Toplumda müşterek olan inançların yargılar ve temsiller bütününe zihniyet denir. Buna göre zihniyet kavramına , yani o toplumda hakim olan düşüncelere ;

a) Dini inanışlar

b) Sosyal yaşam

c) Ekonomik yaşam

d) Kültürel unsurlar

e) Toplumsal yaşayışbiçimi

Her sanat eseri yazıldığı dönemin özelliklerini yansıtır. (sosyal ekonomik-siyasal)

Örnek: Araba Sevdası “Yaban -Kiralık Konak “ Şair Evlenmesi-Destanlar( Oğuz Kağan destanı)

Bir metinde, metnin yazıldığı dönemin özellikleri metne sindirilmiş bir şekilde yer alır.Bu özellikler metinle bütünleşir. Bir metni incelerken metinden dönemin zihniyetine ait ipuçları tespit edilir. Metinden dönemin sosyal,siyasi, ekonomik, dini, askeri, sivil unsurlarına ait özellikler saptanarak hakim zihniyet çıkarılır.

Metin ve Zihniyet Nedir Kısaca


OĞUZ KAĞAN DESTANI'NDAN alınan ve Oğuz Han'ın kırk günlükken tasvirini (portresini) yapan şu metne bir göz atalım:

"Öküz ayağı gibi idi sanki ayağı
Kurdun bileği gibi idi sanki bileği
Benzer idi omzu tıpkı samurunkine
Göğsü de yakın idi koca ayınınkine.

Oğuz Han'ın ayağı öküz ayağına, bileği kurt bileğine, omuzu samurun omzuna, göğsü ayı göğsüne benzetiliyor. Bu destanın oluştuğu dönemde Türkler göçebe medeniyeti yaşıyorlardı ve avcılıkla geçiniyorlardı. Tabiatla iç içe olan toplumların benzetmeleri de tabiattaki güçlü varlıklarla ilgili olacaktır elbet. Bu bakımdan eserin yazıldığı dönem göz önünde bulundurulursa bu benzetmelerin tabii olduğu görülür.

Edebi eserlerdeki ZİHNİYET dönemlere göredeğişmektedir.

İslam öncesi metinlerde hakim zihniyet olağanüstü fiziki güçlerle donatılmıştır. Destanlar kavimlerin ilk dönemlerine özgü zevk ve anlayışı dile getirir.(Kavmi ve ırki özellikler)

İslamiyet'ten sonraki eserlerde zihniyet yerini dini inanışlara ve kahramanlıklara bırakır.Yani İslami hayat tarzı ve din için mücadele dönemi başlar.

Dini Özellikler

Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı, Tanzimat sonrası yeni bir medeniyet dairesinin içine girer. Doğuya has yaşama tarzından ve edebiyat anlayışından birdenbire Batılı yaşama tarzına ve edebiyat anlayışına geçilir. Böylece Batı dünyasında gelişen edebi akımların etkisi altına girilir. ( aklın ve bireyin dünya ile ilişkisi)

Edebiyatımızda başlayan Doğu-Batı çatışması, hem yaşama tarzında hem de edebi eserin bünyesinde kendini kuvvetle hissettirir. Bu çatışma 1940'lı yıllara kadar en çok işlenen temalardandır.

20.yüzyılın başından itibaren Türk dünyasında görülmeye başlayan milliyetçilik hareketleri, sosyal, bilimsel ve kültürel hayatta yankı bulmuş; edebiyat eserlerinde duru ve sade bir Türkçenin kullanılmasına özen gösterilmiştir. Bu doğrultuda edebiyatımız İstanbul'un sınırları dışına çıkmış, Anadolu'yu konu alan eserler kaleme alınmaya başlamıştır.