Bilmece, Batı Türkçesinin "bilmek" fiilinden türemiş bir isimdir. Halk edebiyatının anonim mahsülleri olan bilmeceleri Prof.Dr. Şürkü ELÇİN şöyle tarif etmektedir. "Bilmeceler, tabiat unsurları ile bu unsurlara bağlı hadiseleri; insan, hayvan ve bitki gibi canlıları; eşyayı; akıl, zeka veya güzellik nevinden mücerred kavramlarla dini konu ve motifleri kapalı bir şekilde yakın-uzak münasebetler ve çağrışımlarla düşünce, muhâkeme ve dikkatimize aksettirerek bulmayı hedef tutan kalıplaşmış sözlerdir."


İlk çağlardan zamanımıza kadar birçok milletlerin halk ve aydın çevreleri ile çocuk topluluklarında daha çok vakit geçirmek, eğlenmek maksadıyla bilmeceler söylene gelmiştir. Aslında bilmecelerin vakit geçirme ve eğlenmenin yanında daha çok bir zeka oyunu, insanı düşünceye sevk eden bir gelenek, ezberini kelime hazinesini artıran ve insanı varlıkların özellikleri üzerinde düşünmeye sevk eden edebi mahsüller olma gibi bir fonksiyonları vardır.


Kocaözü kasabasında çocuklar ve büyükler arasında bilmece sorma geleneği canlılığını sürdürmekle beraber son yıllarda diğer kültürel değerlerde olduğu gibi burada da zamana yenik düşme tehlikesi yaşanmaktadır. Halk arasında bilmeceden ziyade "metel" diye anılan ve yıllara yenik düşmeyerek günümüze kadar gelebilmiş bilmeceler şöyledir.

  • İki taş üstünde bir kara kuş oturur. (Kazan)
  • Gözenek gözenek gözü var
  • Ağa yanında sözü var. (Bal)
  • Küçük burnu, kocaman karnı var. (Nohut)
  • Üstten kesilir, alttan içilir. (Koyun)
  • Açılır kabak gibi, uzanır kavak gibi. (Kuzu dışkısı)
  • Bir gecede kırk yatak gezer. (Pire)
  • Arşın ayaklı, tavşan bıyıklı. (Buğday Başağı)
  • Gece hatun, gündüz toktaba(Süpürge)
  • Ben beslerim, o süsler. (Çiçek)
  • Ak koyun okşar, birbirine çokşar (Diş)
  • Bal ile badem, ne güzel Adem, (Ceviz)
  • Çarığı çattım, bacadan attım.(Güneş)
  • Daldan dala, kırmızı pala. (Sincap)
  • Dam ardında taş gömülü. (Ayı)
  • Dağdan gelir, taştan gelir, başı püsküllü aslan gelir. (Sel)
  • Duruşu aslan gibi, yatışı kaplan gibi. (Kedi)
  • Yirmi yirmi kırk, arasında ceviz tık.(Baklava)
  • Yol üstünde asker dizili.(Karınca)
  • Her yeri tutar, suyu tutmaz. (Kar)
  • Ebenin etekleri, süpürür yerleri. (Rüzgar)
  • Ufacık sandık içine un bastık. (Hurma)
  • Başı dağ gibi, içi kum gibi. (Haşhaş)
  • Hay eyledim sıpayı, aştı gitti tepeyi. (Kurşun)
  • Fındık, fıstık duvara kıstık. (Taka)
  • Ben giderim o gider, yanımda tintin eder. (Gölge)
  • İki dereden sel gelir, beş kardeş önüne varır. (Burun)
  • Yedi delikli tohmak, bunu bilmeyen ahmak. (Kafa)
  • Bir dalda bir kuş oturur, her kanadında yüz elli yumurta götürür. (Ceviz ağacı)
  • Gece belâda, gündüz kalede. (Yatak)
  • Allah yapar yapısını, demir açar kapısını. (Karpuz)
  • Dağdan kestim tahtalık, suya attım ağ balık. (Sabun)
  • Bir sekiye yığlışırlar, Allah diye çığrışırlar. (Kavurga)
  • El yatar, Ellez oturur. (Soba)
  • Dağa gider serilir, eve gelir dürülür. (Örme)
  • Sıra sıra odalar, birbirini kovalar. (Tren)
  • kolu var ayağı yok, karnı var canı yok. (Ceket)
  • Kara öküz yatar, sarı öküz kalkar. (Ateş)
  • Hanım içerde, saçı dışarda. (Mısır)
  • Hayadım huyadım, ananım önüne dayadım. (Yayık)
  • Yuvarladım yumak oldu, geldi bize konak oldu. (Çadır)
  • Anası şişman, babası uzun. (Soba)
  • Kızı güzel, oğlu gezer. (Ateş ve Duman)
  • Benim bir oğlum var adı aşır, bulduğunu bana taşır. (Kaşık)
  • Ağaca çıkar adam değil, semeri var eşşek değil. (Salyangoz)
  • Altı tahta üstü tahta, içinde bir kara kahpe. (Tosbağa)
  • Ayağa aldım, üstüne saldım. (Çorap)
  • Benim dam dolu deyneğim var, hiç biri ele alınmaz. (Saman)
  • Benim bir oğlum var, iki kılıcı var. (Loğ taşı)
  • Benim bir kilimim var yaz solmaz, kış solmaz. (Ardıç)
  • Burdan baktım kaba saba, yanına vardım kenger baba. (Yığın)
  • Çarığı çattım, iki kulak taktım. (Terazi)
  • Dal üstünde sarı tayın. (Ayva)
  • Dam ardında dana bağlı gittim geldim gene bağlı. (Loğ taşı)
  • Yol üstünde yağlı kayış. (Yılan)
  • Yol üstünde kırmızı tellik. (Kızılcık)
  • Dut ağacını oyarlar, içine mâni koyarlar. (Saz)



ELÇİN, Prof.Dr.Şükrü; Halk Edebiyatına Giriş Akçağ Yayınları Ank.1994 s.670

Totaba: Hizmetçi

Örme: Kıldan yapılan sicim