İnsanın içinde yaşadığı fiziki çevrede sağlığı ile ilgili öğelerin en önemlileri su, hava, toprak, atıklar, konutlar ve radyasyondur. Ayrıca iklim, gürültü, fabrikalar ve imalathaneler gibi tesisler ile lokanta, otopark, sinema, plajlar gibi genel yerler, mezarlıklar da sağlık için zararlı olabileceklerinden bu tür yerlerin denetlenmesi de çevre sağlığı hizmetleri içine girmektedir.


Toplum Sağlığını Etkileyen Fiziki Çevre Faktörleri Nelerdir ?



Su

Su, insanın yaşamını sürdürmesinde başta gelen temel gereksinimidir. Bunun yanında insanların tarım, hayvancılık, endüstri, temizlik, yangın söndürme ve eğlence için suya gereksinimleri vardır. Suyun içilebilmesi ve evde kullanılabilmesi için fiziksel ve kimyasal niteliklere sahip olması gerekir. Su kirliliğine neden olan faktörler şunlardır:


-Tarımsal hastalıkların kontrolünde kullanılan ilaçların, kimyasal gübrelerin, otlaklarda oluşan bitkisel ve hayvansal atıkların, su kaynaklarına karışması

-Yerleşim alanlarındaki çöplerin ve kanalizasyon atıklarının akarsulara, göllere veya denizlere ya da su tesislerine sızması

Endüstride kullanılan petrol ürünleri, deterjanlar, ot ya da böcek ilaçları, amonyak tuzları, boya maddeleri, yağlar, zehirli elementler gibi kimyasal sanayi atıkları akarsulara ya da göllere karışarak suların kirlenmesine neden olur.

Sulara patojenik bakteriler, amipler, mantarlar, virüsler gibi mikroorganizmaların karışması en önemli çevre sorunu olan biyolojik su kirliliğini oluşturur. Biyolojik kirliliğin bulunduğu sularla insanlara geçen tehlikeli hastalıkların başında tifo, kolera, sarılık gelmektedir. Çocuk felci, amipli ve basilli dizanteri, tenya, paratifo gibi hastalıkların da sularla geçtiği bilinmektedir.

Atık suların çevre sağlığına zarar vermesini önlemek için alınması gerekli önlemlerin başında suların korunması gelmektedir. Bunun için su kaynaklarının evsel ve endüstriyel atık sularla kirlenmesinin önüne geçilmelidir. Halk, su kirliliğinin tehlikeleri ve su kirliliğini önleme konusunda eğitilmelidir.

Hava

Sağlıklı bir yaşam için solunan havanın temiz olması gerekir. Havada normal koşullarda %78 azot, %21 oksijen ve %1 oranında argon, karbondioksit, neon, helyum gibigazlar ve %1-3 oranında nem bulunmaktadır. Bu maddelerin oranındaki değişme veya havaya başka maddelerin yoğun biçimde karışması hava kirliliğine neden olmaktadır.

Hava özellikle endüstrisi gelişmiş toplumlarda, endüstri tesislerinin yoğun olduğu yerleşim merkezlerinde çeşitli nedenlerle kirlenmektedir. Örneğin fabrikalardan, maden ocaklarından, yakıt olarak taş kömürü ve linyit kullanan fabrika ve evlerden, elektrik üreten tesislerden motorlu araçların egzoz gazlarından çıkan karbonmonoksit, kükürt dioksit, flor, klor ve toz gibi zararlı maddelerle kirlenmektedir.


İnsanın temel gereksinimlerinden biri olan havanın zararlı maddelerle kirlenmesi insan sağlığını olumsuz yönde etkilemekte ve birçok sağlık sorununun özellikle solunum sistemi hastalıklarının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Havada bulunan bazı kimyasal maddelerin akciğer kanserini hızlandırıcı etken olduğu bilinmektedir.

Üst solunum yollarının irritasyonu sonucu tahriş öksürüğü, alerjik astım, gözlerde tahriş ve deride irritasyon ve dermatitler hava kirliliğinin neden olduğu sağlık
sorunlarındandır. Ayrıca yaşlılarda, kalp ve solunum sistemi hastalığı olanlarda, bebeklerde hassasiyeti artırarak ani ölümlere yol açabilir.

İklim

Geniş bir bölge içinde ve uzun yıllar boyunca değişmeyen ortalama hava koşullarına iklim denir. İklim, coğrafi ortamın oluşması ve şekillenmesi ile insanların yaşantı ve etkinlikleri üzerinde önemli rol oynar. Örneğin bir yerdeki doğal bitki örtüsü, akarsuların özellikleri insanların yaşam tarzları, konut tipleri ve ekonomik etkinliklerinin türü iklimin kontrolü altındadır.

Küresel Isınma

İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresel ısınma denir. Son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit ve metan gazlarının atmosferde yığılması, dünyanın ısınmasına ve iklim değişikliklerine neden olmaktadır.

Küresel ısınma nedeniyle kutuplardaki buzullar erimekte, aşırı yağışlardan seller oluşmakta, deniz seviyeleri yükselmekte ya da yağış olmaması sonucu kuraklık ve çölleşme olmaktadır. Bu da dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olmakta, insanlarda cilt, göz, solunum sistemi ve dolaşım sistemini etkilemektedir. Sivrisinekler gibi vektörlerin de artması bulaşıcı hastalıkların oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

Toplum Sağlığını Etkileyen Fiziki Çevre Faktörleri Nelerdir ?



Toprak

Hava ve su gibi canlıların yaşaması için vazgeçilmez unsurlardan bir diğeri de topraktır. Toprak, bitki örtüsünün beslendiği kaynakların ana deposudur. Toprağın endüstriyel ve kentsel atıklar, tarım alanlarında kullanılan kimyasal gübreler, egzoz ve baca gazları havadaki su buharı ile birleşerek oluşturduğu asit yağmurları toprağın kirlenmesine neden olur. Toprağın kirlenmesini önlemek için evsel atıklar, kanalizasyon, fabrika atıkları, kimyasal maddeler gibi kirleticilerin kontrolsüzce toprağa bırakılmasını engellemek gerekmektedir.

Çevre şartlarına dayanıklı olan bakteriler ve parazitler toprakta bol miktarda bulunur. Toprakla temas sonucu bu bakteri ve parazitler insanda tetanos, gazlı gangren ve paraziter hastalıklara neden olur.

Barınaklar

İnsanın yaşam alanları ve ömürlerinin büyük bir bölümü geçirdiği ev, okul, iş yeri, hastane, kütüphane vb. barınaklar, dış etkenlerden korunmak ve güvenli bir ortam sağlamak amacıyla inşa edilir. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı barınaklar inşa edilmelidir. Barınakların inşasında yeterli aydınlatma, havalandırma, ısıtma, yalıtım ve izolasyon sistemlerinin kurulmasına özen gösterilmelidir. Barınakların güneş ışığı almasına ve ferah olmasına dikkat edilmelidir.

Atıklar

Atık sular ve katı atıklar çevreyi en çok kirleten etmenlerdir. Nüfus artışı, alt yapısız ve sağlıksız kentleşme sonucu konu daha da önem kazanmaktadır.

Atık Sular: Evsel kullanımdan ve endüstriden kaynaklanan kullanılmış sulardır. Kanalizasyonu olan yerlerde atık sular şebekenin sonunda arıtıldıktan sonra alıcı ortamlara deşarj edilmelidir.

Katı Atıklar: Kentlerde çöpler, köylerde ise çöplerle beraber gübreler pis kokusu, görünüşü ve karasineklerin üremesi ile birçok bulaşıcı hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur. Çöplerin evlerde uygun kaplarda biriktirilmesi, belirli aralıkla (her gün) alınması, toplanan çöplerin mevzuatlara uygun bir şekilde bertaraf edilmesi gerekir.

Çöpler içindeki cam, metal, kâğıt gibi maddelerin tekrar kullanılmak üzere ayrılması, geri kalan organik atıklardan gübre olarak yararlanılması veya depolanması en iyi yöntemdir. Kırsal bölgelerde hayvan dışkılarından gübre ve tezek yapılarak katı atıklar yok edilmektedir.


Radyasyon

Radyasyon, en önemli fiziki çevre faktörleri arasında kabul edilmektedir. Radyasyon kaynaklarının kontrollü kullanılmaması ve radyoaktif madde içeren atıkların özel önlemlerle uzaklaştırılmaması sonucu çevreye, toplum sağlığına ciddi zararlar verecek düzeyde sıvı ve gaz hâlinde radyasyon yayılması, radyoaktif kirliliğe neden olmaktır.

Radyasyon kaynakları, tabii ve yapay olabilir. Tabii kaynaklar, uzaydan gelen kozmik ışınlar ve dünyada var alan tabii radyoaktif elementlerdir. Yapay kaynaklar, nükleer reaktörler, tıpta ve endüstride kullanılan x ışınları makineleri (röntgen) yine tıpta, tarımda ve endüstride geniş ölçüde kullanılan radyoaktif izotoplardır. Ayrıca, nükleer parçalanma veya birleşme sonucu ortaya çıkan enerji, termik santrallerde, gemilerde ve savaş aracı (nükleer bomba) olarak kullanılmaktadır.

Radyasyonun insan sağlığına verdiği zararlı etkilerin başında kanser gelmektedir. Lökosit sayısının düşmesine ve antikor sentezinin yavaşlamasına neden olarak enfeksiyonlara direnci azaltır. Genetik yapıyı bozarak mutasyona neden olur ve doğacak çocuklarda sakatlıklar meydana getirir. Bu durum, gelecek kuşakların sağlığı bakımından önemlidir.

Radyoaktif kirlenmeye neden olan en büyük etken, nükleer güç reaktörleridir. Bu reaktörlerde zamanla birikmiş olan çok miktarda radyoaktif madde kaza sonucu çevreye yayılır, ölümlerle birlikte kuşaklar boyu sürecek ciddi sağlık sorunlarına neden olur (Yakın tarihimizde tanık olduğumuz Çernobil kazası birçok insanın ölümüne ve birçok ciddi sağlık sorunlarına neden olmuştur.).

Gürültü

İnsanlar üzerinde olumsuz etki yapan ve hoşa gitmeyen seslere gürültü denir. Gürültü, desibel cinsinden ölçülür. 65 desibelden yüksek sesler gürültü olarak kabul edilir.

Dünya çapında en yaygın gürültü türü, ulaşım sistemlerinden kaynaklanır. Motorlu araçların yanı sıra uçak ve demiryolu araçlarının yarattığı gürültü de önemli bir yer tutar. Sürücülerin yersiz ve zamansız korna çalmaları ve belediye hudutları içerisinde bulunan endüstri bölgelerinden çıkan gürültüler, meskenlerde televizyon ve müzik aletlerinden çıkan yüksek sesler, zamansız yapılan bakım ve onarımlar ile bazı iş yerlerinden kaynaklanan gürültüler insanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz yönde etkilemekte, fizyolojik ve psikolojik dengesini bozmakta, iş verimini azaltmaktadır. Ses kirliliğinin insan üzerindeki etkilerini; geçici veya sürekli işitme bozuklukları, kan basıncının artması, dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma, kalp atışlarında yavaşlama, davranış bozuklukları, aşırı sinirlilik ve stres, iş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması gibi insan sağlığına olumsuz etkileri vardır.