Hepimizin kendisine has sorunları var, hepimizin kendisine has edinmesi gereken mal mülk yaşam çabası var.

Teknolojinin hep zarar veren kısmıyla ilgilendik..saatlerce bilgisayar başında durup radyasyonu hesaba katmazken, yanımızda cep telefonlarıyla uyumaya başladık. Evimize giren gıda malzemelerinin büyük ve renkli olması, aklımıza estiğinde aldığımız ilaçlar, gıdamızda,uykumuzda, ve yaşam alanlarımızda doğallıktan uzaklaştıkça hastalıklara çok güzel verimli bir zemin hazırladı! İşte o zaman köylerinden çıkıp gelen insanlar 100 tl verip köy kahvaltısı için restaurantlara koşmaya başladı.


Birçok doğa alanını katledip yüksek yüksek binaların yapılmasını izledik keyiflice, gerekliydi bazıları , bazıları da sadece birilerinin cebini doldurma çabasıydı aslında...Yaşadığımız bu topraklarda ne doğduğumuz yerin kıymetini bilebildik, ne de yaşadığımız yere sahip çıkabilmeyi...Bana dokunmayan yılan muhabbetiyle Yılanları da kendi evlerinden ettik.Köpekleri, fareleri , ve karşılaştığımızda çığlık atacağımız ancak doğallığın alt notaları, olmazsa olmaz canlıları da yerinden ettik!


Her canlı yaşama içgüdüsüyle hareket eder, öyle yaratılmışlardır,kendinizden pay biçin,Her canlının sivrisinekten tutun,karıncaya,fillere,domuzlara,yılanlara,akrepl ere ve insanoğluğuna kadar bu evrende bütünlük içinde bir görevi vardır. Bu muazzam çemberde birisini çıkartsanız sistem hata verir. Hatırlarsınız belki kuş gribi gerekçesiyle yok edilen tavukların neye sebebiyet verdiklerini ve küçücük kene yüzünden yaşama veda eden insanoğlunu!


Şimdi yazlık evlerinizde, ya da şifa bulmak için gittiğiniz doğallığını bozmamış tatil yerlerinde, köylerimizde, dağımızda taşımızda yaşamak için şehir yaşantısının alışkanlığı ile kendi yaşama içgüdünüzden kaynaklı , zarar görmemek için yaptığınız ilk şey, yılana,fareye,akrebe,böceklere haşerelere karşı ilaçlama olmuyor mu? Öldürerek yaşamayı seçiyoruz çoğu zaman! Bahçemize açılan deliği ve yan tarafında birikmiş toprak öbeğine baktığımızda köstebeğe hayıflanacağımıza doğanın müthiş dengesini hatırlayıp ,bencillik yapmadan düşünebilsek, hatta sevimli bulabilsek yani sevebilsek bütünüyle evreni bulacağımız çözümler eminimki zehirli kimyasal maddeler içeren koruma yöntemleri olmayacaktır. Yaşayan her canlının zehiri ve zararıyla birlikte bu dünyada bu iklimde ve yaşam alanında bir görevi dengesi vardır. Köy ortamlarından kopmamış kişilerin aldıkları doğal yöntemlerle ürününe ve kendilerine zarar getirmeden nasıl yaşadıklarını gözlemleyebilirsiniz. Temiz havayı içine çeke çeke sabah ezanında kalkıp toprağıyla ürünleriyle uğraşan kişilere bakın, doğa hareketsizliği ve boşluğu kabul etmez, ev hanımına bir sorun bakalım zamanı nasıl geçiyor ...ya da internete girip saatlerce vakit geçirmek için zaman bulabiliyorlar mı? Birde yaşlarına rağmen nasıl genç göründüklerine bakın, ya da nasıl uzun yaşadıklarını bir düşünün...


Zamanla insanoğlunun ihtiyaçları arttıkça ekosistemin dengesini bozarak ilerlediğimizi, yaşamak için kendi güdüleriyle yaşayan canlıları bütünden saymayıp yuvalarından edip onları kimyasallarla mutasyona uğratıp daha tehlikeli ve zararlı bir konuma kendi kendimize nasıl getirdiğimizi görebiliriz. Kimyasal ilaçlamanın en büyük zararlarından biri de bu ilaçlama sonrasında ölmeyen zararlı canlı takdir edersiniz ki içlerinde en sağlam bağışıklığa sahip olan güçlü biyolojik yapısı olan canlıdır. Siz büyük bir ölçüde zehire tepki gösteren ve zayıf yapıdaki canlıyı topluca katlettiğinizi ve artık kurtulduğunuzu düşündüğünüz sırada, zehirden canlı çıkmış bu dayanıklı canlılar tehlike alarmı çaldığından daha çok üremeye ve çoğalmaya adarlar kendilerini..sonuç tahmin ettiğiniz gibi daha güçlü sağlam bireyler olacaktır. Sistemdeki zayıf halkaları yok ettiniz ancak şimdi daha etkin ve güçlü bir zehire ihtiyacınız var!

Marketten aldığımız tereyağına karıncalar bile rağbet etmezken çocuklarımıza yedirebiliyoruz...anlam ve bağlam kurmak bu kadar kolayken şunu söylemeye çalışıyorum. Dışardan evimize rahatlıkla zehir alıp beslenebiliyoruz farkında olun ya da olmayın, endüstriyel ürünler, teknolojininde devreye girmesiyle ağzımıza attığımız herşeyin görüntü olarak benzeri ;özü olarak fotokopisi oluyor aslında ve biz çoğu zaman ASLIYLA DEĞİL FOTOKOPİSİYLE yetiniyoruz! Elimizde aslında bu kadar doğal ve zengin kaynaklar varken...hem doğal beslenmede...hem temiz havada..hem gece uyurken soluduğumuz odada hem doğada hem bağda bayırda yaşama içgüdüsüyle öldürmeye ve zehirlere başvurmaya alışmış durumdayız..bilinçli ya da bilinçsiz hiç farketmez!

Karşılaştığınız sorun ne olursa olsun fizyolojik psikolojik yine bütünden bakın! Kanser hastalarının çoğu küçük yerleşim alanlarına yerleşme imkanları varsa gidiyor..şifayı doğadan alıyor, Psikolojik anlamda ağır bir durum yaşadınız beyninizi artık kontrol edemiyorsunuz ve uzmana gittiğinizde yapılan terapilerde ilgiçtir ki banttan yağmur sesi , ya da dalga sesi dinleyerek rahatlıyorsunuz aldığınız telkinlerle birlikte...Yani sürekli ve sürekli zarar verdiğimiz doğaya yardım için geri dönüyoruz aslında ..bu muazzam çemberde detayları farkedip bütünden bakabilsek çok daha mutlu insanlar olabiliriz belkide...

Canın büyüğü küçüğü olmaz..ve her can yaradılışı itibariyle üstüne düşeni yapar..bizim beyinlerimizde korteksimiz var diye bir üstünlüğümüz yok! Örnek vermek gerekirse insanların 5 duyu organına karşılık kilometrelerce uzaktaki kokuyu alıp takip edebilen köpekler, karanlıkta gece görüşü olan canlılar, depremi bile öncesinde farkedebilen kuşlar,yılanlar böcekler mevcuttur. Bu bizim duymadığıız sesleri duyan görmediğimiz frekansları gören, hissetmediğimiz titreşimleri hisseden canlılara zarar vererek yaşama devam etmeyi tercih ettiğimiz sürece kendimize ayırdığımız yaşam alanında onlarla daha sık karşılaşmamız , biyolojik yapılarıyla oynayıp daha tehlikeli hale getirmemiz mümkündür...Yaşam alanlarını daralttıkça yaşama güdüsüyle yaşayan diğer canlılar sıkıştırdığımız ortamlarda elbetteki mücadele edecektir yaşama tutunmak için.

Teknolojinin zararlı taraflarından keyif aldık demiştim yazının başında, şimdi diyorum ki çevremizde , işyerimizde ya da bize ait olduğunu düşündüğümüz alanlarda istemediğimiz canlılardan korunmak için kimyasal zehirler yerine onlara zarar vermeden uzaklaştıran bir yöntem var, ve bu yöntem teknolojinin bize sağladığı en çevreci, en bütüne saygı gösteren,en zararsız ve etkili yöntem diyorum! Ultrasonic ses dalgalarıyla çalışan ürünleri kullanmak , sadece hedef canlının algıladığı ses ve titreşimlerle o canlıyı yok etmeden bulunduğu ortamdan uzaklaştırmayı hedefler...Bizim de istediğimiz bu değil mi? Depremi öncesinden sezen hayvanların telaşını bir düşünün, bu ürünlerin çalışma şeklide onlara sunni deprem algısı yaratmakta ve bulundukları ortamın tehlikeli olduğu sinyalini vermekte...

Yoketmeden beraber yaşayabileceğiniz bir dünya sunuyor size en azından sizin elinizden geldiğince yapabileceğiniz ufak,kullanımı kolay ve etki alanı yüksek teknolojinin en zararsız ürünü kullanmanızı, ve bütünlük bilincine sahip olmanızla hayatınızdaki bir çok olumlu gelişmelere sebep olacağına inanıyorum. Bu bir reklam yazısı değil ... herhangi bir ürünün rant savaşı hiç değil...Bu ağzınızdaki sakızı yere attığınızda, bol bol deodarant kullanımında, eve getirdiğiniz ne olduğu belli olmayan GDOlu ürünleri yediğinizde, her yeri dağ taş yapılmış bir şehirde dolaşan sokak köpeklerinin toplu halde öldürülmesini izlediğinizde, denizlerimizi kirlettiğimizde, ve haşere diye adlandırılan istenmeyen hedef canlı grubu için havaya sıkılan kimyasallarda, hem kirleterek hem yok ederek hemde sunni yaşadığımız bütün ortamlarda düşünmenizi istediğim bir yazı!

Kendi bulunduğunuz alandan biraz dışarı çıkın, oturduğunuz apartmana yukardan ve dışardan bakın, sonra şehre,sonra ülkenize en nihayetinde dünyaya...biraz Bütünü düşünün ..Dünyaya yukardan bakarken; hangi kıtalarda hangi yaşamlar oduğunu görün...biraz doğal dengeyi imgeleyin ve gerçekten bu evrende birlikte yaşadığınız milyarlarca canlı çeşidiyle birlikte...bir birey olarak nasıl bütünde denge sağladığınızı farkedin...

Alacağınız hizmette, giyeceğiniz kıyafette, yiyeceğiniz gıdalarda hatta insanoğluyla ilişkilerinizde bile seçim yaparken en doğalını en sadesini bulun ... Fotokopisi ile değil ASLI ile yaşayın..



FALCON ELEKTRONİK