Türklerin en belirgin özelliklerinden birisi teşkilatçılık yetenekleridir.Bu yüzden tarih boyunca yıkılan bir Türk devletinin , yerine hemen yeni bir türk devleti kurulmuştur.Bunda Türklerin bağımsızlığa olan tutkularıda rol oynamıştır.Dünya da bir veya birkaç Türk devleti var olmuştur.Bu sebeple Türk tarihi bütünlük içinde devam etmiştir.Türk hükümdarları ve yöneticileri "devlet halk için vardır" prensibiyle hareket etmişlerdir.Topraklarını koruyarak , halkı barış ve refah içinde yaşatmak için çalışmışlardır.


Eski Türkler devlete "il" diyorlardı.Siyasi teşkilatlanmanın en üst kademesi devletti.Devlet içinde birleşmiş olan halk "töre" denilen ortak idari ve hukuki düzenle yönetilirdi.Yani , Türk devleti , yurdu koruyan , milleti huzur ve barış içinde yaşatan bir siyasi kuruluştu.

Türklerde bağımsızlık duygusunun temeli , Türk kültüründe yatmaktadır.Bozkırlarda yaşayan Türk , her zaman yer değiştirmek imkanına sahipti.Hürriyetini kaybetme tehlikesi ile karşılaştığında , geçim vasıtası olan hayvanlarını alarak hür ufuklara doğru giderdi.

Türkler hür yaşadıkları topraklarına bağlıydılar.Türklerde ülke ve vatan anlayışı , daima siyasi bağımsızlık düşüncesi ile birlikte yürümekteydi.Eski Türk , yalnız hür ve bağımsız oturabildiği toprağı vatan sayardı.

Hakan:
Hakan , Türk devletlerinde egemenliğin ve siyasi iktidarın en başında gelen unsuruydu.Türk hükümdarları , şanyü , kağan , han , yabgu , ilteber , idi-kut ve erkin gibi ünvanları kullanırlardı.

Hakan olmanın kaynağı ilahi idi.Yani Türk hükümdarına yönetme hakkının Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı.Türk hükümdarı "kut" ile donatıldığı için işbaşına gelebilmekteydi.Ancak kutlu hanedan soyundan olanlar hükümdar olabiliyordu.Bu anlayışa göre , devlet yeryüzündeydi ; fakat iktidar Tanrı'dan geliyordu.
Türk hükümdarı dört şekilde tahta çıkabiliyordu:

1-Hanedan üyeleri arasındaki siyasi ve askeri mücadeleyi kazanan , hükümdar olarak tahta çıkıyordu.Türk tarihinde , tahta çıkmada en çok rastlanan şekil buydu.Mücadele kardeşle kardeş , amca ile yeğen , baba ile oğul arasında olabiliyordu.Türk kültüründe anne ve babaya itaat esastı.Fakat hükümdar bunun haricinde tutulmuştu.Babasını devirip tahta çıkan hiçbir Türk hükümdarını kamu oyu suşlamamıştır.Buna Mete ve Yavuz Sultan Selim örnek verilebilir.Mücadele ne kadar şiddetli ve ağır olursa olsun halk normal karşılamıştır.Bu sayede devlet yönetimi hükümdar ailesinden en güçlü olana verilmiş oluyordu.

2-Hükümdarın rakipsiz aday olması , kolayca tahta çıkmasını sağlıyordu.Bunun yanında , hükümdar adayının yetenek , bilgi ve güç bakımından çok kuvvetli olması da , onu tahta çıkışta rakipsiz bırakıyordu.Böylece başa geçmesi kolaylaşıyordu.

3-Hükümdarın tahta çıkmasındaki diğer şekil ise seçim usulü idi.Hükümdar ölünce , en yüksek dereceli meclis (kengeş , toy , kurultay , veya meşveret meclisi) toplanırdı.Hanedan üyelerinden birini hükümdar seçerdi.Meclis desteğini alan hanedan üyesi genellikle hükümdar olurdu.

4-Hükümdarın tahta çıkışında uygulanan bir diğer sistemde ekberiyet sistemi idi.Bu sistem uzun süre tartışılmış ancak XVIII. Yüzyıl başında Osmanlı Devletinde kabul görmüştür.Alınan bir kararla ailedeki ekber (en büyük) ve erşed (en sağlıklı) olan kişi hükümdar yapılmıştır.Bu usul Osmanlı Devleti'nin yıkılışına kadar uygulanmıştır.

Gök Tanrı dini , Türk hükümdarına bütün dünyayı yönetme yetkisi veriyordu.Bu anlayış Türk cihan hakimiyeti'ne uzanan felsefenin temelini meydana getiriyordu.Bununla beraber , Türk hükümdarı , sınırsız bir hakimiyete sahip değildi.İdari yetkileri bazı şartlarla sınırlanmıştı.Hükümdarın görevi dağınık boyları toplayıp nüfusu çoğaltmak , halkı doyurmak ve giydirmekti.Türk hükümdarı "gece uyumadan , gündüz oturmadan çalışmakla yükümlüydü.Hükümdar bu görevlerini yerine getirmediği zaman kendisine Tanrı tarafından verilmiş olan kut'un Tanrı tarafından geri alındığına hükmedilirdi.Böylece , hükümdar meşruluğunu kaybeder ve iktidardan düşürülürdü.

Hatun:Hükümdarın eşine verilen isimdir.Türk devletinde hatunlar söz sahibiydiler.Devlet siyesetine yön veren , devlet reisliği yapan , naip olarak devleti yöneten hatunlar görülmüştü.

Meclisler:Asya Hun Devleti'nde devamlı bir devlet meclisi (danışma kurulu) vardı.Ayrıca her yılın 9. ayında genel bir toplantı yapılırdı.Bu toplantıda ordu teftiş edilir , hayvan sayımı yapılır ve memleket meseleleri üzerinde görüşme açılırdı.

Avrupa Hun Devleti'nde de görevi sürekli olan bir "seçkinler meclisi" bulunuyordu.Bu kurulda , yalnız siyasi ve askeri konular değil , ekonomi ve kültür işleri de görüşülüp karara bağlanırdı.

Göktüklerde ve Uygurlarda da bu meclisin yetkileri genişti.Ünlü Göktürk hükümdarı Bilge Kağan , şehirleri surlarla çevirmek ve Taoculuğun yurtta yayılmasını teşvik gibi iki önemli konuyu bu meclise getirmişti.Fakat meclis , başta devlet danışmanı Tonyukuk olmak üzere , bu tekliflere karşı çıkmıştı.Uygurlarda hanedan dışından hükümdar seçilmesi dahi bu meclisin yetkileri arasındaydı.

Millete danışma tarzındaki bu gelenek Oğuzlarda , Hazarlarda , Tuna Bulgarlarında , Peçeneklerde ve Kıpçak-Kumanlarda da devam etmiştir.