Türkiye konumu itibarıyla Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan yolların kesiştiği bir noktada yer almaktadır. Tarihî olarak da ilk çağlardan beri pek çok kültür ve medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bugün dünyanın en hareketli bölgeleri olan Orta Doğu, Kafkaslar ve Balkanlara açılan kapı özelliği taşıyan Türkiye, pek çok dinî grubun hedefidir. Bugün dünyanın büyük dinlerinden biri olan Hristiyanlığın Türkiye’ye özel bir ilgisi bulunmaktadır. Hristiyan misyonerlerine göre Türkiye, Hristiyanlığın beşiğidir. Çünkü bugünkü Hristiyanlı- ğın kurucusu olan Pavlus, Tarsusludur. Ayrıca Pavlus’un dinini yaymak için gezdiği pek çok yer Anadolu’dadır. Bu nedenle misyonerler,


Türkiye’yi Hristiyanlaştırmak için 19. yüzyıldan bu yana misyonerlik faaliyetlerini sürdürmektedirler. Hristiyanların dışında Yahova Şahitleri, Bahailer gibi gruplar da ülkemizde misyonerlik faaliyeti sürdürmektedirler.

Türkiye’de Faaliyet Gösteren Misyoner Gruplar

Hristiyanlık, misyon özelliği olan bir dindir. Hristiyanlığa göre İsa, Tanrı’nın kutsal mesajını insanlara duyurmak misyonuyla yeryüzüne inmiş ve havarilerini bu misyonu yaymak için dünyaya göndermiştir. Bu husus İncillerde şöyle geçer: “İmdi, siz gidip bütün milletleri şahit edin, onları baba ve oğul, ruhulkudüs ismi ile vaftiz eyleyin, size emrettiğim her şeyi tutmalarını onlara öğretin ve işte ben bütün günler, dünyanın sonuna kadar sizinle beraberim.”8 Hristiyanlıktaki misyonerlik faaliyetlerinin temeli bu misyon anlayışına dayanır. Bu husus İsa’nın yeryüzündeki bedenini temsil eden kilise ile misyonerlik faaliyetleri arasındaki ilişkiyi de ifade etmektedir. Bu faaliyetlerin öncülüğünü yapan kişi ise bugünkü Hristiyanlık anlayışının mimarı olan Pavlus’tur.


Bütün dünyaya yayılma amacında olan Hristiyanlık, dünyanın birçok bölgesinde misyonerlik faaliyeti yürütmektedir. Ülkemize yönelik ilk misyonerlik faaliyetleri Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Ermeniler arasında başlamıştır. Katolik ve Ortodoks Hristiyanlar, Ermenileri kendi saflarına çekebilmek için bu grup arasında misyonerlik faaliyetlerinde bulunmuşlardır. Bu faaliyetler sonucunda bir kısım Ermeni, Katolikliğe geçmiş ve ayrı bir Katolik Ermeni Kilisesi oluşturmuştur. Fransa’nın gayretleriyle de bu kilise Osmanlı Devleti tarafından 1830 yılında ayrı bir cemaat olarak tanınmıştır. Sonraki yıllarda ise Amerikalı Protestanların misyonerlik faaliyetleri sonucunda bir de Protestan Ermeni Kilisesi oluşmuş ve bu kilise de 1847 yılında İngiltere’nin isteği üzerine Osmanlı Devleti tarafından tanınmıştır.


Cumhuriyetin ilan edilmesinden sonraki yıllarda Tevhiditedrisat Kanunu’na uymayan ve öğrencilere İncil okutan, onları ayinlere götüren birçok okul kapatılmıştır.10 Bu okullardan biri olan Bursa Amerikan Kız Koleji, sistemli şekilde misyonerlik yaptığı için Atatürk Döneminde (1928) kapatıldı. 11 Bununla birlikte ülkemizde Protestan grupların misyonerlik faaliyetlerini devam ettirmeye çalışmış- lardır. Bunlar içinde Babtistler, Adventistler ve Mesih İnanlıları gibi Protestan gruplar misyonerlik faaliyetleri ile dikkat çekmektedirler.

BAPTİSTLER

17. asırda Hollanda’da do- ğan Hristiyan bir gruptur. Diğer Hristiyan mezheplerinden farklı olarak vaftizi sadece yetişkinlere uygularlar. Onlara göre vaftiz, kişinin kendi iradesiyle İsa Mesih’e iman etmesinin kesin bir sembolüdür. Henüz anlamını kavrayamadıkları gerekçesiyle bebeklere vaftiz uygulamayan Baptistler, vaftizi vücudu suya tamamen batırarak yaparlar.

İlk Protestan misyonerliğini başlatan Baptistler, dünya genelinde misyonerlik yapmaktadırlar. Ülkemizde Hristiyanlaştırma faaliyeti yürüten bu grubun İstanbul’da da kilisesi bulunmaktadır. Baptist anlayışına göre her Baptist bir misyonerdir. Bu ilke onları misyonerlik faaliyetlerinde etkin kılmıştır. Onlara göre İsa Mesih’in yeryü- züne gelişiyle tanrısal krallık kurulacak ve tüm Hristiyanlar kurtuluşa ereceklerdir.

ADVENTİSTLER

1831 yılında Amerika’da kurulan Protestan ve Mesihçi bir harekettir. Adventistler, ruhun ölümsüzlüğüne inanırlar, öldükten sonra sadece doğruların dirileceğini kabul ederler. Et yemez, kahve, çay, sigara ve içki içmezler. Bu mezhep İsa Mesih’in tekrar dünyaya geleceği inancı üzerine kurulmuştur. Diğer Hristiyanların aksine pazar değil cumartesi gününü kutsal dinlenme günü olarak kabul ederler.

Adventistlerden pek çok grup doğmuştur. Bunlardan Yedinci Gün Adventistleri misyonerlik faaliyetleri açısından önemlidir. Bu grup Kitab-ı Mukaddes’e sıkı sıkıya bağlı- dırlar. Yedi Gün Adventistlerine göre Türkler, Hristiyanlığın yayılması önünde bir engeldir. Türkler, İsa Mesih’in ikinci gelişini geciktirmişlerdir. Bu nedenle bu engeli ortadan kaldırmak için çalışırlar. Türkiye’de bir kiliseleri vardır.

MESİH İNANLILARI

Evanjelik Hristiyanlar olarak bilinen bu grup Türkiye’de kendisini Mesih İnanlıları veya Müjdeciler (İncilciler) olarak tanıtır. 18. yüzyılda İngiltere’de kurulan Evanjelik Hristiyanlık, Kitab-ı Mukaddes’i dinde tek otorite olarak kabul eder. 1846’da kurulan Evangelical Alliance (Evanjelikal Alayns) adlı uluslararası örgütün şemsiyesi altında pek çok Mesihçi Protestan grup misyonerlik faaliyeti yürütmektedir.

Evanjelik Hristiyanlara göre herkes kutsal kitabı okuyup anlayabilir, üç şahıstan meydana gelen Tanrı tektir, İsa Mesih’e iman günahlardan arınmak için yeterlidir. Yeni Ahit’te olmayan hiçbir inanç ve uygulamayı kabul etmezler. Türkiye’de yaygın bir misyonerlik faaliyeti yürütmekte olup illerde çeşitli misyoner gruplar oluşturmaktadırlar.

Türkiye’de misyonerlik çalışmaları yürüten Hristiyan gruplar birçok metot ve argüman kullanmaktadır. Misyonerler; bedava İncil, kitap, dergi, broşür, kaset, CD gibi iletişim malzemeleri dağıtmaktadırlar. Bu klasik yöntemlerin dışında sesli ve görsel medya, İncil okuma grupları ve İnternet gibi yollarla Hristiyanlaştırma faaliyetleri yapmaktadırlar.

Türkiye’de Faaliyet Gösteren Misyoner Gruplar 1

Hristiyan misyonerliğinin en temel özelliği, faaliyetlerinin kurumsal düzeyde yürütülmesidir. Ayrıca dinî ve siyasi amaçları da bulunmaktadır. Bu nedenle ülkemizde olduğu gibi dünya genelinde de misyonerlik faaliyetleri çeşitli örgüt ve kurumlar tarafından finanse edilmektedir. Bu amaçla acil yardım ekipleri oluşturan misyoner kuruluşları felaket ve afet anında insanlara maddi-manevi yardımlarda bulunurlar. Nitekim 1999 Marmara Depremi sonrasında insani yardım amacıyla ülkemize gelen gruplardan bazıları misyonerlik faaliyeti yürütmüşlerdir.12 Zor durumda olan insanların bu hâllerini suistimal etmeye çalışan misyonerlerin çoğu yardım gönüllüsü, doktor, öğretmen ve hemşire gibi farklı meslek gruplarına mensuptur.

Misyoner kuruluşları, misyonerlik faaliyetlerinin siyasi ve ekonomik sömürgecilikle ilişkilendirilmesinden dolayı yöntem değişikliğine gitmiştir. Bu amaçla İncil’in mesajının hedef kitle olan ülkenin şartları- na uydurulması ve misyoner faaliyetlerinin yerelleştirilmesine karar verilmiştir. Bunun yansımalarından biri, yabancı misyonerlerin yerine, yerel kiliseler ve yerli Hristiyanlar aracılığıyla bu faaliyetlerin yürütülmesidir.Halkın tepkisini azaltmak için ev kiliseleri ve yerli Hristiyanlar aracılığıyla misyonerlik faaliyetleri yürütülmeye başlanmıştır.

Misyoner gruplarının kullandığı argümanlar, faaliyetlerin yürütüldüğü ülkenin şartlarına göre düzenlenmektedir. Türkiye’yi Hristiyanlığın vatanı olarak gören misyoner gruplarının kullandığı argümanların başında Kur’an-ı Kerim’in Hz. İsa’ya büyük önem verdiği propagandası gelmektedir. Buna göre misyoner gruplar Kur’an’da Hz. İsa’nın çok anılması, babasız olması ve yükseltilmesi gibi konuları çarpıtarak Kur’an’ın da kendi mesajlarını onayladığını iddia etmektedirler.

Misyonerler muhataplarına karşı öncelikle Hz. İsa’nın peygamber oluşuna vurgu yaparken onun tanrılığına değinmezler. Hristiyanların üç tanrıya inanmadıklarını iddia eden misyonerler, bunun Müslümanların uydurması olduğunu belirtirler. Onlara göre Tanrı tektir; ancak üç kişiliğe sahiptir.16 Misyoner gruplar, muhataplarına merhametli ve sevecen bir tanrı anlayışını telkin ederler. İslam’daki Allah inancını, insana uzak ve acımasız olduğu gerekçesiyle eleştirirler. Kur’an’ın aslını koruyamadığını, Tevrat ve İncil’in de Allah’tan geldiğini ve Kur’an-ı Kerim’in bunu onayladığını iddia ederler. Ayrıca Kur’an’daki bazı ayetleri bağlamından kopararak Allah’ın Hristiyanlığı övdüğü gibi görüşler ileri sürmektedirler. Misyonerler bunların yanında etnik veya dinî azınlıklara, çoğunluğun onları sömürdüğü ve ezdiği şeklinde propaganda yaparak kaos ve çatışma ortamı oluşturmaya çalışmaktadırlar.