Latince missio’dan gelen misyon, ‘görev ve yetki’, misyoner ise görevli ve yetkili olan kişiye’ denir. Misyonerlik ise bir dinin özellikle Hristiyanlık ve Budizm gibi dinlerin yayılması için yapılan sistematik faaliyetlere denir.


Türkiye’de Misyonerlik Faaliyetleri

Matta İncili’nde İsa kendi misyonunu “İsrailoğullarının kaybolmuş koyunlarına gönderildim” diye ifade etmiş ve sadece Yahudilere gidilmesi gerektiğini söylemiştir. Havarilerine de “öteki uluslara gitmeyin... Bunun yerine, İsrail halkının yitik koyunlarına gidin” demektedir.

Putperest kökenli ve Yahudi olmayanların (gentile) lideri konumunda olan Pavlus, İsa’nın bu söyleminin dışına çıkarak kendisini Yahudi olmayanların havarisi şeklinde isimlendirerek misyonerlik faaliyetlerini diğer milletlere yönelten kişidir. Bu bağlamda Pavlus, günümüz Hristiyanlığındaki misyonerliğin metot ve uygulamalarının kurucusu sayılır. Nitekim bu amacına binaen Anadolu ve Yunanistan’ı kapsayan üç misyon yolculuğu yapmıştır.


Misyonerlikle ilgili kullanılan terimleri kısaca şöyle belirtebiliriz:

1. Misyon: Misyon araştırmalarında önemli yazarlardan biri olan David J. Bosch,15 misyonun amaçlarını genel anlamda şöyle sıralar:

- “İnancın propagandasını yapmak,

- Tanrının krallığı düşüncesini yaymak,

- İnanmayanları, Hristiyanlaştırmak,

- Yeni kiliseler tesis etmek.”

Misyon teriminin zaman içerisinde bazı uygulamalardan dolayı kötü bir arka plana sahip olmaya başladığı görülür. Zira dinî anlamda gidilen bölgelerdeki halkı dinlerinden tamamen uzaklaştırıp düşman etmek, siyasî bakımdan ülkede kargaşa çıkarmak ve ekonomik olarak da sömürmek ile eşdeğer bir anlama gelen misyon yerine yeni terimler ortaya atılmıştır.

2. Evanjelizm: Güzel haberi yaymak olarak ifade edilen evanjelizm kelimesi, misyon kelimesinin yerine kullanılmaya baş- lanmıştır. Her ne kadar evanjelizmi, Hristiyan ülkelerde ve Hristiyanlara yönelik; misyon da Hristiyan olmayanlara yönelik bir faaliyet olarak tanımlansa da iki terimin de ortak amacı, Hristiyanlığı duyurma, yayma ve benimsetmektir.

3. Şahitlik: Bir Hristiyanın, yaşantısı, hâl ve hareketleriyle iyi bir Hristiyan hayatı sürdürmesi anlamında kullanılan bir terimdir. Dolayısıyla Hristiyan bir kişinin, Hristiyanca yaşayarak Hristiyan olmayanları etkileyebileceğini ifade eden bir terimdir.

4. Beyan: İncil’in insanlara vaaz edilmesi, beyan olarak tanımlanmaktadır. Bu terim de özünde insanların Hristiyanlaştırılması yönünde kullanılan bir sözcüktür.

5. Diyalog: II. Vatikan Konsili’nde (1962-1965) Kiliseler öncelikle kendi aralarındaki problemleri çözmek için dinler arası diyalog şeklinde bir terimi dile getirmiş ve bu sürece diğer dinlerle de diyaloğu eklemişlerdir. Ancak değişik tarihlerde yayımlanan diyalogla ilgili metinlerde (örneğin Dominius Iesus, 20), diyalogun amacı Hristiyan olmayanlara İsa-Mesih’i tanıtmak ve bilinir kılmak şeklinde tanımlanır.

Günümüzde kullanılan en önemli istismarcı misyonerlik metotlarından birisi, inkültürasyon’dur. Farklı din ve kültürel arka plana sahip insanlara, Hristiyanlığın mesajını götürürken o ülkenin aşina olduğu dinî ve kültürel yapıya uygun tarzda iletmeye inkültürasyon denilir. Bu metot örnekliğini, Pavlus’un, “Yahudi ile onları kazanmak için onlara Yahudiymiş gibi davranması, Yahudi olmayanlara da Yahudi değilmiş gibi davranmasından” alır. Hristiyanların bu metodu, filozof Machievelli’nin amaca ulaşmak için her yol mübahtır mantığıyla yakından ilgili görünmektedir. Çünkü yapılan ve uygulanan metotlardaki temel amaç, kişi kazanmaktır. “En doğru Hristiyanlığın” mensubu oldukları kilise tarafından temsil edildiğine inanan bazı Hristiyanlar, birbirlerine misyon faaliyetinde bulunmaktadır. Bir kiliseye mensup olan bir kişinin, başka bir kiliseye mensup misyonerler tarafından kilisesinin değiştirilmesine proselitizm (misyonerliğin istismarı) denilmektedir. Yani Katolik olan birini, bir Protestan misyonerin, Protestan yapması misyonerliğin istismar edilmesi şeklinde anlaşılmaktadır. Çünkü hâli hazırda bir kiliseye bağlı olan zayıf, hasta, ihtiyaç sahibi gibi duyguların istismar edildiği düşünülmektedir. Bu nedenle kiliseler de bu hususta birbirlerine ciddi eleştiriler yöneltmiş ve insanların acziyetlerinin kullanılmamasını dile getirmişlerdir.

İslam geleneğinde dinin duyurulmasına tebliğ, davet; bu faaliyeti yürütmeye çalışan kişilere de tebliğci denilir. Ancak Hristiyanlık’taki misyonerlik ile İslam’daki tebliğ birbirinden oldukça farklıdır. Zira Kur’an-ı Kerim, tebliğ faaliyetinde sadece doğruların ilan edilip duyurulmasını20 amaçlarken; misyonerlikte gaye ‘insanların ne yapıp edilip Hristiyanlığa kazandırılması ve vaftiz edilmesi’ esastır.