Resmi Belgelerine Göre Ermeni Nüfusu:

    Yabancilar Osmanli belgelerini görmezden gelmeye çalismaktadir. Ancak, bu konudaki en güvenilir rakamlarin resmi belgelerde oldugu kesindir. Son zamanlarda oldugu gibi tehcir öncesi Ermeni nüfusun oldugundan 4, hatta 5 kat fazla gösterildigi olmustur. Örnegin 1878 Berlin Kongresi'nde Bagimsiz Ermenistan isteyen Ermeniler. Dogu Anadolu illerinde 3.000.000 Ermeni oldugunu savunmuslar ancak Berlin Anlasmasinda Hiristiyanlardan vergi alinmasi hükme baglaninca, bu sayiyi Osmanli Hükümetinin belirledigi sayinin altina indirmislerdir.

    Osmanli Devletinde Istatistik Genel Müdürlügü 1892 yilinda kurulmustur. Genel Müdürlük görevini 1892 yilinda Nuri Bey. 1892-1897 yillari arasinda Fethi FRANCO adli bir Musevi, 1897-1903 yillari arasinda Migirdiç SINABYAN isimli bir Ermeni. 1903-1908 yillari arasinda Robert isimli bir Amerikali. 1908-1914 yillari arasinda Mehmet BEHIÇ Bey yapmistir.28 Görüldügü gibi Ermeni meselesini siyasi alana tasiyan önemli olaylarin cereyan ettigi dönemde, Osmanli nüfus bilgileri yabancilarin kontrolü altindadir. Buradan hareketle, bugüne kadar aksi bir belge ve kanaat olmadigina göre Osmanli nüfus bilgilerine itibar edilmesi geremektedir.

    1893 Nüfus sayimina göre Ermeni nüfusu 1.001.465'tir.
    1906 Nüfus sayimina göre Ermeni nüfusu 1.120.748'dir.
    1914 Nüfus istatistigine göre Ermeni nüfusu 1.221.850'dir. 29

    Her üç grup veri kaynagi degerlendirildiginde, gerek Osmanli, gerek Ermeni ve yabanci istatistikler, 1nci Dünya Savasi döneminde yasayan Ermenilerin nüfusunun 1.250.000 civarinda oldugunu ortaya koymaktadir.

    b. Tehcir Sonrasi Ermeni Nüfus Hareketleri:

    Osmanli Devletinin son nüfus istatistigi 1914 yilinda yapilmistir. 1914 nüfus istatistigine göre Ermeni nüfusu 1.221.850'dir. Tehcirin yasallastigi 27 Mayis 1915 tarihinden, 1927 yilina kadar Osmanli ve Cumhuriyet döneminde sayim yapilmamistir. Ayrica, Tehcirin yapildigi bugünkü Irak ve Suriye bölgelerinden; Irak bölgesi Ingilizler tarafindan, Suriye ise Fransizlar tarafindan isgal edilmis olup, bu bölgelere götürülen Ermeni sayisi ile nüfuslarinin ne kadar arttigi, dolayisiyla intikal eden ve edemeyenlerin sayisini kestirmek mümkün olmamistir. Ayrica, konu ile ilgili kaynaklarda yukarida arz edilen netlikle bilgiye rastlanilmamistir. 30

    Bununla birlikte Noradungian GABRIAL'in Lozan Konferansi Tali Komisyonu'na sundugu rapora göre; Kafkasya'ya 345 bin, Suriye'ye 140 bin. Yunanistan ve Ege Adalarina 120 bin, Bulgaristan'a 40 bin, Iran'a 50 bin olmak üzere toplam 695 bin kisinin gittigi görülmektedir.

    Trabzon Konferansi'na (14 Mart-14 Nisan 1918) katilan Ermeni ileri gelenlerinden Hatisov, (daha sonra Ermenistan Cumhurbaskani olmustur) Hüseyin Rauf Bey'e gönderdigi mesajda Kafkasya'da Osmanli memleketinden kaçan 400 bin Ermeni'nin bulundugunu bildirmektedir. 31

    Bir baska Ermeni Richard HOVANNISIAN 32 Suriye disindaki Arap ülkelerinden; Lübnan a 50 bin, Ürdün'e 10 bin, Misir'a 40 bin. Irak'a 25 bin. Fransa ve Amerika'ya 35 bin Ermeni'nin göç ettigini belirtmektedir.

    Bir baska grup ise, Militaristler olarak bilinen Katolik Ermenilerdir. 1917 Osmanli Nüfus istatistigine göre 67.838 Katolik Ermeni yasamaktadir. Musa Dagi olayina da karisan bu Ermenilerden yaklasik 60.000 kisinin Türkiye'nin liman sekillerini kullanarak Türkiye'yi terk ettigine ve basta Avusturya -Fransa ve ABD olmak üzere birçok ülkeye gittiklerine dair bilgiler de bulmaktadir.33 Ancak yukarida arz edilen rakamlara Katolik Ermenilerin de dahil oldugu varsayilmaktadir.

    Buradan hareketle tehcir uygulamasinda; Kafkasya'ya 345 bin, Suriye'ye 140 bin. 1'anistari ve Ege Adalarina 120 bin, Bulgaristan'a 40 bin. Iran'a 50 bin, Lübnan'a 50 bin. Ürdün'e 10 bin. Misir'a 40 bin, lrak'a 25 bin. Fransa ABD Avusturya vd. 35 bin olmak üzere, toplam 855.000 Ermeni'nin göçe tabi oldugu anlasilmaktadir. Bu rakam Türk arastirmacilar tarafindan da 800 bin civarinda kabul edilmektedir. Ayrica Kemal BEYDILLI'nin belirttigi kendiliginden göç eden 60 bin Ermeni'nin de Ermeni yazarlar tarafindan göç ettirilenler içinde gösterildikleri degerlendirilmektedir. Ermeni belgeleri esas alinirsa, buradan hareketle 855 bin rakami 1914 Ermeni nüfusundan çikarildiginda, geriye 366.850 kisi kalmaktadir. Göçe tabi tutulmayan nüfus ise 167.778'dir. 82.880'i Istanbul, 60.119'u Hüdavendigar'da (Bursa). 4548'i Kütahya Sancagi ve 20.237'si Aydin vilayetinde bulunmak-taydi. 366.850'den göçe tabi tutulmayan 167.778 kisi çikarildiginda ise yaklasik 200.000 kisi kalmaktadir.

    Ermeni belgelerine dayanilarak yapilan bu çalisma sonucunda; Itilaf Devletleri saflarina katilarak Osmanli ile savasta ölen, yurtdisina kaçan, tehcir sirasinda çesitli nedenlerle ölen veya eskiya tarafindan öldürülen Ermeni sayisinin yaklasik 200.000 kisi oldugu söylenebilir.

    Kimi yabanci yazarlar. Osmanli ordusunu arkadan vuran ve Rus ordusu saflarinda savasan Ermenilerin sayisini 180 bin olarak vermektedir. 34

    Bazi belgeler ise 200.000 kisiden önemli bir bölümünün göç ettirilmeyen dört merkezi Istanbul, Aydin, Kütahya ve Adana civarina geri döndügü, bir kisminin saklandigi ve daha sonra yurtdisina çiktigini kanitlamaktadir.35 Buradan görülecegi üzere Ermeni iddialarinda esas alinan rakamlarin, tamamen hayal mahsulü ve propaganda maksatli oldugu anlasilmaktadir.

    Ayrica kimsenin görmek istemedigi bir gerçek daha vardir: o da ölen Türklerin sayisidir. Justin McCarthy bu konuda sunlari belirtmektedir: "Ölü Ermeni sayisi ele alinirken ölü Müslüman sayisini da göz önüne almaliyiz. Istatistikler çogunun Türk oldugu 2.5 milyon Müslüman'in da öldügünü söylemektedir. Ermenilerin yasadigi 6 vilayette 1 milyondan fazla Müslüman ölmüstür... Sivas ili savas sinirlari içinde degildi. Rus ordusu asla bu kadar içeri girmedi. Fakat Si-vas'ta 180 bin Müslüman öldü. Ayni sey bütün Anadolu için geçerliydi.36

    Dipnotlar

    20 . 1917 Britannica Yilligi
    21 . URAS. Esat Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Istanbul, 1987
    22 . ASLAN Kevork, Ermenistan ve Ermeniler, Istanbul. 1914
    23 . URAS, Esat , a.g.e
    24 . URAS, Esat , a.g.e
    25 . 1893-1897 Ermeni Isleri, Paris, 1897 nakleden URAS Esat, a,g,e
    26 . URAS, Esat , a.g.e
    27 . URAS, Esat , a.g.e
    28 . MAZICI, Nursen. Belgelerle Uluslar arasi Rekabette Ermeni Sorunu. Istanbul, 1987
    29 . Daha genis bilgi için Bkz. KARPAT, Kemal H. Ottoman Population 1830-1914 Demographic and Social Charsetistic. The Universitty Of Winsconcin Press. 1985. London
    30 . A.HADISYAN, Ermeni Devletinin Dogusu ve Ilerlemesi. Atina, 1920
    31 . AKDES. Nimel Kurat Türkiye ve Rusya, Ankara, 1990. s.471
    32 . HOVANNISIAN, Richard, The Ebb and Flow of the Armenian Minority in the Arab Middle East. Middle East Journal. Vol. 28 no.l Winter 1974, 5. 20
    33 . BEYDILLI, Kemal, The Recigrition of Armenian Catholic Nation.
    34 . GORDANA. Sinadinovska-Brauislav Sinadinovski. Ermenskoto Natsf-nolno Prasanye. SkopJe. 1990, s.77
    35 . Foreing Office. nu. 371 /6556/E.2730/800/44. Ayrica (Bkz.) Kamuran GÜRUN. Ermeni Dosyasi. Türk Tarih Kurumu Yayini. Ankara. 1983, s. 241
    36 . McCarthy, Justin: "The Anatolian Arrmenians 1912-1922". Armenians in the Ottoman Empire and Modern Turkey (1912-1926), Bogaziçi Üniversitesi, Istanbul, 1984, s.23-25



    SONSÖZ

    Ermeni soykirimi iddialari, Ermeni cinayetlerine sebep teskil etmistir. Bu ugurdaki çabalari hep kanli olmustur. Osmanli Döneminde Anadolu'da binlerce Türk insaninin ka-nini akitan; Talat Pasa ile Cemal Pasa'yi katledenlerin kalin-tilari, l.nci Dünya Savasi dönemindeki tavirlarini terk etmemis, bilakis artirmistir. 1973 yilindan 1985 yilina kadar ASALA örgütü tarafindan sürdürülen kanli eylemlerde Türk Diplomatlari, yurtdisindaki Türk isyerleri ve Türkler hedef alinmistir. Özgür dünya olarak bilinen ülkelerde, o ülkenin teminati altindaki diplomatlarimizin ve vatandaslarimizin can emniyeti ile Türk isadamlarinin isyerleri korunmamistir. Tüm bu olaylara karsi Bati dünyasi anlasilmaz biçimde ses-sizligini sürdürmüs ve bu tavirlari ile katillere moral destek saglamislardir.

    Ermeni iddialarini analiz edersek 3 asamali bir hedefin varligini görürüz. Bunlar;

    a. Dünyada siyasi-ekonomik ve askeri güç durumundaki ülke yönetimlerine kendilerinin soykirima ugramis olduklarini kabul ettirmek ve bu durumu merkezi ve mahalli yönetimlere tescil ettirmek,

    b. Bu kararlara dayanarak tazminat talebinde bulunmak ve Türkiye Cumhuriyetini Osmanli Devleti'nin devami olarak göstermek suretiyle tazminatin tahsil edilmesini temin edcek baskilari yogunlastirmak,

    c. Tazminati aldiktan sonra uygun bir konjonktürde toprak talebini gündeme getirmektir.

    Tasnaksutyun örgütünün gizli lideri KOÇERYAN Ermeni Devletinin baskani olduktan sonra bu stratejinin uygulan-masina hiz verilmistir. Nihai hedef Türkiye Cumhuriyeti'nin toprak bütünlügüne yöneliktir ve onu parçalamayi hedeflen-mektedir. Bu strateji geçmisteki üç-bes Ermeni örgütünün hedefi olmaktan çikmis Bugünkü Ermenistan'in da ülküsü halini almistir. Eger bugünkü Ermenistan'in en önemli üç belgesine bakarsak bu durumu açikça görürüz. Bunlar Ba-gimsizlik Bildirgesi, Bagimsizlik Karari ve Anayasalaridir. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Sovyetinin 23 Agustos 1990 tarihli Bagimsizlik bildirisinin 12nci mad-desinde "Ermenistan Cumhuriyeti, 1915'te Osmanli Türki-yesi ve Bati Ermenistan'da gerçeklestirilen soykirimin ulus-lararasi alanda kabulünün saglanmasi yönündeki çabalari destekleyecektir" denilmektedir. Ayni konu Ermenistan Par-lamentosunun 23 Eylül 1991 tarihinde aldigi bagimsizlik ka-rarinda "Ermenistan Bagimsizlik Bildirisine sadik kalacagi-ni" beyan ve taahhüt edilmis. 1995 yilinda kabul edilen Ana-yasalarinda ise Ermenistan'in "bagimsizlik bildirisindeki ulusal hedeflere bagli kalacagi" bir anayasa hükmü haline getirilmistir. Dolayisiyla olmayan bir soykirimin kabul ettiril-mesi ve Bati Ermenistan olarak nitelendirilen Türkiye'nin dogusundaki hak talebi gizli bir emel olmaktan çikmis belki de bir baska ülke anayasasinda rastlanilmayacak sekilde komsu ülkenin (Türkiye'nin) topraklari üzerindeki hedef ale-ni olarak dünyaya açiklanmistir.

    Konuyu bu açidan genisletecek olursak. NATO ve AGIT' in anlasma metinlerine bakmak gerekecektir. Her iki kurulus ve bu kuruluslarin temel mantigini olusturan belgeler, üye devletlerin toprak bütünlügünü teminat altina almaktadir.

    Bilindigi üzere NATO bir Askeri Pakt' tir. Bu konuda açikla-ma geregi olmadigini düsünüyorum. Ancak, AGIT' e temel teskil eden Paris Sarti'na bakacak olursak: "...Birlesmis Mil-letler Yasasi ile yüklendigimiz mükellefiyetler ve Helsinki Ni-hai Senedi'nin getirdigi taahhütlere uygun olarak, herhangi bir ülkenin toprak bütünlügüne ya da siyasi bagimsizligina karsi kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tehdidin-de bulunmaktan ya da bu belgelerin ilke ve amaçlariyla bag-dasmayan bir tarzda eylemde Bulunmaktan sakinacagimiz taahhüdünü tekrarlariz. Birlesmis Milletler Yasasi ile yükle-nilen mükellefiyetlere uymamanin, uluslararasi hukukun ihlali oldugunu hatirlatiriz..." hükmünü görürüz. Bu madde-de oldugu gibi, her iki organizasyonun mantigi açik iken, di-ger tarafta "Türkiye'den toprak talep eden" ya da Türkiye topragin "Bati Ermenistan" olarak yorumlayip Anayasasina koyan bir ülkeye NATO ve AGIT üyelerinin tavri tartisilmali-dir. Uluslararasi isbirligi taraflarin karsilikli hak ve menfaat-lerine saygiya dayalidir. Bir tarafta her iki uluslararasi ku-rulusun üyesi olan Türkiye, diger tarafta Türkiye'nin toprak-lari üzerinde hak iddia eden ve yayilmaci politika güden Ermenistan. Yorumu Türk ve dünya kamuoyunun sagduyusu-na birakiyorum.

    Bugün 70 milyonluk genç nüfusu ile Türkiye, tarihin sararmis sayfalarinda kalan aci günleri, kin ve husumetleri, unutup, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Mustafa kemal Atatürk'ün "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesi dogrultusunda bütün komsulari ile baris içinde yasamak arzusundadir.




     Konuyu Beğendin mi?
  2. 2007-08-04 #2
    ermeniler osmanlı devletine ihanet etmiştir halbuki birinci dünya savaşından önce o kadar rahattılar ve çok uyumluydular hatta milleti sadık ünvanı verilmiştir ancak birinci dünya savaşında gözübagımsızlıktan başka birşey görmeyen ermeniler ruslarla isbirligi yaparak bizi satmıştır tüm bunlara ragmen zorunlu göçe tabi tutulduklarında bile osmanlı devleti göç sırasında atlı asker göndermiş ve gerekli tüm ihtiyaçları saglamıştır ancak ermenilere yaranılmamış soykırım iddia etmişlerdir halbuki herkesin bildiği gibi doga koşullarındandan ölmüşlerdir

  Okunma: 2047 - Yorum: 1 - Amp
Kullanıcı Oylaması: 1/5 - 1