Dünya'da yaşanan fiziksel savaşları aratmayacak kadar büyük bir sava daha yaşanıyor. Dünya üzerindeki tüm dinler evrim teorisi tarafından tehdit ediliyorlar. Her ne kadar ülkemizde bu tehdidi pek hissetmesek de, yurtdışında olaylar öyle bir boyutu geldi ki, kimi zaman "Allah'a inanıyorum" diyebilmeniz için, bulunduğunuz mevkiyi gözden çıkarmanız gerekmektedir. Dünya'nın en büyük üniversitelerinde artık inanç diye kavram tartışılmıyor bile. Abarttığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz, şuan bilim dünyasının önde gelen hemen hemen tüm şahsiyetleri evrim teorisinin tartışılmaz bir gerçek olduğunu savunuyorlar.


Aslına bakarsanız durumun bu hale gelmesi garip bir durum değil. Zaman geçtikçe bilim yeni bilgilere ulaşır ve eskileri bir kenara atar. Doğruluğunu kabul ettiğiniz ne varsa, bir gün geçerliliği yitirebilir. Veriler ve ortaya çıkan sonuçlar o günün kabul edilen doğruları ile örtüşüyorsa, yani kanıtlanabilir bir bilgi varsa, eski bilgiler çöpe atılır.


Bahsettiğim durum din ile de ilgilidir. Hangi din olursa olsun, gün gelir de bilim o dinin inançlarının gerçekleri temsil etmediği, dinin öğretilerinin bilim ile ters düştüğünü kanıtlarsa, bilime yenik düşen bu din yok olmaya mecbur kalacaktır. Ünlü evrim savunucusu Richard Dawkins'in söylediği gibi, "ne yaparsanız yapan tanrı evrime yenilecektir."


Buraya kadar kafama yatmayan hiçbir şey yok. İnançlı bir insan olarak ön yargılı olmayıp durumu bu şekilde değerlendirebiliyorum.

Fakat olaylar karşıdan göründüğü gibi masum değil. Görünüşe göre, din ile bilim arasında bir çekişme var. Anlaşılır bir durum. Ama olaylara dikkatli baktığınızda savaşın din ile bilim arasında değil de, din ile dinsizlik arasında olduğunu çok net görebiliyorsunuz.

Bazı çevrelere göre bilimi dinsizlik doğurdu. Bunu açık açık söyleyemeseler de savundukları düşüncelerden bunu hemen anlayabiliyorsunuz. Bir adam yaratıcıya inanıyorsa, o adamın bilgilerine güvenilmez anlayışı var şu anda. Gerçek bilim adamının yaratıcı ile işi olmaz, gerçek bilim adamı verileri değerlendirir ve açıklamalarını dünya üzerindeki bilimsel veriler, yasalar ve kabuller çerçevesinde yapar. Evet, şuan bilim dünyasının büyük bir kesiminde bu görüş ağır basıyor.

Durumun böyle olmasındaki en büyük sebep de evrim teorisi. Yazımın başında dediğim gibi evrim teorisini önyargılı olmadan değerlendirmeye çalışıyorum. Evrim teorisi, canlılar tekbir atadan geldiğini savunuyor. Çok detaya girmeden durumu analiz edersek; büyük patlamadan sonra dünya ve yaşam koşulları oluştu. Daha sonra protein, daha sonra hücre, daha sonra organizmalar ve organizmalardan da diğer canlılar oluştu. Oluşum mutasyonla, soyun devamı da doğal seçilim ve benzeri yollarla oluştu. Yaşam koşullarına ayak uydurabilenler soylarını devam ettirdiler, koşullara ayak uyduramayan canlılar yok oldular.

Kabaca evrimin yaşam üzerindeki yorumu budur. Tabii ki evrim teorisi bu kadar basit bir teori değil, fakat en basit haliyle evrimi bu şekilde açıklayabiliriz.

Evrim teorisi bilimsel olarak kanıtlanamadığı için halen teori olarak devam etmektedir. Neden bu zamana kadar kanıtlamadığı sorusunun cevabı da oldukça basittir. Evrim teorisi milyonlarca yılı içine alan bir teoridir. Yani evrim teorisinin çalışma alanı oldukça büyük. Açıklanması gereken o kadar çok soru var ki, şu anda evrim teorisi bebeklik zamanlarını bile yaşamıyor. Zaten evrim savunucuları da bunu dile getiriyorlar. Zaman geçtikçe yeni teknikler bulunacak, yeni bulgular ortaya çıkacak ve canlıların yapısı hakkında daha detaylı bilgilere ulaşılacak. Bu gelişmelerle evrim teorisi olgunlaşacak ve yaşamın nasıl başladığını ve nasıl devam ettiğini daha açık bir şekilde ortaya koyacaktır.

Birçoğumuz farkında değiliz fakat şuan dünya üzerinde araştırma bazında en fazla para harcanan konu yaşamın başlangıcının açıklaması yani evrimdir. Bilim dünyası gayet normal olarak bu araştırmaları yapıyorlar. Yaratıcı kavramının olmadığını ve elle tutulur tek teoride evrim teorisi olduğundan dolayı, bu araştırmalar sanki evrim teorisini güçlendirmek ve doğruluğunu kanıtlamak için yapılıyormuş gibi algılanıyor ve servis ediliyor. İşte ben buna çok kızıyorum....

Dünyayı, oluşumunu, evreni ve aklımıza gelebilecek her konunun bilimsel olarak araştırılması insanlık ve gelişimi için çok önemlidir. Ne kadar çok bilgiye sahip olursak o kadar çok ve hızlı ilerleyebiliriz. Bu dünyada bilim yapılmasına karşı çıkacak tek bir insanın olduğuna bile inanmıyorum. Din, dil, renk vs. hiç fark etmez, herkes bilimin ilerlemesini ister. Fakat, şuan öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, evrim teorisi=bilim olarak lanse ediliyor. Evrime inanmıyorsan bilimin karşısındasın demek oluyor. Bilimsel olarak kanıtlanmamış bir teoriye inanma zorunluluğu getiriliyor. Ve bu teori daha emekleme aşamasında. En basitinden şu şekilde bir cümle kurabilirsiniz; bir bilginin bilimsel olarak kabul görebilmesi için gözlemlenebilir olması gerekiyor. Evrimi gözlemleyebilmiş tek bir kişi var mı?

Bu soruya da çok basit cevap veriyorlar. Evrim için milyon yıl gerekli. Eee o zaman bize gerçeği net olarak gösterebilecek olan kanıtlara yani fosillere bakalım. Eğer evrim olduysa yani türler arası geçişler olduysa mutlaka bununla ilgili fosiller olacaktır. Bilim dünyasında "ara geçiş formları" olarak adlandırılan, yani bir türden başka bir türe geçerken ölmüş canlıların fosilleri, evrimin olup olmadığına dair en sağlam bilgileri vereceklerdir. Yanlış hatırlamıyorsam bu zamana kadar bulunmuş 300 milyona yakın fosilden evrime kanıt olabilecek bir fosil yokmuş. Evrimcilerin elinde sadece 7-8 adet ara geçiş formu olabilecek fosil varmış. O da kesin değil sadece olabilirmiş. Omurgasız bir yapıdan omurgalı bir yapıya geçerken ölmüş ve bulunmuş adam akıllı bir fosil bile yok. Örnek olarak gösterdikleri bir kaç fosilinde ara geçiş formu olmadığını kısa sürede kanıtlamışlar.

Tam tersi, bu zamana kadar bulunan fosiller evrimin olmadığını kanıtlıyorlar.

2 - Evrim Teorisi ve Din

150 milyon yaşında bir deniz yıldızı fosili.

3 - Evrim Teorisi ve Din

400 milyon yaşında bir köpek balığı fosili.

Daha neler neler. Bu şekilde binlerce hatta milyonlarca fosil var. Fosillere göre canlılar evrim geçirmemişler. Çoğu aynı yada çok az bir değişim geçirerek günümüze kadar gelmişler. Yaşanan değişimler de tür değişimleri değiller. Kuşun gagasının uzaması, balığın boyunun kısalması gibi yaşam koşullarına göre oluşan değişimler. Yani kuş kuş olarak, balık balık olarak kalmış.

Tabii ki bir de evrimci biyologların 0 yaşamdan bu şekilde karmaşık bir yaşamın nasıl oluştuğuna verdikler cevaplar var. Proteinler nasıl oluştu, hücre çekirdeğini nasıl oluşturdular, hücreler nasıl oluştu saymak bitmez sorular... Bu sorulara verilen cevapları anlayabilmeniz için ciddi ciddi tecrübeli bir biyolog olmanız gerekmektedir. Rastlantılar, hatalar, mutasyonlar, dizilimler vs. Ve bu olaylara da kesinlikle böyle oldu diyemiyorlar. Laboratuvar şartlarında yapılan araştırmaların sonuçlarına göre, şu kadar zaman içinde şu şartlarda bu olaylar olabilir sonucu çıkıyor. Şu şöyle olursa, bu böyle olursa vs. vs.

Tamam, sonucunda bilimsek araştırmalar. Koca koca kitapları yemiş yutmuş insanların yaptığı bu araştırmalar tabii ki çok önemliler. Fakat kesinliği kanıtlanmış bir teori için bu kadar ısrar ve baskı ne? Kesinlikle evrim oldu demenin manası ne? Bu yaptığınız bilim mi, yoksa evrim fanatikliği mi?

Şuan resmen evrim fanatikliği yapılıyor. Evrim teorisinde bu kadar açık olmasına rağmen olduğuna inanmamız isteniyor. Bunun adı kesinlikle evrim değil. Bunun adı resmen propaganda. Artık neyin, hangi inanış veya örgütün propagandası ise...

Yani artık ciddi ciddi şüphelenmeye başladım. Bu elmas kırmızı değil ama sen kırmızı olduğunu düşün gibi bir şey bu. Tamam siz inançları biliminize karıştırmayın. Fakat Allah inancını da yıkmak için bilimi kullanmayın. Bilimi, bilim yapmak için yapın. Bilimi Allah inancını yok etmek için yapıyorsanız ve ben bunu fark edersem, mezardan babam gelse inanmam. Zaman makinesi yapıp geçmişten kanıt getirseniz yine de inanmam size.

Richard Dawkins'ın bir görüntüsünü izledim. Müslümanların okuduğu bir okula gidip okul, öğrenciler ve öğretmenleri hakkında araştırma yapıyor. Öğrencilere ve öğretmenlerine evrimi soruyor. Tabii ki çocuklar ve öğretmeni inanmadıklarını söylüyorlar. Müslüman bir kişinin evrimi kabul etmesini bekleyemezsiniz. Çocukların verdiği cevap karşısında adam öyle bir tepki veriyor ki, o kadar şaşırıyor ve o kadar hayal kırıklığına uğruyor ki, sanki dünyanın yuvarlak oluşunu kabul etmemişler gibi onlara zavallı, cahiller tarzı bir yaklaşımda bulunuyor ve kızıyor. Sanki evrimi Richard Dawkins yapmış. Adam evrimin gerçekleştiğinden o kadar emin ki, zannedersiniz ki 500 milyon yıl boyunca dünyayı gözlemlemiş, olanları gözleriyle görmüş gibi. Şu ihtimali hiç düşünmüyor ama; ya önümüzdeki yıllarda gelişen teknoloji ve bilim, yaşamın başka bir yolla oluştuğunu ispatlarsa. O zaman nasıl bakacaksın insanların yüzüne. Her neyse, şimdilik burada bitiriyorum. Yeni gelişmeleri yine bu konu altında paylaşacağım.