Antik uygarlıklar yaşamlarını düzene sokmak için bu hareketlerden faydalanırdı.Babilliler, MÖ 2400'lerde yılı 12 eşit parçaya ve günü 24 saate ayırmışlardı. Babilliler ve onlardan ayrı olarak Mısırlılar, yıl uzunluğu 365 gün ve 6saat olarak hesaplamışlardır. Bu; 365 gün,6 saat, 41 dakika, 59 saniye olan gerçek uzunluğa çok yakındır.


Takvimler; günü ayı ve yılı takip etmek için düzenlenmekteydi. Tatiller ve festivallerin belirlenmesi, tohum ekimi ve hasat zamanı gibi işlerin planlanması için kullanılmaktaydı. MÖ 46 da kullanılmaya başlayan Julian takvimi , Roma imparatoru Julius Casear'ın talimatıyla hazırlanmıştır.

6. yüzyıla gelindiğinde Julian takvimi Dünya hareketleriyle uyumlu olmaktan uzaktı. Julian Takvimi geliştirilerek hazırlanan Gregorian takvimi 1582'de kabul edildi. Bu günde kullanmakta olduğumuz takvim, adını Papa Gregory VIII'den almıştır.1752'de uyarlana bu takvim ile Julian Takviminden 11 gün çıkarılmıştır. Diğer uslar kendi takvimlerini geliştirmiştir.

Amerikalı Aztekler 1500 yıl önce doğru bir takvim geliştirmişlerdir. Takvimlerin çeşitleri ile bunlar arasında en çok kullanılmış olanların tarihçesine baktığımızda, Güneş Takvimleri (Şemsî Takvimler), Ay Takvimleri (Kamerî Takvimler), Ay-Güneş Takvimleri (Kamerî-Şemsî Takvimler) ve bu üç sınıfın dışında kalan takvimler (Kararsız
Takvimler) karşımıza çıkar. Dünyanın güneş etrafındaki hareketine bağlantılı olarak hesaplanmış olan takvimlere ''Güneş Takvimleri'' denilir. Dünyanın güneş etrafında bir tam dönüşü bir yılda tamamlanır ve dört mevsim bu hareketin sonucu olarak ortaya çıkar.


Takvimin Tarihsel Gelişimi Kısaca



Dünyanın güneş etrafında bir kez dönüşü esas alınarak hesaplanmış olan bu takvimlerde yıl, temel zaman birimidir ve yaklaşık 365 ¼ günden meydana gelmektedir.
Ancak gerçekte ¼ gibi kesirli bir gün olamayacağından, uygulamada, arka arkaya gelen üç yıl 365 gün, dördüncüsü ise 366 gün olarak hesaplanmıştır. Bu takvimi meydana getirmiş olan 12 aydan Ocak, Mart, Mayıs, Temmuz, Ağustos, Ekim ve Aralık 31 gün; Nisan, Haziran, Eylül ve Kasım 30 gün, Şubat ise üç yıl 28 gün, dört yılda bir ise 29 gün olarak hesaplanır.

Bu düzenlemeye göre, tarih boyunca pek çok takvim yapılmış ise de, bunlar arasında en çok kullanılmış olanlar Jülyen Takvimi ile Gregoryen Takvimi'dir. Bugün kullandığımız Miladî takvime en yakın doğruluktaki takvim, eski Roma takvimi olan Jülyen Takvimi idi.


Jülyen Takvimi, Roma İmparatorluğu döneminde, Roma'ya bağlı bölgelerde ve daha birçok millet tarafından, yıllarca kullanılır. Ancak dört yılda bir Şubat ayına bir gün ilave etmekle takvim tam olarak düzeltilmiş olmuyor.Bu fark önceleri basit gibi görünüyorsa da, aradan uzun yıllar geçince biriken dakikaların günlere ulaşması dolayısıyla, yeni bir düzenleme yapmak gereği ortaya çıkarıyordu. Jülyen Takvimi'nde yapılan bu değişiklik Papa Gregorius döneminde ve onun emriyle yapıldığı için, daha sonraları, ''Gregoryen Takvim'' adını aldı. Bu takvime ''Takvim-i Efrencî'' de denildi. Katolikler tarafından hemen benimsenip kabul edilen bu yeni takvimi Ortodokslar ile Protestanlar uzun müddet kabul etmediler. Gregoryen Takvimide takvim başlangıcı Hz. İsa'nın doğumuna (Milat) göre düzenlenmişti. Böylece takvim yılının başlangıcı 1 Ocak kabul edildi. Bu sebeple Gregoryen Takvime ''Miladî Takvim'' de denildi. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, 1926'dan bu yana, Türkiye'de kullanılan takvim, bu takvimdir. Selçuklular, İslamî ilimlerin eğitim ve öğretiminin yapıldığı ve zamanın fen bilimlerinin öğretildiği çeşitli fakültelere sahip, üniversite mahiyetinde büyük medreseler yaptırdılar. Buralarda aklî ve naklî bütün ilimler öğretilirdi. Medreselerde, mütehassıslarınca okutulan riyaziye (matematik), hey'et (astronomi),hendese (geometri), cebir, fizik, kimya sahalarında derin âlimler yetişti. Rasathaneler kurularak, gök cisimlerinin hareketleri izlendi ve esaslı
takvimler yapıldı. İsfehan ve Bağdat'ta rasathaneler kurularak, mîladî Gregorien sisteminden daha sağlam ve hassas olan Celalî Takvimi, Sultan Melikşah'ın "Celaleddin" lakabına nisbetle hazırlandı.

Zamanın bulunulan tarihe ve yere bağlı olarak tanımlanmış olması, nüfusun yoğun olduğu yerlerde, konunun muvakkit adı verilen uzman kişilerce belirlenmesini zorunlu hale getirmiştir.

Sultanlar zamanın doğru tespiti için, merkezi camilerde muvakkithaneler kurmuş, burada görev alacak kişilerin yetişmesini sağlamış, bu müesseseleri gerekli araç ve gereçlerle donatmışlardır. İslam dünyasının liderleri hükmettikleri eyaletlerin her bölümü için namaz vakitlerini hesaplatmayı görev edinmişlerdir. Fatih Sultan Mehmet'in 1456'da Semerkantlı astronom Ali Kuşçu'yu tüm imparatorlukta namaz saatlerinin hesaplaması için görevlendirdiği bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun 17. yüzyılda en geniş topraklara eriştiği dönemde İstanbul'da bir rasathane kuran Takiyüddin'e de benzer bir görev verilmiştir.

a. Hicri ve Rumi Takvim

İslam ülkelerinde kullanılan Hicri takvim Hz.Muhammed'in M.S. 622'de Mekke'den Medine'ye hicretiyle başlar. Hicri - Kameri takvim, ayın dünyanın etrafında dönüşüne göre tanımlanır. Bir yıl Muharrem, Sefer, Rebiyülevvel, Rebiyülahir, Cemaziyülevvel, Cemaziyülahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkaade ve Zilhicce adı verilen 12
aydan oluşur. Her bir Kameri ay yaklaşık 29.5 gün sürer ve bir Kameri yıl 354 gün olarak elde edilir. Bu nedenle Kameri takvimde 6 adet 29 günlük 6 adet 30 günlük ay bulunur. Hangi ayların 29 ya da 30 gün süreceği ayın fazı göz önünde bulundurularak Şeyh ül İslam tarafından belirlenir.

Ancak gerçek Kameri ay 29.5 günden 44 dakika 3 saniye daha uzun olduğundan 12 Kameri ayın belirlediği 354 günlük kuramsal Kameri yıldan 8 saat 48 dakika 36 saniye daha uzundur. 30 yılda bu hata 11 gün 0 saat 18 dakika 0 saniye olacağından eşzamanlılığı sağlamak için 30 yıl boyunca 19 adet 354 gün süreli ve 11 adet 355 gün süreli sene oluşturulur. 355 günlük seneler son aya bir gün ilave edilerek gerçeklenir. Böylece eşzamanlık sağlanır ve ancak 2400 senede bir takvime tekrar 1 gün ilave etmek gerekir. Hicri takvimin haricinde Osmanlı devletinde 1678'den sonra maliye ile ilgili işlerde Rumi takvim de kullanılmaya başlanmıştır. Mali yılın başlangıcı 1 Mart olarak kabul edilir. Rumi yıl 365 gün olup güneş yılına karşı düşen miladi seneyle eş uzunluktadır. Rumi sene her 33 yılda 354 gün olan hicri seneyi bir yıl geçer. Bu farkı gidermek için Rumi seneden her 33 yılda bir hicret yılı düşülür; buna sıvış senesi denir. Her iki takvim arasında ayrıca 13 günlük bir fark bulunur. Ayrıca Rumi sene miladi 584'te başlatıldığından Rumi seneyi bulmak için Miladi seneden 584 çıkarmak gerekir. Aylar Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrini-evvel, Teşrini-sani. Kanuni-evvel. Kanuni-sani, Şubat olarak adlandırılır.

Örneğin Miladi 1 Ocak 1993 tarihi Rumi 19 Kanuni-evvel 1408 tarihine karşı düşer. Osmanlı devletinin sonuna kadar mali işlemlerde kullanılan Rumi sene 1925'te Miladi takvim yılının kabul edilmesi üzerine terk edilmiştir.


Günümüzde Kullanılan Gregoryen Takvim'in (Milâdî Tarih) Gelişimi M.S. 325 yılında Roma Takvimi'nin başlangıcı olarak Hz. İsa'nın doğumu kabul edildi ve bundan sonra da bu takvim Milâdî Takvim adıyla tanındı.

1545 yılında Veronalı Pilatus, İlkbahar ılım noktasının 21 Mart'tan 11 Mart'a gerilediğini belirledi ve Julian Takviminde bir düzenleme yapılmasını önerdi. 1582 yılında da 24 Şubat 1582 tarihinde yayınan bir "Papalık Kararnamesi" ile takvim reformunun ya da Gregoryen takviminin esaslarını bildirildi. Uygulama sonucu, 1582'de Papa XIII. Gregory , 1) 1582 yılının 4 Ekim gününün 15 Ekim olmasına; 2) Son iki rakamı 00 olan yıllardan ancak 400 ile bölünebilen yılların ekli yıl olmasına; ve 3) tarih başlangıcının İsa'nın doğum günü olmasına karar verdi. Böylelikle Gregoryen takvim düzeni yürürlüğe konmuş oldu. Bu tarihten sonra bu takvim çeşitli ülkelerce kabul edildi. 1927 yılında da Türkiye tarafından kabul edildi.