Endokrin bezlerde hormonların salgılanmasını başlatan ya da durduran uyarılar şunlardır:

– Kandaki madde (protein, karbonhidrat, yağ, mineral, su, oksijen) miktarının artması veya azalması ,

– Kandaki hormon miktarına göre endokrin bezlerin birbirini etkilemesi veya etkilememesi ,

– Çevresel değişikliklerin ya da koşulların organizmayı etkilemesi veya etkilememesi,

– Sinir sisteminin organizmanın ihtiyacına göre endokrin bezleri etkilemesi veya etkilememesi ,

– Genetik yönelime göre endokrin bezlerin etkilenmesi veya etkilenmemesi.

Hormon Salınımının Düzenlenmesi


İnsan vücudunun bir denge içinde yapılanması ve işlev yapması, hormonların organizmanın ihtiyacı oranında sentezlenmesine ve salgılanmasına bağlıdır. Çünkü hormonların ihtiyaçtan fazla ya da az salgılanması hastalık nedenidir. Bu nedenle endokrin bezlerde sürekli hormonal düzenlemeler yapılarak hormonlar organizmanın ihtiyacı oranında salgılanır. Hormonal düzenleme organizma içi ve dışı uyarılara dayanır.

Tüm bu uyarıların değerlendirilmesi, beyni hipotalamus bölümünde yapılır. Çünkü hipotalamus iç organların ve dokuların otomatik çalışmasından sorumlu kontrol merkezidir. Hipotalamusta vücudun su dengesini, kan basıncını, besin (protein, karbonhidrat, yağ, mineral) metabolizmasını, ısısını, uyku ve iştah durumunu düzenleyen merkezler bulunur. Organizmada iç dengenin düzenlenmesine yönelik tüm uyarılar duyurucu nöronlarla sinyaller (impuls) halinde hipotalamustaki bu merkezlere bildirilir. Hipotalamus aldığı bildirimlere göre, organizmanın hormon ihtiyacını da değerlendirir. Hipotalamus organizmanın ihtiyaç duyduğu hormonlara göre, kendisine ait uyarıcı faktörü salgılayarak hipofiz bezini uyarır. Hipofiz bezi ide hipotalamusdan aldığı uyarılara göre, vücuttaki diğer endokrin bezleri ya da hücreler stimule edici hormonları salgılar.

Sonuç olarak vücuttaki diğer endokrin bezler hipofize ait stimule edici hormonların uyarısı ile kendilerine ait hormonlar salgılar. Böylece endokrin bezler, organizmanın madde ihtiyacına dayalı olarak başlayan uyarılar zinciri ile hormon salgılamış olur. Ancak organizmanın ihtiyacı giderilince uyarılar kesilir ve hormon salgılaması durur.

Organizmanın hormon ihtiyacını gidermeye ve dengelemeye yönelik olarak oluşan uyarılar zincirine geri bildirim mekanizması denir. Hormonal düzenlemede geri bildirim mekanizması pozitif ya da negatif yönde gelişir. Hormonların salgılanmasını sağlayan uyarı zincirine pozitif geri bildirim, hormonların salgılanmasını durduran uyarı zincirine ise negatif geri bildirim adı verilir. Pozitif ya da negatif yöndeki geri bildirimler birbiri ardı sıra devam ettirilir. Geri bildirimi başlatan uyarılar, organların yapılarında bulunan kemoreseptör (kimyasal maddeye duyarlı) ya da baroreseptör (basınca duyarlı) hücreler tarafından alınır ve sinyaller halinde hipotalamusa sürekli iletilir.

Hormonlar belirli bir düzen içinde salgılanır. Salgılanma düzeni, sinir sistemi ile negatif ve pozitif geri bildirim mekanizmalar ile kontrol edilir. Kandaki hormon konsantrasyonu o hormonu salgılayan bezi uyarır. Bez kanda bulunan hormon seviyesine göre cevap verir. Kandaki hormon seviyesi normalin altında ise hormon salgılanması artar. Normalin üstünde ise hormon salgılanması azalır.

Örneğin; boyunda bulunan paratiroid bezinden salgılanan hormon kandaki kalsiyum seviyesini düzenler. Şayet kandaki kalsiyum seviyesi düşerse paratiroid bezi uyarılır ve parathormonu salgılanması artar, böylece kandaki kalsiyum seviyesi yükselir. Şayet kanda kalsiyum seviyesi normalin üstünde ise aynı şekilde paratiroid bezleri uyarılır ve zıt etki yaparak parathormon salgılanması yavaşlar. Endokrin bez, uygun bir şekilde uyarılmazsa hormon salgılanması anormal olur. Bu durum kendini iki şekilde belli eder:

– Hiposekresyon: Bezin hormon salgısı düşer ve hedef hücrelerin ihtiyacı olan uyarılma gerçekleşmez.

– Hipersekresyon: Bezin hormon salgısı normalin üstünde olur ve hedef hücreler çok fazla uyarılır.